Bir'den Vazgeçmek

Çevrimdışı alicam46

  • Uzman Üye
  • *****
  • 449
  • 2.878
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • 449
  • 2.878
  • 1. Sınıf Öğretmeni
30 Eki 2022 21:55:53
Yıllar önceydi. Yeni atanmış bir lise müdürünü ziyarete gitmiştim. Hoş bir muhabbet eşliğinde çayımızı yudumlarken okulun Müdür Yardımcısı girdi içeriye.

"Müjde" hocam dedi. "Falanca öğrenciyi gönderdik okuldan, kurtulduk şükür... Bir yemeğini yerim artık"

Müdür bey sevinçle ve heyecanla "Çok şükür" diye cevap verdi... "Tamam, bugün öğle yemeğinde beraberiz. Hatta Ali Hocam da gelsin..."

Onların heyecanı benim merakımı uyandırdı. "Hayırdır?" dedim. "Nedir bu sevincinizin nedeni?"

Müdür bey anlatmaya başladı:

"Hocam hiç sormayın, çok sorunlu bir öğrenci vardı okulumuzda. Çok sıkıntı çekiyorduk. Ailesiyle okuldan alması için görüşmeler yapmıştık. Olumlu sonuç verdi. Öğrenciyi gönderdik... Açık Liseden devam edecek okumaya eğer ederse..."

"Buna mı seviniyorsunuz?" dedim...

Şaşırdılar. Benden geleceğini tahmin ettikleri tepkinin şiddetini azaltmak için olsa gerek:

"Hocam, öğrenciyi tanısanız bize hak verirsiniz" dediler.

Müdür yardımcısı arkadaşa oturmasını rica ettim. Karşıma oturdu. Anlatmaya başladım.

...

Arkadaşlar bunca yıl öğretmenlik ve yıllarca da idarecilik yapmış bir insan olarak inanın sizi çok iyi anlıyorum. Bazen sorunlu öğrencilerin okuldaki eğitim ortamını nasıl bozabileceklerini çok iyi biliyorum.

Öğrenciyi tanımadığım, neler yaşadığınız bilmediğim için bu konuda sizi eleştiremem. Ancak az önceki tavrınızı gerçekten çok üzücü bulduğumu ve bir eğitimciye asla yakıştıramadığımı söylemek istiyorum.

"Bize teslim edilen bir öğrenciyi tüm çabalarımıza rağmen eğitemedik. Onun yanlış yollara gitmesine mani olamadık. Bir öğrenciyi kurtaramadık. Çok çalıştık, uğraştık, didindik ama olmadı, başaramadık. Öğrencimizi elimizde tutamadık, aramızda barındıramadık. Şimdi bu çocuk bilinmeyen bir yolculuğa çıkıyor. Bunca öğretmenin arasında bile kötü alışkanlıklarından vazgeçmeyen öğrencimizi, kimbilir bundan sonra neler bekliyor. Öğrencimizin, bizim tutamadığımız elini acaba kimler tutacak? Bizim dokunamadığımız yüreğinde kimler hangi duyguları yerleştirecek? Bizim ilimle, irfanla, ahlâkla dolduramadığımız kalbine, kimler hangi kirli duyguları dolduracak? Bu çocuğun beynini kimler nasıl yıkayacaklar, yerine neler koyacaklar?" diye düşünüp ağlamak dururken gülüyor muyuz?

Bu okuldan bugün bir cenaze çıkmış. Bize cenazenin ardından ağlamak, hadi ağlamadık dua etmek düşmez mi?

Genç Müdür Yardımcısı arkadaş araya girdi.

"Ali hocam" dedi. "Bunca öğrenciyi okutuyoruz, bir öğrenciyi okuldan gönderdik diye ettiğin sözler biraz ağır değil mi?"

"Bir az mı?" dedim.

"Okulumuzdaki binden fazla öğrencinin yanında elbette az" dedi.

