Konu: Fen Kavramları Günlüğü  (Okunma sayısı 33373 defa)

dr. who

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • Fen ve Tekn. Öğrt.
  • İleti: 151
  • Teşekkür 254
    • Çevrimdışı
  • 09 Eyl 2014 08:29:18
Fen bilimlerinde bazı terimler ve kavramlar günlük hayatta bazen birbiri yerine kullanılmasından kaynaklanan kavram yanılgıları oluşmakta fen terimleri üzerine dikkat edilirse terimler arasında anlam farkının olacağı görülmektedir.

Birbirleri yerine kullanılan bu terimler yüzünden kavram yanılgıları oluşmaktadır.
Kavram yanılgısı nasıl oluşur?
Öğrencinin günlük yaşantısındaki bazı olaylar dersteki kavramlarla birebir örtüşmediğinden kaynaklanmaktadır aslında öğrencinin karşılaştığı günlük hayattaki hataları doğru olarak kabul etmesinden oluşmaktadır


En sık karşılaştığınız kavram yanılgıları nelerdir?
KAVRAM YANILGILARI
Kütle – ağırlık
Madde –cisim
Isı-sıcaklık
Erime –çözünme
Hız-Sürat

Farlı terimler olmasına rağmen maalesef birbiri yerine kullanılmaktadır.


A.) Kütle – ağırlık
Kütle ve Ağırlık Arasındaki Farklar
Kütle ve ağırlık aynı kavramlar değildir.
  1-Kütle, bir cismin değişmeyen madde miktarıdır. Ağırlık ise bir cisme etki eden yer çekimi kuvvetinin büyüklüğüdür.
  2-Kütle eşit kollu terazi ile ağırlık dinamometre (veya aylı el kantarı) ile ölçülür.
  3-Kütle yönsüz (skaler), ağırlık ise yönlü (vektörel) büyüklüktür.
  4-Ağırlık cismin bulunduğu yere göre değişirken kütle değişmez. (Farklı gezegenlerde cisme uygulanan kütle çekim kuvveti farklı olduğu için ağırlık değişir).
  5-Kütle birimi "kg" kilogram ya da "g" gramdır. Ağırlık birimi N Newton ya da dyn  dir.

Pazarda meyve yada sebzenin ağırlığını değil kütlesini ölçüyorlar

B.) madde- cisim
    MADDE
 Belli bir hacmi ve kütlesi olan her varlık bir maddedir.
 Taş, toprak, ağaç, metal, cam, plastik, kağıt, kum gibi varlıklar birer maddedir.
    CİSİM
 Maddenin biçimlendirilmiş şekline cisim denir. Bardak, silgi, kalem, kitap, bıçak, oyuncak, masa, ampul çeşitli maddelerden yapılmış cisimlerdir.

C.)ISI-SICAKLIK
Isı :
Bir maddeyi oluşturan taneciklerin sahip oldukları hareket (kinetik) enerjilerinin toplamına ısı denir. Isı bir enerji türüdür ve ısı enerjisi kalorimetre kabı ile ölçülür.

Sıcaklık :
Bir maddeyi oluşturan taneciklerin sahip oldukları kinetik enerjilerinin ortalamasına (yaklaşık bir taneciğin kinetik enerjisine) sıcaklık denir.
Maddeyi oluşturan tanecikler sahip oldukları kinetik enerjileri birbirlerine çarpışma sonucu aktardıkları için her taneciğin kinetik enerjisi farklı olur ve birbirlerine çarptıklarında da kinetik enerjileri sürekli değişir. Aynı sıcaklıktaki maddenin taneciklerinin kinetik enerjileri farklı olduğu için sıcaklık, tek bir taneciğin değil, taneciklerin tamamının kinetik enerjilerinin ortalamasıdır. (Maddeyi oluşturan taneciklerin –moleküllerin– tek tek kinetik enerjileri aynı olabildiği gibi, farklı da olabilir. Bütün moleküllerin kinetik enerjileri toplanıp tanecik sayısına bölünürse, ortalama bir değer bulunur. Bu ortalama değer hangi maddede daha fazla çıkmış ise o maddenin sıcaklığı daha fazladır.)
Sıcaklık bir ölçümdür ve birimi derecedir. Sıcaklık, termometre ile ölçülür.

