Konu: Bunları Biliyor Musunuz?  (Okunma sayısı 470305 defa)

caki1910

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.025
  • Teşekkür 4445
    • Çevrimdışı
  • # 22 Şub 2018 23:51:11
:(

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 19.343
  • Teşekkür 137333
    • Çevrimdışı
  • # 23 Şub 2018 22:44:03
Eûzübillâhimine'ş-Şeytâni'r-Racîm Bismillâhi'r-Rahmâni'r-Rahim
 
"İyilik ve takva konusunda yardımlaşın, günah ve haddi aşmada yardımlaşmayın ve ALLAH'tan korkup sakının..."

(SADAKALLAHÜ'L-ÂZİM)
 (Maide Sûresi 5/2)

PINARCIK

  • Bilge Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.748
  • Teşekkür 27114
    • Çevrimdışı
  • # 24 Şub 2018 23:23:48
 ;)  ::)

Ayperisi88

  • Bilge Üye
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 3.098
  • Teşekkür 16998
    • Çevrimdışı
  • # 26 Şub 2018 19:04:17
Soydaşlarımızın Hocalı’da Ermeni güçlerince acımasızca katledilmesini unutmadık. Şehitlerimizi saygı ve rahmetle anıyoruz.

Ayperisi88

  • Bilge Üye
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 3.098
  • Teşekkür 16998
    • Çevrimdışı
  • # 01 Mar 2018 18:11:04
Athazagoraphobia; umursadığınız ya da değer verdiğiniz biri tarafından unutulma korkusudur.

Ayperisi88

  • Bilge Üye
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 3.098
  • Teşekkür 16998
    • Çevrimdışı
  • # 01 Mar 2018 18:27:04
Maço, İspanyolcadaki 'macho' kelimesinden gelir; kadını için ölmeyi göze alabilen ve hiçbir fedakarlıktan çekinmeyen şövalyelerin lakabıdır.

PINARCIK

  • Bilge Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.748
  • Teşekkür 27114
    • Çevrimdışı
  • # 01 Mar 2018 22:01:36
;)  ::)  ;)

Ayperisi88

  • Bilge Üye
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 3.098
  • Teşekkür 16998
    • Çevrimdışı
  • # 02 Mar 2018 19:33:21
Hakkınızı helal edin yiğitler...

:(

fikret6363

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.334
  • Teşekkür 7588
    • Çevrimdışı
  • # 03 Mar 2018 19:08:30

Beyine Zarar Veren Alışkanlıklar

1. Kahvaltı etmemek
 Kahvaltı etmeyen kişiler, düşük bir kan şekeri seviyesine sahip olur. Bu durum beyin için yetersiz besin tedarik edilmesine ve sonunda beyin dejenerasyonuna yol açar.
 2. Aşırı ısınma
 Beyin arterlerinin sertleşmesine neden olarak, zihin gücünün azalmasına yol açar.
 3. Sigara içmek
 Çoklu beyin büzülmesine neden olur ve Alzheimer hastalığına yol açabilir.
 4. Yüksek şeker tüketimi
 Çok fazla şeker proteinlerin ve besinlerin emilmesini durdurur, dengesiz beslenmeye neden olur ve beynin gelişmesine engel olabilir.
 5. Hava kirlenmesi
 Beyin vücudumuzda en çok oksijen tüketen organdır. Kirli havanın teneffüs edilmesi, beyne giden oksijeni azaltır ve beynin veriminde düşüş yaratır.
 6.Uyku yetersizliği
 Uyku beynimizin dinlenmesini sağlar. Uykudan uzun vadeli yoksunluk beyin hücrelerinin ölmesini hızlandırır.
 7. Uyurken kafayı örtmek
 Kafayı örterek uyumak, karbondioksit konsantrasyonunu arttırır ve beyne hasar veren etkilere yol açabilir.
 8. Hastalık sırasında beyni çalıştırmak
 Hasta iken çok çalışmak veya öğrenmek beyin etkenliğinin azalmasına yol açabilir ve ayrıca beyne hasar verebilir.
 9. Uyarıcı düşüncelerde eksiklik
 Düşünmek beyin jimnastiği için en iyi yoldur, beyni uyaran düşüncelerin eksikliği beyin daralmasına yol açabilir. Çapraz bulmaca ve Su doku iyi egzersiz sağlar.
 10. Az konuşmak
 Zihinsel sohbetler beynin etkinliğini geliştirir.

fikret6363

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.334
  • Teşekkür 7588
    • Çevrimdışı
  • # 04 Mar 2018 17:14:46
Bir Okul Ödevi Kaldırıp Öğrencilerinin Her Gün Kitap Okumalarını ve Oyun Oynamalarını İsterse Ne Olur?

