Egitimhane.com
»
Ana Sayfa
»
Forum
»
Haberler
»
Planlar
»
Okullar
»
Dosyalar
»
İlkokuma
»
Birleştirilmiş sınıf
»
100 Bin Kitap
»
İlanlar
»
Gruplar
»
Resim galerisi
»
Sponsor
»
Atama Rehberi
»
Bildiriler
»
Dost Siteler
»
Arama
»
İletişim
Egitimhane.Com
|
Genel Konular
|
Genel Konular
(Moderatör:
N.HÜLYA
) | Konu:
Hiçbir Başlığa Uymayan Yazılar
Sayfa:
1
...
6
7
8
9
10
[
11
]
12
13
14
15
16
...
18
Konu: Hiçbir Başlığa Uymayan Yazılar
(Okunma Sayısı 11482 defa)
duyguaydın
Tecrübeli Üye
Mesaj Sayısı: 315
Ynt: Hiçbir Başlığa Uymayan Ya...
27 Oca 2012 16:48:40
:oDÜNYADA KAN GRUPLARININ DAĞILIMI
0 RH pozitif Her 100 kişiden 40´ı
0 RH Negatif Her 100 kişiden 7´si
A RH pozitif Her 100 kişiden 34´ü
A RH Negatif Her 100 kişiden 6´sı
B RH Pozitif Her 100 kişiden 8´i
B RH Negatif Her 100 kişiden 1´i
AB RH Pozitif Her 100 kişiden 3´ü
AB RH Negatif Her 200 kişiden 1´i
En eski kan grubunun "O" grubu olduğunu belirtiliyor. "Herkes 0 grubuyken insanlar çok küçük bir alanda yaşıyorlardı, aynı yemeği yiyor, aynı organizmaları soluyorlardı ve bu yüzden değişim gereksizdi. Ancak nüfus arttığında ve göçler hızlandığında değişimler ivme kazandı. Sonrasında gelişen A ve B gruplarının geçmişi ancak 15 bin - 25 bin yıl öncesine uzanıyor. AB grubu ise çok yenidir." O grubu "Avcı", A grubu "Çiftçi", B grubu "Göçebe" ve AB grubu "Modern" olarak değerlendiriliyor.
Kan gruplarına göre kişilik tahlili
O grubu: Kendine güven, cesaret.
A grubu: Sinirli ve hassas.
B grubu: Uyumlu ve yaratıcı.
AB grubu: En çekici ve ilginç...
En cesur ve güçlü "O" grubu
Bu kan grubu taşıyan herkes gücü, dayanıklığı, kendine güveni, cesareti, sezgiyi ve tanrı vergisi bir iyimserliği genetik hafızalarında taşırlar.Melodik mizaç özelliğine sahiptirler. Bunlar yaşamın tadını en iyi çıkaran, dünya nimetlerinden en geniş biçimde yararlanan kişilerdir. Hayati bir melodi gibi yaşar ve kavrarlar.
İçinde bulundukları ortama çok iyi uyum gösterirler. Tüm insanlarla ve bütün varlıklarla anlaşırlar. Onlara ters düşmeden, olumlu ilişkiler kurmayı başararak yaşarlar. Bu engin uyum düzeni içinde, önlerine sunulan olanaklardan rahatlıkla yararlanırlar.
Amaçladıkları sonuca, büyük uğraşlara kalkışmadan, kolayca ulaşırlar. Onların bu başarılarındaki en büyük etken, dış dünyayla, sudaki hidrojenle oksijen gibi uyumlu olmalarıdır.
Modaya, havaya, zamana hemen uyuverirler. Herhangi birine çok değişik ve ters gelebilecek bir ortam düşünelim. Onlar bu ortam içinde dağılıp şaşırmaz, ürküp sinmez, bir köşeye çekilip donup kalmazlar. Hemen uyum gösterirler. Sivri ve uç düşünceleri, aykırı fikir ve eğilimleri yoktur. Sağlıklı bir bünye ve iyimserlikle desteklenmiş liderlik özellikleri (güç, etki, güvenirlik) ve başarı için gerekli güdüler size kalan 0 grubu mirasıdır.
En paylaşımcı "A" grubu
Kalabalık insan toplulukları ve yerleşik ama daha kırsal yaşam gerilimleri baş edebilmek üzere ortaya çıkmıştır. Psikolojik özelliklerinin bazıları, kalabalık çevresel kitlelerin ihtiyaçlarına katlanabilmekle gelişir. Uyumlu mizaç özelliğine sahiptirler. Bu grup içinde yer alanlar, duyan, hisseden, sürekli olarak araştıran, çevrelerindeki kişiler ile bağlantı ve uyum sağlamaya çalışan kişilerdir. Dış dünyadaki tüm değişikliklere karşı duyarlıdırlar. Ancak aşırı duyarlılıkları, çevrelerinde büyük uyum güçlüğüne düştüklerinde onların geriye doğru kaçmalarına ve içlerine kapanmalarına neden olur.
Uyumlular, içinde bulundukları toplumun en ilgi çekici ve en renkli varlıklarıdır. Ancak dayanma ve uyum sağlama yeteneklerinin yetersiz kaldığı ortam ve koşullarda çözülürler. Acınacak, zavallı insanlar olurlar.
Büyük bir olasılıkla, bu oluşumun içindeki bireyde olması gereken en önemli özellik, paylaşımcı yapıdır. İlk A´lar, karmaşık bir hayatın meydan okumalarına karşı duyarlı, kurnaz, istekli ve akıllı olmak zorundaydılar.
Ancak bütün bu niteliklerin tek bir yapıda toplanması gerekiyordu. Belki de bu bugün bile A´ların daha gerilimli bir yapıya sahip olmalarının bir nedenidir. Sıkıntılarını içlerine atarlar. Fakat patladıklarında da dikkatli olmalısınız. O gruplarının çok başarılı olduğu gerilimli ve sıkışık liderlik pozisyonlarına A´lar pek uygun değildir. Bu onların lider olamayacakları anlamına gelmiyor. Ama içgüdüsel olarak, çıkar gözeten liderliği istemezler. A kan grubunda diğer gruplardan daha az grip görüldüğü bilinmektedir. Ayrıca virüslerin etkisi, AB grubunda da diğer gruplara göre daha azdır.