"Kaç çocuğun var hocam" dedim.

"Bir kızım var" dedi.

"Allah bağışlasın" dedim. "Ne kadar değerli senin için kızın?"

Adeta gözleri parladı. "Dünyalara değişmem kızımı" diye cevap verdi.

Ben devam ettim:

"Ama sadece bir çocuk. Dünyadaki yüzmilyonlarca çocuktan sadece biri. Neden bu kadar değerli olsun ki? Çünkü, o senin kızın değil mi? Senin kanından, senin canından biri. Onun tırnağına zarar gelmesin diye canını ortaya koyarsın eminim. Hocam, BİR sayısı bizim çocuğumuz olduğunda dünyanın en büyük değeri haline gelirken, başkasına ait olan BİR'i neden küçümsüyoruz?  O çocuğun ailesi için de BİR sayısının senin çocuğunun değeri kadar büyük olabileceğini düşünmüyor musun?"

...

Ben konuşmayı sürdürdüm:

"Hocam o hoyratça kaybettiğimiz ve küçümsediğimiz BİR'ler var ya... Bakın ben size o BİR'lerin hikayesini anlatayım..."

O kaybettiğimiz BİR; yarın gidecek bir kadın katili olarak karşımıza çıkacak. Belki de o kadın senin benim anamız, eşimiz, bacımız, kızımız olacak...

O kaybettiğimiz BİR; yarın bir çocuk tecavüzcüsü olarak karşımıza çıkacak.

O kaybettiğimiz BİR; yarın bir uyuşturucu satıcısı olarak bizim çocuklarımızı zehirleyecek.

O kaybettiğimiz BİR; yarın eli kanlı bir katil olacak, sevdiklerimizi bizim elimizden alacak.

O kaybettiğimiz BİR; yarın bir canlı bomba olacak, onlarca yüzlerce kişiyi öldürecek.

Her kaybettiğimiz BİR'le birlikte hepimiz kaybediyoruz. Biz, BİR kaybettiğimizi düşünürken aslında BİR MİLYON kaybediyoruz...

...

Sahi BİR nedir?

Evladımızın tırnağına taş değdiğindeki “BİR” sayısının büyüklüğüyle, Osmaniye’nin köyündeki yoksulluğun dibine vurmuş annenin yetim çocuğu şehit olduğundaki “BİR” sayısının büyüklüğü arasında kaç sıfır fark vardır?

Evladımızın tırnağına taş değdiğinde feryad eden yüreğimiz, evladı şehit olan Gülsüm Ana’nın yüreğinin feryadına neden ortak olmaz?

Çocuklarımız okusun diye çırpınan bizler, çocuklarını bize emanet eden garip anaların babaların çocukları için de aynı derecede çırpınamaz mıyız?

Zaten çırpınıyoruz tamam; peki kurtaramadığımız zaman o BİR çocuğun anasıyla babasıyla birlikte ağlayamaz mıyız?

BİR'den vazgeçmek gerçekten bu kadar kolay mı olmalı?

Saygılarımla...

Ali ÇAM
Kahramankazan Gazi İlkokulu Sınıf Öğretmeni

Çevrimdışı Unexpected

  • B Grubu
  • 1.857
  • 2.542
  • 1.857
  • 2.542
# 30 Eki 2022 22:12:46
Ağzınıza sağlık Ali Hocam. 16 yıllık meslek hayatımda temel felsefe edindiğim bakış açısını, çok güzel dile getirmişsiniz.
Herkese ve her şeye rağmen, herkesin bir ana kuzusu olduğunu, ötelediğimiz dışladığımız ve belki de görmezden geldiğimiz her ögrencınin bu toplumun bir bireyi olduğunu unutmamalıyız.
Geçen gün bir kitap mağazasında Hasanoğlan Köy Enstitüsünün anlatıldıgı bir kitabı okumuştum. Fotoğraflardan ve tanıtım yazılarından oluşan bir kitaptı. Bizzat kurucu müdür tarafından fotoğranlanmış ve yazılmıştı. Onu okurken çok duygulanmıştım. Bugün de yazınız beni duygulandırdı.

