Bunları Biliyor Musunuz?

Çevrimdışı ilhami_60

  • Bilge Üye
  • *****
  • 4.470
  • 27.488
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • 4.470
  • 27.488
  • 3. Sınıf Öğretmeni
# 26 Eki 2021 22:51:47
HİÇ AVUCUNUZU AÇMAYI DENEDİNİZ Mİ?

Asya'da maymun yakalamak için kullanılan bir çeşit tuzak vardır. Bir Hindistan cevizi oyulur ve iple bir ağaca veya yerdeki bir kazığa bağlanır. Hindistan cevizinin altına ince bir yarık açılır ve oradan içine tatlı bir yiyecek konur. Bu yarık sadece maymunun elini açıkken sokacağı büyüklüktedir. Yumruk yaptığında elini dışarı çıkaramaz. Maymun tatlının kokusunu alır, yiyeceği yakalamak için elini içeri sokar, ama yiyecek elindeyken elini dışarı çıkarması olanaksızdır. Sıkıca yumruk yapılmış el, bu yarıktan dışarı çıkmaz. Avcılar geldiğinde maymun çılgına döner, ama kaçamaz.  Aslında bu maymunu tutsak eden hiçbir şey yoktur.  Onu sadece, kendi bağımlılığının gücü tutsak etmiştir. Yapması gereken tek şey, elini açıp yiyeceği bırakmaktır. Ama zihninde açgözlülüğü o kadar güçlüdür ki bu tuzaktan kurtulan maymun çok nadir görülür.   
Bizleri de tuzağa düşüren ve orada kalmamıza neden olan şey, arzularımız ve zihnimizde onlara bağımlı oluşumuzdur. Tüm yapmamız gereken; elimizi açıp benliğimizi, bağımlı olduğumuz şeyleri serbest bırakmak ve dolayısıyla özgür olmaktır! 
Bu örnekle benzeştirirsek; 
—Çoğunlukla konuşmaktan fazla bir özelliğini kullanmadığımız son model cep telefonlarına sahip olmak,   
—Ortalama 50 m2´sini kullandığımız ama kullandığımız alandan 20–30 kat büyük evlere sahip olmak, 
—Belki bir kez giydikten sonra çok uzun sure dolabımızın bir köşesinde unuttuğumuz günün modasına uygun giysilere sahip olmak,   
—Okumadığımız kitaplara sahip olmak,   
—Asla kadranın gösterdiği sürate ulaşamayacağımız en süratli arabaya sahip olmak,   
—Bize günde 3-5 kez zamanı, başkalarına sürekli zenginliğimizi gösteren kol saatlerine sahip olmak,   
—Vakit bulup gidilemeyen, gidilse bile dinlendirmekten çok uzak; tabiri caizse yorgunluktan haşatımızı çıkaracak deniz kenarına yakın bir yazlık, bir dinlence evine sahip olmak,   
—Faizi, getirisi zarara uğramasın diye kıyıp harcanamasa bile bol sıfırlı bir banka defterine sahip olmak,   
—Dünyalarına ve güzelliklerine katılamadığımız, asla yeterli vakit ayıramadığımız, başarılı ve diğerlerininkinden daha güzel çocuklara sahip olmak,   
—Vaktimize, nakdimize, aklımıza, çenemize zarar verse bile bir futbol takımı taraftarlığına sahip olmak,   
—Sağlığımıza, düzenimize, beynimize korkunç zararlar verse bile envai çeşit içkilerin bulunduğu gösterişli, dekoratif bir mini bara sahip olmak,   
—Oturmadığımız koltuk takımları, izlemediğimiz dev ekran televizyonlar;  kullanmadığımız, faydalanmadığımız daha nelere sahip olmak...  Ya da sahip olduğumuzu sanmak...   
O maymun gibi; avucumuzda tuttuğumuz sürece (faydalanamasak bile) sahip olduğumuzu sanmıyor muyuz? Ve ancak parmaklarımızı gevşetip bunlardan vazgeçtiğimiz zaman gerçekten özgür olup tüm yeteneklerimizi kullanabilir hale gelmeyecek miyiz?   
Aslında biz bu dünyaya sahip olmaya değil, misafir olmaya gelmişiz. Ah bunu bir anlayabilsek ...

