Konu: Eğitim Ve Öğretim Şeklimiz (O Talihsiz Videoya Binaen)  (Okunma sayısı 1230 defa)

sebocan

  • Moderatör
  • *****
  • İleti: 25.093
  • Teşekkür 375798
    • Çevrimdışı
  • 17 Şub 2018 13:57:52
EĞİTİM ve ÖĞRETİM ŞEKLİMİZ.
(O talihsiz videoya binaen).


Geçenlerde kızımla sohbet ederken biraz geçmişe daldık. Bana dedi ki;
-Anne hani biz Hollanda'da yaşıyorduk ya,
Orada evimizin önünde su kanalı vardı içinde sular akıyordu. Ben o kanalın yanından geçerken çok korkardım. Neden Hollandalılar etrafına düşmemek için korkuluk yapmıyorlar ki?
-Kızım iyi ama Hollanda’da belki yüzlerce kanal var hepsine yapamazlar.
Hem onlar daha da iyisini yapıyor biliyor musun? dedim.
-Ne yapıyorlar ki anne dedi.
- Çocuklara erken yaşta yüzme eğitimi veriyorlar. Okullarında da zorunlu ders olarak görüyorlar.
Yaa diye içini çekti önce. Sonra;
-Keşke bizim de kanallarımız olsaydı, belki bize de yüzme dersleri verirlerdi anne, dedi.
Çok güldüm, hem de düşündüm...
3 tarafı denizlerle çevrili olmasına rağmen hiç yüzme bilmiyorduk. Hem de önemsemiyorduk.
Hele okullarda mecburi ders olarak vermek mi?
Güldürme beni...
Öyle ders mi olur beee... dedim  :D
Sonra, Bam Teline dokundum;
Biz okullarımızda aksama kadar öğrencilerimizi hapsederiz!..
Kısa teneffüslerimiz vardır, yeter aman.   >:(
Art arda ders yaparız. Günde 10 saat. Hep tekniktir dersler. Uygulama zor iştir. Hem izin olmak, evrak, plan amann... Kim uğraşacak
Öğlen olur, kocaman insanları bahçeden dışarı bile çıkaramayız YASAK "Ya bir şey olursa" der güvenemeyiz.
-18 yaşındalar.
- Olsun güvenmeyiz
Değersizleşmiş birey elde ederiz.
Hem okullarımızı kalın duvarlarla çeviririz ki, kimse kaçamasın!!!
-Tellerden duvardan atlayanlar var.
-Olsun adrenalin katmaktayız  :-\
-Ayrıca iyi bekçilik yaparız kaçanları da yakalarız!!!
Öğrencileri önce sıkar, isyan ettirir, sonra saflaştırıp duyarsız ve uyuşuk yaparız.
Son olarak da bunlar neden böyle deyip ÜMİTSİZ VAKA olarak topluma salarız.
Eğer aralarından bizim sözümüzü dinleyip at yarışına katılanlar olursa, onları kamçılarız...
Hadi çalış, sınav, test, ödev...
AKILLI ÇOCUKLAR deriz onlara, çok SEVERIZ. Sözümüzden çıkmazlar. Ailelerinin de isteği üzerine, sadece inek gibi ders çalışırlar. Ot gibi büyürler.
Çocukluklarını kaybettiklerini fark edemezler bile.
Ders ders ders. Ama önemli!!!   :-X
Yanı;
MÜFREDAT; ÇOK YIRTICI öğrencilerin Ruhlarını yırtıyor.
ÖĞRENCİLER; ÇOK BIKKIN müfredatla uyumsuzluk yaşıyorlar.
SİNAV SISTEMI; YETERSİZ, öğretmek yerine ezberletiyor.
ÖĞRETMEN ise çok YORGUN müfredat, veli, okul arasında sıkışıp kalıyor. Çaresizlik içinde değersizleştirilmiş mesleğini arıyor.
SONUÇ MU?
ÜRETEMEYEN GENÇ. Düşünemeyen cahil toplum oluşturuyor.
Analiz yeteneğini kaybederek değerlerini ve geçmişini unutan gençler türüyor. Sadece tüketmeye alışmış bireyler oluyor.
Velhasıl; Ziyan edilecek tek bir evladımız bile yokken, ölçeği yanlış hesaplardan sonuç alınamıyor.

Emine Bircan Arcaklıoğlu

turgutkuzan

  • Uzman Üye
  • *****
  • Öğrenci Velisi
  • İleti: 4.429
  • Teşekkür 3029
    • Çevrimdışı
  • # 18 Şub 2018 12:12:13
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
EĞİTİM ve ÖĞRETİM ŞEKLİMİZ.
(O talihsiz videoya binaen).

