Egitimhane.com
   Ana Sayfa    Forum    Haberler    Planlar    Bilgisayar    Dosyalar    İlkokuma
   Resmi İşler    100 Bin Kitap    Atama Rehberi    Gruplar    Resim galerisi
   Site Haritası    Sponsor    Siteniz için    Dost Siteler    Arama    İletişim
 
Ana Sayfa Yardım Giriş Yap Kayıt

Egitimhane.Com  |  Genel Konular  |  Genel Konular  |  Konu: Sevdiğimiz Hikayeler... ;)
Sayfa: 1 ... 17 18 19 20 21 [22] 23 24 25 26 27 ... 30
Konu: Sevdiğimiz Hikayeler... ;)
(Okunma Sayısı 14927 defa)
eseme
Uzman Üye
*****
Mesaj Sayısı: 483
07 Şub 2010 13:07:35

Teşekkür: 531


YA GÜNÜMÜZDE YAŞASALARDI.....
okuyalım bakalım neler olurdu neler yaparlardı ; )

* Mecnun Leyla'ya o kadar da aşık olmazdı. Hadi hoşlandı, aşık oldu diyelim Mecnun; açılsa bile Leyla'ya, TEKLİF etse mesela, seviyeli bi beraberlikleri olsa, mesajlaşsalar yatmadan önce, sinemaya gitseler... Cıkkk... 6 ay sonra ayrılırlardı kesin. En iyi ihtimalle evlenirlerdi ama ondan sonra da yok kira, yok beyaz eş...ya taksitleri, yok çocukların okul masrafı derken böyle geçerdi ömürleri. Büyük bi aşk olmazdı öyle.

*Kerem, "aşkitom için tek başına bu dağı delecem" diye salak bi projeye atılmazdı. Herhalde bunu bi yatırım aracı olarak kullanırdı ve aynı zamanda tünel olarak ta kullanılabilecek bi dağı seçerdi. Devletten teşvikini de alırdı. Kazandığı parayla da yazları sıcak ve kurak Bodrum Türkbükü'nde, kışları da soğuk ve yağışlı İstanbul gece klüplerinde gününü gün ederdi. Aslı'yı unuturdu yani ama çook sonra ex aşkına geri dönebilirdi de.
* Atilla, Oğuz, Mete ve bilumum eski türk hükümdarlar, dışarıdan yabancı kontenjanlarını kullanarak ÇİN PRENSESLERİ ni getirmezlerdi. Sene de bi kaç kere "diplomatik ziyaret" yapmaları kafi gelirdi.
* Van Gogh, üniversiteye hazırlananlar için resim kursu açardı. Kapısında da "Başarıya Özel Van Gogh Resim Kursu'yla Hazırlanın" yazardı mesela
* Evliya Çelebi, "ÇELEBİ FİRARDA" diye bi program yapar, bi İbiza'ya, bi Los Angels'e
ordan Kanarya Adaları'na gider; yolda gördüğü güzel hatun kişilere "bunu nerden aldın, yok şunu kaça aldın " falan diye salak salak sorular sorar öyle güzel yurdumun güzel insanlarını bilgilendirirdi.
* Fuzuli, Gazi Üniversite'si Edebiyat Fakültesi'ne dekan olurdu. Arada derslere girer, kazık sorular sorardı.
* Cengiz Han, organize bi suç örgütü kurup Moğolistan ve Afganistan'da uyuşturucu işine girer, Kolombiyalılara kök söktürürdü.
* Ömer Hayyam, Reina' yı aratmıyacak bi gece klübü açardı. Ortamı da süper olurdu

------------------------------------------------
'Batan güneş için ağlamayın; yeniden doğduğunda ne yapacağınıza karar verin.'
eseme
Uzman Üye
*****
Mesaj Sayısı: 483
07 Şub 2010 18:59:23

Teşekkür: 531


Adamın biri iskelede balıkların dansını izliyordu ve başka bir adam daha yukarıda duruyordu, iskeleden uzaktı. Ve balıkları izleyen adam seslendi, "dostum burada harika şeyler oluyor izlemek ister misin?" Yukarıda olan adam inanmadı, "hayır" dedi ben orada bir şey göremiyorum.

