Konu: Hikaye Türündeki Yazılarımız.  (Okunma sayısı 218226 defa)

SINIFCI87

  • Bilge Üye
  • *****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 2.126
  • Teşekkür 5667
    • Çevrimdışı
  • # 09 Haz 2018 00:04:40
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Merhaba [linkler sadece üyelerimize görünmektedir.] öğretmenim bu sayfayı yeni keşfettim hemen 1.sayfaya dönüp hepsini okudum  hikayeleriniz çok güzel bundan sonra sıkı takipcinizim lütfen bizi fazla merakta bırakmayın
ben de yeni kesfettim hikayeyi geri geri okudum.super masallah sana [linkler sadece üyelerimize görünmektedir.] hocam.eski zumrem

67guness

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 302
  • Teşekkür 2295
    • Çevrimdışı
  • # 09 Haz 2018 01:24:26
Bölümlerin hepsi de çok güzel olmuş [linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]   öğretmenim. Erkan 'ı ve bizi şaşırtmaya devam ediyorsunuz. 😊
Yeni bölümleri bekliyoruz sizlerden 😊😊

Gül Rengi

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.563
  • Teşekkür 39809
    • Çevrimdışı
  • # 09 Haz 2018 03:17:55
 Sabahlar ömrümüze emanet edilmiş, ucu bucağı sınırlanmış, göğün parlaklığıyla sınanmış, bunca koşuşturmanın arasında ulu orta insana sunulmuş bir dizi umut tarlası...Bağrında nice yeni şeyleri barındıran bir an dilimi..
" Kaç bahar ona uyanacak yürekevim" diye geçirdi bu sabah da uyanır uyanmaz.Uyanır uyanmaz hep aklının bir kuytusunda yer alan ismi fısıldadı kendi kendine.Unutulmaya yüz tutmuş onca ismin arasında bir tek o hatırında yeşerip durmaktaydı, gün geçtikçe yeni filizler boy süren dallar misalince kaplıyordu tüm kalbini..
 Saçları dağılmış zamanları her daim o isme uyarlıyor, bunu yaparken zamanı boşlukta kürek sallayan bir kayıkçı gibi hoyrat kullanmaktan çekinmiyordu.
Uzandığı yerden hafifçe doğrulup pencereye yöneldi tüm bunlar zihnini yerli yersiz meşgul ededururken,
pencerenin kolunu hafiften çevirmesiyle odayı tüm hoşluğuyla bahar kaplamış, rayihalar aklını başından almıştı.
Hem öyle bir almıştı ki göğsünü saran heyecanla kuş olup çırpınan umudu, aşkı, vefayı sırtlanıp yol hayalleri kurmaya başladı.Bu devinim aklını başından almıştı bir kere..içinden sokaklar caddeler boyu koşmak, şehirler aşmak ve denize coşkun akan ırmaklar gibi o yürekevini çağıldatıp aktıran isme ulaşmak geliyordu, hatta bu zamana kadar tek yapmak istediği belki de buydu; bunca hayat hengamesini bir tek bu amaç uğruna göğüslemişti.
  Tüm cesaretini toplayıp karşsına çıkıp onca yıl içinde biriktirdiği, birikip çoğala çoğala kendi benliğini terk ettirdiği o isme çoğul acılarını, hüznün kül rengini, aşkı, sevdayı ve yirmi dört ayar vefa borcunu sunacaktı.Tüm bunları yaparken baharı o isme uyarlayacaktı ki o adı baharla anılan, yollarına baharda cemre olup düştüğü kadim bir sevdanın kalbine oyalanmış yanıydı.
Bir an önce yola revan olmalıydı ki bunca senedir içinde biriktirdiği o isim hasrete yılgın düşmemeliydi.
İnsan bunca fanilikte yüreğinin telini titreten prelüdü  arıyor , nicedir
sevdaların yongası özlem..
  Yusuf’u kuyudan tahta yol bulduran, benim yolumu böyle bir aşkla kesiştiren
gönlümün imtihanının ağırlığından kalplerin kararacağı gün
her bahar eksilen yanımızı
çiçeklerin moruna yamayalım"

 Elektronik ortamda yayımlanan KADRAN DERGİ'de yer alan öyküm :)

kardia

  • Moderatör
  • *****
  • İleti: 3.135
  • Teşekkür 14478
    • Çevrimdışı
  • # 17 Haz 2018 23:37:39
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.] öğretmenin, son dönemde kayıplarda olunca alışkanlıktan dolayı açıklama yapma gereği hissetmişimdir  :D
Yani sizlik bir durum değil aslında  ;)