...
-Kızım iyi ama Hollanda’da belki yüzlerce kanal var hepsine yapamazlar.
Hem onlar daha da iyisini yapıyor biliyor musun? dedim.
-Ne yapıyorlar ki anne dedi.
- Çocuklara erken yaşta yüzme eğitimi veriyorlar. Okullarında da zorunlu ders olarak görüyorlar.
Yaa diye içini çekti önce. Sonra;
-Keşke bizim de kanallarımız olsaydı, belki bize de yüzme dersleri verirlerdi anne, dedi.
Çok güldüm, hem de düşündüm...
3 tarafı denizlerle çevrili olmasına rağmen hiç yüzme bilmiyorduk. Hem de önemsemiyorduk.
Hele okullarda mecburi ders olarak vermek mi?
Güldürme beni...
Öyle ders mi olur beee... dedim  :D
...
Son olarak da bunlar neden böyle deyip ÜMİTSİZ VAKA olarak topluma salarız.
Eğer aralarından bizim sözümüzü dinleyip at yarışına katılanlar olursa, onları kamçılarız...
Hadi çalış, sınav, test, ödev...
AKILLI ÇOCUKLAR deriz onlara, çok SEVERIZ. Sözümüzden çıkmazlar. Ailelerinin de isteği üzerine, sadece inek gibi ders çalışırlar. Ot gibi büyürler.
Çocukluklarını kaybettiklerini fark edemezler bile.
Ders ders ders. Ama önemli!!!   :-X
Yanı;
MÜFREDAT; ÇOK YIRTICI öğrencilerin Ruhlarını yırtıyor.
ÖĞRENCİLER; ÇOK BIKKIN müfredatla uyumsuzluk yaşıyorlar.
SİNAV SISTEMI; YETERSİZ, öğretmek yerine ezberletiyor.
ÖĞRETMEN ise çok YORGUN müfredat, veli, okul arasında sıkışıp kalıyor. Çaresizlik içinde değersizleştirilmiş mesleğini arıyor.
SONUÇ MU?
ÜRETEMEYEN GENÇ. Düşünemeyen cahil toplum oluşturuyor.
Analiz yeteneğini kaybederek değerlerini ve geçmişini unutan gençler türüyor. Sadece tüketmeye alışmış bireyler oluyor.
Velhasıl; Ziyan edilecek tek bir evladımız bile yokken, ölçeği yanlış hesaplardan sonuç alınamıyor.

Emine Bircan Arcaklıoğlu

Allah (c.c.) rahmeti, selamı ve bereketi üzerimize olsun.

"(O talihsiz videoya binaen)" ifadesi ile kastedilen videonun hangisi olduğundan emin değilim.
Bununla birlikte yazıda açıklanan görüşlerin çoğunluğuna katılmıyorum.
  • Bugüne kadar Hollanda'daki eğitim / öğretim sistemini beğenip, kendi ülkesinde uygulayan hiç bir ülke duymadım. 
    Bundan şu anlamı çıkarmak mümkündür. Hollanda'daki eğitim öğretim sistemi berbattır. :)
    Herhangi bir ülkenin uyguladığı eğitim / öğretim sistemi bir başka ülke için uygun değildir.
    Her ülkenin kendine özgü özellikler ve kültürü vardır. Bu farklılıklar her ülkenin kendi eğitim öğretim sistemini üretmesini zorunlu kılar.
  • Hollanda coğrafi konum itibariyle, yılın her döneminde  yağış alan bir ülkedir ve ülkenin deniz seviyesinin altında olan bölgeleri vardır.
    Denizler yüzme öğretimi için uygun mekanlar değildir. Yüzme öğretimi için havuzlar yapılması gerekir ve havuzlar da bol miktarda su ihtiyacı  anlamına gelir.
    Bir çok ülkede olduğu gibi ülkemizde de çok sayıda havuz yapmak için yeterli su mevcut değildir. Hollanda'nın böyle bir problemi yoktur.
  • Hollanda 17 Milyon civarında bir nüfusa sahiptir. İstanbul'un nüfusu bu rakama yaklaşmış durumda.
    Hollanda'da tüm teşviklere rağmen doğum oranı 1,25 seviyesine düşmüştür.
    (Bir ülke için kritik seviye 2,1'dir. Türkiye'de bu kritik seviye muhafaza edilmeye çalışılıyor )
    Doğum oranı 2,1'in altındaki ülkeler, ÖLMEKTE olan ülkeler kategorisine sokulmaktadır.
    ÖLÜM döşeğindeki ülkelerin, (herhangi bir alanda) Türkiye için örnek gösterilmesi ne derecede doğrudur?
  • Yazar ve maraton koşucusu olan Haruki Murakami şunları söylemektedir.