Çevrimdışı smyi

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 3.766
  • 20.602
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • 3.766
  • 20.602
  • 4. Sınıf Öğretmeni
# 30 Eki 2022 23:13:18
sayın hocam, yukarıdaki yazıda inanılmaz mantık hataları var ÖNCELİKLE:
1) açık liseye yönlendirilmiş, gönderilmiş bir öğrenci sistemden çıkarılmış, uzaklara gönderilmiş, eğitim öğretimden kopmuş değildir. şu anki sisteme göre hala öğrencidir ve hala sistemin içindedir ve hala eğitim almaktadır.

2) açık liseye gitti diye kimse intihar bombacısı olmaz. açık lise intihar bombacılarının yetiştirildiği bir lise değildir.

3) diğer ülkelerde okuldan uzaklaştırma cezası vardır. okuldan uzaklaştırılan intihar bombacısı olmaz. hatta kimlerin intihar bombacısı olduğuna bir göz atalım... bir insanın intihar bombacısı olması için çok sıkı bir tedrisattan geçmesi gereklidir.

4) şu anda öğrenciler at koştururken öğretmenlerin eli kolu bağlı. yoksa her öğretmen bilir o çocuğu yola sokmasını ama artık o günler geçti. siz çocuğa karışamıyorsunuz, sigara içtiğini görseniz kafanızı eğip görmezden geliyorsunuz, her türlü ahlaksızlığı yaparken karışamıyorsunuz, hakkınızda aşağılayıcı instagram sayfası açıyor, polise bildirseniz bile bir şey elde edemiyorsunuz, gariban öğrenciye zorbalık yapıyor engel olamıyorsunuz... bu ortamda o çocuğun okulda durmasının kime ve neye hayrı var?

5) o BİR çocuk, diğer öğrencileri uyuşturucuya alıştırabilir, sigaraya alıştırabilir, o BİR çocuk başka bir öğrenciye zarar verebilir hatta öğretmene zarar verebilir, o BİR çocuk dersin işlenmesine engel olabilir, ders öğrenme hakkından diğer çocukları mahrum bırakabilir, siz o BİR  çocuğu kazanayım derken BİN çocuğu kaybedebilirsiniz. (Düşünün, sınıfta öğretmen sürekli o BİR çocukla uğraşıyor. çalışkan disiplinli öğrencisi bakar; benim çalışmamın kurallara uymamın faydası yok, ben de disiplinsiz olacağım diyebilir.)

6) o BİR çocuk katil olabilir demişsiniz bunu da sanki açık liseye transfer olmasının bir neticesi olarak (çok efendi bir öğrenciyken!!) huyu bozulacak, kötü birisi olacak ve bunun sebebi de açık liseye! gitmesi olarak belirtmişsiniz. çooook üzgünüm ama o çocuğun katil olmasında en büyük pay arkadaşlarıdır. ister okula olsun, ister açık lisede olsun, siz o çocuğun arkadaşlarını değiştiremeyeceğiniz için elinizden pek bir şey gelmez. velev ki insan hiç okula gitmemiş olsun. katil olacak diye bir şart yok.

7) insanoğlunun kan bağına karşı duyarlılığı vardır. herkes için geçerlidir. o nedenle bir insanın kızını, o BİR çocuk ile kıyaslamak mantıksız olmuş. eğer tüm dünyadaki insanlara aynı değeri verecek olsaydık yaşamamız imkansız hale gelirdi. Kİ eğer o öğretmenininizin kızı (tüm okulu ve öğretmenleri kendinden nefret ettirecek) kötü davranışlar içinde bulunsaydı, öğretmen kendi kızı için de tedbir alırdı. eğer davranışlarının önüne geçemiyor ve gerekiyorsa kızını açık liseye de alırdı.

