Konu: Sevdiğimiz Şiirler  (Okunma sayısı 3011441 defa)

seheryeli_

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.888
  • Teşekkür 19046
    • Çevrimdışı
  • # 21 Mar 2019 11:47:10
Geçikmiş zamanlarla gelme bana, görme beni
Görme vaktinden evvel çöken acizliğimi...
Bezm-i alemden aldığın kudretinle dur bakalım!
Benim günahıma girerken,senin sevapların caizmi...

Sana yar olmak için, harap ettiğim yılları
Gönlüne mazhar olayım diye çaldığım kapıları
Ağyar hevesinden uzak tuttuğum muradımı
Görmezden gelirken,

Sen hangi ağlatan hikayede esas oğlandın...

Gafil bedenim, sana günbegün erirken,
Gözlerin, saadet yerine elem verirken,
Yadellere masal olmuş sevdama,
Sen gülüp geçerken,

Kimbilir hangi gönül tahtlarına saraydın...

Gelme şimdi istemem, kerameti kalmadı sevsende
Sevme...seyyah olmuş sinenin bir kıymeti yok bende
Al götür sevdalarını...iç yudum yudum, nadim olmanın şerefine
Kadrimi bilseydin ben bahardım, sen düşen son cemre...

harslan05

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 2.712
  • Teşekkür 54603
    • Çevrimdışı
  • # 21 Mar 2019 11:47:25
Pencereyi kapama
Gök dolabilir içeri
Sen neyi görebilirsin
Islak bir bulutun ağışını mı

Pencereyi kapama
Kuş dolabilir içeri
Sen neyi taşıyabilirsin
Kırık bir dalın yükünü mü

Pencereyi aç
Soluğun çıksın dışarı
Sen büyütmedin mi ciğerinde onu
Kokusu hayatı yıkasın diye

Pencereyi aç
Sesin sarsın dünyayı
Duyulur elbet ta ötelerden
Yürek kendini tanır

A. Zekai Özger

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.574
  • Teşekkür 34047
    • Çevrimdışı
  • # 21 Mar 2019 13:15:44
Mai ve Kırgın / 5 v’akit / kum saati



İçimden duman duman sen tütersin kaleme
Bir âlem bana düşman / ben bütün bir âleme



İlk vakit
Hangi gün sabahını yakıp geldin bir daha?
Sen söyle, dedi adam / söyler misin Züleyha?

Kaf dağında ölümden sana doğru dönünce
Dârlar yanar külümden saçlarında sönünce
Nefes nefes gülümden sîne kokun s’inince
İsmail’in izinden bir berzah yakar adın
İbrahim’in gözünden girizgâh yıkar adın

Hangi kırgın geçmişin bugünüsün be kadın?   


2.vakit
Hangi kör günahını yazıp geldin bir daha?
Sen söyle, dedi adam / söyler misin Züleyha?

Firarî cümlesinde harf harf ödenir diyet   
Kor kalsın halesinde üşürse aylar şayet
Acımın kıblesinde hâr kokan külsüz ayet
En acıyan yerden yâr basarak yakar adın
Yüreğimde yüküm var asarak yıkar adın

Hangi adn cennetinin yangınısın be kadın?


3.vakit
Hangi aşk eyvâhını kıyıp geldin bir daha?
Sen söyle, dedi adam / söyler misin Züleyha?

Geçip gittin s’essizce / ay sulara vurunca
Damla damla bir g’ece / çölden nura varınca
Cemre cem’e değince / hazan kara durunca
En sızlayan yerden yâr sızarak akar adın
Saçlarında yağmurlar / süzerek yıkar adın

Hangi bitmez yolların yorgunusun be kadın?


4.vakit
Hangi g’ece mâhını kırıp geldin bir daha?
Sen söyle, dedi adam / söyler misin Züleyha?

Toprağına yaslansam yıllarca sürgün olsam
Gözlerinde uslansam anka’ca yangın olsam
Gamze gamze ıslansam Hallâca dargın olsam
En kanayan yerden yâr yine mi akar adın?
Ey Hanzala dön ve sor kalbimi yıkar adın

Hangi ayrılıkların sürgünüsün be kadın?


Son vakit
Hangi aşk bargâhını yıkıp geldin bir daha?
Sen söyle, dedi adam / söyler misin Züleyha?

