Konu: Anlamlı Yazılar  (Okunma sayısı 57079 defa)

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 18.634
  • Teşekkür 131976
    • Çevrimdışı
  • # 24 Şub 2019 20:26:35
KENDİ HAYATINIZI KENDİNİZ YÖNETİN

       Daha güzel ve daha keyifli yaşanan, yaşandıkça iyileştirip güzelleştiren, bilgeleştirip dinginleştiren; iyimser, üretken ve sevecen; endişesi az, güvenliği sınırsız, sağlığı sorunsuz daha iyi bir hayatınız olsun istiyor musunuz? 

       Sevgi dolu, keyif yüklü, az eleştirip çok öven; beden-ruh-akıl sistemi tıkır tıkır işleyen biri olmayı özlüyor musunuz? Bu iki soruyu ‘evet’ diye yanıtlıyorsanız siz bu yazıyı daha dikkatli okuyun! Çünkü bütün bunların gerçekleşmesi herşeyden önce size bağlıdır. 

       HAYATINIZI etkileyen, yaşam kalitenizi, sağlık-sağlamlık düzeyinizi belirleyen en önemli şeyin ne olduğunu hiç düşündünüz mü? Size kendinizi iyi daha iyi hissettiren, bedeninize ve ruhunuza iyi gelen; keyif huzur coşku veren şeyleri art arda yazın deseler nasıl bir sıralama yapardınız? Genetik mirasınız, yaşam tarzınız, alışkanlıklarınız, seçimleriniz, endişeleriniz, beklentileriniz... Size iyi ya da kötü gelen şeyleri nasıl sıralardınız? 

       Hayatınızı etkileyen en önemli şeyin ‘siz’ olduğunu bilmelisiniz. Seçimleri yapan da, bu seçimleri bir öncelik sırasına koyup uygulayan veya uygulamayan da sizsiniz. Yedikleriniz içtikleriniz, iyi ya da kötü alışkanlıklarınız, beklentileriniz... Stres yükünüz, uykunuz, olup bitenlere olumlu veya olumsuz bakışınız, sevinçleriniz, kaygılarınız, korkularınızla siz! 

       Kendinize gösterdiğiniz özen, yaşamınıza verdiğiniz önem ve aldığınız sağlık önlemleri ile kalitenizi, sağlık ve sağlamlık düzeyinizi belirleyen sizsiniz. Hayatınıza siz yön veriyor, kararları siz alıyor siz uyguluyorsunuz. 

       ORTA YAŞ ÖNEMLİ 

       Özellikle orta yaşlara adım atarken yaşam tarzı seçimlerinizi gözden geçirmenizde fayda var! Yapılan araştırmalar hipertansiyon, şeker hastalığı, koroner kalp hastalığı, fazla kiloluluk gibi sorunlarla yaşam tarzı ve seçimleri arasında yakın bir ilişkinin olduğunu gösteriyor. 

       Genetik mirasınız ne olursa olsun hayatınızı etkileyen doğru ya da yalnış seçimleriniz hayat kalitenizi belirliyor. Genetik mirasınızın da uygun bir zemin yaratması halinde ‘mahşerin dört atlısı’ diye tanımlanan bu kötü dörtlü çoğu kez, ikili-üçlü, bazen de hep beraber sağlığımızın da yaşam kalitemizin de canına okuyor!.. 

       EN KÖTÜ SEÇİMLER 

       Sigara, alkol, stres ve tükenme derecesine varan yoğun çalışma tarzı, olumsuz, gergin, keyifsiz ev ve iş ortamı en kötü seçimlerdir. Aşırı kalori tüketimine dayalı, yağı ve kolesterolü bol, hayvansal proteini fazla bir yeme içme kültürü de en az bunlar kadar zararlıdır. Tuzun, şekerin fazla tüketilmesi, sebze, meyve, tahıl ve bakliyatın es geçilmesi, kahvaltı ve öğle yemeklerini atlayıp, ağırlaştırılmış akşam sofralarına fazlaca yüklenilmesi de bir o kadar zararlı tercihlerdir. 