En uyumlu "B "grubu
Irkların karışması, yeni topraklar ve yabancı iklimlerle karşı karşıya kalan ilk B gruplarının yaşamlarını sürdürebilmek için uyumlu ve yaratıcı olmaları gerekiyordu. B grupları yerleşik A grupları kadar düzenli ve uyumlu bir konfora gereksinim duymazken O grularından da daha az kararlılık sahibidirler. Bu özellikler B gruplarının her hücresinde mevcuttur. Biyolojik olarak B gruplar diğer gruplardan daha uyumludur. Ritimli mizaç özelliğine sahiptir. Davranışlarında akılcı, sistemli, düzenli ve iradelidir. Başkalarının tepki ve eğilimlerini dikkate almaksızın, kendi düşünce ve kararları doğrultusunda ilerler. Onu bir demiryolu üzerinde giden, önüne çıkan engelleri ezen veya birlikte sürükleyen bir lokamotife benzetebiliriz.
Çevrelerine egemen olmak ve yönetmek isterler. Gözüpek, inatçı, otoriter ve serttirler. Mantık ve irade, onlarda daima duygulardan daha önce gelir. Bu mizaca sahip bulunanların tipi, asker, uzman ve danışmandır.
Bir çok yönüyle B grupları bütün olası seçeneklerin en iyisine sahiptirler. A gruplarının zihinsel ve duygusal olarak uyarılmış edimlerinin yanı sıra O gruplarının saldırgan ve keskin fiziksel tepkilerine ait öğeleri de içlerinde barındırırlar. B gruplarının farklı kişiliklerle daha kolay ilişkiye girebilmelerinin nedeni, genetik doğaları gereği daha uyumlu olmalarındandır. Çünkü kendilerini rekabet ve savaşlara karşı daha az eğilimli hissederler. Onlar diğerlerinin bakış açısından da bakabilirler. Empati yetenekleri vardır.
En çekicisi "AB" grubu
Bu grup sinirli ve hassas A´larla dengeli B´lerin birleşmesiyle oluşmuştur. Sonuç ise tinsel, yaşamın özellikle sonuçlarının pek farkında olmadıkları bir takım etkenlerini kucaklayan, biraz parça parça bir karakterdir. Kompleks mizaç özelliği gösterirler. diğer üç mizacın tüm özelliklerini, karmaşık ve karışık bir biçimde bu kümede yer alan kişilerde görülür. Bu üç özellik, farklı yoğunluklarla bir arada bulununca, kişi birbiriyle uyuşmaz eğilimlerin elinde adeta oyuncak olur.
Böyleleri, dengeleri için gerekli olan dinamik bir düzenleme, güçlü bir irade ve iyi bir disiplinle karşılaşana değin, çelişen, karmaşık duygu, düşünce ve eğilimlerin elinde bocalayan, kaprisli, kararsız ve tutarsız bir kişi olur çıkarlar. Bununla birlikte çevrelerine önem vermeleri, sosyal tutum ve yargıları önemsemeleri, mantıklı düşünme yetisine sahip olmaları gibi olumlu yönleri onları başarıya ulaştırabilir." Çoğu kez onlar detaylarla uğraşıp kendilerini yormazlar. AB grubu, kan grupları arasında en çekici ve en ilginç olanıdır. Ama onların doğal karizması ardında hep kırık kalpler bırakır.
Kan grupları arasında AB çok ender görülür. A grubuyla B grubunun karışmasından meydana gelen bu kan grubuna dünya nüfusunun ancak %5 ´i dahildir.Ve de bu grup,kan gruplarının en yenisidir.Bundan 10-12 yüzyıl öncesine kadar böyle bir kan grubu yoktu.Doğudaki istilacı güçlerin batıdaki ülkeleri ele geçirmeleri üzerine farklı uluslar birbirlerine karıştılar. Doğuyla batı uygarlığının karışması sonucunda AB kan grubu ortaya çıktı. M.S. 900 yıllarından itibaren AB kan grubu oluştu. A ve B gruplarındaki Avrupalılar´ın evlilik yoluyla bir araya gelmedikleri kesindi. Ancak doğudan batıya akın başladıktan sonra farklı kan grupları birleşebildi.
duyguaydın
Tecrübeli Üye
Mesaj Sayısı: 315
Ynt: Hiçbir Başlığa Uymayan Ya...
27 Oca 2012 17:21:03
Beyin jimnastigi
)
HADİ BAKALIM KOLAY GELSİN .CANLANIN BİRAZ ÇÖZEMEZSENİZ BU AKŞAMDAN İTİBAREN HAVUÇ SUYUNA BAŞLARSINIZ….SEVGİYLE KALIN
beyin jimnastiği
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
Aşağıdaki test, 4 basit sorundan ibaret
Düşünmeden hemen cevap vermek gerekiyor. Kolay gelsin
Soru 1: Bir koşuya katılıyorsun, İkinci adamı solluyorsun.
Hangi sıralamada yer alırsın?
Cevap:
Birinci sıraya çıkarım dediysen tamamen yanıldın !
İkinciyi sollarsan onun yerini alırsın, yani ikinci olursun. Ayrıca
ikinci soru için lütfen biraz daha fazla düşün !!
Soru 2: Bu koşuda sonuncuyu sollarsan hangi sıralamaya çıkarsın ?
Cevap :
Sondan ikinci dediysen yine yanıldın !
Biraz düşünün arkadaşlar ! Sonuncuyu nasıl sollarsınız ?
Sen onun arkasındaysan o sonuncu olamaz değil mi ?
Cevabı mümkün değil !!
Hadi bir daha deniyoruz, not tutma ve hesap makinesi
kullanma, hemen cevap vermen gerektiğini de unutma ! Ha gayret !!!!