Yazıya geçecek olursak; sahur için mutfakta olduğum dakikalarda ve o an için yalnız olmam bir tesadüf oldu sanırım  ::)
Bir an ben de hissettim tabancayı, arkama bile baktım  :o
Yeni heyecan bizi bekliyor. Her bölüm ayrı aksiyon, her bölüm ayrı heyecan.
Seri bitmeden kesin ben kalpten giderim  :D

Sarnıç öğretmenim, bu aralar ben de tetikte geziyorum.:D Ayakta dolaşırken bile hikayenin devamını düşününce belli mi olur, biri falan gelir Allah korusun.:D

Aman size bir şey olmasın da gerisi problem değil. :)

kardia

  • Moderatör
  • *****
  • İleti: 3.135
  • Teşekkür 14478
    • Çevrimdışı
  • # 17 Haz 2018 23:40:35
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
teşekkürler öğretmenim güne sizle başladım inşallah böyle güzel devam eder

Çok teşekkür ederim çomranlılı öğretmenim. Çok naziksiniz.:)

kardia

  • Moderatör
  • *****
  • İleti: 3.135
  • Teşekkür 14478
    • Çevrimdışı
  • # 17 Haz 2018 23:42:38
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Merhaba [linkler sadece üyelerimize görünmektedir.] öğretmenim bu sayfayı yeni keşfettim hemen 1.sayfaya dönüp hepsini okudum  hikayeleriniz çok güzel bundan sonra sıkı takipcinizim lütfen bizi fazla merakta bırakmayın

[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.] öğretmenim hoş geldiniz.:) İltifatlarınız için çok teşekkür ederim. Bundan sonra biz de bekleriz. :)

kardia

  • Moderatör
  • *****
  • İleti: 3.135
  • Teşekkür 14478
    • Çevrimdışı
  • # 17 Haz 2018 23:47:10
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.] canım zümrem ne ara bu duruma geldik. ;)
 Gayet iyi gidiyorduk. :D
 Menemenimize de afiyetle yemiştik. :)
 Acaba bu kız kim,çok merak ettim. ::)
Eline yüreğine sağlık. :)

 :D :D :D

[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.] canım zümrem, valla ben de bir baktım yine başları belada. :D Kaçak hayatı naparsın. :D Hayırlısı.

Senin de okuyan, emek veren yüreğine, emeğine sağlık. :)

kardia

  • Moderatör
  • *****
  • İleti: 3.135
  • Teşekkür 14478
    • Çevrimdışı
  • # 17 Haz 2018 23:51:19
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Dizilerin sezon finali yaptığı bu günlerde hikayenizin sezon finali yapnaması dilegiyle [linkler sadece üyelerimize görünmektedir.] ogretmenim.

Sezon finali mi? Hiç aklıma gelmemişti [linkler sadece üyelerimize görünmektedir.] öğretmenim.:) Ben bunu bir düşüneyim. :D

İlginize teşekkür ederim.

kardia

  • Moderatör
  • *****
  • İleti: 3.135
  • Teşekkür 14478
    • Çevrimdışı
  • # 17 Haz 2018 23:56:32
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
ben de yeni kesfettim hikayeyi geri geri okudum.super masallah sana [linkler sadece üyelerimize görünmektedir.] hocam.eski zumrem

[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.] , eski değil eskimeyen zümrem, hoş geldin. :) Yazılarımı beğenmene çok sevindim. :) Çok teşekkür ederim. Bundan sonra bekleriz artık. :)

kardia

  • Moderatör
  • *****
  • İleti: 3.135
  • Teşekkür 14478
    • Çevrimdışı
  • # 18 Haz 2018 00:00:26
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Bölümlerin hepsi de çok güzel olmuş [linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]   öğretmenim. Erkan 'ı ve bizi şaşırtmaya devam ediyorsunuz. 😊
Yeni bölümleri bekliyoruz sizlerden 😊😊

Çok teşekkür ederim [linkler sadece üyelerimize görünmektedir.] öğretmenim. :) Sanırım Erkan bu şaşkınlığı atlatamayacak. :D

Yazılarımı okuyan yüreğinize, emeğinize sağlık. :) Sağ olun.

