Konu: Atatürk İle İlgili Hatıralar  (Okunma sayısı 59850 defa)

fel

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 838
  • Teşekkür 652
    • Çevrimdışı
  • 01 Haz 2007 16:56:29
Atatürk, Kurtuluş Savaşı için Anadolu’ya geçtikten ve Erzurum Kongresi’ni yaptıktan sonra Sivas’a dönmüş, orada ikinci kongreyi açmıştı. Bu sırada lise binasında yatıyor; toplantılar yapıyordu. En basit ihtiyaçlarını bile temin edecek halde değildi; bazı geceler sabahlara kadar küçük petrol lambasının cılız ışığında çalışıyordu.

Bir aralık lise binasına baskın yapılacağı ve Atatürk’ün yakalanıp asılacağı hakkında şehirde haberler dolaşmaya başladı.

Atatürk’ün hizmetini basit fakat temiz ruhlu, fedakar bir Türk genci yapıyordu. Bu delikanlının babası gizli ve sık sık geliyor; oğluna:

- Etme, eyleme; evine dön; bugün yarın şehir basılacak; Mustafa Kemal ve arkadaşları yakalanacak. Onlar her şeyi göze almışlar; sen aileni düşün, diyordu.

Atatürk bu geliş gidişin farkına vardı; bir gün delikanlıyı yanına çağırdı ve sordu:

- Sık sık sana gelen kimdir?

- Babam!...

- Ne istiyor?

Delikanlı her şeyi anlattı. O zaman Atatürk, ona doğru biraz daha ilerledi; elini omuzuna koydu ve dedi ki:

- Hizmetinden memnunum, fakat baba hakkı büyüktür. Madem ki razı olmuyor, git! Git, fakat babana söyle ki, vatan elden giderse evladın ne önemi kalır?

dehliz

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • Tarih Öğretmeni
  • İleti: 7.715
  • Teşekkür 29365
    • Çevrimdışı
  • # 01 Haz 2007 16:58:13
Fel hocam paylaşım için teşekkürler.

fel

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 838
  • Teşekkür 652
    • Çevrimdışı
  • # 01 Haz 2007 17:14:48
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Fel hocam paylaşım için teşekkürler.

Rica ederim.....

erdemc28

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.974
  • Teşekkür 420
    • Çevrimdışı
  • # 01 Haz 2007 17:23:30
 Süpersiniz fel hocam süperr..İşte vatana yürekten bağlılığı tartışılmaz bir ders niteliğinde söz daha.İşte Atayı  ata yapanda zaten bu düşünceleri değil mi?Vatan,vatan,vatan...Tek derdi buydu?O kongrede şu iki sözü kulağımıza küpe:
"vatan bir bütündür,parçalanamaz"
" manda ve himaye kabul edilemez"

fel

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 838
  • Teşekkür 652
    • Çevrimdışı
  • # 02 Haz 2007 16:49:26
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Süpersiniz fel hocam süperr..İşte vatana yürekten bağlılığı tartışılmaz bir ders niteliğinde söz daha.İşte Atayı  ata yapanda zaten bu düşünceleri değil mi?Vatan,vatan,vatan...Tek derdi buydu?O kongrede şu iki sözü kulağımıza küpe:
"vatan bir bütündür,parçalanamaz"
" manda ve himaye kabul edilemez"


Çok haklısınız öğretmenim...
Keşke hepimiz vatanı onun kadar düşünebilseydik!!!!!!!

konakyanlı

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 891
  • Teşekkür 313
    • Çevrimdışı
  • # 02 Haz 2007 16:56:50
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]

Çok haklısınız öğretmenim...
Keşke hepimiz vatanı onun kadar düşünebilseydik!!!!!!!
O zaman hepimiz birer Atatürk olurduk fel hocam.
  Onun düşündüğünün 10 da 1 i düşünebilsek keşke !!

fel

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 838
  • Teşekkür 652
    • Çevrimdışı
  • # 02 Haz 2007 16:59:30
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
O zaman hepimiz birer Atatürk olurduk fel hocam.
  Onun düşündüğünün 10 da 1 i düşünebilsek keşke !!