       Uyku düzeniniz de altüst olmuş bir halde iseniz işiniz zordur. Özellikle büyük şehirlerde yaşayanlar arasında ‘uyku sorunları’ salgın bir sağlık sorunudur. Uykuya dalma güçlüğünden, uyku bölünmelerinden, erken uyanmalar ya da uykusuz gecelerden yakınanların sayısı hızla artıyor. Uykusuz her gece ömrünüzden bir kaç şeyi çalıyor. 

       TÜKETME ÇILGINLIĞI 

       Olumsuz kötü-streslerinizde bir artış eğilimi var mı? Bunun en büyük nedenlerinden biri de tüketme çılgınlığıdır. Tüketim artışının ekonomiyi olumlu yönde tekileyip etkilemediğini bilmem ama ‘çok tüketme takınıtısı’nın sağlığa iyi gelmediğinden eminim! Sahip olma, eksik kalmama, onu da bunu da ‘bulundurma’ ile tıka basa yaşama ve hızlı yaşam, sadece ekonomik değil ruhsal ve bedensel bir tükenmeye de yol açıyor. Tüketimde sınır tanımayan beklentiler, ruh ve beden sağlığınızı tehdit ediyor. 

       Hayatımız bizim ellerimizde ama ona yeteri kadar önem vermiyor, onu akıllı, bilgili ve yetenekli biri gibi yönetmiyoruz. Özellikle orta yaşlı biriyseniz bu yılı tamamlarken önemli hem de çok önemli bir karar verin! Doğal ve sağlıklı seçimlere yönelin. Hayatınızı iyi yönetin. Sağlığınızı ve yaşam kalitenizi iyi yönde etkileyin! 

       TEMBELLİĞİN RUHSALI İYİ BEDENSELİ KÖTÜ 

       Hareket etmiyoruz! Hareket etmek üzere tasarlanmış olan bedenimizi otomatik bir cihaz gibi kullanıyoruz. Ne kaslarımzı, kemiklerimizi, ne de onlara kan pompalayan kalbimizi veya oksijen sunan akciğerlerimize yeteri kadar yükleniyoruz. Soluduğumuz hava temiz mi kirli mi, tükettiğimiz besinler bedenimize dost mu, düşman mı bilmiyoruz. 

       İYİ YAŞAMAK BİLGELİK İSTER 

       İyi yaşamak : 
       Özel bir ilgi ve birazcık dikkat ister. 
       Bilgi, emek, sevgi ve şefkat ister. 
       ‘Kendi olmak’ ama ‘aynı kalmamak’, ‘çoğalmak’ ama ‘kaybolmamak’ bilinci ister. 
       İyi biri olmak, hep öyle kalmak, kendine de başkalarına da iyi ve güzel bakmak ister. 
       Hayatı sevmek, emek vermek, özen göstermek ister. 
       Gülmek, eğlenmek, üzülüp gözyaşı dökmek ve bunların tümünü kusursuz bir
       samimiyetle ‘sonuna kadar hissetmek’ ister. 

       UNUTMAYIN 

       Mahşerin dört atlısı: 

       Kilo fazlalığı 
       Hipertansiyon 
       Kalp-damar hastalığı veya inme 
       Şeker hastalığı 

       ARABANIZIN KASKOSU VAR, SİZİNSE SİGORTANIZ YOK 

     Sağlığımızı iyi izlemiyor, otomobilimize verdiğimiz önemi ondan esirgiyoruz. Otomobilinizin kaskosu var, sizin sağlık sigortanız yok. Otomobilinizin yıllık kontrollerini yaptırıyor, kendinizinkini erteliyorsunuz! Dinlenmeye, eğlenmeye, kendinizle veya hayatla dalga geçmeye, kısacası tembellik etmeye yeteri kadar önem vermiyoruz. 


Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 18.634
  • Teşekkür 131976
    • Çevrimdışı
  • # 10 Mar 2019 21:10:12
Bir bilge kisi, çölde öğrencileriyle otururken demiş ki; - "Gece ile gündüzü nasıl ayırt edersiniz? Tam olarak ne zaman karanlık başlar, ne zaman ortalık aydınlanır?"