Amerika, Vermont’taki bir devlet ilkokulunda dördüncü sınıf öğretmeni olan Mark Trifilio, geçtiğimiz yaz okulun 40 eğitimcisiyle birlikte oturup yakında başlayacak olan yeni eğitim yılı ve ödev hakkında konuştu. Çocuklara ne kadar ödev verileceği ve ödevin öğrenmelerini sağlayıp sağlamadığını uzun uzun tartıştılar.

Trifilio bu konu üzerine bir süre düşünmüştü. Ona göre aynı sınıf düzeyinde yer alan farklı sınıflardaki öğrenciler için dengesiz bir ev ödevi yükü var gibi görünüyordu ve sınıf düzeyleri arasındaki fark çok anlamlı değildi. Ödevin etkililiği üzerine yapılmış araştırmaları incelemiş ve ilkokuldaki ödevin – okul sonrası okuma hariç – daha iyi bir akademik performanla bağlantısı olmadığını öğrenmişti.

Böylece Trifilio öğretmenlerle yapılan bu toplantıda bir deney yapmayı önerdi: “Her sınıf düzeyindeki bütün ödevlere son verelim ve öğrencilerden evde kendi kendilerine okumalarını isteyelim ya da kendi başlarına okumaya hazır değillerse bir ebeveynle ya da kendisine bakan bir yetişkinle kitap okumalarını talep edelim…” Sınıf öğretmenlerinin ve aynı zamanda özel gereksinimli öğrencilerle ve anadili farklı olan öğrencilerle çalışan öğretmenlerin tümü bu fikri kabul edince Trifilio çok şaşırdı.

“40 öğretmenin hepsi de evet oyu verdi” diyor Trifilio. “Hem de sadece evet değil, şiddetli bir evet dediler. 40 kişinin birden bir konu hakkında aynı fikirde olmasını ne zaman sağlayabilirsiniz?”

Ve böylece bu yeni kuralı hayata geçirerek internet sitelerinden şu şekilde duyurdular:

Orchard Okulunun Ödevsizlik Politikası

Öğrencilerin Günlük Ev Ödevleri
 1. Her akşam sadece doğru kitapları okuyun —
ve ebeveynleriniz de size kitap okusun.
 2. Dışarı çıkın ve oynayın —
bu daha fazla ekran zamanı demek değildir.
 3. Ailenizle akşam yemeği yiyin —
ve sofrayı kurmaya ve toplamaya yardım edin.
 4. İyi bir gece uykusu çekin.

Peki sonuç ne oldu?

Deneyle geçen altı ayın sonunda Trifilio büyük bir başarı elde ettiklerini söylüyor: “Öğrenciler akademik olarak geri kalmadılar ve belki de daha iyi gittiler ve en önemlisi artık evde yaratıcı olmak ve tutkularının peşinden gitmek için daha fazla zamanları var.”

Öğrencilerden her akşam kitap okumaları istendi. Ailelere kitap önerileri verildi, ancak çocuklardan günde kaç sayfa okuduklarını çizelgelere doldurmaları istenmedi. “Çünkü çoğunun kafadan doldurulduğunu biliyoruz” diyor Trifilio.

Trifilio, yeni politikaları hakkında bir aile anketi düzenledi ve yaklaşık 400 öğrencilik okuldaki veli büyük çoğunluğu ankete cevap verdi. Ailelerin çoğu ödev olmamasını destekledi. Çocuklarının artık matematik çalışma kağıtları yerine başka şeylerin peşine düşecek zamanları olduğunu söylediler. Pek çok aile, çocuklarının kendi başna eskisinden daha fazla kitap okuduğunu bildirdi. Küçük bir azınlık ise öğrencilerin ödev yaparak edinecekleri öğrenme fırsatlarını kaçırdıklarından ve ortaokula hazır olamayacaklarından endişe ediyordu.

