Konu: Hikaye Türündeki Yazılarımız.  (Okunma sayısı 214201 defa)

kurthan

  • Moderatör
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 7.486
  • Teşekkür 56308
    • Çevrimdışı
  • # 23 Tem 2018 23:08:10
Erkan'la meslektaş olmuşuz.Yakışır Erkan'a. ;) :D
Her bölümde olduğu gibi bu bölümü de keyifle okudum.Yüreğine sağlık canım zümrem. :)

kardia

  • Moderatör
  • *****
  • İleti: 3.101
  • Teşekkür 14227
    • Çevrimdışı
  • # 18 Ağu 2018 01:12:19
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Erkan'la meslektaş olmuşuz.Yakışır Erkan'a. ;) :D
Her bölümde olduğu gibi bu bölümü de keyifle okudum.Yüreğine sağlık canım zümrem. :)

Çok teşekkür ederim canım zümrem. :) Öğretmenlik kolay mı bir baksın değil mi ama. ;D Senin de eline, yüreğine sağlık. :D

KİMLİK 29. BÖLÜM

Eliz Hanımın odadan çıkışıyla beraber herkes tekrar kaldığı yere dönerken Erkan, karşısına Sinan Bey olarak çıkan sakallı adama bakıyordu. Nasıl olmuştu da bu kadar kısa sürede herkese kendini Sinan Bey olarak tanıtmıştı. Daha bu sabah birlikte kahvaltı yapmamışlar mıydı? Daha bu sabah Temel Reisteki Kabasakal gibi karşısında durmuyor muydu? Erkan kafasının içinde bu sorularla boğuşurken Ali Osman Beyin sesiyle kendine geldi.

"Serkan Bey, siz Sinan Beyle programınıza göz atın da değişiklik olacak mı bir bakalım. Malum, program değişikliği herkes için zor oluyor."

Erkan bu sözlerle derin bir uykudan uyanır gibi yavaşça müdüre döndü. Tam bir şeyler söyleyecekti ki sakallı adam Erkan'ın koluna girip, konuşmasına fırsat tanımadan onun yerine cevapladı. "Tabi müdür bey. Biz bir bakalım. Sizi de haberdar edelim" dedi.
Sonra da Erkan'ı belli belirsiz çekiştirip odadan çıkardı. Çıkar çıkmaz Erkan olanca şaşkınlığı ve kızgınlığıyla ardı ardına sorular sormaya başlamıştı.

"Sen, sen ne yaptığını sanıyorsun? Burada ne işin var? O kadar zamandır birlikteydik, burada nasıl çalışıyor olabilirsin anlamıyorum."

Sakallı adam etraftaki öğrenci ve öğretmenlerin fark etmemesi için gülümser tavrını takınarak normal sohbet ediyormuşcasına Erkan'ı odasına götürüp kapıyı kapattı. Erkan hala aynı şaşkınlık ve sinirle sorularını sıralamaya devam ediyordu.

"Aynı anda kaç yerde bulunabiliyorsun? Az daha sen gelmeden okuldan çıkmanın bir yolunu buluyordum. Beni neden bu kadar savunmasız duruma düşürüyorsun? Neredeyse kalbim duracaktı. Şaşkınlıktan ne yapacağımı bilemedim. Sen, sen ne yapmaya çalışıyorsun?"
"Bi sakin olur musun?"
"Ben mi? Peki nasıl olayım! Normal mi karşılayayım tüm bunları?"
"Sakin ol diyorum, anlatacağım hepsini. Çok zamanımız yok. O yüzden dikkatle ve kesmeden dinle."
Erkan iki eline beline koyup kendi etrafında yarım bir tur attı. Sakinleşmeye çalışıyordu ama başarılı olmakta zorlanıyordu. Derin bir nefes aldı. Sonra Sinan Beye döndü.
Tamam. Anlat hadi. Dinliyorum."
"Ben de göreve bugün başladım. Hatta hazırlanmam zaman aldığı için biraz geciktim."
"Bugün mü? Saçmalama! Adamlar seni kırk yıldır tanıyor gibiler."
"Tanıyorlar zaten."
"Allah'ım delireceğim. Ne demek bu?"
"Anlatıyorum. Bir dinler misin? Adamlar beni tanıyor çünkü geçen yılda bir süre burada müdür yardımcılığı yaptım."
"Ne!"
"Bölme lütfen."
Erkan sinirden burnundan soluyordu. Yine de eski haliyle sakallı adamın yeni hali ve göreviyle Sinan Beyin dediğini yapıp susacağını taahhüt eder gibi başını öne eğip kaldırdı. Bunun üzerine Sinan Bey konuşmasını sürdürdü.