Isı ve Sıcaklık Arasındaki Farklar :
1- Isı bir enerji çeşidi, sıcaklık ise bir ölçümdür.
2- Isı kalorimetre kabı ile sıcaklık termometre ile ölçülür.
3- Isı birimi kalori (cal) veya Joule, sıcaklık birimi ise derecedir.
4- Isı, madde miktarına bağlıdır, sıcaklık ise madde miktarında bağlı değildir.

Çevremde dikkat ettim bazı termometrelerin üzerinde ısı yazıyor yanlış doğrusu sıcaklık olacak çünkü termometreler ısıyı ölçmez sıcaklığı ölçer


D.)Şekerin su içinde çözülmesi ile mumun erimesi aynı olay değildir. Erime; katı haldeki bir maddenin ısı alarak sıvı hale geçmesidir. Çözünme ise bir maddenin çözücü bir madde içinde görünmeyecek hale gelmesidir

yani çaya attığımız şeker erimedi çözündü

E.) HIZ-SURAT
Hareketlinin birim zamanda aldığı yola sürat denir.  Sürat=yol/zaman  şeklinde gösterilir.  SI birim sisteminde yolun birimi metre(m) ve zamanın birimi saniye (s) olduğundan süratin birimi metre/saniye olur.
Süratte yön ve doğrultu belirtilmez. Bu nedenle sürat skaler bir büyüklüktür.

Bir hareketlinin birim zamandaki yer değişmesine hız denir. Hız vektörel bir büyüklüktür. v sembolü ile gösterilir.  SI birim sisteminde hız birimi m/s dir. Günlük hayatta otomobillerin hızlarının birimleri km/h olarak alınır

Sürat ve hız arasındaki fark , sürat kavramında yön ve doğrultu kullanılmaz . Yön ve doğrultu kullanılırsa hız ifade edilmiş olur.
örnek: Sürati 80 m/s olarak verilen bir otomobil belli bir zaman sonra aldığı yolu bulabiliriz. Ancak otomobil aldığı yolu bilmemiz, otomobilin nerede olduğunu söylememiz için yeterli olmaz. 10 saniye sonra 80 m/s sürate sahip otomobil   800 m yol almış olur. Ancak “otomobil  nerede?” denildiğinde otomobilin yerini söyleyemeyiz. otomobilin yerini söyleyebilmemiz için süratinin yanında doğrultusunun ve yönünün de verilmesi gerekmektedir. otomobilin süratiyle birlikte doğrultusu ve yönünde verilmişse bu durumda otomobilin süratinden bahsedemeyiz. Çünkü artık vektörel bir büyüklük kullanılmaktadır. Kullanılan bu büyüklüğe hız denir.

Aklıma gelenlerden birkaçı bunlardı Bazen günlük hayatta kullanılan basit yanılgılar derslerde etkisi olduğu için başlık açayım dedim.

ahmetce

  • Bilge Üye
  • *****
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 4.960
  • Teşekkür 30991
    • Çevrimdışı
  • # 09 Eyl 2014 08:39:32
Fen bölümü mezunu olduğum için lisede hocalarımdan buna benzer şeyler duymuştum. Hala karıştırırım. Bu yıl bizim minikler de fenle tanışacak. Doğrusunu öğretelim bari.

dr. who

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • Fen ve Tekn. Öğrt.
  • İleti: 151
  • Teşekkür 254
    • Çevrimdışı
  • # 10 Eyl 2014 08:55:53
Sıklıkla karşılaşılan öğrencilerde kavram yanılgılarına bir kaç tane daha örnek verirsek:

Buharlaşma ve Kaynama Arasındaki Farklar
Sıvı maddelerin ısı alarak gaz hale geçmesine buharlaşma denir. Tüm sıcaklıklarda gerçekleşir öğle olmasaydı asılan çamaşırlar kurumazdı. Çok soğuk ortamda dahi buharlaşma gerçekleşir.