Okulun velilerinden James Conway, anasınıfına giden oğlu Sean hakkında şunları anlatıyor: “Oğlum Pazartesi günü artık kendi başına okuyabildiğini ve yardıma ihtiyacı olmadığını ilan etti. Demek ki işe yarıyor.”
Peki araştırmalar ödevle ilgili ne söylüyor? Akademisyenler konu üzerinde çalışmaya devam etseler de, araştırmacı Harris Cooper ve meslektaşlarının 2006 yılında yaptığı bir analiz en çok alıntı yapılan araştırmalardan birisi. 2006 yılına ait araştırma, ilkokuldaki ödevin akademik başarıya katkıda bulunmadığını ve daha büyük öğrenciler üzerinde akademik performansı geliştirme anlamında ödevin sadece az miktarda etkisi olduğunu ortaya koydu.

fikret6363

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.334
  • Teşekkür 7588
    • Çevrimdışı
  • # 04 Mar 2018 17:24:32
Winnie The Pooh Karakterlerinin Her Birinin Ayrı Psikolojik Hastalıkları Temsil Ettiğini Biliyor Muydunuz?
 Birçoğumuz, dev ormanlarında birlikte mutluluk ve huzur içinde yaşayan, bal düşkünü Ayı Winnie ve arkadaşlarının hikayelerinin anlatıldığı bu masalsı çizgi filmi çok severiz.

Öyle ki, nesiller sonra bile çocuklar hala bu hikayenin kahramanlarının oyuncaklarıyla oynamakta ve onların hikayelerini dinlemekteler. Ancak bazı uzmanların yorumlarına dayanarak yapılan birçok incelemede, hikayedeki karakterlerin aslında her birinin, bir tür psikolojik rahatsızlıktan muzdarip olduğu iddia ediliyor. Karakterlerin abartılı kişilik özellikleri göz önüne getirildiğinde, bu durum bir iddiadan daha fazlası olabilir;

Ayı Winnie (Winnie The Pooh)
 Hikayenin baş kahramanı Ayı Winnie, sürekli olarak sadece sevdiği şeyleri yapmak istiyor (bal yemek, uyumak), bunun dışındaki konularla ilgili olarak ise düşünceleri ve hareketleri tamamıyla rastgele dizgiler içinde ve o an ki, duyguları ona ne yapmasını söylerse o şekilde davranıyor.
 Hiçbir zaman bir planı yokmuş gibi ve sürekli olarak geç kalıyor. Tüm hayatı bir rastgeleler silsilesi olarak yaşayan Ayı Winnie, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun (DEHB) tipik bir tablosu.

Eşek – Eyeore
 Neredeyse hiçbir zaman mutlu göremediğimiz Eyeore, etrafında ne olursa olsun, başlarına ne gelirse gelsin, sürekli olarak mutsuzluk ve endişe içerisinde.
 Aslında izleyen herkesin bariz bir şekilde görebileceği gibi, Eyeore karakteri ağır bir depresyon vakası. Zaten bu hikayenin karakterlerinin psikolojik sorunları temsil edebileceği fikrinin ortaya atılması sebep veren bir numaralı karakter de o.

Roo
 Bu tatlı ufaklığın tüm hikaye boyunca en dikkat çekici özelliği, neredeyse diğer tüm karakterlerin dışında, kendine ait bir dünyası olması. Kendi oyun anlayışı ve kendi zevkleri var.
 Tüm bu oyuncu karakterinin yanı sıra zorlandığı zaman kendini dış dünyadan soyutlayarak annesine sığınıyor. Roo açık bir şekilde bu hikayede otizmli bir çocuğu temsil ediyor.

Piglet
 Birçok izleyicinin favori karakteri pembe domuzcuk Piglet, hikayede psikolojik bir rahatsızlıktan muzdarip olduğu en açık olan karakterlerden biri.
 Ne zaman yüksek bir ses duyulsa, ani bir hareketlilik olsa veya onu zorlayan bir durumla karşılaşsa, Piglet büyük bir paniğe kapılıyor, nefes nefese kalıyor veya saklanmaya çalışıyor. Tüm bu belirtilerinde açıkça gösterdiği üzere Piglet, anksiyete bozukluğuna sahip.

Tavşan – Rabbit
 Winnie The Pooh hikayesindeki Tavşan karakteri, tüm çizgi film dünyasında karşılaşabileceğiniz en düzen düşkünü karakterlerden biri olabilir.
 Daima düzenli olarak yapacak işleri vardır ve bu şeyler onun için birer ritüel gibidir. Bu düzen bozulduğunda adeta çıldırır. Yiyecekleri, evi, eşyaları hepsinin düzeni mutlaka bellidir. Bu takıntılı kişiliğiyle Tavşan, obsesif kompulsif bozukluğunun (OKB) tipik bir temsilcisidir.