Nasıl görebilsin ki? O çok yukarıda, yüzeyd...e ve yüzeyde kaldığın sürece yaşamı ıskalarsın!...
( Uğur Koşar)
------------------------------------------------
'Batan güneş için ağlamayın; yeniden doğduğunda ne yapacağınıza karar verin.'
TugraÖzyıldız
Uzman Üye
*****
Mesaj Sayısı: 1102
08 Şub 2010 16:25:04

Teşekkür: 536


 duanın gücü

Eğer sizin duanız olmazsa ne ise yararsınız ? buyurmakta Yüce Mevla.

Duanın gücünü hepimiz hayatımızda bir şekilde yaşamışızdır. Büyüklerin eli öpüldüğünde onlardan dua istenir. dua et yeter denilir. Kiminin parası kiminin duası deyisinde de dikkat çekilmek istenen kelime Duadır. Hayal bile edilemeyecek şeyleri gerçekleştiren, üzgün yüzlerin bile gülümsemesine sebep olan yine Duanın gücüdür. Dua aslında yaratıcıyla olan bağlantının teyidi bir yerde ispatidir. DUA yaptığın kadar kul, kabul edildiği kadar sevgilisindir Rabbin katında.

Duanın gücünü defalarca yasamışımdır hayatımda. Bunlardan birisi 1980'li yıllarda basımdan geçti. Ailece Diyarbakır iline bağlı kaplıcaları ile meşhur Çermik de idik. Annemler sıcak sulara gitmiş,babam ağabeyim civar köylerden birine alış veriş yapmaya -et almaya- gitmişlerdi. Ben de pansiyonda odamda oturmakta idim. Bir ara hafiften kendimden geçtim. Uyku ile uyanıklık arasında bir halde iken söyle bir şey yaşadım..

Babamlar alışverişten dönerken trafik kazası geçirmiş, olay bize intikal ettiğinde alt üst olmuştuk. Bir anda üstüme tahmin edemiyecegim kadar ağır bir yük binmişti. İçimde tarif edilemez bir acı duyuyordum. Üzüntümün boyutu o kadar büyüktü ki acıdan yüreğimde ağrı duymaya başlamıştım. Ama yapılacak bir şey yoktu. İki gözü iki çeşme ağlayarak cenazeleri de yanımıza alarak İstanbul'a döndük.

Ben duygularım alt üst olmuş bir şekilde ağlamaya devam ediyor devamlı ağlıyordum. Cenaze yıkama, tekfin isleri bitmiş gerek babamın gerek ağabeyimin çok sevdiği Fatih Çarşamba İsmail Ağa caminin musalla taşında 2 adet sandukaya bakarak ağlamaya devam ediyordum.O an çok içten gelen duygularla, dilimi değil adeta yüreğimi konuşturarak su duayı ettiğimi hatırlıyorum..

Ey Rabbim senin gücünün ne kadar büyük olduğunu biliyorum ve senden yardim talep ediyorum. Senden bütün bu yasadıklarımı rüya yapmanı istiyorum. Senin buna gücün yeter. Rüya yap, rüya yap diye tekrarlıyor adeta tespih çeker gibi bu sözleri ağlayarak tekrar ediyordum. Bu halde iken çok derinlerden bir ses işittim.

Hafız, hafız Bismillah de kendine gel diye.

Bu ses Annemin -çok sevdiğim- ılık şefkatli sesi idi. Annem başımı okşuyor beni teskin etmeye çalışıyordu. Ablam da gülümseyerek bana bakıyor herhalde çok kötü bir rüya görmüş olmalısın diyordu. Nerdeyse gömleğimin üst tarafları ağlamaktan ıslanmıştı.

