Konu: Anlamlı Yazılar  (Okunma sayısı 54923 defa)

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 18.304
  • Teşekkür 129108
    • Çevrimdışı
  • # 24 Şub 2019 20:26:35
KENDİ HAYATINIZI KENDİNİZ YÖNETİN

       Daha güzel ve daha keyifli yaşanan, yaşandıkça iyileştirip güzelleştiren, bilgeleştirip dinginleştiren; iyimser, üretken ve sevecen; endişesi az, güvenliği sınırsız, sağlığı sorunsuz daha iyi bir hayatınız olsun istiyor musunuz? 

       Sevgi dolu, keyif yüklü, az eleştirip çok öven; beden-ruh-akıl sistemi tıkır tıkır işleyen biri olmayı özlüyor musunuz? Bu iki soruyu ‘evet’ diye yanıtlıyorsanız siz bu yazıyı daha dikkatli okuyun! Çünkü bütün bunların gerçekleşmesi herşeyden önce size bağlıdır. 

       HAYATINIZI etkileyen, yaşam kalitenizi, sağlık-sağlamlık düzeyinizi belirleyen en önemli şeyin ne olduğunu hiç düşündünüz mü? Size kendinizi iyi daha iyi hissettiren, bedeninize ve ruhunuza iyi gelen; keyif huzur coşku veren şeyleri art arda yazın deseler nasıl bir sıralama yapardınız? Genetik mirasınız, yaşam tarzınız, alışkanlıklarınız, seçimleriniz, endişeleriniz, beklentileriniz... Size iyi ya da kötü gelen şeyleri nasıl sıralardınız? 

       Hayatınızı etkileyen en önemli şeyin ‘siz’ olduğunu bilmelisiniz. Seçimleri yapan da, bu seçimleri bir öncelik sırasına koyup uygulayan veya uygulamayan da sizsiniz. Yedikleriniz içtikleriniz, iyi ya da kötü alışkanlıklarınız, beklentileriniz... Stres yükünüz, uykunuz, olup bitenlere olumlu veya olumsuz bakışınız, sevinçleriniz, kaygılarınız, korkularınızla siz! 

       Kendinize gösterdiğiniz özen, yaşamınıza verdiğiniz önem ve aldığınız sağlık önlemleri ile kalitenizi, sağlık ve sağlamlık düzeyinizi belirleyen sizsiniz. Hayatınıza siz yön veriyor, kararları siz alıyor siz uyguluyorsunuz. 

       ORTA YAŞ ÖNEMLİ 

       Özellikle orta yaşlara adım atarken yaşam tarzı seçimlerinizi gözden geçirmenizde fayda var! Yapılan araştırmalar hipertansiyon, şeker hastalığı, koroner kalp hastalığı, fazla kiloluluk gibi sorunlarla yaşam tarzı ve seçimleri arasında yakın bir ilişkinin olduğunu gösteriyor. 

       Genetik mirasınız ne olursa olsun hayatınızı etkileyen doğru ya da yalnış seçimleriniz hayat kalitenizi belirliyor. Genetik mirasınızın da uygun bir zemin yaratması halinde ‘mahşerin dört atlısı’ diye tanımlanan bu kötü dörtlü çoğu kez, ikili-üçlü, bazen de hep beraber sağlığımızın da yaşam kalitemizin de canına okuyor!.. 

       EN KÖTÜ SEÇİMLER 

       Sigara, alkol, stres ve tükenme derecesine varan yoğun çalışma tarzı, olumsuz, gergin, keyifsiz ev ve iş ortamı en kötü seçimlerdir. Aşırı kalori tüketimine dayalı, yağı ve kolesterolü bol, hayvansal proteini fazla bir yeme içme kültürü de en az bunlar kadar zararlıdır. Tuzun, şekerin fazla tüketilmesi, sebze, meyve, tahıl ve bakliyatın es geçilmesi, kahvaltı ve öğle yemeklerini atlayıp, ağırlaştırılmış akşam sofralarına fazlaca yüklenilmesi de bir o kadar zararlı tercihlerdir. 