Ocağa koyduğumuz bir tencere suyun ısı aldıkça buharlaştığını görürüz. Ancak bir süre sonra kabarcıklar oluşmaya başlar. Bu kabarcıklar hızlı bir şekilde oluşuyorsa su kaynıyordur. Yani hızlı buharlaşmaya kaynama denir. Kaynama süresince sıcaklık sabit kalır. (unutmadan saf su deniz seviyesinde 100 derecede kaynar. Bulunduğumuz yer deniz seviyesinden ne kadar yüksekse rakımı ne kadar fazla ise o kadar düşük sıcaklıkta kaynar birde musluk suyu saf değildir. Muslu suyu saf olsaydı çaydanlıkta kireç olmazdı üstelik kemik erimesi gibi sorunlara yol açardı)

Sıvının kaynaması aslında: Sıvının buhar basıncının atmosfer basıncına eşit olduğu anda kaynamaya başlar. Demek ki atmosfer basıncına bağlıdır deniz seviyesinden yükseldikçe atmosfer basıncı düşeceğinden kaynama sıcaklığı da düşer. Düdüklü tencerede basınç çok daha yüksek olacağından kaynama noktası da yükselir.


     Görüldüğü gibi kaynama ve buharlaşma olayları birbirinden farklı kavramlardır.
Kaynama için maddenin belli bir sıcaklığa ulaşması gerekirken buharlaşma her sıcaklıkta gerçekleşebilir. Örneğin çamaşırlarımızı hangi sıcaklıkta olursa olsun balkona astığımızda kuruduğunu görürüz. Ya da hava ne kadar soğuk olursa olsun, bir yere dökülen suyun bir süre sonra yok olduğunu görürüz. Öyleyse sıcaklık ne olursa olsun buharlaşma gerçekleşir. Sıvılar her sıcaklıkta buharlaşır. Ancak sıcaklık derecesine göre buharlaşma hızı değişir. Çamaşırları yazın balkona astığımızda daha hızlı kururken kışın daha yavaş kururlar.

Buharlaşma olayı sıvının yüzeyinden yavaş yavaş gerçekleşirken, kaynama sıvının her tarafında ve hızlı gerçekleşir.

Buharlaşma ve kaynama olaylarının ortak noktası iki olay için de maddenin dışardan ısı alması gerektiğidir.


Karışımların ve Bileşiklerin Farklılıkları Nelerdir?

Bileşikler

1- Maddeler, kendi özelliklerini yani kimliklerini kaybederler.
2- Maddeler belirli oranlarda birleşirler.
3- Yeni madde oluşur.
5- Kimyasal değişmeler sonucu oluşur.
6- Formüllerle gösterilirler.
7- Saf maddelerdir.
8- Homojen maddelerdir.
9- Erime, kaynama, donma ve yoğunlaşma sıcaklıkları sabittir.
10- Kimyasal yollarla ayrılırlar.
11- Öz kütleleri sabittir.
Karışımlar
1- Atomlar (maddeler), kendi özelliklerini yani kimliklerini kaybetmezler.
2- Maddeler istenilen her oranda birleşirler.
3- Yeni madde oluşmaz.
4- Atomlar arasında kimyasal bağlar bulunmaz.
5- Fiziksel değişmeler sonucu oluşur.
6- Formüllerle gösterilmezler.
7- Saf madde değillerdir.
8- Homojen ya da heterojen olabilirler.
9- Erime, kaynama, donma ve yoğunlaşma sıcaklıkları sabit değildir.
10- Fiziksel yollarla ayrılırlar.
11- Öz kütleleri sabit değildir.



Elektrostatik Konusundaki Yanlış Algılamalar
>Düşülen yanlışlıklardan en büyüğü nötr cisme, yüksüz cisim denilmesidir.
Nötr cisim: (+) ve (-) yük sayısı birbirine eşit olan cisimdir. Nötr cisimler yüksüz değildir. Sadece zıt yükleri birbirine eşittir.

NOT: (+) yükler asla hareket etmez, hareket eden (–) yüklerdir.

karşılaştığım hatalardan biri (+) yüklü bir cismi nötr cisme dokundurduğunuzda öğrenci (+) yüklerin bir kısmının nötr cisme aktarıldığını söylemişti Yanlış. Doğrusu şu: (+) yüklü cismi nötr cisme dokundurduğunuzda nötr cisimdeki (-) yükün bir kısmının (+) yüklü cisme aktarılır her ikisi de  (+) yüklü olur.

Bugün aklıma gelenler bunlardı. Öğrenciler tarafından yanlış algılanan kavramlar ve tanımlar inşallah ara ara yazacağım.

dr. who

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • Fen ve Tekn. Öğrt.
  • İleti: 151
  • Teşekkür 254
    • Çevrimdışı
  • # 28 Eyl 2014 07:04:23
basınç kuvveti ile basınç farkı:

 Ağırlığının etkisi ile dokunduğu bütün yüzeylere uygulanan toplam kuvvete basınç kuvveti denir.