"Sonra bizim bu işler çıkınca başka bir yere görevlendirilmişim gibi senin de bildiğin olayın ve adamların peşine düştüm. Tabi buradaki irtibatı hiç kesmedim. Zaman zaman telefonla da olsa görüşmeler devam etti. Yani samimiyeti hiç kaybetmedik. Senin geleceğini de burada değil, telefonda bir iki arkadaşa söyledim ki, geldiğinden haberdar olup, seni zaten belli bir süredir öğretmenlik yapan biri olarak algılasınlar. Sabah gelince de senden bahsetmeyi sürdürdüm. İşte hepsi bu."

Erkan, Sinan Beyin tüm anlattıklarını dikkatle dinledikten sonra yarım bir nefes aldı. Hala ikna olmamıştı.
"Peki buraya tekrar nasıl geldin? Senin polis," diyordu ki, sesini düşürüp tekrarladı. "Senin polis olduğunu bilmiyorlar mı?"
"Tabiki bilmiyorlar. Yoksa sürekli tedirgin olurlardı."
"Ama, ama hala anlamadığım bir şey var."
"Neymiş o?"
"Neden tüm bunlardan bana bahsetmedin ve neden geçen yıl da buradaydın? Başka bir olay mı vardı?"
"Orasını karıştırma."
"Ne güzel. Sen benimle ilgili her şeyi biliyorsun ama ben bir şey sorunca orasını karıştırma. Zaten hakkında bildiğim ya da bildiğimi sandığım her şey ya yalan ya da yanlış ve hatta görüyorum ki eksikmiş."
"Haksızlık ediyorsun. Hepsi değil."
"Haa, büyük bölümünün yalan, yanlış olduğunu kabul ediyorsun yani."

Bu kez Sinan Bey derin bir nefes aldı.

"Bu olanların senin için ne kadar zor olduğunu biliyorum."
"Zor mu? Sadece o kadar mı?"
"Yani evet, bir takım tehlikeler yaşadın, bazı istenmedik durumlarla karşılaştın ama,"

Erkan dayanamadı.Ses tonu oldukça düşük ve sıkıntılıydı.

"Artık kim olduğumu ben bile bilmiyorum."

Sinan Bey bu samimi itirafı beklemiyordu. Onun da canı sıkılmıştı. Çenesini yukarı doğru büzüştürüp, ellerini birbirinin içinden geçirmek ister gibi ovuşturdu.

"Az kaldı be doktor. İz üzerindeyiz. Biraz daha sabır."

Sonra Erkan'ın omzuna elini atıp onu masasının karşısındaki koltuklardan birine oturttu. Diğer koltuğa da kendisi oturup konuşmaya devam etti.

"Güven bana. İnan çok az kaldı. Bu iş bittiğinde ikimiz de eski günlerimize geri döneceğiz. Söz."

Erkan da Sinan Beyin işi keyfi uzatmadığının farkındaydı ama artık iyice köşeye sıkışmış hissediyordu. Sinan Beyin yüzüne baktı.