SINIFCI87

  • Bilge Üye
  • *****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 2.126
  • Teşekkür 5667
    • Çevrimdışı
  • # 18 Haz 2018 11:00:12
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.] , eski değil eskimeyen zümrem, hoş geldin. :) Yazılarımı beğenmene çok sevindim. :) Çok teşekkür ederim. Bundan sonra bekleriz artık. :)


takipteyim zumrem.butun hikayelerini okudum.devamini sabirsizlik bekliyorum

kardia

  • Moderatör
  • *****
  • İleti: 3.135
  • Teşekkür 14478
    • Çevrimdışı
  • # 19 Haz 2018 00:57:49
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
takipteyim zumrem.butun hikayelerini okudum.devamini sabirsizlik bekliyorum

Çok teşekkür ederim [linkler sadece üyelerimize görünmektedir.] zümrem, inşallah. :)

kardia

  • Moderatör
  • *****
  • İleti: 3.135
  • Teşekkür 14478
    • Çevrimdışı
  • # 22 Haz 2018 00:27:00
KİMLİK 26. BÖLÜM

Kız ağır adımlarla Erkan'a doğru yaklaşırken Erkan da mümkün olduğunca ani hareket yapmamaya özen gösteriyor, yine de sık sık aldığı derin nefesler göğsünün hızlı inip çıkmasına neden oluyordu.

Kız bir iki adım daha atıp duraksadı ama henüz Erkan'ın ceketinin cebine bakacak mesafeye ulaşamamıştı. Elindeki tabanca o kadar titriyordu ki yanlışlıkla bile tetiğe dokunsa Erkan'ı vurmaması mümkün değildi. Erkan sakin kalmaya çalışsa da artık kalbi de onu dinlemiyordu. O kadar hızlı ve dengesiz atıyordu ki nefesini de kesik kesik almasına neden oluyordu.

Aralarındaki mesafe yarım metreye kadar düşmüştü. Kız kendi durumunu bozmadan elini Erkan'ın ceketinin cebine doğru uzatırken Erkan da durumunu bozmadı. Elleri havada, kalbi düzensiz, nefesi ona yetmez haldeyken belli belirsiz gözlerini duvardaki saate sabitleyip bekledi. Az sonra kız da cebinde bir kimlik olmadığını görecek ve kuvvetle muhtemel ortalık karışacaktı. Haliyle Erkan'ı vurmakta dahil, birçok tepki verebilirdi. Öyle de oldu. Kız her ihtimale karşı Erkan'ın önce sol sonra da şüphesini belli eder tavırda sağ cebini kontrol edip bağırmaya başladı.

"Burada kimlik falan yok! Yalan söylüyorsun!"

Erkan ne yapacağını, ne diyeceğini şaşırmıştı. Bir türlü durumu açıklayamıyordu. Kızın elindeki tabanca ve fevri hareketleri düşünmesini ve kelimeleri toparlamasını engelliyordu. Gerçeği anlatmak için geç kalmıştı. Aslında sadece zaman kazanmayı amaçlamıştı ama Erkan için işler yolunda gitmiyordu. Ağzında bir şeyler geveledi.

"Bak sakin ol. Bu tam olarak yalan söylemek gibi bir şey değil. Ben hırsız falan da değilim."

Kız, Erkan'ın havada kalan açıklamalarından ikna olmamıştı. Tetikteki parmağını sıkıp gevşetiyordu.

"Hah! Hangi hırsız ben hırsızım der ki!"

Kızın tetikteki parmak hareketleri karar vermeye başladığını gösteriyor gibiydi.

"Yapma lütfen. Öldüreceksin beni."

Kız burnundan solurken elindeki tabanca daha hızlı yer değiştirmeye başlamıştı. Erkan canlı cenazeden farksızdı.

"Yalvarırım sakin ol. Elini şu tetikten çekemez misin?"

Kızın bu soruya tepkisi oldukça sert ve katıydı.

"Hayır!"

Erkan da sinirlenmiş, çaresizliğin de getirdiği saçma bir cesaretle karşılık vermeye başlamıştı.

"İlla öldüreceksin yani. Tamam öldür! Vur beni!"

"Ne!"

"Tamam diyorum. Durma ateş et! Vur beni!"

"Yani, nasıl?"

"Nasıl mı? O elini bir türlü çekmek istemediğin tetik var ya, hah, işte onu kendine doğru çekeceksin. Hepsi bu. Sonra sen yoluna ben mezara. Bu kadar."