Birim alana dik etki eden kuvvete basınç denir.

Yeryüzünde bulunan bütün maddeler ağırlıklarından dolayı bulundukları zemin üzerine kuvvet uygular. Uygulanan bu kuvvetler cisimler üzerinde bir basınç oluşturur. Buna göre basınç, kuvvetin bir etkisidir.

Basınç=Kuvvet/yüzey alanı

Basınç birim alan için geçerlidir basınç kuvveti tüm yüzey için geçerli kavramladır.

Antibiyotik nedir?
Antibiyotik, herhangi bir mikroorganizma tarafından, başka bir mikroorganizmayı öldürmek veya çoğalmasını durdurmak için üretilen her türlü madde. Antibiyotik üretimi, onu üreten mikroorganizma için selektif bir avantaj sağlar. Örnek olarak, Penicillium tarafından üretilen antibiyotikler, doğada rekabet halinde olduğu diğer mikroorganizmaların büyümesini önleyerek Penicillium'a rekabette önemli bir avantaj sağlar

dikkat edilmesi gereken: Antibiyotikler bakterilere karşı etkilidirler, virüslere etki etmezler.Sebebi ise virüsler canlı hücrelerin içlerine genetik materyallerini aktararak çoğalırlar. Üst solunum yolu enfeksiyonların çoğunu soğuk algınlığı, nezle, grip gibi hastalıklar oluşturur. Tüm bu hastalıklarda etkenler virüsler olduğu için antibiyotik tedavisi gereksizdir.
Grip‎, Kızamık, Çocuk felci‎, HIV/AIDS, Sarıhumma‎, Hepatit C, Kabakulak, Kızamık,Şap, Zoonoz, Çiçek hastalığı bazı viral hastalıklardır antibiyotik bu hastalıkların tedavisinde kullanılmaz.


Dengelenmiş Kuvvetler:
Bir cisim üzerine, değişik yönlerden çeşitli kuvvetler etki edebilir. Birden fazla kuvvetin gösterebildiği etkiyi tek başına gösterebilen kuvvete, net kuvvet ya da bileşke kuvvet denir. Bir cisme etki eden net kuvvet sıfır ise cisim ‘dengelenmiş kuvvetler’in etkisindedir.

Bir cisme etki eden toplam kuvvetler sıfır ise iki durumdan herhangi biri olabilir; ya cisim duruyordur yada sabit süratle hareket ediyordur.

dr. who

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • Fen ve Tekn. Öğrt.
  • İleti: 151
  • Teşekkür 254
    • Çevrimdışı
  • # 29 Eyl 2014 18:45:12
Kemikler, çok sert bir yapıya sahip olmalarına karşın, oldukça esnek bir yapıdadırlar. Kemiğin sert olmasını sağlayan, yapısında bulunan fosfor, mineraller ve kalsiyumdur.
Kemik çeşitleri:
İskelet sistemi uzun kemik, kısa kemik ve yassı kemik olmak üzere üç çeşit kemikten oluşur.

Uzun Kemikler: Uzun kemiklerin uzunluğu kalınlığından daha fazladır ve silindir şeklini anımsatır. Uzun kemikler kol ve bacaklarda bulunur. Uyluk kemiği insan vücudunda var olan en uzun kemiktir. Uzun kemiğin yapısında; •Kemik zarı
•Eklem kıkırdağı
•Süngerimsi doku
•Sert kemik dokusu
•Kırmızı kemik iliği
•Sarı kemik iliği
•Kemik zarı
•Kan damarları
•Sinirler bulunur.

Kısa Kemikler: Kısa kemiklerin boyu ve kalınlığı neredeyse birbirine eşit yapıdadır. Kısa kemikler dışarıdan bir kemik zarı ile kaplıdır. Kısa kemikleri çevreleyen kemik zarının hemen altında sert kemik, orta kısmında ise süngerimsi kemik vardır. Süngerimsi kemik yapısında kırmızımsı kemik iliği bulunur. Kısa kemiklerde kemik kanalı yoktur. El ve ayak parmaklarındaki kemikler kısa kemiklerdir.