"İnşallah haklısındır ve inşallah her şey en kısa zamanda eski haline döner."
Erkan'ın gardını indirmiş hali Sinan Beyi rahatlatmıştı.
"Döner döner, merak etme sen. Hadi şimdi şu programa bak da müdüre bilgi verelim."
"Ben mi? Ne fark eder ki?"
"Öyle diyorsun ama bu programa göre bir ders sonra 11/ A' ya dersin var. Sonra 12/C ve sonra da 9/B' ye."
"Yaa."
Erkan'ın endişesine Sinan Bey de onun nidasıyla cevap vermişti.
"Yaa. İstersen bugün derslere girme. Ders kitaplarını falan alalım. Evde bir göz atarsın."
"Evet evet, öyle yapalım. Şu hale bak, neredeyse sudan çıkmış balık gibiyim."
"Endişelenme. Bir şekilde halledeceğiz."
Sonra birlikte ayağa kalkıp müdür beyin odasına ilerlediler.

"Serkan Bey, nasıl programda sıkıntı var mı?"
Sinan Bey Erkan'ın cevap vermesine fırsat tanımadan atıldı.
"Müdür bey, sıkıntı demeyelim de bir iki düzenleme lazım. Hocamı bugün gönderelim. Yarın sabah başlatırız."
Bunun üzerine müdür bey bir süre düşündü. Sonra Erkan'a dönüp, hocam büyük aksaklık değilse bugün derslere girmeye başlasanız. Zaten ilk ders tanışma falan derken biz de programa bir el atarız. Boş dersler başlı başına sıkıntı oluyor. Ama ille de yarın derseniz, başka çare bulalım tabi."

Erkan, müdürün ısrarını görünce çok anlam veremese de kabul etmek zorunda kalmıştı.

"Sorun değil müdür bey."
Bu cevaba müdür de memnun olmuş gibiydi.
"Güzeeel. O zaman Sinan Bey, siz hocama yardımcı olun. Sınıfları falan bir gösterin."
"Tabi müdür bey. Buyurun hocam."
Odadan çıktıklarında söylenme sırası Sinan Beye geçmişti.
"Ne yaptığını sanıyorsun sen? İçeride ne konuşmuştuk? Neden kabul ediyorsun?"
"Neden mi? Adamın dediğini duymadın mı? Gitme demek yerine bir sürü uzatmalı cümle kurdu. Ne yapsaydım?"
"İyi o zaman. Bana dert yanma sonra."
Erkan ve Sinan Bey koridorda ilerlerken kalorifer peteğinin yanında duran iki kız öğrencinin konuşmaları maalesef Erkan'a ve Sinan beye kadar ulaşıyordu.

"Şu gelene baaak!"
"Hiih! İnsanın böyle öğretmeni olsa bırak kaçmayı okulda sabahlar be!"

Erkan söylenenleri duymuş ama duymazdan gelmişti. Biraz ilerledikten sonra kız öğrenciler hala konu üzerinde fikir teatisindeydi.

"Kızım, öğretmen değildir o. Baksana takım elbise falan."
"Ne biliyorsun? Belki de karizmatik görünmekten hoşlanıyordur. Hani şu filmdeki profesör gibi."
Arkasından gülüşme sesleri koridoru doldurmuştu.

Sinan Bey, durumdan memnun olmamıştı.

"Bir bu kızların ilgisi eksikti. O da tamam oldu."
"Kızma Sinan Bey, çocuk onlar."
"Sen yine de dikkatli ol. Bu yaşta çok tehlikeli olabiliyor bu çocuklar."
"Olurum olurum merak etme."

Erkan ve Sinan Bey odaya doğru ilerlerken sağda derse gireceği ilk sınıfın 11/A ' nın kapısı gözüne ilişti. Kendini heyecana kaptırmak istemedi. Sakinliğini korumak niyetindeydi.
"Gelecek derse kadar öğretmenler odasına gidip diğer öğretmenlerle tanışmalısın" dedi Sinan Bey.
Erkan derin bir nefesle karışık,
"Tamam," dedi. Henüz ders zili çalmadığından hemen herkes öğretmenler odasında gibiydi. Belki hepsini daha sonra hatırlayamayacak olsa da gördüğü herkesle Sinan Bey tarafından tanıştırılıyordu.
"Ayşe Hanım, Mustafa Bey, Ömer Asaf Bey, Ömer Bey, Hatice Hanım, Sevgi Hanım, Talat Bey, Fehime Hanım, Vildan Hanım, Buğra Bey, Hasan Bey, Nazlı Hanım, Bengisu Hanım, Damla Hanım, Atilla Bey..."
Uzayan listede Erkan herkesle tokalaşıp memnun oldum derken bile yorulmuştu. Sinan Bey devam etti.