    Fakat insanların kendilerine göre olan ya da olmayan edimleri vardır.
    Tam maratona uygun insanlar olabileceği gibi golfa uygun insanlar da olabilir, kumara uygun insanlar da.
    Okulda spor derslerinde tüm öğrencilere uzun mesafe koşturulduğunu gördükçe içimden her zaman, “Vah zavallılar!" diyerek acırım onlara.
    Koşma isteği olmayan bir insana ya da bünye olarak koşmaya uygun olmayan bir insana başına vura vura uzun mesafe koşturmak, anlamsız bir işkencedir.

    Gereksiz kurbanlar çıkmadan önce ortaokul ve lise öğrencilerinin tamamına uzun mesafe koşturma uygulamasından vazgeçilmesi uyarısında bulunmak isterdim, ama böyle bir şeyi benim gibi biri söylediğinde kimsenin kulak asacağını da hiç sanmam.
    Okul, işte öyle bir yerdir.
    Okullarda bizim öğrendiğimiz en önemli şey, en önemli şeylerin okullarda öğrenilemeyeceği gerçeğidir.

    Yüzme isteği olmayan, veya yüzmeye  uygun olmayan bir insana başına vura vura yüzdürmek, anlamsız bir işkencedir.
    Çok şükür ülkemizde bu tür işkenceler yapılmıyor :)
  • ...
  • Alıntı
    ÜRETEMEYEN GENÇ. Düşünemeyen cahil toplum oluşturuyor.

    Ülkemizdeki GENÇLER, büyük devlet olma sevdasına düşmüşlerdir.
    Tekeden nasıl süt sağılacağını DÜŞÜNMEYE başlamışlardır.
    Tarımda, sanayide, hayvansal ürünler ÜRETMEKTE ve ihraç etmekte rekorlar kırılmaktadır.
    Ulaşım, turizm, kültür, sosyal alanlarda tesisler ÜRETİLMEKTEDİR.
    OLUMSUZLUKLARA ODAKLANARAK gerçeği inkar edecek, forumdaşlarıma istatistiki verilerle cevap vermekten memnuniyet duyarım.
Ülkemizdeki, eğitim öğretim sistemi, imkanlar ve şartlar dikkate alındığında en iyi düzeydedir.
İmkanların ve şartlardaki gelişmelere bağlı olarak daha iyi hale gelmesi kaçınılmaz bir sonuçtur.

zeynepgulsu

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 18.813
  • Teşekkür 31440
    • Çevrimdışı
  • # 18 Şub 2018 20:35:34
Yetenek derslerini her zaman onemsemisimdir.Her dersi ders saatinde islemeye calisan biri olarak sunu soylemeyim ki bu dersler cocuklarin enerjilerini attiklari kendilerini gelistirdigi,adeta nefes aldigi saatler.Bu ulkeye avukat,doktor,mimar lazim oldugu kadar ressam,sporcu,muzisyen de lazim.Belki yuzme dersi zorunlu olamaz ama  bu derslerin saatleri arttirilabilir.Ozellikle 4.sinif icin birer saat gorsel sanatlar ve muzik yetersiz kaliyor.

turgutkuzan

  • Uzman Üye
  • *****
  • Öğrenci Velisi
  • İleti: 4.429
  • Teşekkür 3029
    • Çevrimdışı
  • # 19 Şub 2018 11:42:20
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Yetenek derslerini her zaman onemsemisimdir.
Her dersi ders saatinde islemeye calisan biri olarak sunu soylemeyim ki bu dersler cocuklarin enerjilerini attiklari kendilerini gelistirdigi,adeta nefes aldigi saatler.
Bu ulkeye avukat,doktor,mimar lazim oldugu kadar ressam,sporcu,muzisyen de lazim.
Belki yuzme dersi zorunlu olamaz ama  bu derslerin saatleri arttirilabilir.
Ozellikle 4.sinif icin birer saat gorsel sanatlar ve muzik yetersiz kaliyor.
Allah (c.c.) rahmeti, selamı ve bereketi üzerimize olsun.

İfadelerinize çoğunlukla katılıyorum.
Bununla birlikte şu soruları sormak istiyorum.
  • Görsel sanatlar, müzik gibi eğitimler, ZORUNLU eğitim / öğretim içerisinde yer almalı mıdır?
    Bu tür faaliyetlerin resmi kurumlar tarafından değil, sivil toplum kuruluşları (dernekler, vakıflar vs.) tarafından yürütülmesi daha uygun olmaz mı?
  • Görsel sanatlar, müzik gibi eğitimler için YETERLİ olan süre ne kadardır ve hangi yaşlarda bu eğitim verilmelidir?

zeynepgulsu

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 18.813
  • Teşekkür 31440
    • Çevrimdışı
  • # 19 Şub 2018 12:23:32
*Evet en azindan 1.kademe icin zorunlu olmali.
2.kademede secmeli olabilir.Yetenegine gore cocuk istedigini secer.Mesela bugun benim sinifimda 12 kisi resim 1 kisi muzik dersini secti yetenek derslerinden.Diger derslerden de 2 tane sectiler.Biri Kurani Kerim,digeri zeka oyunlari.
*1.kademe icin 2 ya da 3 saat yeterli olur bence.Ama bunu uzmanlar daha iyi belirleyebilir tabi.