Yassı Kemikler: Yassı kemiklerin, boyu ve genişliği kalınlığından daha fazladır. Göğüs, kafatası, kaburga ve kürek yassı kemikler için örnek olarak sıralanabilir. Yassı kemiklerin, kemik zarının hemen alt kısmında sıkı bir kemik dokusu bulunur ve bu dokunun orta kısmında süngerimsi yapıda kemik doku vardır. Bu doku kırmızı kemik iliği ile kaplıdır. Bu kemik yapısında sarı kemik iliği bulunmaz.

öğrencilerden dikkat ettiğimde uzun kemiğin tanımını yaparken sanki uzun olan kemiklere uzun kemik denir diye yanlış algılama var: bu yanlış doğrusu şu kemiğin kendi uzunluğu ile kendi kalınlığı arasında karşılaştırılır. kısaca büyüklüğü ile alakalı değildir. Uzun kemiklerin uzunluğu kalınlığından daha fazladır

kemik demişken vücudun en sert maddesi diş minesidir. :) dişin dış katmanı mine tabakası vücudun en sert maddesidir

Aşı ve serumlar
Aşı, hastalıklara karşı bağışıklık sağlama amacı ile insan veya hayvan vücuduna verilen, zayıflatılmış hastalık virüsü, hastalık etkeninin parçaları veya salgıları ile oluşturulan çözeltidir.
Kan bekletilip, pıhtılaştırıldığı zaman, ortaya çıkan berrak sıvı. Kan vücut dışına alınıp bir cam kaba konulduktan bir süre sonra pıhtılaşır. Bu durum, kanın içinde erimiş halde bulunan ve fibrinojen denilen plazma proteininin erimeyen fibrin haline dönüşmesindendir. Kan içindeki hücreler bu fibrin içinde kalır. Büzülen fibrin sebebiyle ortaya berrak bir sıvı çıkar ki, buna serum denir.
Bazen hayvanların (öz. atlar) kan serumundan yararlanılarak, bulaşıcı hastalıklardan korunmak için koruyucu aşılar elde edilir. Hayvana belirli bir hastalığın mikrobu verildiğinde bu hayvanın kanında antikor denilen özel maddeler oluşur ve bu sayede hayvan bu hastalığa karşı bağışıklık kazanır. Bu bağışık serum insana enjekte edildiğinde o hastalığa karşı insan da bağışıklık kazanmış olur.




aşı ile serum arasındaki farklar

1.aşı sağlıklı insana yapılır. serum ileri derecede hasta olan kişiye verilir.

2.aşı aktif (süreklidir) ,serum pasif bağışıklık (geçici) kazandırır.

3.aşı hastalıklardan korunmak için yapılır, serum tedavi amacı ile kullanılır.

4.aşı ile vücuda zayıflatılmış mikrop ve bunların toksini verilir. serum ile hastalığın antikorları verilir.


serum nasıl yapılır:
Önce hastalık mikroplarının kuvveti azaltılarak beygir, inek gibi hayvanlara aşılanır. Hayvanlar bu mikropların etkisiyle hasta olurlar. Vücutlarında bu mikroplara karşı koruyucu maddeler antikorlar meydana gelir. Bu koruyucu maddeler yeterli dereceyi bulunca, hayvanın kanı alınır, serumu ayrılır. İşte bazı hastalıklarda kullanılan serumlar, içinde koruyucu cisimleri çoğalmış bu serumlardır. Serum bir çeşit ilaçtır. İğne, enjeksiyon ile vücuda verilen serum sayesinde birçok hastalık iyi edilir.

Bu arada tüm serumlar at kanından da değildir :) örneğin: Fizyolojik Serum fizyolojik serum aslında  %0,9  izotonik sodyum klorür (NaCI) çözeltisinden oluşmaktadır. Bu çözelti özellikle küçük bebeklerin burun tıkanıklıklarında ve grip, nezle gibi üst solunum yolu rahatsızlığı geçiren kişiler tarafından kullanılmaktadır. Ayrıca mukoza kurumaları, diyabet tedavisi ve göz kuruluğunda da kullanabilen bir çözeltidir.

dr. who

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • Fen ve Tekn. Öğrt.
  • İleti: 151
  • Teşekkür 254
    • Çevrimdışı
  • # 01 Eki 2014 10:51:40
Bazen hataları öğrencilerde değil de kitaplarda bulabiliyoruz. Kitabı karalamak için yazmadım yanlış anlamayın çözümü ile birlikte resmi atıyorum. Ara sıra bir kaç basım hatası bulabiliyoruz :) Bulmacada basım hatası var sadece. Fenbil yayıncılık Bulmacada yazarken bir harf daha önceki yazılmış cevapla uyuşmuyor.