"Arkadaşlar bu bey de yeni biyoloji öğretmenimiz Serkan Arda Yiğit. Siz tanışırsınız artık. Burada olmayanları da gelince siz tanıştırırsınız arkadaşlar." deyip Erkan'ı oracıkta bırakıvermişti. Erkan biraz da çekinerek ilk bulduğu koltuklardan birine oturdu. Neyseki yalnızlığı uzun sürmedi. Atilla Bey elinde iki bardak çayla gelip Erkan'ın yanına oturdu.
"Eee, Serkan Hocam, anlatın bakalım. Nasıl buldunuz okulumuzu?"
Bu muhabbet o saat dersi olmayan Atilla Beyle bir sonraki derse kadar sürecekti.
 
                                         29. Bölüm Sonu      
 

aliihsan277

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 149
  • Teşekkür 465
    • Çevrimdışı
  • # 18 Ağu 2018 10:50:20
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.] öğretmenim çok beklettiniz bu sefer bizi baya merakta kaldık ama elinize kaleminize sağlık beklediğimize değmiş bidahaki sefere arayı bu kadar uzatmayalım :)

kurthan

  • Moderatör
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 7.486
  • Teşekkür 56308
    • Çevrimdışı
  • # 18 Ağu 2018 11:03:35
Yine bir solukta okudum. :D Bakalım Erkan derste ne yapacak. ::) İlk ders olunca ilginç sorulara maruz kalacağı şimdiden belli. ;) Her bölümde bir heyecan.
Eline yüreğine sağlık canım benim. :)

bigadiçli

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 359
  • Teşekkür 1049
    • Çevrimdışı
  • # 19 Ağu 2018 13:13:03
Bu forumu yeni gördüm. İlk sayfadan başladım ve akşamdan beri [linkler sadece üyelerimize görünmektedir.] hocamın "Ciddi Aşk" öyküsünü bitirdim. Hocam gerçekten sürükleyici bir üslubunuz var. Sonraki öykülerinizi merak ediyorum. Bugün de kalan sayfaları tamamlarım herhalde.

çomranlılı

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 317
  • Teşekkür 906
    • Çevrimdışı
  • # 20 Eyl 2018 14:31:47
Çoook Teşekkürler

kardia

  • Moderatör
  • *****
  • İleti: 3.101
  • Teşekkür 14227
    • Çevrimdışı
  • # 02 Eki 2018 23:44:58
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.] öğretmenim çok beklettiniz bu sefer bizi baya merakta kaldık ama elinize kaleminize sağlık beklediğimize değmiş bidahaki sefere arayı bu kadar uzatmayalım :)

[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]   öğretmenim, sizleri beklettiğim için gerçekten çok üzgünüm. Okul telaşı, koşuşturma derken bu bölüm de biraz uzadı, kusura bakmayın. İlginiz ve desteğiniz için teşekkür ederim. :)

kardia

  • Moderatör
  • *****
  • İleti: 3.101
  • Teşekkür 14227
    • Çevrimdışı
  • # 02 Eki 2018 23:49:11
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Yine bir solukta okudum. :D Bakalım Erkan derste ne yapacak. ::) İlk ders olunca ilginç sorulara maruz kalacağı şimdiden belli. ;) Her bölümde bir heyecan.
Eline yüreğine sağlık canım benim. :)

Erkan'ın işi biraz zor gibi.:D Allah kolaylık versin. ;D
Senin de eline, yüreğine sağlık canım zümrem.

kardia

  • Moderatör
  • *****
  • İleti: 3.101
  • Teşekkür 14227
    • Çevrimdışı
  • # 03 Eki 2018 00:24:58
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Bu forumu yeni gördüm. İlk sayfadan başladım ve akşamdan beri [linkler sadece üyelerimize görünmektedir.] hocamın "Ciddi Aşk" öyküsünü bitirdim. Hocam gerçekten sürükleyici bir üslubunuz var. Sonraki öykülerinizi merak ediyorum. Bugün de kalan sayfaları tamamlarım herhalde.