       Uyku düzeniniz de altüst olmuş bir halde iseniz işiniz zordur. Özellikle büyük şehirlerde yaşayanlar arasında ‘uyku sorunları’ salgın bir sağlık sorunudur. Uykuya dalma güçlüğünden, uyku bölünmelerinden, erken uyanmalar ya da uykusuz gecelerden yakınanların sayısı hızla artıyor. Uykusuz her gece ömrünüzden bir kaç şeyi çalıyor. 

       TÜKETME ÇILGINLIĞI 

       Olumsuz kötü-streslerinizde bir artış eğilimi var mı? Bunun en büyük nedenlerinden biri de tüketme çılgınlığıdır. Tüketim artışının ekonomiyi olumlu yönde tekileyip etkilemediğini bilmem ama ‘çok tüketme takınıtısı’nın sağlığa iyi gelmediğinden eminim! Sahip olma, eksik kalmama, onu da bunu da ‘bulundurma’ ile tıka basa yaşama ve hızlı yaşam, sadece ekonomik değil ruhsal ve bedensel bir tükenmeye de yol açıyor. Tüketimde sınır tanımayan beklentiler, ruh ve beden sağlığınızı tehdit ediyor. 

       Hayatımız bizim ellerimizde ama ona yeteri kadar önem vermiyor, onu akıllı, bilgili ve yetenekli biri gibi yönetmiyoruz. Özellikle orta yaşlı biriyseniz bu yılı tamamlarken önemli hem de çok önemli bir karar verin! Doğal ve sağlıklı seçimlere yönelin. Hayatınızı iyi yönetin. Sağlığınızı ve yaşam kalitenizi iyi yönde etkileyin! 

       TEMBELLİĞİN RUHSALI İYİ BEDENSELİ KÖTÜ 

       Hareket etmiyoruz! Hareket etmek üzere tasarlanmış olan bedenimizi otomatik bir cihaz gibi kullanıyoruz. Ne kaslarımzı, kemiklerimizi, ne de onlara kan pompalayan kalbimizi veya oksijen sunan akciğerlerimize yeteri kadar yükleniyoruz. Soluduğumuz hava temiz mi kirli mi, tükettiğimiz besinler bedenimize dost mu, düşman mı bilmiyoruz. 

       İYİ YAŞAMAK BİLGELİK İSTER 

       İyi yaşamak : 
       Özel bir ilgi ve birazcık dikkat ister. 
       Bilgi, emek, sevgi ve şefkat ister. 
       ‘Kendi olmak’ ama ‘aynı kalmamak’, ‘çoğalmak’ ama ‘kaybolmamak’ bilinci ister. 
       İyi biri olmak, hep öyle kalmak, kendine de başkalarına da iyi ve güzel bakmak ister. 
       Hayatı sevmek, emek vermek, özen göstermek ister. 
       Gülmek, eğlenmek, üzülüp gözyaşı dökmek ve bunların tümünü kusursuz bir
       samimiyetle ‘sonuna kadar hissetmek’ ister. 

       UNUTMAYIN 

       Mahşerin dört atlısı: 

       Kilo fazlalığı 
       Hipertansiyon 
       Kalp-damar hastalığı veya inme 
       Şeker hastalığı 

       ARABANIZIN KASKOSU VAR, SİZİNSE SİGORTANIZ YOK 

     Sağlığımızı iyi izlemiyor, otomobilimize verdiğimiz önemi ondan esirgiyoruz. Otomobilinizin kaskosu var, sizin sağlık sigortanız yok. Otomobilinizin yıllık kontrollerini yaptırıyor, kendinizinkini erteliyorsunuz! Dinlenmeye, eğlenmeye, kendinizle veya hayatla dalga geçmeye, kısacası tembellik etmeye yeteri kadar önem vermiyoruz. 


Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 18.304
  • Teşekkür 129108
    • Çevrimdışı
  • # 10 Mar 2019 21:10:12
Bir bilge kisi, çölde öğrencileriyle otururken demiş ki; - "Gece ile gündüzü nasıl ayırt edersiniz? Tam olarak ne zaman karanlık başlar, ne zaman ortalık aydınlanır?"