Öğrencilerden biri; - "Uzaktaki sürüye bakarım," demiş, "Koyunu keçiden ayıramadığım zaman akşam olmuş demektir."

Başka bir öğrenci söz almış ve "Hocam" demiş, "İncir ağacını, zeytin ağacından ayırdığım zaman, anlarım ki sabah başlamıştır."
Bilge kişi, uzun süre susmuş. Öğrenciler meraklanmışlar ve "Siz ne düşünüyorsunuz hocam?" diye sormuşlar.

Bilge kişi şöyle demiş; - "Yürürken karşıma bir kadın çıktığında, güzel mi çirkin mi, siyah mı beyaz mı diye ayırmadan ona "bacım" diyebildiğimde ve yine yürürken önüme çıkan erkeği, zengin mi yoksul mu diye bakmadan, milletine, ırkına, dinine aldırmadan, "kardeşim" sayabildiğimde anlarım ki; sabah olmuştur, AYDINLIK başlamıştır..."

ferdem

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 4.126
  • Teşekkür 24890
    • Çevrimdışı
  • # 10 Mar 2019 22:37:05
Bu taşı bu yoldan niçin kaldırmadım ben, bu çiçeğe bu hafta niçin su vermedim ben, şu çocuğun yanağına bir öpücük niçin kondurmadım ben, komşumun kapısını bir kez olsun çalmadım mı ben, alnımı secdeye bir kez olsun koymadım mı ben?

Derken ben. Benlikten sıyrılıyor.

Benlikten sıyrılırken, çiçek açmış badem dalının, kelebek kanadının, su sesinin ve yıldız parıltısının, dostun ve akrabanın, ayak bastığımız toprağın, buğdayın ve zencefilin, yani akşam ezanı ile yeryüzüne yağmur gibi dökülen varoluşun sırlarını fark ediyor.
Arkakapak yazıları, Mustafa KUTLU

sebocan

  • Moderatör
  • *****
  • İleti: 25.932
  • Teşekkür 409869
    • Çevrimdışı
  • # 12 Mar 2019 21:20:17
Babalar aslında en çok kızlarını severler

Ama inanmaz kimse buna
“Yalan” derler“imkansız” derler.
Her nedense kimse çıkıp da “neden?” demez.
Nedendir bilir misiniz?
Çünkü kız babası olmak,
Farklıdır, özeldir bambaşka bir duygusallık verir babalara
Hayatında hiç ağlamayan babalar bile kızlarını ellerine aldıklarında
Tutamazlar göz yaşlarını…
Ama bir taraftan da zordur kız babası olmak.
Bir kız iki evlat demektir.
İki canı birden sırtına yüklenmek demektir.
Çünkü biri iki yapan da kadındır, ikiyi üç yapan da…

Bunu bildiklerinden babalar,
Onların üzerlerine daha da titrerler.
Onlara her baktıklarında annelerini,
Bazen kırdıkları ama her şeye rağmen onları yetiştiren
Annelerini anımsarlar…

Ama bir yandan da koruma iç güdülerine yenilirler
Kızlarına hiçbir şey olmasın
Onlar hiç üzülmesin,
Gözlerinden bir damla yaş gelmesin isterler
O bir damla yaş için koca dünyayı yıkacak olurlar…

Ama bu sevgilerini,
bu bağlılıklarını,
Asla gösteremezler, utanırlar.
Çünkü baba demek; güçlü, çatık kaşlı olmak olarak öğretilmiştir
Onlara…

Gülümsemek isterler o güzel kızlarına gülümsemek…
Ama rolünün dışına çıktıklarını düşünüp
Dönerler eski çatık kaşlı, gergin suratlarına…
Bazen ağlamak isterler
Ama “Erkekler ağlamaz” denmiştir onlara
Yapamazlar bu yüzden saklarlar gözyaşlarını…

İşte böylece her şeyi içlerine atarlar
Kız babaları
Yansıtmazlar asla duygularını…