turgutkuzan

  • Uzman Üye
  • *****
  • Öğrenci Velisi
  • İleti: 4.429
  • Teşekkür 3029
    • Çevrimdışı
  • # 20 Şub 2018 11:36:15
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
*Evet en azindan 1.kademe icin zorunlu olmali.
2.kademede secmeli olabilir.Yetenegine gore cocuk istedigini secer.
Mesela bugun benim sinifimda 12 kisi resim 1 kisi muzik dersini secti yetenek derslerinden.
Diger derslerden de 2 tane sectiler.Biri Kurani Kerim,digeri zeka oyunlari.
*1.kademe icin 2 ya da 3 saat yeterli olur bence.Ama bunu uzmanlar daha iyi belirleyebilir tabi.
Allah (c.c.) rahmeti, selamı ve bereketi üzerimize olsun.

Düşüncelerinizi sebepleriyle ve örneklerle açıklayabilirseniz memnun olurum.

  • Yeğenimin oğlu iki yıldır özel bir ana okuluna gidiyor. Okuldaki faaliyetlerden biri tiyatro (benzeri) gösteriler.
    Zaman zaman gösterilerden videoları izliyorum. Yeğenimin bakışlarındaki anlam :
    - Bana bu eziyeti neden yapıyorsunuz? :)
    Ana okulundaki   tiyatro (benzeri) çalışmaların çocuğun kişisel gelişimine OLUMLU katkıları olduğuna inanıyorum.
    Bununla birlikte, yetişkinlik döneminde tiyatrodan NEFRET edeceğini tahmin ediyorum.
     
  • 1970'li yılların ilk yarısında (ilkokul 5. sınıfa gittiğim dönem) Ordu ili Ünye ilçesi Çimento fabrikası lojmanlarında ikamet ediyorduk.
    Lojmanlar ilçe merkezinden uzaktadır ve önünden şehirlerarası yol geçer. Yolun karşı tarafı sahildir.
    Yazları hemen hergün, mayolarımızı giyip yolun karşına geçerek denize girerdik. Aynı şekilde mayolarımızla eve dönerdik.
    Zamanımızın önemli bir kısmı denizde geçtiği halde, yetişkinlerde, çocuklarda yüzme bilmezdi, öğrenmek ihtiyacı hissetmezdi.
    Yüzmeyi 30'lu yaşlarımda kaplıca havuzlarında öğrendim.

    Su altında kurbağalama yüzmekten çok hoşlanırım. Zorunda kalmadıkça kulaç atmayı tercih etmiyorum.
    Diğer bir deyişle, en yavaş yüzme sitilinden hoşlanıyorum. Hızlı yüzmekten hoşlanmıyorum.
    Yüzme sporu hızlı yüzmeyi öğretmeyi amaçlar.
       
  • Kaplıca havuzunda yüzen birinin tekniğine çok imrenmiştim. Bir kolunu ileri doğru uzatıyor, başını bu koluna yaslıyor ve diğer koluyla  kulaç atıyordu.
    STANDARTLARA uymayan bu stilde düz bir çizgide yüzmek mümkün olmaması gerekir.  Halbuki adam en ufak bir sapma yapmadan düz bir çizgi halinde yüzebiliyordu.
    İmrendiğim bu yüzme stilini denememe rağmen başaramadım.  Başkalarının yapamadığı (FARKLI) bir şekilde yüzebilmek kimbilir ne kadar güzel bir duygudur.
    Yüzme sporu STANDARTLARA uygun şekilde yüzmeyi gerektirdiği için sıkıcıdır.
  • Ünye ilçesinde yaşadığımız dönemde, havaların serin günlerde liseye giden bir abimizin rehberliğinde fabrikanın arkasındaki tepelerde saatler süren yürüyüşler yapardık.
    Yetişkinlik dönemimde Ankara'nın merkez ilçelerini yürüyerek karış karış gezdiğimi söyleyebilirim. Öyle dönemler oldu ki, "bugün yürüme fırsatım olmadı" dediğim günlerde en az 4-5 km. yürümüşlüğüm vardır.
    Günde 6-7 saat yürümek benim için normal bir aktiveydi.
    Yürürken kitap okumak TERCİHİMDİR. Yürüyerek kitap okuduğumda yürüme hızım, diğer insanların hızlı yürüme temposu seviyesine düşer.
       