Soru 3:
1000 al
40 ekle
1000 daha ekle
30 ekle
1000 daha
Artı 20
Artı 1000
Ve artı 10
Toplam ne çıkıyor ?
Cevap:
5000
Yine yanlış !!!
Doğru cevap 4100.
Aynı hesabı iyi bir hesap makinesiyle tekrar yap...
Aldığın tüm diplomaları bence çöpe at !!!
Bari bu son soruya doğru cevap ver !
Soru 4:
Aylin'in Babasının 5 kızı var :
1. Çaça
2. Çeçe
3. Çiçi
4. Çoço
5.
?
Soru: Beşincinin adı ne?
İyi düşünün haaa..
Cevap: Çüçü???
Yanlıııııııışşş
Aylin, Aylin!!!
TÜBİTAK'a teşekkürler…
**********************
duyguaydın
Tecrübeli Üye
Mesaj Sayısı: 315
Ynt: Hiçbir Başlığa Uymayan Ya...
27 Oca 2012 17:42:51
Açılan sayfaya isminizi yazın ve yüklenmesini bekleyin, yükleme bir dakika kadar sürüyor ama ortaya harika bir şey çıkıyor..
Bu bilgiyi sadece üyeler görebilir!
kozmikfail
Çalışkan Üye
Mesaj Sayısı: 94
Ynt: Hiçbir Başlığa Uymayan Ya...
27 Oca 2012 17:52:20
Alıntı sahibi: duyguaydın üzerinde 27 Oca 2012 17:42:51
Açılan sayfaya isminizi yazın ve yüklenmesini bekleyin, yükleme bir dakika kadar sürüyor ama ortaya harika bir şey çıkıyor..
Bu bilgiyi sadece üyeler görebilir!
çok güzelmiş öğretmenim teşekkürler.
siraçisra
Bilge Üye
Mesaj Sayısı: 4497
(Okul Müdürü)
Ynt: Hiçbir Başlığa Uymayan Ya...
27 Oca 2012 17:59:57
Benim Efendim! Ben Sana bendim…
Bir üfledin de yıkıldı bendim.
Ben ki, denizdim, dağbaşı bendim.
Şimdi Sen oldun, aleme pendim.
.
Benim Efendim, feza levendim!
Ölmemek neymiş; Senden öğrendim.
Kayboldum Sende, Sende tükendim!
Sordum aynaya: Hani ya kendim?
Benim Efendim!.. Ben Sana bendim…
.
Benim Efendim! Emri yüklendim!
Dağlandım kalpten ve mühürlendim.
Askerin oldum, başta tülbendim;
Okum sadakta, elde kemendim.
.
Benim Efendim!
.
Ben Sana bendim…
duyguaydın
Tecrübeli Üye
Mesaj Sayısı: 315
Ynt: Hiçbir Başlığa Uymayan Ya...
28 Oca 2012 22:29:08
AYDINLIK
Bir bilge çölde öğrencileriyle otururken demiş ki;
"Gece ile gündüzü nasıl ayırt edersiniz?
Tam olarak ne zaman karanlık başlar, ne zaman ortalık aydınlanır?"
Öğrencilerden biri;
"Uzaktaki sürüye bakarım" demiş, "koyunu keçiden ayıramadığım
zaman akşam olmuş demektir."
Başka bir öğrenci söz almış ;
"İncir ağacını, zeytin ağacından ayırdığım zaman, anlarım ki
sabah başlamıştır."
Bilge uzun süre susmuş.
Ögrenciler meraklanmışlar ve " Siz ne düşünüyorsunuz? "
diye sormuşlar.
Bilge şöyle demiş;
"Yürürken karşıma bir kadın çıktığında, güzel mi çirkin mi,
siyah mı beyaz mı diye ayırmadan, ona "kızkardeşim"
diyebildiğimde
yine yürürken önüme çıkan erkeği,
zengin mi yoksul mu diye bakmadan, milletine, ırkına,
dinine aldırmadan, erkek kardeşim sayabildiğimde anlarım ki
sabah olmuştur, içimde AYDINLIK başlamıştır... "
faldov
Bilge Üye
Mesaj Sayısı: 1105
(4. Sınıf Öğretmeni)
Ynt: Hiçbir Başlığa Uymayan Ya...
31 Oca 2012 23:00:11
Bozuk Simit paraları ile cenneti satın almak
Günün son dersinin sonuna gelinmişti. Öğrenciler çıkmak için sabırsızlanıyordu.Defter ve kitaplarını çantalarına koydular. Zil çalar çalmaz, dışarı çıkmak için hazırdılar. Yalnız, Ali hazırlanmamıştı. Gecikmek için de elinden geleni yapıyordu.Nihayet zil çaldı. Öğrenciler bir anda kapıya yöneldi. Ali, yerinden kalkmadı. Ağır ağır eşyasını topladı. Bir yandan göz ucuyla öğretmenine bakıyor, bir yandan da arkadaşlarının gitmesini
bekliyordu.
Öğretmeni, onun bu hâlini fark etti:
- Hayrola Ali, dedi. Eve gitmeyecek misin?
Ali, son arkadaşının da çıktığını görünce cevap verdi:
- Sizinle konuşmak istiyordum öğretmenim.
- Peki, dedi öğretmeni. Ne söyleyeceksin bakalım?
- Ahmet arkadaşımız var ya…
- Evet, ne olmuş Ahmet’e?
- Durumları pek iyi değil galiba. Annesi, beslenme çantasına pekiyi şeyler koymuyor.
- Ee?
- Ona yardım etmek istiyorum. Ama benim yardım ettiğimi bilirse üzülür. Günde bir
simit parası biriktirip her hafta size versem, siz de ona verseniz?
Cebinden bir avuç bozuk para çıkarıp öğretmenin masasının üzerine koydu. Nurhan öğretmen, paraya dokunmadı. Sandalyesine oturup düşündü.Ali hakkındaki bilgilerini yokladı. Bildiği kadarıyla ailesinin durumu pekiyi değildi. Bu çalışkan ve sevimli öğrencisi, ne kadar da iyi niyetli ve düşünceliydi. Zengin bir ailenin çocuğu değildi. Buna rağmen yardim etmek istiyordu. Üstelik yardım ettiğinin bilinmesini istemiyordu.