Ama dayanamazlar gece yarılarına
Ve giderler o güzel kızlarının tatlı şirin odalarına
Uzun uzun bakarlar yüzlerine
Ve bir kez daha hayran olurlar
O muhteşem güzelliklerine
Gündüzleri dokunamadıkları gözlerine, ellerine
Hiç bırakmayacakmış gibi dokunurlar
İçlerindeki duygunun gözyaşlarını boşaltırlar
Ve yavaşça güzel kızlarını öpüp
“İyi geceler” derler
Derinden derinden…

Eğer siz de bir sabah uyandığınızda yanağınızda
Bir damla gözyaşı hissederseniz
Bilin ki babanız o gece de sizi izlemiş
Ve en sonun da “iyi geceler” deyip gitmiştir...

İyi ebeveynler ve iyi evlatlar olmak dileğiyle...

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 18.634
  • Teşekkür 131976
    • Çevrimdışı
  • # 17 Mar 2019 18:02:20
"eğer söyleyecek çok şeyi olan bir kadın susuyorsa sessizliği sağır edici olabilir" bu siyam krallarından birine ait bir veciz.

görüyorum ve arttırıyorum:

söyleyecek çok şeyi olan bir kadın susuyorsa eğer; konuşacak bir şeyi olmadığından değil, susuyorsa eğer; anlatmaya mecali kalmadığı için değil, susuyorsa eğer; kelimeler kifayetsiz kaldığı için değil, susuyorsa eğer; cümleleri tükendiği için değil... sadece, durmaksızın, nefesini dahi tutmuşçasına susuyorsa eğer:

oradaymış gibi görünen, sanki bin yıllardır oradaymış gibi rehavetle ve hiçbir şey olmamış gibi sukunetle duran, aslına bakarsan çoktan sağır olmuş kulaklara inancı kalmadığındandır...

tarkan555

  • Bilge Üye
  • *****
  • İleti: 8.698
  • Teşekkür 8980
    • Çevrimdışı
  • # 17 Mar 2019 18:46:45
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
"eğer söyleyecek çok şeyi olan bir kadın susuyorsa sessizliği sağır edici olabilir" bu siyam krallarından birine ait bir veciz.

görüyorum ve arttırıyorum:

söyleyecek çok şeyi olan bir kadın susuyorsa eğer; konuşacak bir şeyi olmadığından değil, susuyorsa eğer; anlatmaya mecali kalmadığı için değil, susuyorsa eğer; kelimeler kifayetsiz kaldığı için değil, susuyorsa eğer; cümleleri tükendiği için değil... sadece, durmaksızın, nefesini dahi tutmuşçasına susuyorsa eğer:

oradaymış gibi görünen, sanki bin yıllardır oradaymış gibi rehavetle ve hiçbir şey olmamış gibi sukunetle duran, aslına bakarsan çoktan sağır olmuş kulaklara inancı kalmadığındandır...


bu da Siyam kedisi hocam çok asil bir görüntüsü var  :)

beltahas

  • Bilge Üye
  • *****
  • Fizik Öğretmeni
  • İleti: 1.322
  • Teşekkür 5497
    • Çevrimdışı
  • # 17 Mar 2019 19:50:49
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
"eğer söyleyecek çok şeyi olan bir kadın susuyorsa sessizliği sağır edici olabilir" bu siyam krallarından birine ait bir veciz.

görüyorum ve arttırıyorum:

söyleyecek çok şeyi olan bir kadın susuyorsa eğer; konuşacak bir şeyi olmadığından değil, susuyorsa eğer; anlatmaya mecali kalmadığı için değil, susuyorsa eğer; kelimeler kifayetsiz kaldığı için değil, susuyorsa eğer; cümleleri tükendiği için değil... sadece, durmaksızın, nefesini dahi tutmuşçasına susuyorsa eğer:

oradaymış gibi görünen, sanki bin yıllardır oradaymış gibi rehavetle ve hiçbir şey olmamış gibi sukunetle duran, aslına bakarsan çoktan sağır olmuş kulaklara inancı kalmadığındandır...