Öğrencilerden biri; - "Uzaktaki sürüye bakarım," demiş, "Koyunu keçiden ayıramadığım zaman akşam olmuş demektir."

Başka bir öğrenci söz almış ve "Hocam" demiş, "İncir ağacını, zeytin ağacından ayırdığım zaman, anlarım ki sabah başlamıştır."
Bilge kişi, uzun süre susmuş. Öğrenciler meraklanmışlar ve "Siz ne düşünüyorsunuz hocam?" diye sormuşlar.

Bilge kişi şöyle demiş; - "Yürürken karşıma bir kadın çıktığında, güzel mi çirkin mi, siyah mı beyaz mı diye ayırmadan ona "bacım" diyebildiğimde ve yine yürürken önüme çıkan erkeği, zengin mi yoksul mu diye bakmadan, milletine, ırkına, dinine aldırmadan, "kardeşim" sayabildiğimde anlarım ki; sabah olmuştur, AYDINLIK başlamıştır..."

ferdem

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 3.858
  • Teşekkür 23157
    • Çevrimdışı
  • # 10 Mar 2019 22:37:05
Bu taşı bu yoldan niçin kaldırmadım ben, bu çiçeğe bu hafta niçin su vermedim ben, şu çocuğun yanağına bir öpücük niçin kondurmadım ben, komşumun kapısını bir kez olsun çalmadım mı ben, alnımı secdeye bir kez olsun koymadım mı ben?

Derken ben. Benlikten sıyrılıyor.

Benlikten sıyrılırken, çiçek açmış badem dalının, kelebek kanadının, su sesinin ve yıldız parıltısının, dostun ve akrabanın, ayak bastığımız toprağın, buğdayın ve zencefilin, yani akşam ezanı ile yeryüzüne yağmur gibi dökülen varoluşun sırlarını fark ediyor.
Arkakapak yazıları, Mustafa KUTLU

sebocan

  • Moderatör
  • *****
  • İleti: 25.590
  • Teşekkür 396205
    • Çevrimiçi
  • # 12 Mar 2019 21:20:17
Babalar aslında en çok kızlarını severler

Ama inanmaz kimse buna
“Yalan” derler“imkansız” derler.
Her nedense kimse çıkıp da “neden?” demez.
Nedendir bilir misiniz?
Çünkü kız babası olmak,
Farklıdır, özeldir bambaşka bir duygusallık verir babalara
Hayatında hiç ağlamayan babalar bile kızlarını ellerine aldıklarında
Tutamazlar göz yaşlarını…
Ama bir taraftan da zordur kız babası olmak.
Bir kız iki evlat demektir.
İki canı birden sırtına yüklenmek demektir.
Çünkü biri iki yapan da kadındır, ikiyi üç yapan da…

Bunu bildiklerinden babalar,
Onların üzerlerine daha da titrerler.
Onlara her baktıklarında annelerini,
Bazen kırdıkları ama her şeye rağmen onları yetiştiren
Annelerini anımsarlar…

Ama bir yandan da koruma iç güdülerine yenilirler
Kızlarına hiçbir şey olmasın
Onlar hiç üzülmesin,
Gözlerinden bir damla yaş gelmesin isterler
O bir damla yaş için koca dünyayı yıkacak olurlar…

Ama bu sevgilerini,
bu bağlılıklarını,
Asla gösteremezler, utanırlar.
Çünkü baba demek; güçlü, çatık kaşlı olmak olarak öğretilmiştir
Onlara…

Gülümsemek isterler o güzel kızlarına gülümsemek…
Ama rolünün dışına çıktıklarını düşünüp
Dönerler eski çatık kaşlı, gergin suratlarına…
Bazen ağlamak isterler
Ama “Erkekler ağlamaz” denmiştir onlara
Yapamazlar bu yüzden saklarlar gözyaşlarını…

İşte böylece her şeyi içlerine atarlar
Kız babaları
Yansıtmazlar asla duygularını…