Kız, Erkan'ın bu tutumu karşısında afallamış, gardını yavaş yavaş düşürmüş olsa da, silahı hala elindeydi. Bir ara doğru söyleyip söylemediğini anlamaya çalışır gibi sadece Erkan'ın gözlerinin içine baktı. Kendi içinde bir kararsızlık yaşıyor gibiydi. Belki yarım dakika ya da daha kısa süre öylece düşündü. Belki de Erkan'ın gerçekten kendisine zarar verecek biri ya da bir hırsız olmadığını anlamıştı. Sonra ne olduysa bir an gözleri kocaman oldu, yüzü düştü. Sanki her şeyi bir anda çözüp aydınlanmış gibi tüm tavrını ve fikrini değiştirip daha sert ve oldukça tehlikeli bir ifade takındı. Sanki çok farklı bir boyuta geçmişti.

"Sen! Sen de onlardan birisin!"

"Ne!"

"Tabi ya. Seni onlar gönderdi değil mi! Az daha kandıracaktın beni!"

Erkan daha az önce ölüme meydan okuduğu durumun etkisinden kurtulamadan yeni bir suçlamayla karşı karşıya kalmıştı. Kızın eli ayağı titriyor, her saniye, her cümle daha da gerginleşiyordu. Erkan da az önceki halinden sıyrılmış fazlasıyla gerilmişti. Bir an her şeyi unutup kızı sakinleştirmek istedi. Nasıl unuttuysa 'Bak, lütfen sakin ol.' derken ellerini indirir gibi oldu. Tam kıza doğru bir adım atıp bir yanlış anlama olduğunu söyleyecekti ki kızın silahını karnında hissetti. Bu his onu tekrar kendine getirmişti. Başını eğip bir iki saniyeliğine karnına değen silaha baktı. Durum göründüğünden de kötüydü. Başını kaldırdı. Yeniden ellerini kaldırıp bir adım geri çekilirken derdini anlatmaya çalışıyordu.

"Bir dakika beni dinler misin? Beni kimse göndermedi."

"Buna inanmamı mı bekliyorsun? Sen de peşimdeki katillerden birisin! Ama işe yaramayacak, o zengin patronun beni durduramayacak anladın mı!"

Erkan'ın kafası allak bullak olmuştu.

"Bir dakika, neler saçmalıyorsun sen?"

"Yok yok. Beni sen de durduramayacaksın!"

Sonra tabancayı iki eliyle sımsıkı tutup Erkan'a doğrulttu.

"Hemen dizlerinin üzerine çök!"

"Bak, seni kandırmak gibi bir niyetim yok. Sana zarar vermek niyetinde de değilim. Seni tanımıyorum bile."

"Sana dizlerinin üzerine çök dedim."

Erkan'ın nabzı da artık çok yüksekti.

"Sen ne dediğinin farkında mısın? Fazla mı film izliyorsun sen!"

"Bana tekrarlatma! Sana dizlerinin üzerine çök dedim!"

"Neden? Beni vurunca kanımdan halıların mı kirlenir?"

Kız daha fazla hiddetlenmişti. İki eliyle tuttuğu tabancayı rastgele duvara doğru ateşledi. Kurşun neredeyse Erkan'ın kulağının dibinden ıslık sesiyle geçip rafların üzerindeki duvara saplanmıştı. Erkan kurşunun saplandığı yere bakarken yutkundu.

"Delisin sen!"

"Sana dizlerinin üzerine çök dedim!"

"Tamam... Peki tamam. Öyle olsun."

Sonra son derece yavaş hareketlerle dizlerinin üzerine çöktü. Elleri hala havadaydı. Boğazı kurumuştu. Kafasını kaldırıp kızın yüzüne baktı. Sonra kendi kendine yarı içinden yarı dışından söylendi.

"Niye bunu yaptırarak zaman kaybediyorsun ki? Vur işte. Ama olmaz değil mi?"

"Kapat çeneni!"

Erkan'ın kaybedecek bir şeyi kalmamıştı.

"Niye, kapatmazsam vuracak mısın? Kapatırsam öldürmekten vazgeçecek misin? Tabiki hayır. Şu hale bak. Sen tut o kadar sıkıntıdan kurtul sonra gel 1.55' lik kızın kurşunuyla öl. Bravo bana!"

"1.55 mi? Bana 1.55 mi dedin?"