Tekbir Mim / Lâ notası / Yâr bestemin öncesi
Kalbimin E l i f b a s ı / alfabemin lehçesi
Suskum rüzgâr yarası / dilemması H û sesi   
En dağılan yerden yâr susarak bakar adın
Avuç avuç merhem sar / keserek yıkar adın

Hangi derin suların vurgunusun be kadın?
Hangi kalp yarasının kırgınısın be kadın?

İçimden hücre hücre sen düşersin kaleme
Bir âlem bana düşman / ben bütün bir âleme


Elbruz.

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 18.952
  • Teşekkür 134391
    • Çevrimdışı
  • # 21 Mar 2019 20:46:06
 Bir an kayboldun gibi! yaşadım kıyameti
Yoruldun ama buldun ey kalbim emaneti

Yeniden su yürüdü dalıma yaprağıma
Bir bakışın can verdi kurumuş toprağıma

Çiçeğe durdu kalbim içtim parmaklarından
Göz çeşmem suya erdi sevda kaynaklarından

Bir aydınlık denizin sonsuz derinliğinde
Yüzüyorum gözünün yeşil serinliğinde

Bir ışık bir kelebek biraz çiçek biraz kuş
Yeni bir ülke yüzün ellerimde kaybolmuş

Soluğum bir kuş gibi uçuyor ellerine
Kapılıp gidiyorum saçının sellerine

Gözlerinden göğüme sayısız yıldız akar
Bir gülüşün içimde binlerce lamba yakar

Bir kurtuluştur o an çağrılsa senin adın
Sesin ne kadar sıcak sesin ne kadar yakın

Tabiat bir bembeyaz gelinlik giymiş gibi
Yüzüme kar yağıyor sanki elinmiş gibi

Sensiz geçen zamanı belli yaşamamışım
Sensizlik bir kuyuymuş onu aşamamışım

Bir yol buldum öteye geçerek gözlerinden
İşte yeni bir dünya peygamber sözlerinden

Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm
Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm

Güzlek 1971
Erdem Bayazıt

ALAMET-i FARİKA

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.016
  • Teşekkür 10641
    • Çevrimdışı
  • # 22 Mar 2019 16:59:22


          h.n.a.


BAHTİYARLIK

Bahtiyarlık ne zafer kısrağına binmektir;
Ne yaşarken dünya uçmağına inmektir.
Şekli olmaz, rengi yok, belirsizdir ve tektir.
Bahtiyarlık: Ömründe bir kere sevinmektir.

Bir karanlık geceye akıyorken bu varlık
Bulunur mu dünyada ebedi bahtiyarlık?
Mükafatın, yapsan da en büyük bir yararlık
Nihayet zafer adlı bir kısrağa binmektir.

Dört hecelik söz olan “bahtiyarlık”… O bir sır…
Bilmeyecek insanlık bunu daha bin asır.
Bilgi, bolluk, din, para… Hepsi boş, hepsi kısır…
En fazlası bir dünya uçmağına inmektir.

Her şeyin bir şekli var, her derdin bir ilacı…
Türlü türlü yemişler verir dünya ağacı.
Zafer çetin, ilim güç, bozgun kötü, aşk acı.
Halbuki bahtiyarlık: Belirsizdir ve tektir.

Bahtiyarlık: Boraca yüce dağları aşmak
Varılmadan ölünen uzak yerlere koşmak,
Tanrı’nın sofrasında mest olarak konuşmak
Ve ömründe bir kere, bir kere sevinmektir…

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 18.952
  • Teşekkür 134391
    • Çevrimdışı
  • # 23 Mar 2019 09:21:44
(Bu günlerde herkes gitmek istiyor)