Çoook doğru hocam...

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 18.634
  • Teşekkür 131976
    • Çevrimdışı
  • # 24 Mar 2019 09:10:37
İsrailoğulları zamanında bir kişi yetmiş yıl ibadet etti.Ne üşendi ne de melul oldu.ALLAH TEALA o zamanın peygamberine şöyle vahyetti.
"Fülan kişiye git,ömrünü benim kulluğumda harcadı,devamlı ibadet etti,onu şimdi cennetime koyuyorum ancak ibadetiyle değil,kendi fazlı keremimle"dedi.
O peygamber,haberi o zahide söyledi.
Zahid haberi duyunca ,başını aşağı eğdi ve bir müddet düşündükten sonra kaldırdı:
"Ya yetmiş yıllık ibadetim nereye gitti"dedi.
Daha henüz sözünü tamamlamadan ALLAH kendisine bir diş ağrısı musallat etti.Zahit feryat etmeye başladı.ALLAH TEALA o peygambere yine vahyetti:
"Git o zahide söyle,yetmiş yıllık ibadetini verip o diş ağrısından kurtulmaya razı olsun" dedi.
O peygamber geldi ve zahide:
"O ibadetini verip diş ağrısından kurtulmaya razı mısın? "dedi.Bunun üzerine zahid:
"Razıyım" dedi.
ALLAH TEALA zahidin diş ağrısını giderdi ve peygamberi tekrar göndererek şöyle demesini istedi:
"Yanlız bir diş ağrısının gitmesi için yetmiş yıllık ibadetini verdin.Hani sana verdiğim diğer nimetlerim?Söyle bakalım cennete neyle gireceksin?
Bu haberi duyan zahit ağladı,dua ve tevbe etti.

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 18.634
  • Teşekkür 131976
    • Çevrimdışı
  • # 25 Mar 2019 22:06:39
Adam, bir haftanın yorgunluğundan sonra Pazar sabahı kalktığında bütün haftanın yorgunluğunu çıkarmak için eline gazetesini aldı ve bütün gün miskinlik yapıp evde oturacağını düşündü.
Tam bunları düşünürken oğlu koşarak geldi ve sinemaya ne zaman gideceklerini sordu. Baba oğluna söz vermişti bu hafta sonu sinemaya götü...recekti ama hiç dışarıya çıkmak istemediğinden bir bahane uydurması gerekiyordu. Sonra gazetenin promosyon olarak dağıttığı dünya haritası gözüne ilişti. Önce dünya haritasını küçük parçalara ayırdı ve oğluna eğer bu haritayı düzeltebilirsen seni sinemaya götüreceğim dedi sonra düşündü:
-Ohh be kurtuldum en iyi coğrafya profesörünü bile getirsen bu haritayı akşama kadar düzeltemez...
Aradan on dakika geçtikten sonra oğlu babasının yanına koşarak geldi ve “baba haritayı düzelttim, artık sinemaya gidebiliriz”dedi
Adam önce inanamadı ve görmek istedi. Gördüğünde de hala hayretler içindeydi ve bunu nasıl yaptığını sordu. Çocuk şu cevabı verdi:
- Bana verdiğin haritanın arkasında bir insan vardı...
İNSANI DÜZELTTİĞİM ZAMAN
DÜNYA KENDİLİĞİNDEN DÜZELMİŞTİ.

tarık12345

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 344
  • Teşekkür 5377
    • Çevrimdışı
  • # 26 Mar 2019 13:14:32
  seçme hadisler

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 18.634
  • Teşekkür 131976
    • Çevrimdışı
  • # 28 Mar 2019 21:37:58
Gidene kal demeyeceksin. ..