Nurhan Öğretmen:
- Dur bakalım Ali, dedi. Bildiğim kadarıyla sizin de maddî durumunuz pekiyi değil. Yanlış mı biliyorum?- Doğru biliyorsunuz öğretmenim. Babam gündelikçi. Çoğu zaman iş bulamıyor. Ama ben de çalışıyor, para kazanıyorum.
- Nerede çalışıyorsun?
- Simit satıyorum.
Nurhan Öğretmen yine durup düşündü. İyiliğin bu kadarına ne demeliydi simdi. Bunun gerçekleşmesi zordu. Onu, bundan vazgeçirmek için bir çare bulmalıydı. Bunu yaparken, sevimli öğrencisini de kırmamalıydı. Onunla biraz daha konuşursa, belki bir yolunu bulurdu.
Nurhan Öğretmen, Ali’ye döndü:
- Büyüyünce ne olmak istiyorsun, diye sordu.
- Çok zengin bir işadamı…
- Niçin?
- İnsanlara daha çok yardim etmek için…
- Güzel, dedi Nurhan Öğretmen. Bak şimdi Ali, Ahmet’in ailesinin durumu pekiyi değil;
bu doğru. Ama sizinki de bundan pek farklı değil. İstersen acele etme; çok zengin olduğun zaman insanlara yardım edersin. Olmaz mı?
- Olmaz, dedi Ali. Şimdi yapmalıyım.
- Neden olmaz?
- Üç sebepten dolayı olmaz.
Birincisi: Bu para zaten benim değil. İyilik ettiğim için Allah, beni insanlara sevimli
gösteriyor. İnsanlar da bundan etkileniyor, daha çok simit alıyorlar. Bu sayede gün boyu çalışanlardan bile fazla simit satıyorum. Hele mahallede Hasan Amca var, her gün iki simit alıp güvercinlere veriyor.
İkincisi: “Ağaç yaş iken eğilir.” deniliyor. Şimdiden iyilik yapmayı öğrenmezsem büyüdüğümde hiç
yapamam.
Üçüncüsü ise daha önemli: Büyüdüğüm zaman çok zengin bir işadamı olmak istiyorum. Zamanında
yatırım yapmayanlar büyük işadamı olamazlar.
Nurhan Öğretmen, karşısında büyük biri varmış gibi dinliyordu:
- Bu sonuncusunu pek iyi anlayamadım,
dedi?
- Açıklayayım öğretmenim, dedi Ali. Şimdi, çok zengin olmadığım için, ancak günde bir simit parası kadar yardım edebiliyorum. Bundan fazlasını veremem. Allah, Cennet’i gücü kadar iyilik edene veriyor. Şimdi gücüm bu olduğuna göre Cennet’in fiyatı birkaç simit parası kadardır. Eğer zengin olmadan ölürsem birkaç simit parasıyla Cennet’e girebilirim. Bundan daha kârlı bir yatırım olur mu?
Nurhan Öğretmen’in gözleri dolmuştu. Başını “Evet” anlamında sallarken Ali’yi evine yolladı.
Sınıfa geri dönerken okulun boşaldığını fark etti. Eşyalarını toplamak için masasına döndüğünde Ali’nin bıraktığı paraların masaüstünde kaldığını fark etti. Sandalyesine gayri ihtiyari oturdu ve paraları eline aldı. Hiçbir para ona bu kadar kıymetli gelmemişti. Sanki elinde dünyanın en kıymetli incilerini, yakutlarını, elmaslarını tutuyordu. Hatta bu paralar onlardan bile kıymetliydi. Öyle bu paralar, Bu bozuk SİMİT paraları, Cenneti satın alabilecek paralardı. Sanki hiç bırakmak istemeyen bir duygu ile sımsıkı kavradı bu bozuk simit paralarını.
Oturduğu yerden kalkamadı Nurhan Öğretmen. İçinin dolduğunu, Tarif edilemeyen duygulara boğulduğunu hissetti. Birden boşalan sağanak yağmurlar gibi ağlamaya başladı. Ağladı … Ağladı.
Kendine geldiğinde aksam olmuştu. Yavaş yavaş sınıftan çıkıp okuldan ayrılırken bekçi Sadik
“ Bozuk Simit paraları ile cenneti satın almak, Bozuk Simit paraları ile cenneti satın almak” diye Nurhan öğretmenin sayıkladığını duydu. Bekçinin hayretler içinde “ Ne dediniz hocam “ demesini bile duymayan Nurhan öğretmen bekçinin şaşkın bakışları altında aksamın alaca karanlığına karışıvermişti ......
Yazarı bilinmiyor.
ehoo
Uzman Üye
Mesaj Sayısı: 1793
Ynt: Hiçbir Başlığa Uymayan Ya...
07 Şub 2012 23:14:01
Bir gün Süleyman Peygamber bir karıncaya bir yıllık yiyeceğinin miktarını sorar.
Karınca da,
-”Bir buğday tanesi yerim” diye cevap verir.
Cevabın doğru olup olmadığını kontrol etmek isteyen Süleyman Peygamber karıncayı bir şişeye koyar. Yanına da bir buğday tanesi koyarak hava alacak şekilde şişeyi kapatır. Ondan sonra da bir yıl bekler. Müddeti dolunca şişeyi açtığında bir de bakar ki karınca buğday tanesinin yarısını yemiş, yarısını da bırakmıştır. Kendi kendine meraklanır. Acaba neden yemedi?
Bunun üzerine Hz. Süleyman karıncaya buğday tanesini tamamen neden yemediğini sorar.