Sentriyoller: Hayvan hücresinde çiftler hâlinde bulunurken bitki hücresinde
yoktur. Hücrenin bölünmesinde görevlidir.

dr. who

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • Fen ve Tekn. Öğrt.
  • İleti: 151
  • Teşekkür 254
    • Çevrimdışı
  • # 02 Eki 2014 19:19:26
KALITSAL HASTALIKLAR
Bazı hastalıklar bizi biz yapan DNA dizilişinin hatalı oluşundan kaynaklanmaktadır.
Kalıtsal özellikler aktarılırken genlerin herhangi bir mutasyona uğraması ve bu bozuklukların nesilden nesille aktarılmasıyla kalıtsal hastalıklar oluşmuştur.

İşte genetik hastalıklar ile akrostiş yapalım :)

(Aklıma gelmişken yazayım  insanda 46 kromozom bulunur bunlardan 44+2=46 Bu kromozomun 2 tanesi cinsiyeti belirler Erkekte 44 + XY dişide ise 44 + XX olarak bulunur. Mayoz bölünme sonucu Erkekte 22+X ve 22+Y şeklinde ayrılır Dişide ise 22+X ve 22+X şeklinde ayrılır. Döllenme sonucu eğer erkekten gelecek olan kromozom X ise doğacak dişi eğer Y ise doğacak çocuk erkek olur bu konuda yani çocuğun cinsiyeti konusunda Belirleyici faktör sadece babadan gelecek olan Y kromozomudur.)


Y kromozomu ile taşınan kalıtsal hastalıklar, sadece erkeklerde ortaya çıkar.  çünkü insanda Y kromozomu sadece erkek bireylerde bulunur. Bu hastalık babadan oğula aktarılır.
 
BıYıK kelimesinin sessiz harflerini ele alalım.
Balık pulluluk
ı
Yapışık parmaklılık
ı
Kulak kıllılığı



X kromozomu ile taşınan hastalıklar
RaHaT kelimesinin sessiz harfleri ele alalım

Renk körlüğü
a
Hemofili
a
Turner sendromu (X kromozomun biri eksik yada yapısı bozuk)


(cinsiyet kromozomun diğer ismi gonozom yani eşey kromozomu diğerleri ise otozomdur.)

otozom ile taşınan hastalıklar
ODA

Orak hücre anemi
Down sendromo (1 kromozom bu bireylerde fazla)
Albino



küçük bilgi
1-Renk körlüğü:  X kromozomunda çekinik genle taşınan bir genetik hastalıktır. Renk körü bireyler kırmızı ve yeşil rengi birbirinden ayıramamaktadırlar.
2-Orak hücreli anemi de çekinik genle taşınan genetik bir hastalıktır. Bu hastalığa sahip bireylerin alyuvarları mutasyona uğrayarak orak şeklini alır
3- Hemofili X kromozomu üstünde çekinik bir genle taşınan genetik bir hastalıktır. Bu hastalığa sahip bireylerin kanını pıhtılaştıracak protein üretilmez. Kan pıhtılaşmadığında ise en küçük bir yaralanmada kan kaybından hayati tehlike söz konusu olmaktadır.
5-Albino hastalığı olarak da adlandırılır. Renkli olmayı sağlayan melanin pigmentinin eksikliğinden kaynaklanır. Hayvanlarda da görülür. Deri tabakası ince ve renksizdir. Gözleri ışığa duyarlıdır ve genellikle astigmattır.
6- Turner sendromu Kız bebeklerin hücrelerindeki X kromozomlarından birinin eksikliği veya yapısal bozukluğu sonucu ortaya çıkan Turner sendromu doğumsal bir rahatsızlıktır. Bu rahatsızlıkta çeşitli organ sistemlerinde (iskelet sistemi, yumurtalıklar, kalp, böbrek vs) yapısal sorunlar olabilmektedir.

