Merhaba arkadaşlar galiba bugün benim için pek iyi bir gün değil.Şöyle ki;sabahleyin solladığım bir kepçenin önünüden karşıdan karşıya geçmeye çalışan bir adam çarpıyordum.Rabbimin yardımı ve acı bir fren sesi ve manevrayla bunu atlattım.Daha sonra arabamı park ettiğim yerde (park halindeyken) arabamın arka tanponunun eğilmiş ve boyasının az da olsa kazınmış olduğunu gördüm.Yani birisi park halindeyken arabama hafif dokunmuş ve bu kabatin sorumluluğunu alma cesaretini gösterememiş.
Bunlar neyse asıl olay ise seminer için zorunlu olarak gitmek zorunda olduğum okulun okul müdürüyle aramda yaşandı.Bu yıl sizin de bildiğiniz gibi birleştirilmiş sınıflı okulların öğretmenlerini seminer için memleketlerine göndermediler.Bir hafta uzaktan eğitimiden sonra merkezdeki bir okulda seminerimizi yapmamızı istediler.Ben her gün okul müdürünün de isteğiyle saat 9.30'da okula gelip saat 10 gibi arkadaşların sunumunu dinledikten sonra okul müdürünü de haberdar edip okuldan ayrılıyordum.Bunu da okul müdürüyle aramızda samimiyete güvenerek yapıyordum.Ayrıca şunu söyleyeyim izin almıyor.Sadece okul müdürünü haberdar ediyordum.Bugün bana hiç hoş olmayan bir tavırda okuldan saat 12'den önce ayrılmamamı söyledi.Ben de kızdım ve maden resmiyet diyerek saat 12'ye kadar bekledim.Kimseye iftira etmek istemem ama benimle aynı durumda olan bazı bayan arkdaşların okuldan saat 12'yi beklemeden çok çabuk ayrıldıklarını gördüm.Saat 11.30'da okuldaki hizmetliler bile okuldan ayrıldı. İşte ne yazık ki bizim memleketimiz de böyle eline küçük bir yetki verilen kendi paşa zannediyor.Ama ben bu olayda o okulun müdürünü suçlamıyorum.Birleştirilmiş sınıflı okulları seminer döneminde kompleksli idarecilerin insafına bırakan asıl zihniyete kızıyorum.
Bizlere yıl boyunca yeteri kadar yattınız.Gidin büyük okullarda biraz disiplin görün der gibi daranıldı bu yıl.Öğretmenler az çalışıyor darbesinden sonra her gün en alt kademedeki yöneticiden sokaktaki vatandaşa kadar herkes bizi aşağılar oldu.
Acaba yıl boyunca merkezdeki müstakil sınıf okutan öğretmenler arkadaşlardan kaç tanesinin eli kürekle kar kürümeden su topladı!Kaç tanesi öğrencilerin pislediği tuvaletleri kendi elleriyle temizledi!Kaç tanesi burnunu içi kömür tozu dolarak soba doldurdu.
Kaç tane üst düzey yönetici birleştirilmiş sınıflı köy okullarında çalışan öğretmenlerin özverili çalışmalarını fark ederek "Birleştirilmiş sınıflı okullardaki öğretmenlerimiz daha zor şartlarda çalışıyorlar,bu öğretmenlerimize daha fazla hizmet puanı verilmeli ve ek ödeme yapılmalı "diyebildi.
Çok yazdım.Çok saçmaladım ama bana yapılanı kimsesiz bütün köy okullarına yapılan bir haksızlık olarak gördüğüm için yazma ihtiyacı duydum.
Üzülmeyin öğretmenim.Aynı sıkıntılar bir çok yerde yaşanıyor.Bu çifte standart heryerde var..Eşimin okulunda bir beden eğitimi öğretmeni var.1 haftadır yoktu.Soruyorlar biraz geç gelecek deyip kapatıyor idare.adam meğer başka yerde yüzme kursu veriyormuş izin veya rapor da almamış.İmza sirküsünde izinli ve ya raporlu olan kşilerin adının yanında bu belirtilirken onunkinde bir şey yok.Belli ki göz yumulıyor.sonradan gelip imza atıyor.ama başka bir öğretmen gecikse hemen başlıyorlar laf sokmalara..Ayıp yani.. birine farklı birine farklı davranılıyor. İnsan bunları gördükçe üzülüyor..

İstanbul Bağcılar İlçe Milli Eğitim Müdürü Kadir Kuş, geçirdiği rahatsızlık sonucu bir süreden beri tedavi gördüğü hastanede dün akşam hayatını kaybetti.
Kadir Kuş (59), 41 gün önce kalp krizi geçirerek Bağcılar'da özel bir hastaneni yoğun bakım servisine kaldırılarak tedavi altına alınmıştı. Milli Eğitim Müdürümüz Kuş, dün akşam saat 19.00 sıralarında tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.
Bugün İlçe Milli Eğitim Müdürümüz Kadir KUŞ'un cenazesindeydik.Milli Eğitim Bakanımız Ömer DİNÇER,İstanbul Valimiz Hüseyin Avni MUTLU,Bağcılar Belediye Başkanımız Lokman ÇAĞIRICI,İstanbul Milli Eğitim Müdürümüz Muammer YILDIZ ve eğitim camiası bugün cenaze namazındaydık.Allah rahmet etsin.
Allah rahmet eylesin..