Karınca da:
-”Daha önce benim yiyeceğimi yüce Allah verirdi. Ben de O’na güvenerek bir buğday tanesini tamam olarak yerdim. Çünkü O beni asla unutmaz ve ihmal etmezdi. Fakat bu işi sen üzerine alınca doğrusu nihayet bu aciz bir insandır diye sana pek güvenemedim. Belki beni unutup yiyeceğimi ihmal edebilirsin. O yüzden de bir yıllık yiyeceğimin yarısını yiyerek, diğer yarısını da ertesi yıla bıraktım” diye cevap verdi.
faldov
Bilge Üye
Mesaj Sayısı: 1105
(4. Sınıf Öğretmeni)
Ynt: Hiçbir Başlığa Uymayan Ya...
07 Şub 2012 23:24:19
Alıntı sahibi: duyguaydın üzerinde 27 Oca 2012 17:42:51
Açılan sayfaya isminizi yazın ve yüklenmesini bekleyin, yükleme bir dakika kadar sürüyor ama ortaya harika bir şey çıkıyor..
Bu bilgiyi sadece üyeler görebilir!
Teşekkürler öğretmenim eşime çok güzel bir hediye oldu her ne kadar sanalda olsa.
zalim09
Bilge Üye
Mesaj Sayısı: 7179
(Öğretmen Adayı)
Ynt: Hiçbir Başlığa Uymayan Ya...
08 Şub 2012 17:13:14
Abdestin, yüksek tansiyonu düşürdüğünü, baş ağrısıni hafiflettiğini, uyuklamayı, yorgunluğu ve öfkeyi giderdiğini biliyor musunuz ?
faldov
Bilge Üye
Mesaj Sayısı: 1105
(4. Sınıf Öğretmeni)
Ynt: Hiçbir Başlığa Uymayan Ya...
09 Şub 2012 14:10:38
Öğrencileri tarafından olduğu kadar, öğretmen arkadaşları tarafından da sevilen genç bir öğretmen, bir gün derse öğrencilerine, hiç de beklemedikleri bir haber verdi:
“Bugün sınav yapacağım. Kâğıt ve kalemlerinizi hazırlayın.”
Öğrenciler bir sınav beklemiyorlardı; bu yüzden hazırlıklı değillerdi. Öğretmenin sınav sorusunu bildirmesini beklerken, hoşnutsuzlukları yüzlerindeki asık ifadelerinden anlaşılıyordu. Öğretmen ilk sorusunu yazdırdı: “Herkes kâğıdına, sınıftaki tüm arkadaşlarının isimlerini yazsın.” Bir süre bekledikten sonra ikinci soruyu da yazdırdı: “Şimdi herkes, listede yer alan arkadaşlarının adının altına o arkadaşları hakkındaki görüşleri, düşünceleri ve duygularını yazsın.”
Ders sonunda öğretmen sınav kâğıtlarını topladı ve evine gitti. Evde, her öğrencisinin adını ayrı bir kağıda yazdı ve altına tüm arkadaşlarının o öğrenci hakkında yazdıklarını sıraladı.
Öğretmen, Pazartesi günü derse girdiğinde, öğrencilerinin sabırsızlıkla okuyacağı sınav kâğıtları beklediklerini gördü ve gülümsedi. Sonra da, her bir öğrencisine, kendisi için özel olarak hazırladığı kâğıtları dağıttı.
Kâğıdına bakan her öğrenci birden hareketleniyor, yüzü aydınlanıyor, hemen yanındaki arkadaşıyla fısıltıyla konuşmaya başlıyordu. Arkada oturan sessiz bir öğrenci,
“Aman Allah’ım, arkadaşlarımın benim varlığımın farkında bile olmadıklarını sanıyordum!” diye haykırdı. “Meğer beni ne kadar da seviyorlarmış.”
Sınıf içinde bir daha bu sınavdan hiç söz edilmedi. Öğretmen, öğrencilerin ailelerine bu sınavdan söz edip etmediklerini hiçbir zaman öğrenemedi. Önemli olan bu sınavın başarıyla sonuçlanması ve amacına ulaşmış olmasıydı.
Aradan yıllar geçti. Öğrencilerin her biri mezun olduktan sonra farklı meslekler edindiler ve yaşamlarını farklı görevlerde sürdürmeye başladılar. Ama öğrencilik yıllarını ve arkadaşlarını asla unutamadılar.
Öğretmen öğrencilerinden uzun yıllar haber alamadı. Bir gün, bir kız öğrencisinden çok sevdikleri arkadaşlarının savaşta öldüğünü ve öğretmenlerinin sınıf arkadaşlarının cenazesine katılmasını istediklerini bildiren bir mektup aldı. Cenaze töreni iki gün sonra, ölen öğrencinin kasabasında olacaktı.
Öğretmen, öğrencisinin cenazesine gittiğinde, yoğun bir kalabalıkla karşılaştı. İlk kez böyle kalabalık cenaze törenine katılıyordu. Şaşkınlığını gizleyemeden çevreyi seyretmeye başladı. Bu genç yaşında yaşama veda eden öğrencisi, biraz ileride tabutun içinde yatıyordu.
Öğrencinin asker arkadaşlarından biri öğretmenin yüzüne dikkatlice baktı ve yanına yaklaştı:
“Afedersiniz!” dedi. “Siz onun matematik öğretmeni değil miydiniz?”
Öğretmen, hayret dolu gözleriyle askere baktı ve yavaş bir sesle “Evet!” dedi.
Asker, “Tahmin etmiştim!” dedi ve söylemek istediğini bir çırpıda söyledi:
“Sizden o kadar çok söz etti ki!”
Daha sonra, anne ve babası geldi öğretmenin yanına ve oğullarının cenazesine katıldığı için teşekkür ettiler. Sonra da onu arkadaşlarıyla birlikte yemeğe davet ettiler. Yemekte öğrencinin babası, “Size bir şey göstermek istiyoruz.” dedi ve titreyen parmaklarıyla cebinden çıkardığı bir keseyi öğretmene uzattı: “Bunu, vurulduktan sonra onun üzerinde bulmuşlar.” dedi. “İçinde kâğıdın size hiç de yabancı gelmeyeceğini düşündük.”
