Sabrı bilmiyorsun, tevekkül et Allah’a dedi..
Haklısın dedim cılız bir sesle..
Sen de aşkı bilmiyorsun diye bağırmak geldi içimden..
Gitti.. Zaten gidecekti de, ne bileyim gitmeyecek gibiydi..
Beni bırakıp nereye gidebilir diye düşünüyordum..
Ben kimdim ki…
‘Sabrı bilmeyen tevekkülden mahrum bir aşağılık mahlûk…’
İki yüz gün gelsin diye ağladığım, gitti…
Beni bırakıp nereye gidebilirdi….
Ki ben efsane dizelerin yürek dağlayan ozanı bilinirdim…
Ki beni bilen iyi bilirdi..
Beni bırakıp nereye gidebilirdi?

?
‘Efsane dizelerin yürek dağlayan ozanıymış’
Peh!!!
Gidenin ardından karalar bağlayan yürek
Sabrı bilmedikten sonra neye yararmış?..