İnsan Bu Araba Değil Ki Hatalı Diye Geri Toplan
Tüm Yazılar | Yazarlar | Açıklama

İnsan Bu Araba Değil Ki Hatalı Diye Geri Toplansın


Gücünü emekten alan her meslek değerlidir.Fakat bazı meslekler vardır ki ;değerli olmasının yanı sıra farklı ve özeldir.Öğretmenlik mesleği de böyle bir meslek olup değeri bilinsin ya da bilinmesin özeldir ve farklıdır.Bu farkın en temel sebebi hedef kitlenizin insan olmasıdır.Binlerce yıllık insanlık tarihimiz ve onlarca yıllık bilim geçmişimize rağmen ; tıp alanında yapılan onca keşfe rağmen hala tam manasıyla çözülemeyen gizem dolu bir varlıktır söz konusu olan.
Gelişmiş makineler üretebilirsiniz; zirai faaliyetler sonucu toprağa çok verimli ürünler ekebilirsiniz ; içinden çıkılmaz çok karışık yazılımlar üretebilirsiniz ;gökleri delen gökdelenler inşa edebilirsiniz ; çok lüks gösterişli otomobiller de üretebilirsiniz...Tüm bu hammaddesi madde olan faaliyetlerle mesleki olarak, ciddi maddi kazanımlar da elde edebilirsiniz.Üstelik yaptığınız her hata maddidir ve telafisi de maddi olarak bertaraf edilebilir.
Fakat insan yetiştirmek üstelik daha hayatlarının başında ilklerini yaşadıkları dönemde onlara şekil vermeye çalışmak ciddi ve sorumluluk isteyen bir iştir.Zira; verilen emek maddi olmanın ötesinde maddi sonuçlar doğurmayan bir iştir.
İnsan üzerine girişilen her adım insan ruhuna,maneviyatına dokunan sonuçlar doğurur.Biz öğretmenlerin mesleki sorumluluğu bu yüzden büyümekte;ülkemizin geleceğimizin , gelecek nesillerimizin varlık mücadelesi bu kutsal sorumluluğun üzerinde vuku bulmaktadır.
Günümüzde dünyaca ünlü otomobil markaları , fark ettikleri bir üretim hatası üzerine milyonlarca aracını geri çağırabilmekte ve bu hatayı kardan ettikleri küçük bir zararla telafi edebilmektedirler.Maalesef biz öğretmenlerin ,eğitimcilerin mesleki bir hatamız ya da yanlışımız olduğu takdirde , milyonlarca genci çağırıp ; hata yapmışız düzelteceğiz deme gibi bir şansımız bulunmamaktadır. Bu durum omuzlarımızdaki yükü büyütmekte ,mesleğimizi tüm mesleklerden farklı ve özel kılmaktadır.
Günümüzde şiddetin ,terörün her türlüsü boy göstermekte şiddet ve terör başta büyük şehirlerimiz olmak üzere çok kolay zemin bulabilmektedir.Özellikle aile içi ve toplum içi şiddet köylerimizden kentlerimize ,metropollere kadar her yerde varlık göstermektedir.
Bir zamanlar çocuk olan ,öğrenci olan;okul sıralarında bizleri dinleyen ,izleyen öğrencilerimiz ilerleyen yaşlarında ya şiddete uğrayan ya da şiddeti yaşatan bireyler olabilmektedir.Bu ciddi sonuçlar doğuran davranış bozukluğu ;şiddet patlamasını bazen aile içi karı koca ilişkisinde bazen de trafikte otopark tartışmasında ya da karşılıklı etkileşime girmek zorunda olduğumuz herhangi bir toplumsal olayda görebilmekteyiz.
Maalesef şiddet vakaları son yıllarda istatiksel olarak ciddi artışlar göstermektedir.Biz eğitimcileri ilgilendiren tarafı ise söz konusu problemin odağının insan olması ve bizim de sorumluluk alanımızın insan olmasıdır.