Öğretmen, keseden çıkan bir hayli kâğıdı alır almaz, içinde yazılanları hemen hatırladı. “O günler” gözlerinin önünde canlanmıştı. Katlanmış sayfayı titrek elleriyle açmaya çalışırken, yanaklarında birkaç damla yaş süzüldü. Evet! “O günler” deki sınıf arkadaşlarının, onun hakkındaki düşünceleri ve duygularını yazdıkları kâğıttı bu.
“Size ne kadar teşekkür etsek azdır!” dedi annesi. “Gördüğünüz gibi onun hakkında yazılanlar onun ömür boyu üzerinde taşıdığı değerli bir hazine oldu.”
Arkadaşları birer birer öğretmenin çevresini sardılar. Birisi şöyle başladı söze: “Ben de listemi hala saklıyorum” dedi. “Evdeki çalışma masamın en üst çekmecesinde.”
Bir başkasının adına ise eşi konuştu:
“Eşim listeyi düğün albümümüze yerleştirmemize karar verdi.” dedi heyecanla. “Liste hala orada duruyor.”
Hemen onun yanındaki öğrenci elini çantasına götürdü ve cüzdanını çıkarıp, içinden, büyük bölümü sararmış sayfaları çıkardı:
“Benimki de hep çantamdadır; her zaman yanımda taşırım.” dedi. “Sanırım o günkü sınavımızın kâğıtlarını hepimiz saklamaktayız.”
Son öğrenci son cümlesini söylediğinde, öğretmen artık gözlerinden akmakta olan yaşlarını tutamıyordu. Ölen öğrencisi ve onu bu dünyada bir daha görmeyecek arkadaşları için ağlıyordu.
Alıntı
zalim09
Bilge Üye
Mesaj Sayısı: 7179
(Öğretmen Adayı)
Ynt: Hiçbir Başlığa Uymayan Ya...
09 Şub 2012 16:47:40
DÖRT BÜYÜK MELEK
Cenâb-i ALLAH'in bütün melekler içinde üstün kildigi dört büyük melek.
Melek kelimesi Arapça'da "haberci" anlamina gelmektedir. Çogulu "melâike" olarak gelmekte ise de, gerek Türkçe'de ve gerekse Arapça'da çogul manasina "melek"' olarak da kullanilmaktadir.
Melekler, ruh gibi lâtif, nûrâni, mahiyetleri Allah katinda malum, varliklari bizim dünyamiza ait olmayan fakat insanlarla ilgili bir takim görevleri bulunan varliklardir. Akil ve nutuklari olup; sehvet ve gadap gibi be$eri ihtiraslari, yemeleri, içmeleri yoktur. Evlenmek, dogmak ve dogurmaktan uzaktirlar. Çesitli sekillere girebilirler. Allah'in emrine asla isyan etmezler, yerde ve gökte bir takim vazifeler ile mesgul olurlar. Daima Yüce Allah'i tesbih ve zikrederler. Meleklerin bu özellikleri için bakiniz: (el-En'âm, 6/9,100; el-Hicr 15/8; el-Fâtir 35/1; el-Meâric 70/4)
Meleklerin sayisi ve her birinin hangi islerle vazifeli olduklari bizce malûm degildir. Ancak bunlardan bir kismi ve vazifeleri Kur'an-i Kerîm'de ve Hz. Peygamber'in hadislerinde bildirilmistir. Bu bilgilere göre"büyük melekler" olarak taninan dört melek vardir ki, bunlar: Cebrâil, Azrail, Israfil ve Mikâil'dir.
Cebrâil:
Kur'an'da üç yerde "Cibrîl" olarak geçmekte (el-Bakara 2/97, 98; et-Tahrim 66/4) diger bazi ayetlerde de kendisinden Rûhu'l-Kudüs ve Rûh olarak bahsedilmektedir. (el-Bakara 2/87, 253; el-Mâide 5/110).
Vazifesi, Allah'in emir ve nehiylerini peygamberlerine bildirmektir. Bütün vahiy onun vasitasiyla nazil olmustur.
Cebrâil, bu görevi yerine getirirken peygamberimize çesitli sekil ve suretlerde gelirdi. Birçok defa insan seklinde bu görevini ifa ederdi. Insan sekline girdiginde daha ziyade Dihye isimli sahabenin kiliginda, bazan da normal bir bedevî olarak gelirdi ki, "Cibrîl hadisi" diye bilinen hadisin vukûunda Hz. Peygamber'e bu kilikta gelmistir.
Cebrâil bu gelislerinin sadece iki defasinda aslî suretinde görünmüstür. Bunlardan birisi (en-Necm, 53/6-7) ayetlerinin nuzûlünde, digeri ise yine Necm suresinin 13. ve 14. ayetlerinin nuzûlü esnasindadir (Tecrid-i Sarih Tercümesi, IX, 95).
Azrâil:
Kur'an-i Kerîm'de
"Melekü'l-mevt" ( = ölüm melegi) olarak geçmektedir. " Ey Muhammed de ki; size vekil kilinan ölüm melegi caninizi alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz." (es-Secde, 32/11)
Allah'in emri ve izni ile canlilarin, ölecekleri zaman canlarini almakla vazifelidir.
Israfil:
Kur'an'da "Isrâfil" olarak ismi geçmemektedir. Ancak, kiyametin vukûu ile ilgili ayette "(Isrâfil tarafindan birinci sefer) Sûr'a üflenince Allah'in diledigi (melekler) müstesna göklerde olanlar ve yerde olanlar bayilirlar (ölürler). Sonra Sûr'a (ikinci defa) üflenince ölüler mezarlarindan kalkip bakinip dururlar." (ez-Zümer 39/68) buyurulmakta, dolayisiyla isim olarak olmasa da bu melegin vazifesi bu ayetle belirtilmektedir.
Buradan kiyametin ve ahiret gününün yani yeniden dirilmenin baslangicinda bir Sûr'a üfürme olacagi anlasilmaktadir ki, bu isle vazifeli melek Isrâfil (a.s.) dir. Bu görevinden dolayý Ýsrafil'e "Sûr meleði" ismi de verilmektedir.
Ayrica Isrâfil'in, "Levh-i Mahfuz"* da yazilanlari okumak ve ilgili melege haber vermekle de görevli oldugu bilinmektedir.