"Eee, evet galiba ama bunu kötü bir niyetle söylemedim."

"İyi niyet bunun neresinde? Ben de hala gerçekten masum olabilir misin diye düşünüyorum. Saflığa bak. Patronunun sözü bu değil mi?"

"Hayır. Bu doğru değil."

"Tabi. Çok inandırıcı."

Erkan kendi kendine konuşurken neye sebep olmuştu. İçinden 'Allah kahretsin! Baltayı taşa vurduk.' diye geçirdi.

"Dinle, öyle demek istemedim yani öyle dedim ama seni kırmak istemedim. Bir patronum da yok"

"Kes artık!"

Erkan ölüm tehdidinin üzerine bir de kız tribine yakalanınca tüm savunmasını kaybetmişti. O da kendini savunmayı bıraktı. Sol eliyle şakaklarını ovuşturup sonra tekrar havaya kaldırdı.

Her şeyin bitiş noktası gelmişti...Erkan uflayarak gözlerini kapattı...

"Hey! Neler oluyor burada? Bakıyorum tanışmışsınız."

O sırada durumun şokunu atlatamayan kız ve sakallı adamın sesiyle yeniden gözlerini açan Erkan şaşkınlık içindeydi. Bir süre kapıdaki sakallı adama bakakaldılar. Durumu anlamamışlardı ama bir tuhaflık olduğu belliydi. Birden her ikisinin ağızından da aynı soru döküldü.

"Tanışmak mı? Biz mi?"

Sakallı adam devam etti.

"Gerçi pek hayal ettiğim gibi bir tanışma olmamış sanırım. Hatta biraz garip göründüğünüzü söylemeliyim."

Erkan tamamen olaydan kopmuş, sakallı adamın ne demek istediğini anlamaya çalışırken hala elleri havada ve dizlerinin üzerinde kalakalmıştı. Kızın silahı hala Erkan'a doğrultulmuş haldeydi. Sakallı adam duruma müdahale etmek zorunda kaldı.

Erkan'a doğru yaklaşıp oldukça alaycı bir tavırla yerden kaldırmak için elini uzattı. Sonra kıza döndü.

"Sen de çekil kenara da kalksın çocuk. Baksana epey korkutmuşsun. Dizlerinin bağı çözülmüş."

Erkan hala durumun etkisindeydi. Sakallı adam bu kızı tanıyor muydu? Bir taraftan kızın hala ona ateş edip etmeyeceğini kontrol etmeye çalışırken diğer taraftan sakallı adamın söylediklerinden bir şeyler anlamayı deniyordu. Sakallı adamın onunla dalga geçmesine bile aldırmamıştı. En azından şimdilik. Yavaşça ayağa kalkarken kıza bir kez daha baktı. Kız da çok şaşkın görünüyordu ama en nihayetinde tabancasını Erkan'ın üzerinden indirmişti. Erkan sakallı adama döndü.

"Abi burada neler oluyor, bir anlatır mısın? Kim bu kız?"

Bu kez aynı soru kızdan geliyordu.

"Mustafa abi bana da anlatırsan! Kim bu adam?

Erkan sakallı adamın yüzüne baktı. Sonra kıza döndü.

"Mehmet abi, diyecektin galiba."

Sakallı adam bir süre sessizce durdu. Sonra ikisini de omuzlarından tutarak içeri kadar götürdü.

"Çocuklar her şeyi anlatacağım. Biraz sakin olursanız bu daha kolay olur."

"Ama sana Mustafa abi, dedi. Hiçbir şey söylemeyecek misin?"

"Neden söylesin? Adı bu. Mustafa abi."

Sakallı adamın buna itiraz etmemesi Erkan'ın canını çok fena sıkmıştı. Demek ki ona yalan söylemişti. Başını sağa sola salladı. Sakallı adam Erkan'ın kırgınlığını anlamış ama duruma açıklama getirmemişti. Sonra hafifçe öksürür gibi söze başladı.

"Canım ha Mehmet ha Mustafa ne fark eder?" dedi

Erkan'ın bakışlarında hayal kırıklığı okunabiliyordu.

"Bana yalan söyledin. Adın aslında Mehmet değil öyle değil mi? Hatta Mustafa da değil."

"Konumuz bu mu?"

Erkan şaşkın ve sinirliydi ama durum üzerinde ısrar etmeden ters bir bakış attı. Kalbi hala ritmini bulamamıştı.

Sakallı adam konuşmaya başladı.

