Hiçbir zaman vaktinde gelmeyen öğrencilerim var.. Önceleri saati bilmediklerini düşünüp zaman kavramını öğrettim ama onlar inatla "erken" gelmeye devam ettiler.. Sonra anladım ki bu çocuklar okulu çook seviyor.. Sinirli olduğum bir gün "öğretmenim ben okudum" diyen bir öğrenciye 70 kere daha oku deyip başka işlerle uğraşırken o çocuğun defterin köşesine çentik attığını fark ettim. Ne yapıyorsun dediğimde "öğretmenim 15. yi okuyorum, okuduklarım karışmasın diye çizik çiziyorum" deyince kendimden utandım.. Verdiğim onca ödeve rağmen öğretmenim bu ödevler az diyen öğrencilerim var.. Ödev yapmak için deli olan, kızınca yüzü kızaran öğrencilerim var.. Her sınıftan var.. Sınıfın temizi olmak için her gün binbir özen gösteren, en çok kitap okuyan olmak için düzenli şekilde özet çıkaran öğrencilerim var.. Burası dağ köyü.. Bu çocuklar bizim, bu dağlar bizim.. Ben çok iyi bir öğretmen değilim onlar çok iyi öğrenciler.. Onlar yarınlar.. Umudum onlar.. Tek yaptığım buraya gelmek olmuş seneler önce ve onlar için her gün binbir inatla okulu açmak.. Ötesini onlar halletti.. Tuvalet temizliği için gönüllü tüm okul mevcudu.. Zaten hepsi 19 kişi.. 19 cannn.. 19 yarın.. Yaşamak için 19 sebep...
Ah öğretmenim bende de 11 can...11 yarın...11 başka bir dünya.
Yaşama sebebiniz hiç bitmesin...
İki kere saat sunusu izledik,sabah dün de geç kalan öğrencime iki kez sordum tamam mı öğrendin mi 8.45 'i,yarın sabah tam bu saatte evden cıkıp gelmelisin..
aynı duygudaşlık hepimizde,aynı yaşanmışlık.