Çevrimdışı toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • 3.472
  • 44.276
  • 3.472
  • 44.276
# 26 Eki 2021 23:44:46
Bir profesör konferans vermek üzere salona girmiş. Ama bakmış ki salon, ön sırada oturan seyis dışında boşmuş. Konuşup konuşmama konusunda tereddüde düşen profesör sonunda seyise sormuş:
-Buradaki tek kişi sensin. Sana göre konuşmalı mıyım, yoksa konuşmamalı mıyım?
Seyis cevap vermiş:
-Hocam ben basit bir insanım, bu konulardan anlamam. Fakat ahıra gelseydim ve bütün atların kaçıp bir tanesinin kaldığını görseydim, yine de onu beslerdim.
Bu sözlere hak veren profesör konferansa başlamış. İki Saatin üzerinde konuşmuş durmuş, konferanstan sonra da kendini mutlu hissetmiş, dinleyicisinin de konferansın çok iyi olduğunu onaylamasını isteyerek sormuş:
-Konuşmamı nasıl buldun?
Seyis cevap vermiş:
-Hocam, sana daha önce basit bir adam olduğumu ve bu konulardan pek anlamadığımı söylemiştim. Gene de eğer ahıra gelir, biri dışında tüm atların kaçtığını görseydim, onu beslerdim; ama elimdeki tüm yemi ona verip de hayvanı çatlatmazdım.
Kıssadan hisse:
"Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakinin anladığı kadardır.

Çevrimdışı omerf

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1.708
  • 4.444
  • 1.708
  • 4.444
# 27 Eki 2021 16:47:29
Pasifik Okyanusu'nda uzak bir ada grubu olan Tokelau, elektriğinin yüzde 100 ünü Güneş enerjisinden alır.

Çevrimdışı blue38127

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1.412
  • 6.942
  • Müdür Yardımcısı
  • 1.412
  • 6.942
  • Müdür Yardımcısı
# 27 Eki 2021 17:08:53
Hayırlı günler.ben bugün de pert:)

Çevrimdışı ilhami_60

  • Bilge Üye
  • *****
  • 4.470
  • 27.488
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • 4.470
  • 27.488
  • 3. Sınıf Öğretmeni
# 27 Eki 2021 22:56:35
KAKTÜSLER ve ÇOCUKLAR

Meksika’da çölde yetişen bir tür kaktüs vardır. Agave Kaktüsü…

Bu kaktüs tekilanın hammaddesi olduğu gibi, yapraklarında da Sisal denen ipeksi bir iplik var ve ipekten daha pahalı bir kumaşın yapımında kullanılır.

Bir gün bir işadamı bu kaktüslere yatırım yapmaya karar verir.

Büyük bir fabrika kurar, büyükçe ve verimli bir tarlada kaktüsleri yetiştirmeye başlar.

 
Kaktüsleri orada daha büyük ve daha bol yapraklı yetiştirmek için her türlü fedakârlığı yapar.

Kaktüsleri bol vitaminler ve zenginleştirilmiş gübrelerle besler.

Çabaları sonuç verir, daha iri ve yaprakları daha büyük bitkiler elde eder.

Sıra yaprakların içindeki iplikleri toplamaya gelir. İlginç bir olayla karşılaşırlar; hemen hemen tüm kaktüslerde bu iplikler kaybolmuştur!

Yapraklar daha iri olmuş ama içlerindeki iplikler kaybolmuş.

 
Buna bir türlü anlam veremez ve işadamı büyük bir zararla fabrikayı kapatmak zorunda kalır.

Ama olayın sebebini öğrenmek ister ve sorunun peşini bırakmaz. Sonuçta Amerikalı bir bitki biyoloğu ile anlaşır.