Atatürk olmak Atatürkçe düşünebilmek,Atatürkçe sevebilmek vatanı ve tüm insanlığı....10'da 1'i de iyi bir değer sayın öğretmenim....

sudee

  • Yönetim Ekibi
  • *****
  • İleti: 7.404
  • Teşekkür 13445
    • Çevrimdışı
  • # 02 Haz 2007 17:36:59
Anlamlı paylaşımınız için çok teşekkür ederim Fel Öğretmenim  :)

Bir anı da benden olsun:



YANINA ALDIĞI İLK ER


Atatürk, Mudanya yolu ile Bursa'ya gidiyordu. Kalabalık bir halk kütlesi iskelede etrafını çevirmiş bulunmakta idi.

Bir kadının, elinde bir kâğıtla Atatürk'e yaklaştığı görüldü. Zayıf bir kadındı. Ata'nın yolunu keserek titrek bir sesle:

- Beni tanıdın mı oğul? dedi... Ben sizin Selanik'te komşunuzdum. Bir oğlum var: Devlet Demir Yolları'na girmek istiyor. Siz onu alsınlar dediniz. Fakat Müdür dinlemedi. Oğlumu yine işe almamış... Ne olur bir kere de siz söyleyiniz.

Atatürk'ün çelik bakışlı gözleri samimiyetle parladı. Elleriyle geniş jestler yaparak ve yüksek sesle:

- Oğlunu almadılar mı? dedi. Ben salık verdiğim halde mi almadılar? Ne kadar iyi olmuş... Çok iyi yapmışlar... İşte Cumhuriyet böyle anlaşılacak...

Kadın kalabalığın içinde kaybolmuştu. Ve Atatürk adeta kendinden geçercesine dolu bir sesle:

- İşte Cumhuriyetten beklediğimiz sonuç... diyordu.

(Hulusi KÖYMEN -Kaynak: Uludağ Dergisi, 1941 )


" - İşte Cumhuriyetten beklediğimiz sonuç...  "


Bu güzel sonucu neden yitirdik dersiniz  ???

 :(   :(   :( 

konakyanlı

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 891
  • Teşekkür 313
    • Çevrimdışı
  • # 02 Haz 2007 17:42:28
  84 yıldır,halâ Cumhuriyetin ne olduğunu anlayamamış olamayız değilmi hocam ?

sudee

  • Yönetim Ekibi
  • *****
  • İleti: 7.404
  • Teşekkür 13445
    • Çevrimdışı
  • # 02 Haz 2007 17:46:10
84 yıl önce, Ulu Önder'imizin umut edip anında bulduğu Cumhuriyet'le; 84 yıl sonra zamana ve insanların çıkarlarına yenik düşen Cumhuriyet...

Anlamadığımızı gösteren örnek olay ve ispatlar o kadar çok ki... :(

konakyanlı

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 891
  • Teşekkür 313
    • Çevrimdışı
  • # 02 Haz 2007 17:54:53
  O zaman hocam,yararsa işe, bizim umut treni yarayacak herhalde.

  Yine kurtuluş ve aydınlatma görevi bize düşmüş  görünüyor.

  Bezmeden,bıkmadan,usanmadan vs.vs.vs.

  Merve hocam ben de sizin gibi müteşekkirim bizleri bu trene kabul edenlere.

sudee

  • Yönetim Ekibi
  • *****
  • İleti: 7.404
  • Teşekkür 13445
    • Çevrimdışı
  • # 02 Haz 2007 18:34:09
Her kapı umuda çıkıyor anlaşılan Konakyanlı Hocam  :)


Atatürk' ü anlamaya dair bir anı daha :



ABDÜLHAMİD

1937 yılında idi. Yaz aylarından biri. Doğrudan doğruya kendi kontrolündeki bir gazetede "Makedonya" adlı bir eserim tefrika ediliyordu.

 Bir akşam üstü Başyaver Celâl (Üner) Bey beni telefonla aradı. Dolmabahçe Sarayı'na davet edildim. Ve Saraya gidince de, hemen hiç bekletilmeden, üst kata çıkarıldım.

