Sabahın ilk ışıklariyla bir bankın üzerinde etrafa bakıyorum. Sıcak bir güne uymayan serinlikte hava. Yoldan geçen üç beş araba. Onlarda yakındaki pazara nasiplerini aramaya gidiyorlar. Yakındaki fırının kapısını , gözlerinin tersine sonuna kadar açan genç çırak ekmekleri kasalara sıralıyor. Sessizliği bir kumru, bir süpürge ve üç tekerli (triportör) sesi bozuyor. Elinde pazar arabasiyla bir yaşlı kadin, yazın taze armağanlarını kışa hazırlama telaşıyla hızlı adımlarla uzaklasiyordu.
Hayat işte. Hep böyledir yarının telaşı bugünün hikayesi oluyor.