Belki bu ciddi sorunun bir parçası değiliz fakat çözümün önemli bir parçasıyız.Bu konu mevzuatımıza yeni kanunlar;o kanunlara aitlik oluşturan yeni cezalar ve yaptırımlar getirerek rahatlıkla çözebileceğimiz bir sıkıntı değildir.
Mutlaka biz eğitimcilerin dışında gerçekleşen kontrol edemediğimiz ve edemeyeceğimiz çok fazla şey var.Ama en azından nelerin yapılabileceğini düşünmek ve bu konuda yüksek tecrübe sahibi eğitimcilerimizin önerilerini dinlemek ve onlardan da kafa yormalarını istemek yeterli olmasa da ; gerekli bir adım olacaktır.
Bu satırları yazarken dahi hedeflenen ; bir şeyleri çözmekten ziyade farkındalık oluşturmak ,gündemde yer bulmak ve çözüme giden süreçte en azından küçük de olsa bir adım atmaktır.
Öncelikle durumun analizini yapmak ve bir öğretmen olarak öğretici gözüyle sorunun kök nedenine inmeye çalışmak faydalı olacaktır.Bazen ulaştığımız;sebep zannettiğimiz şeyler aslında ulaşamadığımız nedenlerin sonuçları olabilmektedir.
Biliyorum ki kök nedene ulaşmadıkça sonuçlar üzerinden sebeplerle uğraşmak bizi asla neticeye götürmeyecektir .Bu yüzden her öneri her analiz çok değerli ve faydalı olacaktır.Yapılan analizlerin eleştirisi dahi çok güzel sonuçlar doğuracaktır.
Günümüz dünyasında ,toplumumuzdaki şiddetin arttığı bu son on yıllık süreçte , hayatımıza aynı paralelde neler girdi ve bunların hayatlarımızdaki ağırlığı ne olmaktadır?Burada zaman,etki alanı,sonuçları üzerinden bir yaklaşım göstermek gerekmektedir.Örneğin:Akıllı telefonlar ve onların hızlı internet bağlantıları ,telefonlara dahi yüklenebilen şiddet içerikli oyunlar ve dahası internetin ve sosyal paylaşım sitelerinin bu kadar yaygınlaşması insanların zaman ve mekandan bu kadar sıyrılarak gerçekliğini yaşamadıkları hayatları sanal olarak yaşıyor olmaları.Bir diğeri her şeyin bu kadar sanallaştığı bir ortamda karşılıklı iletişimin azalarak asosyal bireylerin yetişmesi ve tartışma kültürünün azalarak en ufak bir anlaşmazlığın dahi sözler tüketilmeden şiddete , kavgaya dönüşmesi.
Bu kadar sanallığın ve bu sanal dünyanın hızlı ve görsel öğreticileri yanında,asıl öğreticilerin yani öğretmenlerimizin rol modelliğinin ve değerinin öğrenenler nezdinde azalması belki de en temel kök nedenlerimizden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.
Belki de asıl problem ya da aranması gereken çözüm yeniden çocuklarımızın gerçek ve yönlendirici öğreticisi nasıl oluruz ? Ne yapılmalı da televizyonun , tüm yalan ve yanlışlarıyla süslü renklerle çocuklarımıza verilmeye çalışılan hayatların önüne geçebilmeli ? Onların gerçek olmadığını ,sanal alemde dostluğun ya da arkadaşlığın yaşanamayacağını onlara anlatabilmeli ?
Nasıl bir öğretmen olmalıyız;öğretici olarak ne yapmalıyız;onlarla nasıl bir etkileşim ,iletişim kurmalıyız?Devletimizden maddi ve manevi nasıl bir talepte bulunmalıyız ki bizim hızımız internetin hızına ulaşsın.Sanal alemin sanallığını gerçekliğimiz geçsin ,televizyondaki hayatların özendiriciliği kırılsın;vatan,millet,bayrak,tarih daha çok sevilsin?



EMİNE DEMİR

Yazıyı değerlendir: 3 1

EMİNE DEMİR
09 Haziran 2016

Beğenilen Son Yazılar
Egitimhane.Com ©2006-2023 rss