  • Yaklaşık 10 yıldır, hemen her sabah 20 dakika kadar, tüm eklemlerimi çalıştıracak şekilde egzersizler yapmaktayım. Bu surenin 40-60 kadar olmasına İHTİYAÇ hissediyorum.
    Spora ilgisi bu seviyede olan biri olarak, yüzme, yürüme, jimnastik vs. sporlarından herhangi birini yapmak istermisiniz? diye soracak olursanız cevabım kesin ve nettir :
    - Asla ve asla hiç bir spor dalında aktif olarak faaliyette bulunmak istemem.
    Çünkü bir spor dalında faaliyet göstermek KURALLARA UYMAYI GEREKTİRİR. Kurallara uymak sıkıcıdır.
     
  • Yeğenlerimi lise öncesi yıllarında yaz tatilinde (kendi istekleri üzerine) bir çeşit savunma  sporu kursuna göndermiştim. 
    2 aylık kurs süresinin 1. ayından sonra kursa gitmeyi bıraktılar. Kurs verilen yer uzak olduğu için kurs yerine kendim götürüyordum ve yapılan çalışmaları izliyordum.
    Antremanları yapmayı bırakın, izlemesi bile tahammül edilemez derecede SIKICIYDI.
  • ... 
1) Herhangi bir spor veya sanat dalına ilgi artırılmak isteniyorsa, önce spor veya sanat dalının mutfağı (o dalda çalışma yapan kişlerin çalışırken neler yaptıkları) / antreman çalışmaları kişilere izletilmelidir.

2) ZORLA yaptırılan çalışmalar, NEFRET duygusu uyandırır.

3) Ergenlik öncesi dönemdeki çocukların seçim yapabilme becerileri gelişmemiştir.
Bu nedenle bu yaştaki çocukların seçimleri çoğunlukla ebeveynlerin seçimleridir.
Çocuklar ebeveynlerin seçtikleri alanda ZORUNLU eğitim gördüklerinde mutsuz olurlar.

4) Ergenlik dönemi dahil seçmeli ders uygulamasında öğrenciler çoğunlukla GAYRET GÖSTERMELERİ gerekmeyecek ZORLANMAYACAKLARI dersleri seçmeyi TERCİH ederler.
Diğer bir deyişle seçmeler ilgi alanını göstermez.

5) Yakın zamanda izlediğim bir TV programında Kuzey Kore'de öğrencilerin HERGÜN 2-3 saat sanat / spor uygulaması ZORUNLULUĞU varmış.
Uzmanların sanat / spor faaliyetleri için HERGÜN 2-3 saat zaman ayrılması gerektiğini söylediğini varsayalım.
Böyle bir uygulmanın ülkemizde yapılması imkan dahilinde midir?
HER GÜN 2-3 saat ZORUNLU spor / sanat uygulaması ülkemizde İSYAN çıkartır.
Sanat ve spor için bu kadar süre ayrılması ne kadar doğru olur?

zeynepgulsu

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 18.813
  • Teşekkür 31440
    • Çevrimdışı
  • # 20 Şub 2018 11:53:29
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Allah (c.c.) rahmeti, selamı ve bereketi üzerimize olsun.

Düşüncelerinizi sebepleriyle ve örneklerle açıklayabilirseniz memnun olurum.

  • Yeğenimin oğlu iki yıldır özel bir ana okuluna gidiyor. Okuldaki faaliyetlerden biri tiyatro (benzeri) gösteriler.
    Zaman zaman gösterilerden videoları izliyorum. Yeğenimin bakışlarındaki anlam :
    - Bana bu eziyeti neden yapıyorsunuz? :)
    Ana okulundaki   tiyatro (benzeri) çalışmaların çocuğun kişisel gelişimine OLUMLU katkıları olduğuna inanıyorum.
    Bununla birlikte, yetişkinlik döneminde tiyatrodan NEFRET edeceğini tahmin ediyorum.
     
  • 1970'li yılların ilk yarısında (ilkokul 5. sınıfa gittiğim dönem) Ordu ili Ünye ilçesi Çimento fabrikası lojmanlarında ikamet ediyorduk.
    Lojmanlar ilçe merkezinden uzaktadır ve önünden şehirlerarası yol geçer. Yolun karşı tarafı sahildir.
    Yazları hemen hergün, mayolarımızı giyip yolun karşına geçerek denize girerdik. Aynı şekilde mayolarımızla eve dönerdik.
    Zamanımızın önemli bir kısmı denizde geçtiği halde, yetişkinlerde, çocuklarda yüzme bilmezdi, öğrenmek ihtiyacı hissetmezdi.
    Yüzmeyi 30'lu yaşlarımda kaplıca havuzlarında öğrendim.

    Su altında kurbağalama yüzmekten çok hoşlanırım. Zorunda kalmadıkça kulaç atmayı tercih etmiyorum.
    Diğer bir deyişle, en yavaş yüzme sitilinden hoşlanıyorum. Hızlı yüzmekten hoşlanmıyorum.
    Yüzme sporu hızlı yüzmeyi öğretmeyi amaçlar.
       