8 ) son söz olarak; kim bilir öğretmenler o BİR çocuğu yola getirmek, davranışlarını düzeltmek için ne kadar çabaladılar. yoksa öyle uzaktan bakıp, bu çocuğu açık liseye alalım (Ni hahahaha ! Türk filmi kötü adam gülüşü) diye açık liseye göndermez.

Çevrimdışı alicam46

  • Uzman Üye
  • *****
  • 449
  • 2.878
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • 449
  • 2.878
  • 1. Sınıf Öğretmeni
# 30 Eki 2022 23:42:55
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
sayın hocam, yukarıdaki yazıda inanılmaz mantık hataları var ÖNCELİKLE:
1) açık liseye yönlendirilmiş, gönderilmiş bir öğrenci sistemden çıkarılmış, uzaklara gönderilmiş, eğitim öğretimden kopmuş değildir. şu anki sisteme göre hala öğrencidir ve hala sistemin içindedir ve hala eğitim almaktadır.

2) açık liseye gitti diye kimse intihar bombacısı olmaz. açık lise intihar bombacılarının yetiştirildiği bir lise değildir.

3) diğer ülkelerde okuldan uzaklaştırma cezası vardır. okuldan uzaklaştırılan intihar bombacısı olmaz. hatta kimlerin intihar bombacısı olduğuna bir göz atalım... bir insanın intihar bombacısı olması için çok sıkı bir tedrisattan geçmesi gereklidir.

4) şu anda öğrenciler at koştururken öğretmenlerin eli kolu bağlı. yoksa her öğretmen bilir o çocuğu yola sokmasını ama artık o günler geçti. siz çocuğa karışamıyorsunuz, sigara içtiğini görseniz kafanızı eğip görmezden geliyorsunuz, her türlü ahlaksızlığı yaparken karışamıyorsunuz, hakkınızda aşağılayıcı instagram sayfası açıyor, polise bildirseniz bile bir şey elde edemiyorsunuz, gariban öğrenciye zorbalık yapıyor engel olamıyorsunuz... bu ortamda o çocuğun okulda durmasının kime ve neye hayrı var?

5) o BİR çocuk, diğer öğrencileri uyuşturucuya alıştırabilir, sigaraya alıştırabilir, o BİR çocuk başka bir öğrenciye zarar verebilir hatta öğretmene zarar verebilir, o BİR çocuk dersin işlenmesine engel olabilir, ders öğrenme hakkından diğer çocukları mahrum bırakabilir, siz o BİR  çocuğu kazanayım derken BİN çocuğu kaybedebilirsiniz. (Düşünün, sınıfta öğretmen sürekli o BİR çocukla uğraşıyor. çalışkan disiplinli öğrencisi bakar; benim çalışmamın kurallara uymamın faydası yok, ben de disiplinsiz olacağım diyebilir.)

6) o BİR çocuk katil olabilir demişsiniz bunu da sanki açık liseye transfer olmasının bir neticesi olarak (çok efendi bir öğrenciyken!!) huyu bozulacak, kötü birisi olacak ve bunun sebebi de açık liseye! gitmesi olarak belirtmişsiniz. çooook üzgünüm ama o çocuğun katil olmasında en büyük pay arkadaşlarıdır. ister okula olsun, ister açık lisede olsun, siz o çocuğun arkadaşlarını değiştiremeyeceğiniz için elinizden pek bir şey gelmez. velev ki insan hiç okula gitmemiş olsun. katil olacak diye bir şart yok.

7) insanoğlunun kan bağına karşı duyarlılığı vardır. herkes için geçerlidir. o nedenle bir insanın kızını, o BİR çocuk ile kıyaslamak mantıksız olmuş. eğer tüm dünyadaki insanlara aynı değeri verecek olsaydık yaşamamız imkansız hale gelirdi. Kİ eğer o öğretmenininizin kızı (tüm okulu ve öğretmenleri kendinden nefret ettirecek) kötü davranışlar içinde bulunsaydı, öğretmen kendi kızı için de tedbir alırdı. eğer davranışlarının önüne geçemiyor ve gerekiyorsa kızını açık liseye de alırdı.