Ama dayanamazlar gece yarılarına
Ve giderler o güzel kızlarının tatlı şirin odalarına
Uzun uzun bakarlar yüzlerine
Ve bir kez daha hayran olurlar
O muhteşem güzelliklerine
Gündüzleri dokunamadıkları gözlerine, ellerine
Hiç bırakmayacakmış gibi dokunurlar
İçlerindeki duygunun gözyaşlarını boşaltırlar
Ve yavaşça güzel kızlarını öpüp
“İyi geceler” derler
Derinden derinden…

Eğer siz de bir sabah uyandığınızda yanağınızda
Bir damla gözyaşı hissederseniz
Bilin ki babanız o gece de sizi izlemiş
Ve en sonun da “iyi geceler” deyip gitmiştir...

İyi ebeveynler ve iyi evlatlar olmak dileğiyle...

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 18.304
  • Teşekkür 129108
    • Çevrimdışı
  • # 17 Mar 2019 18:02:20
"eğer söyleyecek çok şeyi olan bir kadın susuyorsa sessizliği sağır edici olabilir" bu siyam krallarından birine ait bir veciz.

görüyorum ve arttırıyorum:

söyleyecek çok şeyi olan bir kadın susuyorsa eğer; konuşacak bir şeyi olmadığından değil, susuyorsa eğer; anlatmaya mecali kalmadığı için değil, susuyorsa eğer; kelimeler kifayetsiz kaldığı için değil, susuyorsa eğer; cümleleri tükendiği için değil... sadece, durmaksızın, nefesini dahi tutmuşçasına susuyorsa eğer:

oradaymış gibi görünen, sanki bin yıllardır oradaymış gibi rehavetle ve hiçbir şey olmamış gibi sukunetle duran, aslına bakarsan çoktan sağır olmuş kulaklara inancı kalmadığındandır...

tarkan555

  • Bilge Üye
  • *****
  • İleti: 8.530
  • Teşekkür 8593
    • Çevrimdışı
  • # 17 Mar 2019 18:46:45
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
"eğer söyleyecek çok şeyi olan bir kadın susuyorsa sessizliği sağır edici olabilir" bu siyam krallarından birine ait bir veciz.

görüyorum ve arttırıyorum:

söyleyecek çok şeyi olan bir kadın susuyorsa eğer; konuşacak bir şeyi olmadığından değil, susuyorsa eğer; anlatmaya mecali kalmadığı için değil, susuyorsa eğer; kelimeler kifayetsiz kaldığı için değil, susuyorsa eğer; cümleleri tükendiği için değil... sadece, durmaksızın, nefesini dahi tutmuşçasına susuyorsa eğer:

oradaymış gibi görünen, sanki bin yıllardır oradaymış gibi rehavetle ve hiçbir şey olmamış gibi sukunetle duran, aslına bakarsan çoktan sağır olmuş kulaklara inancı kalmadığındandır...


bu da Siyam kedisi hocam çok asil bir görüntüsü var  :)

beltahas

  • Bilge Üye
  • *****
  • Fizik Öğretmeni
  • İleti: 1.315
  • Teşekkür 5475
    • Çevrimdışı
  • # 17 Mar 2019 19:50:49
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
"eğer söyleyecek çok şeyi olan bir kadın susuyorsa sessizliği sağır edici olabilir" bu siyam krallarından birine ait bir veciz.

görüyorum ve arttırıyorum:

söyleyecek çok şeyi olan bir kadın susuyorsa eğer; konuşacak bir şeyi olmadığından değil, susuyorsa eğer; anlatmaya mecali kalmadığı için değil, susuyorsa eğer; kelimeler kifayetsiz kaldığı için değil, susuyorsa eğer; cümleleri tükendiği için değil... sadece, durmaksızın, nefesini dahi tutmuşçasına susuyorsa eğer:

oradaymış gibi görünen, sanki bin yıllardır oradaymış gibi rehavetle ve hiçbir şey olmamış gibi sukunetle duran, aslına bakarsan çoktan sağır olmuş kulaklara inancı kalmadığındandır...

Çoook doğru hocam...

 

Egitimhane.Com ©2006-2023