  • Kaplıca havuzunda yüzen birinin tekniğine çok imrenmiştim. Bir kolunu ileri doğru uzatıyor, başını bu koluna yaslıyor ve diğer koluyla  kulaç atıyordu.
    STANDARTLARA uymayan bu stilde düz bir çizgide yüzmek mümkün olmaması gerekir.  Halbuki adam en ufak bir sapma yapmadan düz bir çizgi halinde yüzebiliyordu.
    İmrendiğim bu yüzme stilini denememe rağmen başaramadım.  Başkalarının yapamadığı (FARKLI) bir şekilde yüzebilmek kimbilir ne kadar güzel bir duygudur.
    Yüzme sporu STANDARTLARA uygun şekilde yüzmeyi gerektirdiği için sıkıcıdır.
  • Ünye ilçesinde yaşadığımız dönemde, havaların serin günlerde liseye giden bir abimizin rehberliğinde fabrikanın arkasındaki tepelerde saatler süren yürüyüşler yapardık.
    Yetişkinlik dönemimde Ankara'nın merkez ilçelerini yürüyerek karış karış gezdiğimi söyleyebilirim. Öyle dönemler oldu ki, "bugün yürüme fırsatım olmadı" dediğim günlerde en az 4-5 km. yürümüşlüğüm vardır.
    Günde 6-7 saat yürümek benim için normal bir aktiveydi.
    Yürürken kitap okumak TERCİHİMDİR. Yürüyerek kitap okuduğumda yürüme hızım, diğer insanların hızlı yürüme temposu seviyesine düşer.
       
  • Yaklaşık 10 yıldır, hemen her sabah 20 dakika kadar, tüm eklemlerimi çalıştıracak şekilde egzersizler yapmaktayım. Bu surenin 40-60 kadar olmasına İHTİYAÇ hissediyorum.
    Spora ilgisi bu seviyede olan biri olarak, yüzme, yürüme, jimnastik vs. sporlarından herhangi birini yapmak istermisiniz? diye soracak olursanız cevabım kesin ve nettir :
    - Asla ve asla hiç bir spor dalında aktif olarak faaliyette bulunmak istemem.
    Çünkü bir spor dalında faaliyet göstermek KURALLARA UYMAYI GEREKTİRİR. Kurallara uymak sıkıcıdır.
     
  • Yeğenlerimi lise öncesi yıllarında yaz tatilinde (kendi istekleri üzerine) bir çeşit savunma  sporu kursuna göndermiştim. 
    2 aylık kurs süresinin 1. ayından sonra kursa gitmeyi bıraktılar. Kurs verilen yer uzak olduğu için kurs yerine kendim götürüyordum ve yapılan çalışmaları izliyordum.
    Antremanları yapmayı bırakın, izlemesi bile tahammül edilemez derecede SIKICIYDI.
  • ... 
1) Herhangi bir spor veya sanat dalına ilgi artırılmak isteniyorsa, önce spor veya sanat dalının mutfağı (o dalda çalışma yapan kişlerin çalışırken neler yaptıkları) / antreman çalışmaları kişilere izletilmelidir.

2) ZORLA yaptırılan çalışmalar, NEFRET duygusu uyandırır.

3) Ergenlik öncesi dönemdeki çocukların seçim yapabilme becerileri gelişmemiştir.
Bu nedenle bu yaştaki çocukların seçimleri çoğunlukla ebeveynlerin seçimleridir.
Çocuklar ebeveynlerin seçtikleri alanda ZORUNLU eğitim gördüklerinde mutsuz olurlar.

4) Ergenlik dönemi dahil seçmeli ders uygulamasında öğrenciler çoğunlukla GAYRET GÖSTERMELERİ gerekmeyecek ZORLANMAYACAKLARI dersleri seçmeyi TERCİH ederler.
Diğer bir deyişle seçmeler ilgi alanını göstermez.

5) Yakın zamanda izlediğim bir TV programında Kuzey Kore'de öğrencilerin HERGÜN 2-3 saat sanat / spor uygulaması ZORUNLULUĞU varmış.
Uzmanların sanat / spor faaliyetleri için HERGÜN 2-3 saat zaman ayrılması gerektiğini söylediğini varsayalım.
Böyle bir uygulmanın ülkemizde yapılması imkan dahilinde midir?
HER GÜN 2-3 saat ZORUNLU spor / sanat uygulaması ülkemizde İSYAN çıkartır.
Sanat ve spor için bu kadar süre ayrılması ne kadar doğru olur?
Boylece sanata ve spora bakış açinizi da ogrenmis olduk.Benim icin sozun bittigi yer ☺

turgutkuzan

  • Uzman Üye
  • *****
  • Öğrenci Velisi
  • İleti: 4.429
  • Teşekkür 3029
    • Çevrimdışı
  • # 21 Şub 2018 08:11:38
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Boylece sanata ve spora bakış açinizi da ogrenmis olduk.Benim icin sozun bittigi yer ☺
Allah (c.c.) rahmeti, selamı ve bereketi üzerimize olsun.

