farkettim de; nicedir anlatmaz olmuşum...anlatamadığımdan değil...bir insanın bir insanı anlamasının çok zor/ hatta imkânsız olduğunu farketmemden sanırım...
belki de kolay( ya da en zor) olanı seçip "susmaktır" sebep...
duyguları/ algıları/ kavramları " tek tip"leştiriyoruz çoğu zaman...
oysa duyguları/algıları/kavramları ışık huzmesine benzetirsek, öznel algılarımızı da suya benzetebiliriz...kavramlar, algılarımıza temas ettiği anda bükülür/kırılır/titreşir... ışık; su olmaksızın düşeceği noktadan daha farklı bir yere düşer... ışığın alacağı biçimi suyun bulanıklığı/derinliği ve durgunluğu da belirler... su olan algılarımız ideoloji/kültür/inanış ve tarih ile şekillenir...o suyun ne kadar bulanık-berrak, ne kadar çalkantılı-durgun, ne kadar derin-sığ olduğunun da önemi çok büyüktür...
bu yüzdendir " su" ya olan hasretimiz...bu yüzdendir "su"suşun "su"smayışı...
( cancan)