8 ) son söz olarak; kim bilir öğretmenler o BİR çocuğu yola getirmek, davranışlarını düzeltmek için ne kadar çabaladılar. yoksa öyle uzaktan bakıp, bu çocuğu açık liseye alalım (Ni hahahaha ! Türk filmi kötü adam gülüşü) diye açık liseye göndermez.

Westbrook Lisesi'ni Kurtarmak” filminde zenci drama öğretmeni, okulu kapatmak için görevlendirilen okul müdürüne şöyle der:

Öğrencilerden birinin okulu bıraktığını biliyor musunuz? 16 yaşında ve eğitimini bitiriyor. Tehlikeli bir yola giriyor, ben bunu hissedebiliyorum. Onu kurtarmak için her şeyi yapıyorum ama kaybedilmiş bir savaşın içindeyim… Nasıl hissettirdiğini biliyor musunuz? Ben kaç öğrenci kurtarmış olsam da kaybettiklerimi hatırlıyorum…
...
Kıymetli hocam,

Emek harcayarak verdiğiniz uzun cevap için teşekkür ederim. Ancak yazdığım yazının her satırının arkasındayım. Kolaylıklar diliyorum...

Çevrimdışı Alsnsmsk

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 207
  • 576
  • Müdür Yetkili
  • 207
  • 576
  • Müdür Yetkili
# 31 Eki 2022 00:13:05
Kıymetli hocam yazınız çok güzel tebrik ederim. Sadece benim gördüğüm bir durum var onu belirtmek istiyorum.

O BİR’ler yüzünden son senelerde sınava yönelik ders çalışmak, daha fazla soru çözmek, kendine zaman ayırmak için örgün eğitimi bırakıp açık liselere kaydolan, okulun vakit kaybettiren bir yer olduğunu düşünen başarılı gençlerin fazlalığını bilmenizi isterim. Ülkemiz gerçekleri denilen bir nokta var.

Çevrimdışı isikayhan

  • Moderatör
  • *****
  • 8.630
  • 7.698
  • 8.630
  • 7.698
# 31 Eki 2022 00:23:50
Bir öğretmenin, bir öğrencisinden vaz geçmesi tabii ki kolay değil. Ama ortaokul ve lise kademesinde öyle durumlar oluyor ki diğer öğrencileri korumak için o BİR çocuktan vaz geçmek gerekiyor.

Branşım dolayısıyla ilkokul, ortaokul ve lisede de çalıştım. Okul öncesi ilkokul kademelerinde bu tür durumlar görülmüyor doğal olarak.

Ali hocam, disiplin ile ilgili bazı okullarda bu tür öğrenciler ile ilgili yaşananlar maalesef sizin 3 yıl önceki bir yazınızdaki gibi:

“Bu yüzden, bu kabustan kurtulmak için hepimiz elimizi taşın altına koymalıyız.

Durum vahim. Durum gerçekten düşündüğünüzden daha vahim…“

Çevrimdışı zuvaleşme

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • 42
  • 136
  • 42
  • 136
# 31 Eki 2022 00:32:28
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
...
O çocuğun ailesi için de BİR sayısının senin çocuğunun değeri kadar büyük olabileceğini düşünmüyor musun?"
...
İşte bu dediğiniz olmadığı için o müdürümüz sıkıntıları çekiyor.

Bazen olmayınca olmuyor değerli öğretmenim. Ama hiçbir gayret de heba olmayacaktır da. Karşılığını veren BİRi var elbet.