Değerli [linkler sadece üyelerimize görünmektedir.] öğretmenim, sizlerden böyle mesajlar alınca ben de arada ilk yazılarımı tekrar dönüyorum. Onların yeniden canlanması beni çok mutlu ediyor. Bundan sonra da sizi burada görmekten mutluluk duyacağım. :)

İlginiz ve desteğiniz için çok teşekkür ederim.

kardia

  • Moderatör
  • *****
  • İleti: 3.101
  • Teşekkür 14227
    • Çevrimdışı
  • # 03 Eki 2018 00:26:11
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Çoook Teşekkürler

Ben çok teşekkür ederim hocam. :) Eksik olmayın.

bigadiçli

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 359
  • Teşekkür 1049
    • Çevrimdışı
  • # 03 Eki 2018 09:48:52
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Değerli [linkler sadece üyelerimize görünmektedir.] öğretmenim, sizlerden böyle mesajlar alınca ben de arada ilk yazılarımı tekrar dönüyorum. Onların yeniden canlanması beni çok mutlu ediyor. Bundan sonra da sizi burada görmekten mutluluk duyacağım. :)

İlginiz ve desteğiniz için çok teşekkür ederim.

Hep buradayım hocam. Kalanları okuyacağım demiştim ama sözümü tutamadım. Henüz Gece Kalemi bitti. Sırada Kimlik var. Fırsat buldukça okuyorum. Yazarlığınız daim olsun inşallah.

kardia

  • Moderatör
  • *****
  • İleti: 3.101
  • Teşekkür 14227
    • Çevrimdışı
  • # 10 Eki 2018 23:41:51
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]

Hep buradayım hocam. Kalanları okuyacağım demiştim ama sözümü tutamadım. Henüz Gece Kalemi bitti. Sırada Kimlik var. Fırsat buldukça okuyorum. Yazarlığınız daim olsun inşallah.

Aman hocam, söz vermek ne demek. Ne zaman müsait olursanız o zaman bekleriz. Sizler fırsat bulduğunuzda yanımızda olun yeter. :) İnşallah "Kimlik" hoşunuza gider. Yazar yakıştırmanız için de çok teşekkür ederim. Sağ olun. :-[

 
KİMLİK 30. BÖLÜM

Ders saatinin sonlarına doğru Atilla Bey de sohbeti sonlandırmaya hazırlanıyordu.
"Yeni okula alışmak biraz zaman alır hocam ama sonuçta biz de bu işe bugün başlamadık."
"Tabi, tabi. Haklısınız."

O sırada çalan zilin sesiyle Erkan'ın kalbi, sakinliğini korumakla ilgili aldığı tüm kararlara rağmen çılgınca atmaya başlamıştı. Neredeyse Atilla Beyin kulağına kadar ulaşması mümkündü. Erkan kravatını düzeltir gibi sağ eliyle kalbinin üzerine bir süre çöktü. Derin birkaç nefes aldı. Öğretmenler odası yine az önceki hareketli haline ulaşmış, etraf dersten çıkan öğretmenlerin sesleriyle dolmuştu. Arada meraklı gözlerle Erkan'ın yanına gelip yeni yeni tanışan öğretmenler de vardı. Bu karmaşa birkaç dakikalığına sürerken o sırada çalan ders zili Erkan'ın zaten deliler gibi atmakta olan kalbini önü alınamaz derecede hızlandırmıştı. Zil ikinci kez çalıyordu. Odadaki öğretmenler birer birer derse gitmeye başlamışlardı bile. Erkan da yavaşça ayağa kalktı. Bir çıkış yolu olmalıydı ama yoktu. Sakallı adam, namı diğer Sinan Bey de ortalıkta yoktu. Erkan da çalan zille beraber odadan çıkıp koridorda ilerlemeye başladı. Birkaç metre sonra hemen hemen öğretmenler odasına en yakın sınıf olan 11/A 'nın tam önündeydi. Sınıfın kapı kolunu tutarken yeniden kravatını düzeltir gibi eliyle kalbini bastırdı, derin bir nefes aldı veee içeri girdi.