Şimdi ikinci bir şok yaşıyordum. Evet! her şey bir anda rüyaya dönüşmüştü. Ve ben hala Çermikteydim. Derin bir nefes alarak -hayatımda en içten söylediğim hamdlerden birini ederek

-Elhamdülillah-dedim. Ancak babamlar hala dönmemişti . Abim de çok deli araba kullanırdı.Yolların ne kadar düzensiz bozuk olduğu da bilinen bir gerçekti. İç alemimde tarif edilmeyecek fırtınalar kopmaktaydı. Dış dünyamda ise annemin bütün ısrarlarına rağmen konuşmayan, kulağı kirişte -babamın tok sesli -Selamun aleykum cümlesini bekleyen birisi vardı.

Duanın gücü ile kehanet arasında gidip geliyor, içimden Rabbim sana inanıyorum diye diye duamı tekrar ediyordum.Asırlar kadar uzun süren bir beklemeden sonra Allahu teala duamı kabul etmiş, müjdesini yollamıştı. Babam, abim -eli kolu dolu- karşımda duruyor, babam hafif terli gülümseyen yüzü ile Selamun aleykum diyordu. Evet tılsım tutmuş duam kabul olmuştu. Babama ağabeyime sarılarak onları öptüm.

Adeta tılsımı bozulur diye uzun bir zaman kimseye bu olaydan bahsetmedim. Babam buzlu ayranını içerken - ağabeyimi kast ederek- "Ağabeyin az kalsın bugün büyük bir kaza yapıyordu" diyerek alışverişten dönerken ucuz ! atlattıkları kazayı bizlere anlatıyordu.

siz siz olun dünyanın dualar üzerinde durduğunu sakın unutmayın ve ona göre yasayın.......

 TUĞRA Göz kırpan
------------------------------------------------
ALLAH alnındakini gönlüne
Gönlündekini alnına yazsın...
eseme
Uzman Üye
*****
Mesaj Sayısı: 483
08 Şub 2010 19:31:13

Teşekkür: 531


"dünyanın dualar üzerinde durduğunu sakın unutmayın "
çok haklısınız hocam inşallah dualar bizim dilimİzden de gönlümüzden de üzerimizden de eksik olmazz.....
------------------------------------------------
'Batan güneş için ağlamayın; yeniden doğduğunda ne yapacağınıza karar verin.'
eseme
Uzman Üye
*****
Mesaj Sayısı: 483
08 Şub 2010 19:34:56

Teşekkür: 531


GÜN VE GECE
Gün aşık olmuş geceye Gece de yakamoz düşürmüş denize Ne gün erişebilmiş geceye, ne de gece kavuşabilmiş gündüze. Birbirlerini hiç görememişler belki de.. Ama engel olmamış bu aralarındaki sevgiye.. Varlıklarını hissetmeleri bile yetmiş kendilerine Bazen, gün isyan edip yakmış ortalığı Gece de özleminden ...tüm ışığını... söndürmüş gökyüzünden İkisi de bulutlarayükleyip hüzünlerini Tüm yeryüzüne yağdırmışlar gözyaşlarını Yine de vazgeçmemiş sevdasından ikisi de Sonsuza dek birbirlerini göremeyeceklerini bilseler de....
 sizce sever mi bir yürek böle delicesine imkansızını....
------------------------------------------------
'Batan güneş için ağlamayın; yeniden doğduğunda ne yapacağınıza karar verin.'
TugraÖzyıldız
Uzman Üye
*****
Mesaj Sayısı: 1102
08 Şub 2010 19:36:25

Teşekkür: 536


"dünyanın dualar üzerinde durduğunu sakın unutmayın "
çok haklısınız hocam inşallah dualar bizim dilimİzden de gönlümüzden de üzerimizden de eksik olmazz.....
amin inşallah ö..... hanım(adınızı tam yazmka istemedim ağız alışkanlığı işte Göz kırpan
------------------------------------------------
ALLAH alnındakini gönlüne
Gönlündekini alnına yazsın...
eseme
Uzman Üye
*****
Mesaj Sayısı: 483
08 Şub 2010 19:41:20

Teşekkür: 531


Teşekkür ederim TugraÖzyıldız öğretmenimm
(adımı yazmadığınız için) Göz kırpan
------------------------------------------------
'Batan güneş için ağlamayın; yeniden doğduğunda ne yapacağınıza karar verin.'
eseme
Uzman Üye
*****
Mesaj Sayısı: 483
08 Şub 2010 20:42:55

