Birkaç saat önce büyükannemin vefat ettiği haberini aldım.O kadar uzaktayız ki cenazesine bile yetişip yetişemeyeceğimiz belli değil. Şu an evde tek başına oturup acımı sizlerle paylaşırken, hayatın bu kadar acımasız olmaması gerektiğni düşünüyorum.
Zavallı büyükannem 5 çocuk yetiştirdi, ama hepsinden uzakta bir bakıcı kadının kollarında hayata veda etti. Bir çocuğu kendinden önce öldü, diğer 4 ü , 4 ayrı şehirde yaşıyor. Şimdi morgda buz gibi yatan bir anne , uçak bileti bulsunlar da cenazeme yetişsinler diye bekliyor.Hiç kimse böyle bir kaderi yaşamalı.
Oysa çocukluğumda hep bir aradaydık. Geçen sene melek yüzlü büyükbabam öldü. Ondan önceki sene , okul turnuvasına öğrenci götüren öğretmen teyzem ki ( hala bekar ve gencecikti ) öğrencisiyle trafik kazasında hayatını kaybetti. Birkaç gün sonra hayatımın en güzel anılarına ev sahipliği, yapan o evin kapısına kilit vurulacak.
Bense bugün sadece büyükannemi değil, Malatya’ nın meyve ağaçları ile dolu bahçelerinde geçen çocukluğumu kaybettim.
Zaman çok acımasız. Hiçbir şey çocukluğumuzdaki kadar saf ve güzel değil. Şu an anlıyorum ki, aslında göz yaşlarım kaybettiklerim için değil, zamanın elimden aldıkları için. Hiçbir şeyin eskisi olmayacağını bilmenin derin hüznünü, sizlerle paylaşarak biraz olsun dindirmek istedim.
Değerli öğretmenim başınız sağolsun,büyükannenize Allahtan rahmet diliyorum,sizlere de sabırlar...