Bir kapı açıldı, kendimi Büyük Adamın karşısında buldum. Saygılarımı bildirince, belli bir iki nezaket cümlesi ile beni okşadı. Sonra:

- Yazını okuyorum, dedi. Hürriyetin ilân edildiği zaman küçük bir çocuk olman lâzım. Fakat kutlarım, o günleri iyi canlandırıyorsun. Yalnız Abdülhamid'i hiç sevmediğin belli.

Biraz durdu. Elindeki bir renkli kalemi, önünde açık duran kalın ciltli bir

Fransızca kitaba dikine vurarak düşünür gibi oldu. Ben susuyordum. Bu hal bir iki dakika devam etti. Sonra birdenbire şu sözler çıktı ağzından:

- Sevme Abdülhamid'i! Yine de sevme! Fakat sakın anısına hakaret edeyim deme. Senin kuşağın biraz daha ölçülü kararlar vermeye alışmalı.

 Bak çocuk! Kişisel kanımı kısaca söyleyeyim: Tecrübe göstermiştir ki, toprakları üstünde yaşayan insanların çoğunun durumu kuşkulu ve sınırları yalnız düşmanlarla çevrili bir büyük devlette, Abdülhamid'in yönetimi büyük hoşgörüdür. Hele bu yönetim on dokuzuncu yüzyılın son yıllarında uygulanmış olursa...

Bunun üzerine ayrılmama müsaade buyurmuşlardı. Saygılarımı tekrarlayarak huzurundan uzaklaştım.


( Nizamettin Nazif TEPEDELENLİOĞLU
Kaynak: Hürriyet Gazetesi, 31.07.1958 )

erdemc28

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.974
  • Teşekkür 420
    • Çevrimdışı
  • # 02 Haz 2007 20:50:05
 İzmir kurtulmuş,düşmanın üst rütbelileri esir edilmişti.Esirler Başkomutanın önüne getirildi.Düşman generalleri bitkindi.Mustafa Kemal general Trikupise durumunu sordu.Trikupis "Yönetim olayların her zaman gerisinde kaldı.Sonuçta böyle oldu,durumumuz bu işte"  deyince Mustafa Kemal "Üzülmeyin general.Siz vazifenizi yaptınız.Artık misafirimizsiniz " diye karşılık verir.( şu çılgın türkler-s.654)

 İşte arkadaşlar Atatürk böyle insanlık dersi veren bir kahramandı.

konakyanlı

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 891
  • Teşekkür 313
    • Çevrimdışı
  • # 02 Haz 2007 23:32:36
  Atatürk'ün en etkilendiğim olayı,önüne serilen düşman bayrağını çiynememesidir.
  Kahramandır,büyüktür,Ata'dır, yurtseverliğine diyecek yoktur, ama öyle bir olgunluk,akla ziyan.
  Zaten bütün dünya liderleri, Ata'mızdan övgüyle bahsetmişlerdir.
  Saygılar.

sudee

  • Yönetim Ekibi
  • *****
  • İleti: 7.404
  • Teşekkür 13445
    • Çevrimdışı
  • # 03 Haz 2007 00:41:49

Günlerden birgün İtalyan Büyükelçisi Ata ile görüşmek ister ve huzura kabul edilir.

O zamanın muhtelif ekonomik-siyasi konuları hakkında konuşulduktan sonra, büyükelçi :

-Ekselans, dün Roma ile yapmış olduğum bir görüşmede hükümetimizin Hatay'ı almak istediği kararını size iletmem söylendi" der.

Odada buz gibi bir hava eser. Ata, büyükelçiye birşeyler daha ikram eder ve iki dakikalığına odadan ayrılır.

Döndüğünde ayağında çizmeleri, üzerinde mareşal uniforması, belinde tabancası vardır. Doğruca masasına gider, manyetolu telefondan Mareşal Fevzi Çakmak'ın bağlanmasını ister ve Çakmak'a:


- "Paşa, İtalyan dostlarımız Hatay'a gelmek istiyorlarmış. Hazır mıyız Paşa?" der.

Fevzi Çakmak durumu anlar ve "biz hazırız Paşam" diye yanıtlar... Ata büyükelçiye döner ve:


"Biz hazırmışız. Hükümetinize söyleyin, isterlerse gelip Hatay'ı alabilirler" der.......


:)   :)  Fazla söze gerek var mı?  :)   :)

 

Egitimhane.Com ©2006-2023