Bu günlerde herkes gitmek istiyor
Küçük bir sahil kasabasına
Bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara…
Hayatından memnun olan yok.
Kiminle konuşsam aynı şey…
Herşeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.
Öyle “yanına almak istediği üç şey” falan yok.
Bir kendisi
Bu yeter zaten.
Herşeyi, herkesi götürdün demektir..
Keşke kendini bırakıp gidebilse insan.
Ama olmuyor.
Hani kendimizden razıyız diyelim, öteki de olmuyor.
Yani herşeyi yüzüstü bırakmak göze alınmıyor.
Böyle gidiyoruz işte.
Bir yanımız “kalk gidelim”,
Öbür yanımız “otur” diyor.
“Otur” diyen kazanıyor.
O yan kalabalık zira…
İş, Güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,
Güvende olma duygusu…
En kötüsü alışkanlık
Alışkanlığın verdiği rahatlık,
Monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.
Kalıyoruz…
Kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz.
Evlenmeler…
Bir çocuk daha doğurmalar..
Borçlara girmeler…
İşi büyütmeler…
Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.
Misal ben…
Kapıdaki Rex’i bırakıp gidemiyorum.
Değil bu şehirden gitmek,
İki sokak öteye taşınamıyorum.
Alıp götürsem gelmez ki…
Bütün sokağım köpeğim olduğunun farkında
Herkes onu, o herkesi seviyor.
Hangi birimizle gitsin?
“Sırtında yumurta küfesi olmak” diye bir deyim vardir;
Evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin
Kendi imalatımız küfeler.
Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.
Ölüm var zira.
Ölüme inat tutunmak lazım.
Basit ufak kaçışlar yapabilsek.
Var tabi yapanlar, ama az
Sadece kaymak tabakası
Hepimiz kaçabilsek…
Bütçe, zaman, keyif… Denk olsa.
Gün içinde mesela…
Küçücük gitmeler yapabilsek.
Ne mümkün
Sabah 9, akşam 18
Sonra başka mecburiyetler
Sıkışıp kaldık.
Sırf yeme, içme, barınmanın bedeli
Bu kadar ağır olmamalı.
Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
Bir ömür karşılığı, bir ömür yani.
Ne saçma…
Bahar mıdır bizi bu hale getiren?
Galiba.
Ben her bahar aşık olmam ama
Her bahar gitmek isterim.
Gittiğim olmadı hiç.
Ama olsun… istemek de güzel.

Can Yücel

Gül Rengi

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.656
  • Teşekkür 42363
    • Çevrimdışı
  • # 23 Mar 2019 09:53:33
derindir arası güllerin
ve aşkın yakut dilinden
duyulur türküsü şiirin:
                -çiçekli dağ
                çiçekli dağ

aşklar anlatıdır yazın
onları bir sokağ
                ın
adıyla çağırır yolllarında:
                -çiçekli dağ
                çiçekli dağ

aynalar uçurumdur bakarsan
derin bağ
                larla
bağlanır acılarımız
                çiçekli dağ
                çiçekli dağ

ve sessizlik büyük ağ
                 larla çeker
yolcu denilen nehri
kimdir hüzün söyle söyle
                 çiçekli dağ?

 Hilmi Yavuz'

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.574
  • Teşekkür 34047
    • Çevrimdışı
  • # 23 Mar 2019 18:42:58
SEVERMİŞİM MEĞER