Bitki biyoloğu çöle gider, bu tür kaktüslerden birinin yanında çadır kurar ve bir-iki ay kaktüsü gözlemler, inceler ve sonuçta bir rapor yazar.

Raporda şu ifade yer alır;

“…bu ipliklerin ortaya çıkma sebebi çölün çetin ve zor koşullarıdır.
Siz bu kaktüsü rahat bir ortama yerleştirmekle onu  bu yeteneğinden  mahrum bırakmışsınızdır…. “

Çocuk yetiştirirken, eğer ona kötülük yapmak istiyorsanız her istediğini verin.

Eğer iyilik yapmak istiyorsanız, bırakın bazı sorunlarını kendisi çözmeye çalışsın…
Bunu yaparken de kendisini geliştirsin...

Anooshirvan Miandji

Çevrimdışı blue38127

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1.412
  • 6.942
  • Müdür Yardımcısı
  • 1.412
  • 6.942
  • Müdür Yardımcısı
# 28 Eki 2021 18:14:50
Kıta isimleri aynı harfle başlar aynı harfle biter..

Çevrimdışı omerf

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1.708
  • 4.444
  • 1.708
  • 4.444
# 29 Eki 2021 08:40:23
Sokullu Mehmet Paşa’nın Karaağaç Yalısında yanan gayet kıymetli bir inci tespihi vardı. İmamesi zümrüt ve taneleri yakuttu. Devrin kıymetli bir hattatı imamesinden başlayarak bu tespihin üzerine bir Mushafı Şerif yazmıştı.

Çevrimdışı ilhami_60

  • Bilge Üye
  • *****
  • 4.470
  • 27.488
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • 4.470
  • 27.488
  • 3. Sınıf Öğretmeni
# 29 Eki 2021 11:26:55
Türk Hava Yolları'nın logosunun anlamı uçan bir yaban kazıdır. Yaban kazları birçok canlının nefes bile alamadığı 9000 metre irtifada kıtalararası uçabilirler. Logoyu döndürdükçe  T-H-Y harfleri ortaya çıkmaktadır. Bu anlamlı çalışmayı MSÜ hocalarından ünlü grafiker Mesut Manioğlu 1959 yılında tasarlamıştır.

Çevrimdışı blue38127

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1.412
  • 6.942
  • Müdür Yardımcısı
  • 1.412
  • 6.942
  • Müdür Yardımcısı
# 29 Eki 2021 13:08:07
Suudi Arabistan'da bir kadın kocasına kahve yapmazsa bu iş boşanma sebebi olabilir..

Çevrimdışı Gefsob

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 1.007
  • 6.190
  • 1.007
  • 6.190
# 29 Eki 2021 16:35:04
Kronik migrenden şikayetçi kişiler, somon, ringa balığı, sardalye, uskumru ve alabalık gibi yağlı balıklarda bulunan omega-3 yağ asitleri EPA ve DHA alımını artırarak ağrıları azaltabilirler. Yapılan çalışmaya göre; düzenli olarak alanlarda, ağrıların şiddet ve sıklığı %30-40 azalmış.
Prof.Dr.Güner Sönmez

