"Salıncakta uzandım öylece... Kıpırdamadan... Gökyüzüne baktım, sonra bulutlara... Zeytin ağacının üzerindeki zeytinlere ve dallarına konup kalkan minicik bir kuşa... Ne kadar da savunmasızdır o, kanatlarından başka taşıyanı yok onu diye düşündüm...
Sonra dedim ki kendi kendime; 'Bazen insan ne kadar savunmasız kalıp kırılmış olursa olsun kötülük etmeyi bilemez, beceremez... Hamurunda kötülük yoktur çünkü! Kanatlarına verir yükünü, uçar gider!'
Bu sabah bir kuş ölmüştü bahçede. Kanatları iki yanına düşmüştü. Öylece yatıyordu, sessiz. Kıpırdamadan...