Yıl 62 Mart 28

Prag-Berlin treninde pencerenin yanındayım

akşam oluyor

dumanlı ıslak ovaya akşamın yorgun bir kuş gibi inişini severmişim meğer

akşamın inişini yorgun kuşun inişine benzetmeyi sevmedimtoprağı severmişim meğer

toprağı sevdim diyebilir mi onu bir kez olsun sürmeyen

ben sürmedim

Platonik biricik sevdam da buymuş meğer

meğer ırmağı severmişim

ister böyle kımıldanmadan aksın kıvrıla kıvrıla tepelerin eteğinde

doruklarına şatolar kondurulmuş Avrupa tepelerinin

ister uzasın göz alabildiğine dümdüz

bilirim aynı ırmakta yıkanılmaz bir kere bile

bilirim ırmak yeni ışıklar getirecek sen göremeyeceksin

bilirim ömrümüz beygirinkinden azıcık uzun karganınkinden alabildiğine kısa

bilirim benden önce duyulmuş bu keder

benden sonra da duyulacak

benden önce söylenmiş bunların hepsi bin kere

benden sonra da söylenecek

gökyüzünü severmişim meğer

kapalı olsun açık olsun

Borodino savaş alanında Andırey'in sırtüstü seyrettiği gök kubbe

hapiste Türkçeye çevirdim iki cildini Savaşla Barış'ın

kulağıma sesler geliyor

gök kubbeden değil meydan yerinden

gardiyanlar birini dövüyor yine

ağaçları severmişim meğer

çırılçıplak kayınlar Moskova dolaylarında Peredelkino'da kışın

çıkarlar karşıma alçakgönüllü kibar

kayınlar Rus sayılıyor kavakları Türk saydığımız gibi

İzmir'in kavakları

dökülür yaprakları

bize de Çakıcı derler

yar fidan boylum

yakarız konakları

Ilgaz ormanlarında yıl 920 bir keten mendil astım bir çam dalına

ucu işlemeli

yolları severmişim meğer

asfaltını da

Vera direksiyonda Moskova'dan Kırım'a gidiyoruz Koktebel'e

asıl adı Göktepe ili

bir kapalı kutuda ikimiz

dünya akıyor iki yandan dışarda dilsiz uzak

hiç kimseyle hiçbir zaman böyle yakın olmadım

eşkiyalar çıktı karşıma Bolu'dan inerken Gerede'ye kırmızı yolda ve yaşım on sekiz

yaylıda canımdan gayri alacakları eşyam da yok

ve on sekizimde en değersiz eşyamız canımızdır

bunu bir kere daha yazdımdı

çamurlu karanlık sokakta bata çıka Karagöz'e gidiyorum Ramazan gecesi

önde körüklü kaat fener

belki böyle bir şey olmadı

….

çiçekler geldi aklıma her nedense

gelincikler kaktüsler fulyalar

İstanbul'da Kadıköy'de Fulya tarlasında öptüm Marika'yı

ağzı acıbadem kokuyoryaşım on yedi

kolan vurdu yüreğim salıncak buluklara girdi çıktı

çiçekleri severmişim meğer

üç kırmızı karanfil yolladı bana hapishaneye yoldaşlar 1948

yıldızları hatırladım



severmişim meğer

gözümün önüne kar yağışı geliyor

ağır ağır dilsiz kuşbaşısı da buram buram tipisi de

meğer kar yağışını severmişim

güneşi severmişim meğer

şimdi şu vişne reçeline bulanmış batarken bile

güneş İstanbul'da da kimi kere renkli kartpostallardaki gibi batar

ama onun resmini sen öyle yapmayacaksın

meğer denizi severmişim

hem de nasıl

ama Ayvazofki'nin denizleri bir yana

bulutları severmişim meğer

ister altlarında olayım ister üstlerinde

ister devlere benzesinler ister ak tüylü hayvanlara

ayışığı geliyor aklıma en aygın baygın en yalancısı en küçük burjuvası

severmişim

yağmuru severmişim meğer

ağ gibi de inse üstüme ve damlayıp dağılsa da camlarımda yüreğim

beni olduğum yerde bırakır ağlara dolanık ya da bir damlanın

içinde ve çıkar yolculuğa hartada çizilmemiş bir memlekete gider

yağmuru severmişim meğer

ama neden birdenbire keşfettim bu sevdaları Prag-Berlin treninde

yanında pencerenin

altıncı cıgaramı yaktığımdan mı

bir eski ölümdür benim için

Moskova'da kalan birilerini düşündüğümden mi geberesiye

saçları saman sarısı kirpikleri mavi

zifiri karanlıkta gidiyor tren

zifiri karanlığı severmişim meğer

kıvılcımlar uçuşuyor lokomotiften

kıvılcımları severmişim meğer

meğer ne çok şeyi severmişim de altmışında farkına vardım bunun

Prag-Berlin treninde yanında pencerenin yeryüzünü dönülmez bir

yolculuğa çıkmışım gibi seyrederek

NÂZIM HİKMET

19 Nisan 1962

sevde5

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.993
  • Teşekkür 5199
    • Çevrimdışı
  • # 25 Mar 2019 08:02:25
Bir coşku var içimde bugün kıpır kıpır
Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum
Gözlerim parke parke taş duvarlarda
Açılıyor hayal pencerelerim
Hafif bir rüzgar gibi, süzülüyorum
Kekik kokulu koyaklardan aşarak
Güvercinler ülkesinde dolaşıyor
Bir çeşme başı arıyorum
Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp
Mis gibi nane kokuları arasında
Ruhumu dinlemek istiyorum
Zikre dalmış her şey
Güne gülümserken papatyalar
Dualar gibi yükselir ümitlerim
Güneşle kol kola kırlarda koşarak
Siz peygamber çiçekleri toplarken
Ben çeşme başında uzanmak istiyorum
Huzur dolu içimde
Ben sonsuzluğu düşünüyorum
Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
Durun kapanmayın pencerelerim
Güneşimi kapatmayın
Beton çok soğuk, üşüyorum..