İfadelerime itiraz etmeyerek, düşüncelerime dolaylı destek veren Egitimhane üyelerinin görüşlerini de öğrenmiş olduk.

Yetenek (sanat / spor) derslerinin zorunlu olması düşüncelerinizin DAYANAK noktasını açıklamayacak mısınız?
"Benim için sözün bittiği yer" ifadenizle bu düşüncenizin hatalı olduğu kanaatine mi ulaştığınızı mı anlatmak istediniz?

zeynepgulsu

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 18.813
  • Teşekkür 31440
    • Çevrimdışı
  • # 21 Şub 2018 08:23:08
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Allah (c.c.) rahmeti, selamı ve bereketi üzerimize olsun.

İfadelerime itiraz etmeyerek, düşüncelerime dolaylı destek veren Egitimhane üyelerinin görüşlerini de öğrenmiş olduk.

Yetenek (sanat / spor) derslerinin zorunlu olması düşüncelerinizin DAYANAK noktasını açıklamayacak mısınız?
"Benim için sözün bittiği yer" ifadenizle bu düşüncenizin hatalı olduğu kanaatine mi ulaştığınızı mı anlatmak istediniz?
Zorunlu olmasinin dayanak oldugunu dusunmuyorum.Cocuklarin gelisimleri icin faydali.Verdiginiz bir iki  ornekle tum cocuklari ayni kefeye koyamazsiniz.Benim ogrencilerimin yuzde 100u bu dersleri cok seviyor.Cogu cocugunda istedigini ve sevdigini dusunuyorum.Bunu 15 yillik bir ogretmen olarak soyluyorum.
Sozun bittigi yer derken de bu dallarin dayatma oldugunu dusunen biriyle tartismanin anlamsizligini ifade etmek istedim.Sonucta sabit fikirli birisiniz.Dusunceniz degismez.

turgutkuzan

  • Uzman Üye
  • *****
  • Öğrenci Velisi
  • İleti: 4.429
  • Teşekkür 3029
    • Çevrimdışı
  • # 22 Şub 2018 16:47:53
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Zorunlu olmasinin dayanak oldugunu dusunmuyorum.
Allah (c.c.) rahmeti, selamı ve bereketi üzerimize olsun.

KLASİK Egitimhane üyesi / öğretmen davranışı :)
Söylediğim şeylerin dayanak noktasını açıklamam gerekmez, iddialarım için delil göstermem gerekmez.
Düşüncemin kabul edilmesi için söylemem yeterlidir.

Sık sık tekrar ediyorum, toplum olarak ergenlik dönemi yaşamaktayız, çocukluk döneminde olduğu gibi her söyleneni doğru kabul etmemiz mümkün değildir.
Düşünceler, deliller gösterilerek İZAHA muhtaçtır.

[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Cocuklarin gelisimleri icin faydali.
Verdiginiz bir iki  ornekle tum cocuklari ayni kefeye koyamazsiniz.
Benim ogrencilerimin yuzde 100u bu dersleri cok seviyor.
Cogu cocugunda istedigini ve sevdigini dusunuyorum.
Bunu 15 yillik bir ogretmen olarak soyluyorum.
Çocukların gelişimi için faydalı olan şeylerin OLUMSUZ YAN ETKİLERİ olabilir.
Verdiğim örnekler FARKLI bakış açısı ortaya koymak amaçlıdır.
Bu örneklerden tüm çocukları aynı kefeye koyduğum anlamını çıkarmak hata olur.
Düşüncelerinizi destekleyecek SOMUT VERİLER paylaşmadığınız sürece, düşünceleriniz muhataplarınız için çoğu zaman anlamsızdır.
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Sozun bittigi yer derken de bu dallarin dayatma oldugunu dusunen biriyle tartismanin anlamsizligini ifade etmek istedim.
Sonucta sabit fikirli birisiniz.
Dusunceniz degismez.
Her hangi bir konuda ZORUNLULUK getirmek neden dayatmak olarak ALGILANMASIN Kİ?
Dayatma başka nasıl yapılabilir ki?
Zorunluluğu, dayatma olarak ALGILAMAMAK anlamsız değil midir?

Egitimhane üyelerinin "Sabit fikir" kavramını nasıl anladıklarını çözebilmiş değilim.
Örneğin, "Düşünceniz değişmez." ifadeniz SABİT BİR FİKRİN İFADESİ değil midir?