dr. who

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • Fen ve Tekn. Öğrt.
  • İleti: 151
  • Teşekkür 254
    • Çevrimdışı
  • # 19 Eki 2014 08:46:49
refleks ve içgüdü arasındaki fark
refleks
Refleks, dıştan gelen bir uyarı sonucunda doğan ve devinim, salgı gibi iç tepkilere yol açan istem dışı sinir etkinliğidir. Vücudumuzun dışarıdan gelen ışık ses gibi bir uyarıda ani ve hızlı bir hareketle tepki göstermesine refleks denir. yada Düşünülmeden, kendiliğinden herhangi bir uyarıcıya karşı verilen tepkiye refleks denir. Refleks merkezi omuriliktir.
örnek:
Refleks İkiye Ayrılır
Doğuştan (Kalıtsal) Refleks
• Doğuştan gelir, sonradan kazanılmaz.
• Öksürme, hapşırma, iğne batan elin çekilmesi, göz
kapağının kırpılması, çocuktaki emme davranışı.
Sonradan (Şartlı) Refleks
• Sonradan öğrenmeyle oluşur.
• Araba sürme, örgü örme, limon görüldüğünde ağzın sulanması.


içgüdüsel davranışlar:
Organizmanın türüne özgü, bir amaca yönelik, davranışlardır.


farkı: İçgüdüler bir veya birden fazla uyarana karşı ortaya çıkan otomatik davranışlar dizisidir. Refleks davranışlar bilinçsiz olarak gerçekleştirilirken, içgüdüler bilinçli olarak gerçekleştirilir. İçgüdüsel davranışlarda organizma belli bir uyartıya karşı daima aynı şekilde tepki gösterir. Bir türün tüm bireylerinde farklılık göstermez (türe ait davranışlardır).

örnek:örümceklerin ağ yapması, göçmen kuşların V şeklinde uçması, ipek böceğin koza örmesi vb



Asitler ve Bazlar

Asit ve bazın  tanımını vermeden önce açıklayayım suyun formülü H2O olarak bilinir. Saf su iyonlaşma denklemi:
H2O --->  OH-      +     H+     şeklindedir (klavyeden yazığım için - ve artılar yanında gibi oldu aslında üslerine yazılır) Dikkat edilirse OH- (hidroksil iyonu)    H+ (hidrojen iyonu) eşit miktarda kalacağı için suyun pH=7 dir yani nötr. (kavramlara detaylı girmeyeceğim 7 rakamı iyon miktarının logaritmasıyla alakalı yani matematiksel sonuç.

Asit Nedir?
Suda oluşturduğu çözeltide H+ (Hidrojen) iyonu veren maddelere asit denmektedir.  (aslında H+ (hidrojen iyonu) derişimi yani miktarı artıyor)
Yine matematiksel olarak ne kadar H+ iyonu artarsa pH o kadar küçük olur bu yüzden Asitlerin pH<7 yani 7 den küçüktür. 7den ne kadar küçükse o kadar kuvvetli asit
özellikleri:
Asitlerin özellikleri
-Tatları ekşidir.
-Cildi tahriş ederler. Mermere zarar verirler.
-Sulu çözeltileri elektriği iletir.
-Turnusol kağıdını kırmızıya çevirirler.
-Bazlarla ve metallerle tepkime veren maddelerdir.
gülük hayatta kullandığımız kuvvetli asitler:
KUVVETLİ ASİTLER
H2SO4 Sülfirik Asit --> Zaçyağı
HCl Hidroklorik asit--> Tuz ruhu
HNO3 Nitrik asit --> Kezzap
CH3COOH --> Asetik asit

Baz nedir?
Sudaki çözeltilerine OH- iyonu veren maddelerdir. (Aslında OH- (hidroksil) miktarını arttıran her şey baz özelliktedir) matematiksel olarak Bazların pH 7den büyüktür ne kadar büyükse o kadar kuvvetli olurlar
-Tatları acıdır. (biberdeki acılık değil sabundaki acılık gibi)
-Ele kayganlık hissi verirler.
-Cildi tahriş ederler.
-Sulu çözeltileri elektriği iletir.
-Turnusol kağıdını maviye çevirirler.

günlük hayatta karşımıza çıkan kuvvetli bazlar
KUVVETLİ BAZLAR
 NaOH Sodyum Hidroksit--> Sud kostik (sabun yapımında kullanılıyor)
 Ca(OH)2   Kalsiyum Hidroksit--> Kireç
 KOH Potasyum Hidroksit--> Potas Kostik
 NH3--> Amonyak