Tigger
 Tigger neredeyse bütün hikaye boyunca asla sabit kalamaz. Sürekli hareket halinde olma ihtiyacı içerisindedir. Önüne çıkan her maceraya ikinci kez düşünmeden atlar.
 Aslında bariz bir şekide açıklamaya dahi ihtiyaç olmadığı üzere, Tigger bir hiperaktiftir…
Christopher Robin
 Aslında hikayeye adını veren ve baş karakter olarak algılanan Ayı Winnie olsa da, bu hikayenin tüm karakterlerini zihninde vareden kişi, küçük erkek çocuğu Christopher Robin’dir.
 Winnie, Tiger, Piglet ve diğer tüm hayvanlar aslında, Christopher Robin’in peluş oyuncaklarıdır. Küçük çocuğun iflah olmaz hayal gücü onu bambaşka bir gerçekliğe yollamaktadır. Buradan da anlaşılacağı üzere, Christopher Robin bu hikayede, şizofreniyi temsil eder. Bildiğimizi sandığımız şeylere farklı bir bakış açısıyla yaklaştığımızda, öğrendiğimiz şeyler gerçekten de, hayret verici…

Şaban57

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 479
  • Teşekkür 4658
    • Çevrimdışı
  • # 04 Mar 2018 19:45:44
:)

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 19.343
  • Teşekkür 137333
    • Çevrimdışı
  • # 04 Mar 2018 20:01:47
NAMAZ KILMAK İSTİYORUM AMA KILAMIYORUM DİYEN KARDEŞLERIM.... ...!!!!!!

Namaz kılmak bir insanın yeryüzünde ulaşabileceği en büyük mutluluk.. Namazda Allah'ın huzuruna çıkıp O'na durumunu arz etmek, O'nun la olduğunu bilmek ve durumunu arz etmek..hiç bir kelimeye sığmayacak tarifsiz bir duygu..

Rabbimiz bizi çok seviyor, bizi muhatap kabul ediyor ve her beş vakitte; buyur kulum diyor..

Ezan sesini duyup da; Allah'ın huzuruna davet ettiğinin bilincini taşıyan her insan; can ile baş ile O'na yöneliyor.

Şah damarından daha yakın olan Rabbi ile buluşuyor.

Yarın ahirette ilk sorgumuz namaz...Allah soracak; kulum ben seni davet ettim neden gelmedin dediğinde ne cevap vereceğiz..Dave te icabet etmek şart.

Nazma dinin direği diyoruz peki neden?

Neden biliyor musunuz? namazla Allah'a yönelen insan asla ve asla kötülüğe yer vermiyor yaşamında.. Ancak her şeyde olduğu gibi, namazda da samimiyetle yönelmek çok önemli..

Samimiyetsiz kılınan namazdan tabii ki hayır görmek; imkansız..

Aklın başka yerde olup namaz kılmak olmaz. Tam manasıyla kalben yönelmek gerekiyor. Kalben yönelen kişi; namazını kıldıktan sonra; Rabbine verdiği sözden geri dönmez..Bilir ki Rabbi onun her yaptığı görüyor, işitiyor.. Yarın ahrette her yaptığının hesabını verecek..Bu bilinçte olan insan için; yaşamın anlamı Allah'ı razı etmek.

Peki ben neden namaz kılamıyorum, tüm bunları bilmemem rağmen diyen kardeşlerime tavsiyem;

Yaşadığımız her anın Allah'ın bizimle olduğunu bilmemiz ve her an Allah'ın bizi kontrol ettiğini hiç aklımızdan çıkarmamamız gerekiyor. Burası fani dünya..hiç birimiz kalıcı değiliz, hepimiz göçüp gideceğiz..Gide rken sadece ve sadece burada yaptığımız amellerimizi götüreceğiz..

Ve o dehşetli gün geldiğinde; hepimiz bir başımıza hesap vereceğiz Allah'ın huzurunda.

Gelin bu sabah bir başlangıç yapın..Ezan sesini duyduğunuzda; gidin abdest alın. Tam olarak bilmiyorsanız kılınışını yine de bildikieriniz ile kılın namazınızı. Allah kabul eder.

Çıkın Rabbin huzuruna..O'na arz edin durumunuzu.. Namaz bitiminde dua edin Rabbe. Halinizi arz edin gözyaşları ile birlikte..İnanın yaşayacağınız 5-6 dakikalık namaz kılma mutluluğunuzu yeryüzünde hiçbir şeye değişmeyeceksin ...

Ayperisi88

  • Bilge Üye
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 3.098
  • Teşekkür 16998
    • Çevrimdışı
  • # 04 Mar 2018 21:00:10
Araştırmalara göre, 80 sene sonra insanların sadece %2'si 1.80 cm'den uzun olacak.

Ayperisi88

  • Bilge Üye
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 3.098
  • Teşekkür 16998
    • Çevrimdışı
  • # 04 Mar 2018 21:04:21
Direksiyonsuz, pedalsız araç dönemi 2019'da başlıyor.

 

Egitimhane.Com ©2006-2023