Gidene kal demeyeceksin. ..
Gidene kal demek zavallilara,
Kalana git demek terbiyesizlere,
Dönmeyene dön demek acizlere,
Hak edene git demek asillere yakisir
Kimseye hak etmediginden fazla deger verme,yoksa degersiz olan hep sen olursun.
Düsün...
Kim üzebilir seni senden baska?
Kim doldurabilir içindeki bosluðu sen istemezsen?
Kim mutlu edebilir seni, sen hazir degilsen?
Kim yikar, yipratir sen izin vermezsen?
Kim sever seni, sen kendini sevmezsen?
Her sey sende baslar, sende biter...
Yeter ki yürekli ol, tükenme, tüketme, tükettirme içindeki yasama sevgisini...
Ya çare sizsiniz yada çaresizsiniz. ..


Öyle bir hayat yasadim ki cenneti de gördüm cehennemi de.
Öyle bir ask yasadim ki tutkuyu da gördüm pes etmeyi de.
Bazilari seyrederken hayati en önden, kendimi bir sahnede buldum
Oynadim.
Öyle bir rol vermislerdi ki okudum okudum anlamadim.

Kendi kendime konustum bazen evimde, hem kizdim hem güldüm halime.
Sonra dedim ki söz ver kendine
Denizleri seviyorsan dalgalari da seveceksin,
Sevilmek istiyorsan önce sevmeyi bileceksin,
Uçmayi biliyorsan düsmeyi de bileceksin,
Korkarak yasiyorsan yalnizca hayati seyredeceksin.
Öyle hayat yasadim ki son yolculuklari erken tanidim.
Öyle degerliymis ki zaman hep acele etmem bundan anladim..


(NIETSZCHE )

kurthan

  • Moderatör
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 7.944
  • Teşekkür 59527
    • Çevrimdışı
  • # 30 Mar 2019 15:43:28
Bazen içinde bulunduğumuz durumlar, çaresizlikler, ümitsizlikler içimizde gün geçtikçe çığ gibi büyür..
O vakitler halden anlayan kimselerde olmuyor etrafımızda belki.
Ne yazık ki..
Kelimeler düğüm düğüm, konuşacak kelimelerin tümü tükenmiş hissiyatı.
Yaşayanlar bilir..
Adı çaresizlik.
Bir babanın evine ekmek götürememesi..
Bir çocuğun gözyaşları..
Şifa bekleyen bir hasta..
Daha benzeri bir çok durum..
İnsanın o gibi zamanlarda elinden bir şey gelmemesi..
Düşüncelerin bir yük olması beyinde…
Garip ama kötü bir his..
Etrafınızda o çok sevdiğiniz dostlarınızı bulamamanız da normaldir…
Çevrenize örülen yüksek duvarlar vardır sadece…
Kendinizden başkasını göremezsiniz o yüksek duvarlar arasında...
Bir başınalık, kimsesizlik duygusu, zihnin tam olarak her köşesinde…
Farkına varamazsınız bazı şeylerin ya, hah işte tam da o zaman anlarsınız çaresiz kaldığınızı..
Ya medet!
Durum böyleyken adım adım boğulurken o çaresizliğin için bir el uzanır en derin yaralarımıza..
Herkes unutur ama yüce Allah (c.c) unutmaz yarattığını..
Bizi hiç bırakmayan, çaresizlerin çaresi, merhametlilerin en merhametlisi…
Çoğu zaman çaresizlikte, çıkmazda hep birilerini ararız yanımızda..
Bulamayız, buluruz orası ayrı, ama değişkendir bu durum..
Her yere her kapıya bir vasıta bulunur belki..
Yüce Allah´ın bize açtığı dua kapıları, tövbe kapılarına bir vasıta gerekmez..
O kapılar bize her zaman açıktır.
Dua ile, secde ile..
Çaresizlik dediğimiz şey bu yüzden bu kadar büyütülmeye değer mi?
O yüzden ki çaresizlik karşısında tek yöneleceğimiz adres Yaradan´ın huzuru olmalı..