Çevrimdışı toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • 3.472
  • 44.276
  • 3.472
  • 44.276
# 29 Eki 2021 17:06:49
O yüzden Ekim ayı hüzün yüklü. 29 Ekim 1938 hasta yatağında son bayramı oldu.
“Yarın bayram değil mi Gökçen?” dedi.
“Evet Paşam, bizim bayramımız… en büyük
bayramımız…
“Dolmabahçe Sarayı epey kalabalık oldu bu yıl.”
“Öyle Paşam… Hükümet üyelerinin çoğu buradalar…
Cumhuriyet Bayramını sizinle birlikte kutlayacaklar.”
“Ama ben bugünü halkımla, halkımın içinde kutlamak
isterdim Gökçen…”
Gelecek bayram…”
Eliyle susmamı işaret etti:
“Bana gelecek bayramdan bahsetme, hatta gelecek
aydan da… Ekim ayını çıkarabilirsem bile Kasım ayını
çıkarabileceğimi sanmıyorum!”
Ağlamamak, hıçkıra hıçkıra ağlamamak, boynuna
sarılmamak için güç tutuyordum kendimi:
“Paşam…” dedim, sesimdeki acıyı belli etmemeye
çalışarak, “Siz daha çok bayramlar bizimle,
halkımızla birlikte olacaksınız”
Başını “hayır!” anlamına gelen bir şekilde iki yana
salladıktan sonra, gözlerini karşı taraftaki yeşilliklerle
dolu tabloya dikti.
Ertesi sabah, yani 29 Ekim 1938 sabahı bütün gayretine karşın
kalkamadı yatağından…
Beni görür görmez ilk sözü “Bugün bayram” oldu…
Yüzü her zamankinden solgundu. Elleri balmumu rengini almıştı. Gözlerinin etrafındaki mor halkalar derin birer kuyuyu andırıyordu. Mavilikler denizi olan gözleri sanki laciverde dönmüş gibiydi…
Akşama doğru gençler yine vapurları doldurarak tıpkı O’nun son 30 Ağustos’unda olduğu gibi, Dolmabahçe Sarayı’nın önüne
gelmişlerdi.
Ata’yı görmek istiyorlardı… coşmuşlardı… tezahürattan yer gök inliyordu. Odaya Dr. Neşet Ömer Bey ile Salih Bozok girdiler. Atatürk onları
yanına çağırdı:
“Duyuyor musunuz?” dedi.
“Duyuyoruz Paşam!” dediler,
“Bunlar bizim gençlerimiz…” dedi.
“Evet Paşam, bizim gençlerimiz!”
“Cumhuriyeti emanet ettiğimiz gençlerimiz..” dedi.
“Evet Paşam!” dediler…
“Ne gür sesleri var… öyle bir nesil yetişiyor ki, bu neslin heyecanı, yurt ve bayrak aşkı körletilmeyecek olursa, dünyanın en büyük, en mutlu ülkesi biliniz ki Türkiye olacaktır!.” dedi.
“Onları körletmeye kimsenin gücü yetmeyecektir Paşam!”
“Ama etmek isteyenler çıkacaklardır!. Tarihe bakınız, daima ulusların mutluluğuna, esenliğine gölge düşürecek bedhahların çıktıklarını görürsünüz!.” dedi.
“Fakat Paşam onlarda sizin attığınız temel var!.” dediler.
“Bu çocukları görmek istiyorum… buraya kadar geldiklerine göre,

Çevrimdışı blue38127

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1.412
  • 6.942
  • Müdür Yardımcısı
  • 1.412
  • 6.942
  • Müdür Yardımcısı
# 29 Eki 2021 18:13:03
300 gr elma çekirdeğinde bir insanı öldürmeye yetecek kadar siyanür vardır..

Çevrimdışı Nazende41

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 591
  • 1.443
  • 591
  • 1.443
# 29 Eki 2021 19:15:12
Bordo bereliler ...

arkasında ailesi kalmasın diye ya kimsesizlerden secerler yada yetimhaneden...😭😭

Çevrimdışı omerf

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1.708
  • 4.444
  • 1.708
  • 4.444
# 30 Eki 2021 10:02:38
Bir insan beyninde yaklaşık olarak 90100 milyar tane hücre bulunduğunu, biliyor musunuz?

Çevrimdışı Harmoni

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 523
  • 4.069
  • 523
  • 4.069
# 30 Eki 2021 22:15:17
Eğer15 yaşında,dünyayı ışık hızıyla giden bir uzay gemisine binerek terkederseniz; 5 yıl sonra Dünya'ya döndüğünüzde siz 20 yaşındayken akranlarınız 65 yaşında olur. Bu olaya" Zaman Genişlemesi" deniyor.

 


Egitimhane.Com ©2006-2023 KVKK