Teşekkür: 531


Bir gun bir dervis,bir kucak
dolusu elma ile bayirlar asan bir genc kiza rastlamis…
Bozkirin sicaginda yorgunluktan
al almis kizin yanaklari..
- “Nereye gidersin? Ne
doldurdun kucagina?” diye sormus dervis.
Uzak bir tarlayi isaret etmis
kiz:
- “Sevdigim calisiyor
orada, O'na elma goturuyorum.”
- “Kac tane” diye
soruvermis d......ervis.
Kiz saskin:

- “Insan sevdigine
goturdugu seyi sayar mi hic?” deyivermis..
Ve usulca koparivermis dervis
elindeki tespihin ipini!...
------------------------------------------------
'Batan güneş için ağlamayın; yeniden doğduğunda ne yapacağınıza karar verin.'
ogrtmn35
Bilge Üye
*****
Mesaj Sayısı: 1057
08 Şub 2010 21:04:12

Teşekkür: 2117



YAŞAMIN FISILTISINI DİNLE....

Zengin bir adam mersedes arabası ile şehirdeki dar bir yoldan geçiyordu.
Birden, yoluna aniden fırlayarak elindeki taşı arabasına atan bir çocuk gördü.
>
>Kapısına çarpan taşın sesi ile ani fren yapınca, arabası kaldırım taşına
>çarparak durabildi.
>
>Adam öfke ile arabadan fırlayıp, taş atan çocuğu kolundan tutarak sarsmaya
> ve "Sen ne yapıyorsun serseri, bak arabamı ne hale getirdin" diyerek
>bağırmaya başladı.
>
>Üzgün ve suçlu tavır içindeki çocuk "Amca lütfen kızma, sizden önce geçen
>arabalara durmaları için işaret ettim, arabaların hiç biri durmayınca,
>sizin arabaya taş attım" dedi.
>
>Ve, gözyaşları içinde, kenarda devrilmiş duran bir tekerlekli özürlü
>arabasını ve o arabadan düşerek yerde yatan birisini göstererek
>"Ağabeyim yürüyemiyor, onu tekerlekli arabası ile gezdirirken, kayıp
>devrildi. Ağabeyim yere düştü, kaldırmaya gücüm yetmedi, gelen geçen
>kimse de yok, siz onu yerden kaldırıp tekerlekli arabasına tekrar
>oturtmama yardım edermisiniz" dedi..
>
>Zengin adam, ne diyeceğini bilemeden, boğazındaki düğümden yutkunarak
>kurtulmaya çalışarak, yerde yatan çocuğun yanına gitti, onu kaldırıp
>tekerlekli arabasına oturttu ve cebinden temiz bir mendil çıkararak
>bacağındaki kanları sildi.
>
>Küçük çocuk abisini tekerlekli arabasıyla alıp giderken, hiçbir şey
>söyleyemeden arkalarından bakakaldı.
>
>Arabasına döndüğünde, çocuğun attığı taşın, arabasının kapısında bıraktığı
>oyuk şeklindeki DERİN İZİ gördü.
>
>Ve zengin adam, bu derin taş izini hiçbir zaman tamir ettirmedi.
>
>Arabadaki bu taş izini şu mesajı hiç unutmamak için sakladı:
>
>"Hiçbir zaman, yaşamın içinden, birilerinin seni durdurmak ve dikkatini
>çekmek için TAŞ ATMAYA mecbur kalacağı kadar HIZLI geçme.
>
>ALLAH, ruhumuza fısıldar ve kalbimize konuşur.
>
>O sesi dinlemek için vaktimiz olmadığında ise, bize TAŞ FIRLATMAK zorunda
>kalır.
>
>İster fısıltıyı dinle, ister taşı bekle..............
>
>Seçim senin........................ ..."
>
>Yaşamın içinden son hızla geçerken, bir an durup, kendi hayatımızda da bize bazı şeyleri hatırlatmak için atılan TAŞLAR olup olmadığını bir
>düşünelim.........
------------------------------------------------
Asalet boyda degil soyda... incelik, belde degil dilde..... dogruluk, sözde degil özde ....güzellik, yüzde degil yürekte olur!
filizof
Aktif Üye
**
Mesaj Sayısı: 72
09 Şub 2010 16:01:11

Teşekkür: 3


çok güzel Gülümseme
TugraÖzyıldız
Uzman Üye
*****
Mesaj Sayısı: 1102
09 Şub 2010 16:59:04

Teşekkür: 536


ve işte yine ibret dolu bir hikaye daha..buyrun arkadaşlar..


