FOTOĞRAF ÖYKÜSÜ -1-
Babam. Kazağı pantolonunun içinde. Yakışıyor mu, modaya uygun mu, biri görürse ne der kaygısı yok. Rahat mı? Rahat. Soğuktan koruyor mu? Koruyor. Bitti.
Hacı amca. Motora yaslanmış poz veriyor ama daha on saniye önce babamla şakalaşıp o meşhur kahkahasını atıyordu. Arada, özellikle ikindiden sonra, uğrar çay içip sohbet ederdi babamla. Sohbet ederlerdi. Muhabbet. Enteresan bir şeydi aralarındaki bağ. Ev alma, komşu da alma. Hacı amca al. Deyim böyle güncellenmeli.
Binnet ağabey. Hacı amcanın oğlu. Tebessüm abidesi bir adam. Hoşsohbetin yaşayan örneği. Örneğiydi.
Motora takılı çekiç. Stepne. Evet evet yanlış okumadınız; bildiğin stepne. Motorun ön tekerlerinden biri tarlada, yolda, bahçede patladığı zaman ön düzende bir yere koyularak patlayan tekeri askıya kaldıran düzenek. Böylece eve gelip tekeri tamir etme şansı veren çekiç.
Huni. Eski bir filtre aslında. Babam üstünü açıp içini boşaltıp altını delmiş. Lehim marifetiyle bir ufak silindir monte ederek çok da sık bir süzgeç koymuş. Tamamen mantık ürünü. Geri dönüşümün kralı.
Mazot tenekesi. Yağ tenekesinin köşesine bir silindir eklenerek -gene lehim marifetiyle- oluşturulmuş. Varilden mazot alma ve motora aktarma konusunda muazzam bir işlevselliği var.
Eşyalar hâlâ duruyor ve işlev görüyor. Babam, Hacı amca ve Binnet ağabey aramızdan ayrıldı.
Ne kaldı onlardan geriye? Sızı kaldı.
Emanetleri bir de..
Yaşamak için gerekli olanın eşyalar değil başka şeyler olduğu gerçeğini yaşatmaları kaldı geriye.
Mesaj kaldı.
Biz gideriz, mazot tenekesi bile kalır geride de biz gideriz; muhabbette sahip çıkın...