Mikâil:
Kur'an-i Kerîm'de bir yerde "Mikâil" olarak zikredilmektedir. (el-Bakara 2/98)
Mikâil'in görevi: yagmurun yagdirilmasi, rüzgârin estirilmesi ve mevsimlerin tanzimi gibi tabiat olaylarini Allah'in emri ve izni ile vukua getirmektir.
Bu dört melegin disinda, her insanin yaninda bulunan ve daima onun küçük, büyük, gizli ve asikâr yaptigi bütün isleri yazan melekler vardir ki, bunlara "Kirâmen kâtibîn"* denir. Ayrica öldükten sonra kabirde sual sormakla vazifeli "Münker* ve Nekir"* melekleri de vardir.
Meleklere inanmak, müslümanlginn iman ve itikat esaslarindandir. Inanmayan, müslüman olamaz; inkâr eden de dinden çikar. Zira, Kur'an-ý Kerîm'de meleklerin varligindan bahsedilmekte, bir kisminin ise bizzat isimleri geçmektedir.
Yüce Allah söyle buyuruyor: "Her kim Allah'a ve meleklerine ve peygamberlerine ve Cibrîl'e ve Mikâil'e düsman olursa Allah da kâfirlere düsmandir" (el-Bakara 2/98). Ayrica Kur'an'da Fâtir suresinin bir diger adi da "Melâike suresi"dir.
Melekler, bilfiil vardir. Onlari görememis olmamiz onlarin yoklugu yolunda bir delil teskil etmez.
Onlarin bizim tarafimizdan görülmemesi, farkli bir sekilde yaratilmis bulunmalarindan, vücudlarinin rûhânî ve nûrâni olmalarindandir. Bizim gözümüz ise onlari görebilecek sekilde yaratilmamistir. Nitekim kendi aklimizi ve ruhumuzu da göremiyoruz, fakat onlarin varligina inaniyoruz...
alıntı
siraçisra
Bilge Üye
Mesaj Sayısı: 4497
(Okul Müdürü)
Ynt: Hiçbir Başlığa Uymayan Ya...
10 Şub 2012 21:21:16
Seslenişim Sanadır/ Duy Beni
Hangi mevsimde olursa olsun sev beni. Hüzünlerin girdabında olsan da vur beni yüreğinin kıyılarına.. Yorgunluğuma, zalimliğime aldırma sen. Sana dair nice hasret cümlesi birikti yüzümün kurak yakalarında. Gel de bitsin bu suskunluk. Gel de sonlansın bana dair yokluk. Sesinle düş münzevi karanlığıma. Perdelerimde zemheri beklerken sen gülüşlerinle baharı doğur gözlerime.. Susma ne olur. Kendim kadar kapladığım yalnızlıktan kurtar beni. Çek beni anlamın kutsallığına. Eteklerindeki tüm mucizeleri savur göğsümün bozkır yavanlığına.. Seccademde kurumaya yüz tutmuş güllere uzat nefesindeki ab- ı hayatı. Bağırmasan da olur. Fısılda yeter.
Durma öylece. Olur, olmadık gülümse bana. Gül pazarlarında aradığım yeter seni, düş imkânsızlığıma. Susadığım yeter, avuçlarından akıt dilsiz yüreğimi. Kelimelerim dökülsün gözlerinden. Nefesine gurûb eden sızılara inat sokul sen kokan baharlarıma. Gri’ye bürünmüş kentime gözlerinin rengini bırak. İçimde susturduğum çocukluğuma bayram sevinçlerini bırak. Yüzündeki gülüşlerini ver bana. Giyineyim sonra. Kent kent dolaşayım. Seni anlatayım her bir mahlukata.Avuçlarımdan sızan bayramlık sabahı intiharlarına inat sen yüzündeki Reyhan bahçelerini bahşet yaralı dudaklarıma. Yalpalayan sesimi tut sesinle. Adressizliğimin boşluğunu varlığınla kapat… Sonra da kirli yüzümü gözyaşlarınla sil. Sustuğuma bakma sen. Suskunluğumun her bir zerresinde avaz avaz seni andım.. Tükettim dudaklarımdaki tüm kelimeleri. Yüklemim ben. Öznesiz yaşayamam.. Seslenişimdir sanadır.. Duy beni gizli öznem.
Gelişim sanadır../ Kabul et beni..
Gözlerin yollarda biliyorum. Aldırma sen yüreğimde biriken senli cümlelerin tenhalığına. Peçesini ellerimle yırtacağım bir gecenin sabahında kavuşacağım sana. Elimde sana bahsettiğim kırmızı saçlı bez bebek. Avuçlarımda bir miktar gözyaşı. Gözlerimiz gözlerimize kavuşacak o an. O an kirpiklerime uzanacak susuzluğun. Kana kana içeceksin yüreğimin sana vaat edilmiş gülüşlerini.. Yırtacaksın suskunluğumu. Bir gelincik toprağı yarıp gökyüzüne ellerini uzatacak. Belki de Musa’nın asasını vurduğu yerden “ güller “ inkişaf edecek duaya durmuş avuçlara.. Arala perdelerini. Gözlerini pencerelere yaklaştır. Özenle tara saçlarını.. Her zamankinden farklı olarak gözlerini kalabalıklara çevir. Bozkır yüzümü ara içi boş cümlelerin müsvedde kağıt gibi atıldığı duraklarda.. Gelemezsem eğer bil ki bir bülbül gözyaşlarını bıçaklamaktadır gülün dudaklarında.. Tükettim tüm yolları. Bekleneni ben, bekleyeni sen. Gelişim sanadır. Kabul et beni dudağımdaki son cümlem…
Nefesimdir sana / Kat beni kendine..