AFFET BABACIĞIM

Evlendiğinden beri evinde kalan babası yüzünden eşiyle sürekli tartışıyordu.
Eşi Babasını istemiyor ve onun evde bir fazlalık olduğunu düşünüyordu. Tartışmalar bazen İnanılmaz boyutlara ulaşıyordu. Yine böyle bir tartışma anında; eşi, bütün bağları kopardı ve "Ya ben giderim, ya da baban bu evde kalmayacak" diyerek rest çekti... Eşini kaybetmeyi Göze alamazdı.

Babası yüzünden çıkan tartışmalar dışında mutlu bir yuvası, sevdiği ve kendini seven Bir eşi ve birde çocukları vardı. Eşi için çok mücadele etmişti evliliği sırasında. Ailesini ikna etmek için çok uğraşmış ve çok sorunlarla karşılaşmıştı. Hâlâ onu ölürcesine seviyordu.

Çaresizlik içinde ne yapacağını düşündü ve kendince bir çözüm yolu buldu. Yıllar önce avcılık merakı yüzünden kendisi için yaptırdığı kulübe tipi dağ evine götürecekti babasını . Haftada bir uğrayacak ve ihtiyacı neyse karşılayacak, böylelikle eşiyle de bu tür sorunlar yaşamayacaktı.
Babasına lâzım olacak bütün malzemeleri hazırladıktan sonra yatalak babasını yatağından kaldırdı ve kucakladığı gibi arabaya attı. Oğlu Can, "Baba bende seninle gelmek istiyorum" diye ısrar edince onu da arabaya aldı ve birlikte yola koyuldular.

Karakışın tam ortalarıydı ve korkunç bir soğuk vardı. Kar ve tipi yüzünden yolu zor seçiyorlardı. Minik Can, sürekli babasına "Baba nereye gidiyoruz ?" diye soruyor ama cevap alamıyordu. Öte yandan; nereye götürüldüğünü anlayan yaşlı adamsa gizli gizli gözyaşı döküyor oğlu ve torununa belli etmemeye çalışıyordu.
Saatler süren zorlu yolculuktan sonra dağ evine ulaştılar. Epeydir buraya gelmemişti. Baraka tipindeki dağ evi artık çürümeye yüz tutmuş, tavan akıyordu. Barakanın bir köşesini temizledi hazırladı ve arabadan yüklendiği yatağı oraya itina ile serdi. Sonra diğer malzemeleri taşıdı en son da babasını sırtlayarak yatağa yerleştirdi.

Tipi, adeta barakanın içinde hissediliyordu. Barakanın içinde fırtına vardı adeta. Çaresizlik içinde babasını izledi. Daha şimdiden üşümeye başlamıştı.Yarın yine gelir bir yorgan ve birkaç battaniye getiririm diye düşündü.

Öyle üzgündü ki, dünya başına göçüyor gibiydi. O, bu duygular içindeyken babası, yüreğine bıçak saplanmış gibiydi. Yıllarca emek verdiği oğlu tarafından bir barakaya terk ediliyordu. Gururu incinmişti, içi yanıyordu ama belli etmemeye çalışıyordu.
Minik Can ise olanlara hiçbir anlam veremiyordu. Anlamsızca ama dedesinden ayrılacak olmanın vermiş olduğu üzüntüyle sadece seyrediyordu.