"Dur bi dur, bakma bana öyle. Bu her ikinizin de güvenliği için. Beni tanımanız mı yoksa hayatta kalmanız mı önemli?"

Kız da, Erkan da bu soruya cevap vermedi.

Sakallı adam üstelemedi.

"Çocuklar anlaşılan siz doğru dürüst tanışamamışsınız. Ben tanıştırayım."

Sonra kıza döndü.

"Bu gördüğün adam senin eşin."

Belliki aynı şoku Erkan'a da yaşatacaktı. Erkan ayağa kalktı. Daha bir şey söyleyemeden sakallı adam elini kaldırıp onu ve kızı durdurdu.

"Bu hanımefendi de senin eşin. Bundan sonra karı koca olarak devam edeceksiniz."

"Ama Mehmet abi ya da adın her neyse. Olmaz. En azından bu kızla olmaz. Beni az daha öldürecekti."

"Hah! Ben de sana bayılmıyorum. Ben de kabul etmiyorum."

Sakallı adam durumu özetledi.

"Size fikrinizi sormuyorum. Her ikinizi de ayrı ayrı peşinizdekilere yem edecek değilim. Kızım sen de ne yaptın öyle? Bu çocuğu az daha öldürüyormuşsun. Ben de silah sesine geldim. Yandaki inşaat sesi olmasa herkesi başınıza toplayacaktın. Üstelik gerçekten öldürebilirdin."

"Ama eve sessizce girdi. Ben kim olduğunu bilmiyordum."

"Aman ne güzel. Kim olduğunu bilmediğin herkesi vur o zaman."

"Sen karışma!"

"Ne demek karışma! Mehmet abi birkaç saniye geç gelse beni öldürüyordun. Az daha kalbim duracaktı."

"Söyledim ya, kim olduğunu bilmiyordum."

Tartışma uzayacak gibi olunca sakallı adam araya girdi.

"Zaten kim olduğunu bilmene gerek yok. Her ikinizde gerçekte birbirinizin kim olduğunuzu bilmeyeceksiniz. Hiçbir şart altında birbirinize gerçek isimlerinizden, neden burada olduğunuzdan, ve asıl mesleklerinizden bahsetmeyeceksiniz. Asla yakınlaşmayacaksınız."

"Bununla mı yakınlaşıcam Mustafa abi? Ölürüm daha iyi."

"Ölürmüş. Öldürürüm demiyor da. Cık cık. Allah bilir kapı sert kapansa vurur bu beni."

"Hah!"

"Haksız mıyım? Mehmet abi, silah vermeyin şunun eline ya."

"Dur bakalım dur. Bunları sonra düşünürüz. Şimdi kendinize birer oda seçip dinlenin. Akşama bundan sonra olacakları konuşur, karara bağlarız."

Sakallı adamın bu önerisine ikisi de itiraz etmedi. Zaten fazlasıyla yorucu ve zor bir gün geçirmişlerdi. İkisi de aynı anda kapıya doğru yönelmişti ki sakallı adam Erkan'ı durdurdu.

"Bırak odasını seçsin. Kızlara öncelik."

"Kız mı? Abi o bir kız değil. O, o, bence o kesin kiralık bir katil."

Sakallı adam Erkan'ın yüzüne bir iki saniye tuhaf bir ifadeyle baktı. Sonra önüne dönüp,

"Hadi hadi, şimdi hangi oda sana kaldıysa gidip yerleş." dedi.

Erkan derin nefes alıp puflayarak verdi.

"Tamam abi tamam."

                                                                  26. Bölüm Sonu

67guness

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 302
  • Teşekkür 2295
    • Çevrimdışı
  • # 22 Haz 2018 00:53:01
Yeni bölüm için teşekkür ederiz [linkler sadece üyelerimize görünmektedir.] öğretmenim...
Geceye güzel bir nokta koydunuz.😊

kardia

  • Moderatör
  • *****
  • İleti: 3.135
  • Teşekkür 14478
    • Çevrimdışı
  • # 22 Haz 2018 19:25:41
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Yeni bölüm için teşekkür ederiz [linkler sadece üyelerimize görünmektedir.] öğretmenim...
Geceye güzel bir nokta koydunuz.😊

[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.] öğretmenim, ne güzel bir yorum yapmışsınız.:) Çok naziksiniz. Çok teşekkür ederim.:)



 

Egitimhane.Com ©2006-2023 rss