90 Yıllık Sırada Ders... Müzeler Sınıf Oldu

90 yıllık sıralar, asırlık karatahta... Milli Eğitim ile Kültür ve Turizm bakanlıklarının işbirliğiyle müzeler, sınıf oluyor. Bazı derslerin kazanımları müzelerde öğrencilere aktarılıyor. Temizlik konusu hamam, çevre bilinci doğal tarih müzesinde işleniyor.

100 yıllık karatahta, en yenisi 90 senelik olan sıralar, 110 yıllık bir öğretmen masası...

Bunlar, İstanbul Fatih’teki Cumhuriyet Eğitim Müzesi’nin envanterleri. TOKİ Çok Programlı Anadolu Lisesi görsel sanatlar öğretmeni Işıl Duman ve 10 öğrencisi, bir derslerini Osmanlı’nın İstanbul’u fethinden sonraki ilk yapılarından biri olan, 1454’te inşaa edilen kılıçhane binasında yani bu müzede işledi. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasındaki protokol kapsamında başlatılan projeyle sınıflar dört duvarı aşıyor, müzeler derslik oluyor. Öğretmenlere eğitimler veriliyor, başta tarih olmak üzere farklı derslerin kazanımları müzelerin tarihsel, arkeolojik ikliminde öğrencilere aktarılıyor. Tarih, hayat bilgisi, matematik gibi her dersten konular müzede anlatılabiliyor. Dersler disiplinlerarası veriliyor. Örneğin, hayat bilgisi dersindeki temizlik konusu bir hamam müzesinde görülüyor. Ya da okulöncesinde çevresel farkındalığı arttırmayı, doğal mirası korumayı öğretmeyi amaçlayan ‘çevreyi koruyalım’ etkinliği doğal tarih, sanat veya endüstri müzelerinde düzenlenebiliyor. MEB’in öğretmenlere dağıttığı kitapta okulöncesi, ilk ve ortaokul ile lise öğrencileriyle yapılabilecek etkinliklere yer veriliyor. Öğretmenler, buradan seçtikleri farklı etkinlikleri uyguluyor.

ÖĞRENCİLER HEYKELE DÖNÜŞTÜ

Bu kapsamda TOKİ Çok Programlı Anadolu Lisesi öğrencilerinin Cumhuriyet Eğitim Müzesi’nde yaptıkları derse konuk olduk. Öğrencilerin birbirleriyle kaynaşmaları, alışmaları ve gerginliklerini atmaları için derse ‘don-ateş’ oynanarak başlandı. Oyunda, öğrenciler müzedeki eşyalara zarar vermeden kaçıp donuyor, ebe ise onlara dokunarak serbest kalmalarını sağlıyor. Diğer etkinlikte ise öğrenciler, bir ‘heykel formu’ yaptı ve herkes bir esere dönüştü. Bir sonraki çalışmada ikişerli gruplara ayrıldılar. Eşlerden biri gözlerini kapadı, diğeri ise ona müzedeki bir eseri anlattı. Gözlerini açan öğrenci, anlatılan eserleri bulmaya çalıştı. Son olarak ‘ara-bul’ etkinliği yapıldı. Öğrencilerden, müzede bir eser belirleyerek, özelliklerini yazmaları istendi. Herkes belirlediği eseri arkadaşlarına anlattı.

‘BU EĞİTİM, GEZİDEN FARKLI’

Bu proje için müze eğitimi alan öğretmenlerden Sultanahmet Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdür Yardımcısı Mahmut İnan, şöyle konuştu: “Müze eğitimi, müze gezisinden farklı. Müzede, okuldaki kazanımların öğretilmesi amaçlanıyor. Örneğin, Beyazıt’ta bir hamam müzesi var. Orayı gezdirmek değil, orada temizliği ve tarihsel sürecini öğretmek hedefleniyor. Ya da “Yangın için nasıl önlemler alınabilir?”, “Tarihte nasıl önlemler alınmış?” gibi farkındalıkları yaratmak için İtfaiye Müzesi’ne götürüp müze eğitimi etkinlikleriyle bu bilgiler kazandırılıyor.”