Artık gitme zamanıydı. Babasının yatağına eğildi, yanaklarını ve ellerini defalarca öptü.
Beni affet der gibi sarıldı, kokladı. Artık ikisi de kendine hakim olamıyor ve hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Buna mecburum der gibi baktı babasının yüzüne ve Can'ın elini tutup hızla barakayı terketti. Arabaya bindiler.

Can yola çıktıklarında ağlamaya başladı, neden dedemi o soğuk yerde bıraktın diye. Verecek hiçbir cevap bulamıyordu, annen böyle istiyor diyemiyordu. Can: "Baba, sen yaşlandığında ben de seni buraya mı getireceğim?" diye sorunca dünyası başına yıkıldı. O sorunun yöneltilmesiyle birlikte deliler gibi geri çevirdi arabayı. Barakaya ulaştığında "Beni affet baba." diyerek babasının boynuna sarıldı. Baba oğul sıkı sıkı sarılmış çocuklar gibi hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı. Oğlu: "Baba beni affet! Sana bu muameleyi yaptığım için beni affet!" diye hatasını belli ediyordu...Babası oğlunun bu sözlerine en anlamlı cevabı veriyordu..."Geri geleceğini biliyordum yavrum. Ben babamı dağ başına atmadım ki, sen beni atasın... Beni bu dağda bırakamayacağını biliyordum."

TUĞRA Göz kırpan
------------------------------------------------
ALLAH alnındakini gönlüne
Gönlündekini alnına yazsın...
Serhat33
Aktif Üye
**
Mesaj Sayısı: 44
09 Şub 2010 17:12:06

Teşekkür: 26


Emeğinize, Yüreğinize Sağlık.hepsi Çok Güzel Hikayeler.
gurbuz00
Tecrübeli Üye
****
Mesaj Sayısı: 425
09 Şub 2010 17:43:09

Teşekkür: 211


Allah razı olsun bu kadar hikaye süppersiniz
------------------------------------------------
DOĞU DA DOĞU GÖREVİ ...BATI DA BATI GÖREVİ YAPILIR....
eseme
Uzman Üye
*****
Mesaj Sayısı: 483
09 Şub 2010 17:49:51

Teşekkür: 531


Amerika'da bir adam lotodan bir milyon dolar kazanıyor,
arabasına giderken bir bayan kızının çok ağır, ölümcül bir hastalığa yakalandığını ve beş yüz bin dolar bulamazsa yarın kızının öleceğini söylüyor.
Adam hiç düşünmeden parasının beş yüz bin dolarını veriyor.
Ertesi gün bu olaya şahit olan biri, adama o parayı verdiği... bayanın bir dolandırıcı olduğunu ve onu kandırdığını söylüyor. (adam gerçekten de kandırılmış)

Bu konuşmanın sonunda adam sadece gülüyor, Bu duruma barmen oldukça şaşırıyor. -Nasıl olur, kadın seni kandırdı hiç mi üzülmedin?
Barmenin aldığı cevap ilginçtir:
-Benim sevincim yarın ölecek bir kızın olmaması!

süper bir yaklaşımm bence her şer de bir hayr her hayr da bir şer vardır derler.. Göz kırpan
------------------------------------------------
'Batan güneş için ağlamayın; yeniden doğduğunda ne yapacağınıza karar verin.'
TugraÖzyıldız
Uzman Üye
*****
Mesaj Sayısı: 1102
09 Şub 2010 17:59:10

Teşekkür: 536


Emeğinize, Yüreğinize Sağlık.hepsi Çok Güzel Hikayeler.
Allah razı olsun bu kadar hikaye süppersiniz
okuma zahmetinde bulunduğunuz için ben de saygılarımı sunuyorum değerli öğretmenlerim...
------------------------------------------------
ALLAH alnındakini gönlüne
Gönlündekini alnına yazsın...
Sayfa: 1 ... 17 18 19 20 21 [22] 23 24 25 26 27 ... 30
 
Egitimhane.Com  |  Genel Konular  |  Genel Konular  |  Konu: Sevdiğimiz Hikayeler... ;)


MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.10 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.204 Saniyede 15 Sorgu ile Oluşturuldu
 

MKPortal ©2003-2008 mkportal.it 0.02932 / 12