Eğitimhane Kültürünü Sorgulayalım başılığıyla açtığım konuda 23. madde de şu ifadeleri paylaşmıştım :
Alıntı

Egitimhane kültüründe, her türlü akıl / fikir ilah olarak değil, değer olarak var olmalıdır.

Bir fikrin hatalı unsurları olmadığını varsaymak, fikri ilahlaştırmaktır.
Her fikrin eksikleri vardır.
Bu nedenle tartışmalar, fikirler doğru / yanlış KALIPLARINA sokulmadan, fikirlerden azami FAYDA elde etmek amaçlı olmalıdır.
Tartışmaların  doğru / yanlış KALIPLARINA sokulmadan, fikirlerden azami FAYDA elde etmek amaçlı olmalısı gerektiği düşüncesini savunan birinin sabit fikirli olması mümkün müdür?
Tartışmakta amacın SADECE muhatabın fikrini değiştirmek  olduğu düşüncesi SABİT BİR FİKİR değil midir?

"Aklın yolu da bir değildir" başlığıyla açtığım konuda BENİMSEDİĞİM şu ifadeleri paylaşmıştım :
Alıntı

Alev Alatlı doğrunun bir derece meselesi olduğunu İDDİA eder.
Bu dünyaya ait hiç bir şeyin yüzde yüz doğru olamayacağını İDDİA eder.

Doğrunun (istisnalar hariç) bir derece meselesi olduğuna inanan,  bu dünyaya ait hiç bir şeyin yüzde yüz doğru / yanlış olamayacağını savunan bir kişinin sabit fikirli olması mümkün müdür?

Toplumumuzda tartışma / çatışma KÜLTÜRÜ gelişmemiştir.
İnsanlar, tartışmadıkları / çatışmadıkları için bu kültürün gelişmesi mümkün olmamaktadır.

Bu nedenle çoğu kişi, tartışmaların / çatışmaların kişisel gelişimin SIÇRAMA tahtaları olduğunun bilincinde değildir.
Yıllarca kitap okuyarak, gözlem yaparak vs. edinebileceğiniz kişisel gelişim deneyimini 4-5 saatlik bir tartışma sonucunda kazanmanız mümkündür.

Bu deneyimin kazanılabilmesi için, tartışmanın  doğal seyrine müdahale edilmemelidir.
Özellikle tartışmanın başladığı konudan uzaklaşılması durumunda müdahale edilerek, tartışmanın asıl konu sınırlandırılmaması gerekir.
Tartışmalarda konu dışına çıkılması DOĞAL bir durumdur. Çünkü konu DOĞAL yoldan tartışılması GEREKEN konuya gelir.

Tartışma YETERİNCE uzadığında, taraflar FARKLI şeyler söyleyemez, konuyu değiştiremez noktaya gelirler.
Tartışmaların VERİMLİ noktası bu aşamada ortaya çıkar.
Bu aşamada iki durum ortaya çıkar.
1) Tarafların birbirlerine TEKRARLADIKLARI hususlar, muhataplar tarafından FARKLI şekilde ALGILANMAYA başlanır.
2) Taraflardan biri, kısır döngüyü kırabilmek için, çoğunlukla şaka amaçlı bir ifade kullanır.

Her iki durumda tarafların zihninde bir ışığın yanmasına vesile olur. (Işığın yanması bazı durumlarda, tartışan taraflar tartışma ortamından ayrıldıktan sonra gerçekleşir. )
Yanan ışık kişisel gelişimin sıçrama tahtası olur.
Çünkü söylenen bir söz, yapılan şaka vs. aylarca, yıllarca zihni meşgul eden bir şeyi çözüme kavuşturmuştur.
Çözüme kavuşan husus, tartışılan konularla da ilgili olabilir, alakasız bir konuda da olabilir.

Ömürlerinde bir tartışmayı sonuna kadar götürmemiş kişiler, bunun bilincinde olmadıkları için, tartışmalardan sonuç elde edilemediği için faydasız olduğu ÖN YARGISIYLA kısa sürede sonlandırılması gerektiği görüşünü savunurlar.
Kişisel gelişimde sıçramalar olmasını engellediklerinin, kişisel gelişimin yavaş olmasına vesile olduklarının farkına bile varmazlar.

Talep edilmesi durumunda, toplumumuzda sanat ve spor faaliyetlerinin isteğe bağlı olarak bile olsa sürekli olarak icra edilmesinin TERCİH EDİLMEDİĞİNİN, sanat ve spor faaliyetlerinin hobi veya ihtiyaç kapsamında yapıldığının SOMUT VERİLERİNİ paylaşabilirim.
Kişisel kanaatimde sanat ve spor faaliyetlerinin isteğe bağlı ve ihtiyaçlar çerçevesinde olması gerektiği yönündedir.

 

Egitimhane.Com ©2006-2023 rss