Bilirsin kendim kadar yalnız, sen kadar kalabalıktır yüreğim. Adından sonra başlar nufüsum. Nefesimdir sana sevgili. Biliyorum şimdi sonbahardayız. Kuru dallarına inat gülüşlerinin tazeliğini getir bana. Sen konuşurken ben sustum. Kapattım tüm cümleleri… Mühürledim sensizliği anan her bir kepengi. Biliyorum suskunluğumun adressizliğindeyim. İçi boş bir kalabalığın içindeyim. Gözlerimdeki grileşen hayatın yorgun sabahındayım. Sabır kuyuların dibindeyim. Aldığım her nefesin sonuna ilmeklediğim seni yaşamaktayım. Yorgun yüreğimin dudaklarında senin adını yakmaktayım. Yüzündeki açan baharları yüzümün gölgelerine savur aydınlansın içimdeki karanlık. Nefesine kabul et beni. İçine kat ki; arınsın içimde kanayan çocuk.. Nefesimdir sana.. Ben “ kendimden “ vazgeçtim. Beni bende öldür. Öldür ki; sende doğayım yeniden. Köklerim sende kalsın. Saçlarından ötesini bilmesin ellerim. Gözlerim ise gözlerinden başka yurt edinmesin. Hadi sevgili… Sev beni.. Sev ki bende sonlasın amel defterim. Sev diyorum. Kendinden daha çok sev beni.. Eğer ki; ıslak kirpiklerini yüreğimle kurulayamazsam dudaklarıma ilmeklediğim Fatiha’lar sonum olsun.. Seccademe sirayet eden gözlerini gülüşlerimle bahara kavuşturamazsam nefesime “ La İlahe.. “ lâfzı vurulsun.. Kat beni kendine.. Sebebim sensin… Gayri ben yokum sende yaşarken. Ben “ seninim “ gayri.. Öldüm.. Öldüm.. Sonra sende vücut buldum sırf senin hayatında bir dua miktarı yer tutabilmek için…
Bir dua miktarı sevgi istiyorum senden..
Fazla vaktim yok.
Hadi uzat ellerini.
Duy seslenişimi..
Bekle sabırsızca sana gelişimi..
Kendimin sonunu hazırlarken,
Aslında sana doğuyorum…
Kökleri sana ait bir hayat istiyorum sadece
Daha fazla kurabileceğim cümle de yok..
Nefesime sarıl…
Gözetle perdelerin ardından..
Elbet bu karanlık aydınlığa gurûb edecek..
Bilirsin beni..
Kendim kadar yalnızım..
Eğer sen varsan,
Ben de varım bilesin…
“ Bir dua miktarı olsa da sevginden mahrum etme beni Sevgili…”
zeuss
Tecrübeli Üye
Mesaj Sayısı: 178
(5. Sınıf Öğretmeni)
Ynt: Hiçbir Başlığa Uymayan Ya...
10 Şub 2012 22:57:56
Merhaba Arkadaşlar Çok Alakasız Bişey Sorucam Size Büro Tipi Buzdolabımın Üst Yüzeyi Yandı Sizce Değiştirilme Şansı Olurmu Sadece Üst Kısmının???biraz İnceledim Belki Çıkabilir Diye Düşündüm Yine De Size Sormak İstedim..
gazikentli27
Üyeliği İptal Edildi
Mesaj Sayısı: 566
(Müdür Yetkili)
Ynt: Hiçbir Başlığa Uymayan Ya...
10 Şub 2012 23:00:02
boya attırabilirsiniz yada zaten değiştirhocam çok ucuzladı artık...
Sayfa:
1
...
6
7
8
9
10
[
11
]
12
13
14
15
16
...
18
Benzer Konular:
»
İlginç Bilgiler
»
Nasıl Oldu Da Hayatta Kalmayı Başardın ?
»
Ülkemizde Sivil Toplum Kuruluşları Niçin Etkin Değil?
»
Öğrencilere Bisiklet Dağıtımı Hakkında Ne Düşünürsünüz?
»
Sınıf Öğretmenlerinin Mağduriyeti
Egitimhane.Com
|
Genel Konular
|
Genel Konular
(Moderatör:
N.HÜLYA
) | Konu:
Hiçbir Başlığa Uymayan Yazılar
Powered by SMF 1.1.16
|
SMF © 2006-2011, Simple Machines LLC
Bu Sayfa 0.224 Saniyede 17 Sorgu ile Oluşturuldu
Yükleniyor...
Egitimhane.Com
Hoşgeldin Ziyaretçi
Üye adı:
Şifre:
Beni hatırla:
Üye olmak için tıklayın!
Şifremi Unuttum.
Arama
Egitimhane.Com
Egitimhane.Com'da sunulan içeriğe 50.000'den fazla öğretmenimizin emeği geçmiştir.
Son Konular
Forum Son 100 Konu
Birleştirilmiş Sınıf Öğretmenlerinin Gün...
4. Sınıf Öğretmenlerinin Günlüğü-2
Müdür Yetkililik
Regaip Kandiliniz Kutlu Olsun ....
Okul İdarecilerine Sormak İstedikleriniz
Kendi Şiirlerimizi Paylaşalım
Ek Ders Ücretleri Hakkındaki Sorularınız...
Komik Öğrenci Cevapları
3+3'e Cevap: 23 Mayıs'ta Grev
Ticarete Atılmayı Düşünüyor Musunuz? Han...
Eğitim
Genel
Okul Tanıtımları
Son Okul Tanıtımları
Karalar İlköğretim Okulu
Karatepe İlköğretim Okulu
Kayapınar İlköğretim Okulu
Büyüknefes İlköğretim Okulu
İnpınar İlköğretim Okulu
Son Dosyalar
Son Eklenen 100 Dosya
2. Sınıf Hayat Bilgisi Degerlendirme
4. Sınıf Harika Bir Bulmaca 5 Soruluk Bi...
Okuma Bayramı Sunu Metni
2. Sınıf Hayat Bilgisi Değerlendirme
2. Sınıf Problem Kurup Çözüyorum
Matematik Alıştırmalar
Kimler var?
Şuan sitede
3042
kişi ve aktif
1308
üye var.
Aktif üyeleri görebilmek için tıklayınız.
Egitimhane.Com
©2006-2023
MKPortal
Eğitimhane
MEB
google
Eğitimhane
e-okul
mebbis