Hani diyor ya -Hz. Mevlâna “Çaresizlik Allah´tan gelen en güzel işarettir.
Duanın vaktinin geldiğini gösterir.Süzülüyorsa gözlerinden yaşlar, hüzünlüyse güzel yüzün, Rabbin seni özlemiş, sesini duymak istemiş demektir”.
Durum bu kadar açık, net..
Bir başka sözle taçlandırmak gerekirse çaresizliği,
“Hayat böyledir. Çaresizlik ve tehlike anları vardır ki, o zaman çırpınmaya ve haykırmaya gelmez. Batar insan ve boğulur. Marifet o anları geçirmektir. Sonrası gittikçe kolaylaşır. Kadere teslim olmak lazımdır o anlarda. Bu acizlik değildir. Dikkat et sözüme: Bu dünyada ölümden başka hemen her şeyin çaresi vardır.”
   Peyami Safa

Ümidinizi hiçbir zaman yitirmeyin..

Çare her zaman vardır.

 

 

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 18.634
  • Teşekkür 131976
    • Çevrimdışı
  • # 08 Nis 2019 17:04:07
Üzülme
Çünkü hüzün, düşmanı sevindirir, dostunu üzer, haset edenin diline düşürür.

Üzülme
çünkü hüzün, kaybolanı geri getirmez, öleni diriltmez, kaderi değiştirmez, hiçbir fayda getirmez

Üzülme
Çünkü hüzün sinirleri yıpratır, kalbini yorar, gecelerini mahveder.

Üzülme
Eğer günah işlediysen tövbe et, istiğfarda bulun, yanlış yaptıysan düzelt, O'nun rahmeti sonsuz, kapısı hep açıktır.

Üzülme
Kaybettiğin şey için üzülme çünkü daha pek çok nimetlere sahipsin. Allah'ın sana bahşettiği diğer nimetleri düşün ve şükret. Allah Teala, "Allah'ın nimetlerini saymaya kalksanız buna güç yetiremezsiniz" buyurmuyor mu?

Üzülme
Ehli batılın sözlerinden dolayı üzülme, onların tenkitlerine sabrettiğin sürece mükafatlandırılacağını unutma.

Üzülme
İnsanlara ihsanda bulunduğun sürece üzülme. Çünkü mutluluğun yolu insanlara ihsanda bulunmaktan geçer.

Üzülme
Çünkü iyiliğin mükafatı on mislinden yedi yüz misline, kötülüğün karşılığı ise sadece mislince

Üzülme
Dünya, ne seçim, ne geçim dünyasıdır; dünya, bugün var yarın yok, imtihan dünyasıdır.

Üzülme
Hakk'ın rızâsına uygun düşen belâ, kulun sevgisini artırır.

Üzülme
Altın, ateş ile; iyi kul da belâ ve musibet ile tecrübe edilir.

Üzülme
- Şunu unutma yaşadığın günün sınırları içinde yaşamazsan sıkıntı ve kaygıların artacak demektir. Biraz daha açarsak; Sabaha çıktıktan sonra artık akşamı bekleme, akşama kavuşunca da sabahı bekleme. Ne maziye takıl kal ne de gelecek kaygısı içinde ol. Yani ânı yaşa.

Üzülme
İnne maal usri yüsran / Her zorlukla birlikte kolaylık vardır. Yani kolaylık zorluğun içinde saklıdır!.. Bir başka ifade ile; kolaylık; zorluk zannettiğimiz şeyin taa kendisidir!..

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 18.634
  • Teşekkür 131976
    • Çevrimdışı
  • # 10 Nis 2019 16:31:02
''Kadere olan rızam, yazana olan sevdamdandır.''

ferdem

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 4.126
  • Teşekkür 24890
    • Çevrimdışı
  • # 10 Nis 2019 19:49:14
İlk şiiri yayınlandığında kaç yaşındaydı ?

-Yahya Kemal: 17
-Mehmet Akif: 19
-A.Hamdi Tanpınar:19
-Necip Fazıl: 17
-Nazım Hikmet:12
-Ziya Osman: 17
-Cahit Sıtkı: 20
-Celal Sahir :15
-Ahmet Muhip :17
-Orhan Veli Kanık: 22
-Ârif Nihat Asya: 16
-Cemal Süreya: 22
-Sezai Karakoç: 16

 

Egitimhane.Com ©2006-2023