Öğrencilerin şaşkın bakışları arasında sınıfın ortasına kadar ilerledi. Öğrenciler bu tanımadıkları öğretmeni meraklı bakışlarla göz hapsine almış gibiydi. Öğrencilerin bir kısmı ayakta bir kısmı hala oturuyordu. Erkan ses tonunu ayarlayıp heyecanını gizleyerek öğrencilere döndü.

"Günaydın arkadaşlar."
"Sağ ol!"
"Buyurun, oturun arkadaşlar."

Sonra yavaş adımlarla öğretmen masasının kenarına kadar ilerledi ama masaya geçip oturmadı. Belli belirsiz o da öğrencileri şöyle bir süzdü. Hemen hemen yirmi beş ya da daha fazla öğrenci pürdikkat Erkan'ı süzüyordu. Erkan kendine yüz vermese de neredeyse kalp krizi geçirecek kadar heyecanlanmıştı. Tam söze nereden başlasam diye düşünüyordu ki kız öğrencilerden biri atıldı.

"Hocam, adınız nedir?"

Erkan heyecanını belli etmemek için bir iki saniye cevap vermeden bekledi. Belli belirsiz bir nefes aldı. Konuşmaya başlamadan önce yutkundu. Ceketinin ilikli olan tek düğmesini açıp masaya yaslandı.

"Arkadaşlar adım Serkan Arda Yiğit. Yeni biyoloji öğretmeninizim."
Sınıfta hemen fısıldaşmalar başlamıştı. Başka bir öğrenci umursamaz bir tavırla atıldı.
"En sevmediğim ders."
Erkan bu sözü duymazlıktan gelmişti.
"Hocam yaşınız kaç?"
"Buralı mısınız hocam?"
"Evli misiniz?"
"Kaçıncı yılınız hocam?"

"Arkadaşlar!"

"Nelerden hoşlanırsınız hocam?"

Erkek öğrencilerden biri devam etti.

"Hangi takımı tutuyorsunuz hocam?"

Erkan'ın ardı arkası kesilmeyecek gibi görünen sorulara sınıfın kontrolünü kaybetmeden bir son vermesi gerekiyordu. Yavaşça sınıfın ortasına doğru ilerledi. Bir iki nefesten sonra kravatını düzeltme hikayesini tekrarlayıp söze başladı.

"Arkadaşlar, bunların hepsini zaman içinde nasıl olsa öğrenirsiniz. Onun yerine ben sizleri biraz tanıyayım."

Öğrencilerden tepki çok çabuk ve kontrolsüzce geliyordu.

"Öff. Çok sıkıcı."

Erkan bu sözü de duymamış gibi yapmayı yeğledi.

"Şimdi bana sırayla adınızı ve ileride hangi mesleği seçmek istediğinizi söyler misiniz?"
Sonra da başıyla sınıfın sol tarafında duvar kenarında oturan öğrencileri işaret ederek dinlemeye başladı. Biraz zaman kazanmak, birazcıkta olsa rahatlamak istiyordu. Kendisi de öğretmen masasının ön tarafına geçip hafifçe masaya yaslanırken kollarını bağladı. Bu durum aynı zamanda hatırı sayılır bir davul gibi çalan kalbini rahatlatmak için kamuflaj gibiydi.

"Adım Ayşegül. Müzik dinlemeyi, gezmeyi ve sinemaya gitmeyi seviyorum."

Bu açıklamaya sınıfın diğer kız ve bazı erkek öğrencileri tarafından itiraz gelecekti.

"Hoca özel zevklerini mi sordu? Aptal bu ya."
"Kızım, hoca onu mu sordu, hangi meslek diyo, ileride diyo."

Erkan duruma dahil olmak zorunda kalmıştı.