 
DAHA KALICI BİR ÖĞRENME SAĞLIYOR
 
Şehmus Turan (Cumhuriyet Eğitim Müze Müdürü): Protokol çerçevesinde MEB, öğretmenlerimize müze öğretmen eğitimleri verdi. Yıldız Teknik ve Ankara üniversitelerinden hocaların da desteklerini aldık. Amaç, müzelerin eğitimin birer derslik haline gelmesi, ziyaretlerin artması, eserlerin özelliklerinin kavranması. Hedef ve yöntemler müze eğitimi, müze etkinlik kitabında yer alıyor. İstanbul’da 69 müze bulunuyor. Öğretmen, önceden buraları ziyaret ediyor. Müfredatıyla ilgili kazanım noktasına bakıyor. Hangi kazanımı nerede verebilirim diye düşünüp ilgili müzede etkinlikleri yapıyor.

Gökhan Karaosmanoğlu (Bilişim Teknolojileri Öğretmeni, Drama Eğitmeni): Müzelerde farklı yöntemler kullanabiliyoruz. Drama da bunlardan. Temel amacımız, müzeyi farklı bir eğitim ortamı olarak tasarlamak, öğrencilerin daha nitelikli öğrenmelerini sağlamak. Çünkü burada öğrendikleri çok daha akılda kalıcı oluyor. Önce müzede neler var, hangi eserler sergileniyor, gibi dersin kazanımlarıyla ilişkilendirilen çalışmalar yapıyoruz. Dersin kazanımlarına uygun eserleri gezdiriyoruz. Sonrasında rapor tutabiliyor, deneyimi anlatabiliyor, kısa film çekebiliyorlar. Bunları arkadaşlarına sunuyorlar. Öğrencilerin geri bildirimleri çok olumlu.

IŞIL DUMAN (GÖRSEL SANATLAR ÖĞRETMENİ): Daha önce hiç müzeye gitmemiş, hatta Avrupa yakasına hiç geçmemiş öğrencilerimiz oluyor. Okulda önbilgiler veriliyor. Müze gezisinde pekiştirme yapılıyor, yaşayarak öğrenmeyi sağlıyoruz. Dersin kazanımına uygun bir oyunla başlıyoruz. Okula döndüğümüzde bunun ne kadar başarılı olduğunu ölçecek etkinlikler yapıyoruz. Çocuklarda daha kalıcı yer etmesi için tüm disiplinleri birleştirip etkinlik yapılabiliyor. Öğrenmeyi burada gerçekleştiriyoruz.

Özden Aydın (Matematik Öğretmeni): İslam Bilimleri ve Teknoloji Tarihi Müzesi’nde çalışıyorum. Öğrenci gruplarına rehberlik yapıyoruz. Müzede matematik, geometri etkinliği düzenliyoruz.

 

Esra ÜLKAR / 

29 Ekim 2019 12:31 Okunma: 5323
Yorumlar:
dürüst
01 Kasım 2019 21:17
0     0
ben öğretmen masasına bayıldım, çok hoş. Ölmeden öyle bir masam olsa. Şimdiki müzedekinden beter, üzerinde bir şey yazmak mümkün değil, Koltuk da harika. Prototip öğretmenler odasındakinin zıttına kemik sandalyede oturuyorum. Gerçekten orada kurulan sınıfa ve ortama bayıldım. keşke bende orada olsam diyorum. Sandalyemden pat diye düşüyorum, aklım başıma geliyor. Hayal kurmak benim haddim bile değil. Ama olsun, başka türlü yaşamak mümkün değil memlekette.
mehmetalibozlu
29 Ekim 2019 17:35
2     1
Güzel düşünce tebrik ederim
kursadkara80
29 Ekim 2019 17:01
3     0
ben de ona baktım gerçekten estetik ve güzel:)
tarkan555
29 Ekim 2019 15:10
21     0
110 yıl öncenin öğretmen masasındaki kalite estetik şimdilerde zerre miktarı yok ! Şimdiki dönemde 4 tahtayı cakıp vernik atıp boyatıp al sana öğretmen masası
Eskiden öğretmenin masasına bile değer veriyorlarmış yani asalet estetik varmış dikkat ettiniz mi ?
UYARI: Yayınlanan haberler, Egitimhane.Com'un görüşlerini yansıtmaz. Yazılan yorumlar, onaylanmış olsalar bile yazanın sorumluluğundadır.
Egitimhane.Com ©2006-2023