Muhsin Yazıcıoğlu rahmetle anıyorum

munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.603
  • Teşekkür 21953
    • Çevrimdışı
  • # 25 Mar 2019 14:00:08
BENZERLİK

Bahar gelmiş ak topraklar yeşermiş
Ak gönülde doğan ümitler gibi.
Yükseklerde donan karlar erimiş
Sabrın karşısında zulümler gibi.

Çağıl çağıl sular akar dağında
Türlü çiçek açmış yurdun bağında
Kuzular meleşir yayla çağında
Güzel yarınları müjdeler gibi.

Meyveye dönüştü nar çiçekleri
Bahara işaret kar çiçekleri
Ufukta boy verir nur çiçekleri
Ülkümün güneşi doğuyor gibi.

Tomurcuklar patlamanın çağında
Bülbül gonca bekler gönül bağında
Bahardan habersiz yurt ocağında
Mahkum bahar bekler, bülbüller gibi.
                      Muhsin YAZICIOĞLU
Mekanın cennet olsun YİĞİT ADAM!....

greentea

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 104
  • Teşekkür 2603
    • Çevrimdışı
  • # 25 Mar 2019 15:11:35
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]

ÜŞÜYORUM ...

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 18.952
  • Teşekkür 134391
    • Çevrimdışı
  • # 26 Mar 2019 00:33:49
VE SONRA 

Kurudu sevgiler gönül tasında 
Her mevsim bir başka aldattı bizi 
Renkler başkalaştı gün ortasında 
Koyu bir karanlık öptü denizi 

Daraldı her sabah geniş ufuklar 
Aşkımızı gölgeledi bulutlar 
Yaprak yaprak daldan düştü umutlar 
Tüketti takvimler gençliğimizi 

Seneler yalancı çıktı düş gibi 
Tüm yazlar üşüttü kara kış gibi 
Mermere işlenmiş bir nakış gibi 
Dağıldı yüzlerce yokluğun izi 

Önce Gerçek dedik ve sonra Neden 
Bekledik bir daha gelmedi giden 
Uyandık en güzel düşü görmeden 
Aynalardan sorduk birbirimizi

 ABDURRAHİM KARAKOÇ

munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.603
  • Teşekkür 21953
    • Çevrimdışı
  • # 26 Mar 2019 13:50:44
KAVGADAYIM
 
Ne bu günüm ne yarınım
Taa dünümle kavgadayım.
Hemi ruhum hemi canım,
Bedenımle,kavgadayım.
 
Ömür geçti yürü, yürü
Şöyle baktım dönüp geri,
İlk dogduğum günden beri,
İlk günümle kavgadayım.
 
Kırık senedir yol almışım,
Ne arayıp ne bulmuşum,
Bir yanımla dost olmuşum,
Bir yanımla kavgadayım.
 
Doğu, batı, falan, filan,
Kuzey, güney hepsi yalan,
Tek kıbleden geri kalan,
Her yönümle kavgadayım.
 
ARİF dedim düşün ince,
Şunu gördüm düşününce,
El alemden daha önce,
Ben benimle kavgadayım.

Ozan Arif

munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.603
  • Teşekkür 21953
    • Çevrimdışı
  • # 26 Mar 2019 13:52:31
Ne zaman bir melek düşse;
Bir yıldız kayar...

Ve işte o zaman,
Bir çocuk ağlar,
Onu koruyan yıldızı kaydığında...

Yıldızlar ölür,
Çocuklar büyür..

Mornie MENEL

munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.603
  • Teşekkür 21953
    • Çevrimdışı
  • # 26 Mar 2019 14:13:20
Aşk II

İftar yemeğim biraz tevekkül
Birşeyler olur çocuk doyunca
Bir sancıyı bekleyiştedir aşk
Sessizlik içinde gün boyunca

Çocuk düşleri
N'olur çocuklar ağlamasın
Uyusunlar verin gülüşlerini
Size binlerce masal devşireyim
Getirin bir gecelik düşlerini


Beşir Ayvazoğlu

 

Egitimhane.Com ©2006-2023