"Arkadaşlar, müdahale etmeyelim."
Sonra Ayşegül'e döndü. İsmiyle hitap ederek,

"Ayşegül, zaman içinde bunları da konuşuruz ama şimdilik hangi mesleği seçmek istediğinle devam edelim." dedi. Kız öğrenci arkadaşlarının tepkisine bozulmuştu.
"Hocam ya, bunların yanında konuşulmaz ki zaten." deyip soruyu cevaplamadan yerine oturdu. Erkan fark etmeden kaşlarını kaldırıp derin bir nefesle indirirken ne kadar zor bir işin içine girdiğini bir kez daha fark ediyordu. Normalde bu tür davranışlardan hoşlanmasa da sakin olması gerektiğini biliyordu.

"Pekiii, sıradaki arkadaşımız devam etsin."
"Adım Burcu. Öğretmen olmak istiyorum."
"Öyle mi? Ne güzel."
"Hocam inanmayın ya, dün de avukat diyordu."
"Sana ne ya!"

"Arkadaşlar, biraz sakin. Belki arkadaşınızın düşüncesi değişmiş olabilir. Hepimiz bu dönemlerde sık sık karar değiştiririz değil mi?"
Sonra yenide sıradaki öğrenciye döndü. Başıyla sözü ona verdiğini belli ederken gülümsedi.

"Adım Fatih. Doktor olmak istiyorum."
Erkan yeniden gülümsedi.
"Güzel. Umarım olursun."
Sonra diğer öğrenci, sonra bir başkası derken neredeyse sınıfın en son bir iki öğrencisi kalmıştı.
"Seni tanıyalım."
"Niye ki?"

Erkan beklemediği bu cevaba hazırlıksız yakalanmıştı. Birden ne diyeceğini bilemedi. O sırada sınıftaki bazı öğrencilerin bu ukala tavrı destekleye nidaları yükseldi.
"Ooo! Vurdu, gol oldu."
Arkasından gülüşmeler. Erkan için ders saati gerçekten sıkıntılı geçiyordu. Sakinliğini korumaya devam etmeliydi ama zorlandığı da her halinden belli oluyordu. Ses tonunu ayarladı.

"Kendini tanıtmak istemiyor musun?"
"Tanıyacaksın da ne olacak hoca? Nüfusuna mı geçireceksin?"
Ardından gelen bu cevapta çocukların büyük bölümünün desteğini bulacaktı.
"İki-sıfııır!"

Erkan sanki nefes almayı unutmuş da birden hatırlamış gibi derin bir nefes aldı. Bu defa aldığı nefesin derinliğini gizlemedi.

Öğrenciler Erkan'ın bağırıp çağırmasını bekliyor gibi kollarını sıralara dayamış, biz bu masalları biliyoruz edasıyla yeni öğretmenlerini süzüyorlardı. Hepsi bu azara hazırlıklı görünüyordu. Erkan ne diyeceğine bir türlü karar verememişti ki, o sırada çalan teneffüs zili kurtarıcısı olmuştu. Düştüğü durumu bozuntuya vermemek adına hiç acele etmeksizin ağır adımlarla sınıftan çıkıp öğretmenler odasına doğru ilerledi. Canı oldukça sıkkındı.

Erkan'ın sınıftan çıkmasıyla öğrenciler arasında yeni hocaları hakkında konuşmalar, dedikodular alıp yürümeye başlamıştı bile. 11/A' nın kapısında hemen hemen sekiz, on kişilik bir öğrenci grubu durum değerlendirmesi yapıyordu.
"Hakan, hocanın üzerine niye o kadar gittin be?"
Hakan, kazandığı zaferinden memnun,
"Niye mi? Görmüyor musun, fazla yakışıklı."

Arkasından gülüşmeler tüm koridora kadar yayılmıştı. 11/A 'nın ardından diğer derslerde o kadar olmasa da Erkan için pek parlak geçmemiş hatta kafi derecede bunaltıcı olmuştu. Son dersten çıktığında yeniden öğretmenler odasına uğramadan Sinan Beyin odasına gitmeyi tercih etti.

"Ooo, gel bakalım genç eğitimci. Nasıl geçti ilk günün?"