Çevrimdışı snowgp

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 143
  • 84
  • 143
  • 84
# 31 Eki 2022 09:51:18
hocam bahsettiğiniz "BİR"ler yüzünden eğitim sisteminde heba olan yüz binler var maalesef. Yani ben de pek duygusal olamıyorum bu konuda.
Zorunlu eğitimin meyvesi sınıfa zorla tıktığımız öğrenciler okumak sizce de okumak isteyen öğrencilerin eğitim hakkına mani olmuyor mu ? Özellikle de disiplin bu kadar işlevsizken...

Çevrimdışı Bigsur

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 686
  • 1.190
  • 686
  • 1.190
# 31 Eki 2022 10:13:28
Eskiden o 1 için yolları astim, bedava cts pazar gunleri okul açıp ders yaptım, aileleri ile sürekli ev ziyaretleri, hediyeler, motivasyonlar yaptım. Sonradan farkettim ki o 1 yüzünden sınıfta nice zekali, okuma aşığı çocukları ihmal etmişim.
Artık ders çalışmayan, sorun çıkarana hediye de almıyorum, fazla da bu öğrenci için kendimi yormuyorum.
38 öğrencide 2 tane BİR öğrenci için diğer çocukların hakkını yiyemem.
Rehber öğretmenler, psikolojik danışmanlar, öğrenci dav.deg.kurulunun  başındaki idareciler, müfettişler, sosyologlar, rehberlik ve araştırma merkezleri gelsin kendileri çalışsın.Testler, görüşmeler, aile ziyaretini onlar yapsın.
İhmal edilen her zeki çocuk yarın Avrupa'ya gidip okuyacak çalışacak.Bunu unutmayın.

Çevrimdışı kaynarca87

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 210
  • 788
  • Fen ve Tekn. Öğrt.
  • 210
  • 788
  • Fen ve Tekn. Öğrt.
# 31 Eki 2022 10:51:12
duygusallık ve hamasetle eğitim olmaz. bu düşünce sistemi ile eğitim yapılmaz. kendi çocuğumuzdan örnekle eğitim sistemini dizayn edeceksek işe duygusallık karışır profesyonellik geride kalır. benim çocuğum eğer başkalarının çocuklarına zarar veriyor eğitim ve öğretime engel oluyorsa ilk önce hatayı anne baba olarak kendimde ararım.
bu duygusallık bizlerde var olduğu sürece hiçbir işimiz profesyonel olamayacak. gerçek hayata dönün biraz. bazı çocuklar ciddi anlamda karakter anlamında sorunlu. kaldi ki hiçbirimiz psikiyatri ya da psikolog değiliz. onlar bile her insan için çare olamıyorken bizde insan üstü gayret bekleniyor.
 

Çevrimdışı illerii

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 565
  • 1.842
  • 565
  • 1.842
# 01 Kas 2022 12:00:02
anladigim kadari ile eger savas meydanindaki bir komutan olsaydiniz savasta gerek kendi hatasindan gerek yanlis stratejiden oturu yaralanmis bir askeri,onun ilgi alani olan revir yada yaraliyla ilgilenen birimlere birakmaktansa geriye kalan koca orduyu terkedip,oylece birakip o yaralinin basinda bizzat bekleyip onun icin koca bir ordunun yenilme yada yaralanma riskini goze alip,onla ilgilenecektiniz.

Çevrimdışı illerii

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 565
  • 1.842
  • 565
  • 1.842
# 01 Kas 2022 12:04:05
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
anladigim kadari ile eger savas meydanindaki bir komutan olsaydiniz savasta gerek kendi hatasindan gerek yanlis stratejiden oturu yaralanmis bir askeri,onun ilgi alani olan revir yada yaraliyla ilgilenen birimlere birakmaktansa geriye kalan koca orduyu terkedip,oylece birakip o yaralinin basinda bizzat bekleyip onun icin koca bir ordunun yenilme yada yaralanma riskini goze alip,onla ilgilenecektiniz.o halde baslik bütün-1 den vazgecmekte olabilirdi

 


Egitimhane.Com ©2006-2023 KVKK