Erkan epey keyifsiz görünüyordu. Sinan Bey devam etti.

"Ters bir şey mi oldu?"
Erkan cevap vermek yerine burnundan derin bir nefes alıp yine burnundan verdi. Konu hakkında konuşmak istemediği her halinden belli oluyordu. Koltukta ellerini birleştirmiş, öne doğru eğilmiş, başı önünde, sanki yerde bir şeyler bulmayı bekliyormuş gibi sabitlenmiş, sağ ayağını ısrarla ve hızlıca yere vuruyordu. Sonra başını kaldırıp sakallı adama döndü:

"Eve geçiyor muyuz?"

Sakallı adam durumu tam anlamasa da aklında neler yaşamış olabileceği ile ilgili bazı fikirler oluşmuştu.

"Şimdilik çıkamam ama istersen bir, iki saat bekle, beraber çıkalım."
Erkan bekleme fikrinden hoşlanmamıştı.
 
"Seni beklemek mi? O kadar bekleyemem. Bi dolmuşla giderim ben."

Eski haliyle Sakallı adam, Erkan'ın üzerine gitmek istemedi. Belli ki buradan uzaklaşmaya ihtiyacı vardı.

"Peki ama dikkatli ol."
"Tamam, dikkat ederim."

Yaklaşık yirmi dakika sonra da zor geçen günün ardından evine ulaşmıştı. Kapıdaki ayakkabılara bakılırsa Buğlem de evdeydi. Yine de kapıyı çalmak yerine anahtarıyla girmeyi tercih etti. İçinden 'İnşallah, odasındadır.' diye geçirdi. Hiç tartışacak ya da iğneleyici sözler duyacak durumda değildi. Sessizce içeri geçip sadece ceketini çıkardı. Bir süre odada anlamsızca dolaştı. Bütün gün yaşadıkları içini daraltmıştı. Kravatını gevşetti. Sanki içerinin havası ona yetmiyordu. Odanın caddeye bakan büyük balkonuna çıkmaması konusunda sakallı adamın uyarılarını düşünüp, yan taraftaki fransız balkona doğru ilerledi. İki kapısını da açıp birkaç kez derin nefes aldı. Nihayet biraz rahatlamıştı. Ellerini beline koymuş o yönden geçen ara caddeye bakıyordu. Yarım bir adım daha atıp balkonun demirlerine kadar ilerledi. Aslında pek bir şey gördüğü söylenemezdi. Daha çok etrafın görüntüsünde kendi hayal dünyasına dalmış gibiydi. Canı sıkkın, morali bozuktu.

O sırada İstanbul'da daha can sıkıcı bir durum yaşanıyordu.

"Efendim, Samsun'da ki adamımızdan haber var. Doktorun şu an açık hedef olduğunu söylüyor? Ne yapsın?"
"Bir de soruyor mu? Derhal işi bitirip haber versin!"
"Baş üstüne efendim."

                                                    30. Bölüm Sonu                    

aliihsan277

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 149
  • Teşekkür 465
    • Çevrimdışı
  • # 11 Eki 2018 08:27:55
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.] öğretmenim bu sefer bizi çok merakta bıraktınız yeni bölümü bir solukta okudum öyle heycanlı yerinde bitirmişsiniz ki nasıl bekleyeceğim bilmiyorum arayı uzatmayın olur mu

çomranlılı

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 317
  • Teşekkür 906
    • Çevrimdışı
  • # 11 Eki 2018 09:37:05
teşekkürler yüreğinize sağlık

kurthan

  • Moderatör
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 7.486
  • Teşekkür 56308
    • Çevrimdışı
  • # 12 Eki 2018 00:14:12
Sorular sorular ::) zamane gençleri işte.Zavallı Erkan.Anlamıştır bizim mesleğin ne kadar zor olduğunu. :D
Sonu yine heyecanlı bitti.Öğretmenimizin dediği gibi merakla bekliyor olacağız. :)
Eline yüreğine sağlık canım zümrem. :)

 

Egitimhane.Com ©2006-2023 rss