Asit ve bazlar aslında birbirinin karşıtı diyebiliriz bir araya geldiklerinde tepkime verirler tuz ve su oluştururlar
zaten asitlerde H+ (hidrojen iyonu) Bazlarda ise OH- iyonu bir arada bulunduğunda H+      +      OH-     --->   H2O  tepkimesi yaşanır


Bazen öğrencilerden asit ve  bazı niçin çıkardılar niye işliyoruz gibi sorular gelmektedir.
Bunun birçok cevabı var.
Öncelikle asit baz tanımı bize birkaç şey kazandırır örneğin asidik özellikte bir madde bazik özellikte bir madde ile tepkime vereceği açıktır. Yani elimizde iki madde oldun karıştırdığımızda ne olur sorusuna cevap verebiliriz. (Asidik özellikli temizlik malzemesi bazik özellikli temizlik malzemesiyle karıştırılmamalıdır)
Yada temizlik ürünü aldığımızda bu ürünün kullandığımız yere aşındırıcı özelliği var mı zarar verir mi gibi sorulara cevap verebilir.
(Dikkat ettim de bazı temizlik ürünleri aynı maddeden üretilmesine farklı renkte şişelere konularak farklı fiyatta satılıyor. Örneğin çamaşır suyu dediğimiz aslında Hidrokloritdir. Tuzruhu ise %18lik HCl çözeltisi kireç çözücüde öğle)
Mutfakta mermer tezgah kullanıyorsak unutmadan asidik özellikli bir ürün zamanla aşınıp yıpranmasına ve ömrünün azalmasına neden olur.

İşte günlük hayatta örnekler:
Hidroklorik asit HCl Mide özsuyu
Sitrik asit C6 H8 O7 Limon suyu
Fosforik asit H3 PO4 Kola gibi içkiler
Asetik asit CH3 COOH Sirke
Karbonik asit H2 CO3 Gazoz
Tartarik asit C4 H6 O6 üzümdeki asit

◦Formik Asit : Karıncada bulunan asittir.
◦Asetik asit : Sirkelerde bulunan asittir.
◦Malik Asit : Elmada bulunur.
◦Laktik Asit : Yoğurtta bulunan asittir.
◦Sitrik Asit : Limonda bulunur.
◦Tartarik Asit: Üzümde bulunur.
◦Bütirik Asit : Tereyağında bulunur.
◦Karbonik Asit: Gazozda bulunur.
◦Oleik Asit : Zeytinyağında bulunur.
◦Nitrik Asit : Kezzapta bulunur.
◦Asetilsalisilik asit : Aspirinde bulunur.
◦Akrilik asit : Bazı boyalarda bulunur.

Bazlar
Amonyak NH3 Gübre yapımı
Sodyum hidroksit NaOH Sabun yapımı
Sodyum bikorbonat NaHCO3 Cam yapımı, gübre yapımında
•Sodyum hidroksit (NaOH): Sabun, lavabo açıcı.
•Potasyum hidroksit (KOH): Arap sabunu, sıvı sabun, şampuan.
•Kalsiyum hidroksit (Ca(OH)2): Sıva ve harç.
•Alüminyum hidroksit (AL(OH)3): Deodorantlar.
•Magnezyum hidroksit (Mg(OH)2): antiasit.
•Amonyak (NH3): Ev temizlik malzemesi, gübre, (amonyum ise patlayıcı madde yapımında).(Zayıf bazdır)

ugurlucky

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 12.629
  • Teşekkür 32411
    • Çevrimdışı
  • # 19 Eki 2014 23:00:36
Hocam ben okurken yoruldum :)

dr. who

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • Fen ve Tekn. Öğrt.
  • İleti: 151
  • Teşekkür 254
    • Çevrimdışı
  • # 20 Eki 2014 06:57:56
Peki Hocam budan sonra daha kısa kısa ve öz yazacağım.

Mevsimlerim oluşumu hakkında:

Mevsimler Güneş’in gün dönümü ve gece gündüz eşitliği noktaları arasından geçişleri arasındaki sürelerdir. Mevsimlerin oluşmasının temel sebebi eksen eğikliği ve Dünya’nın Güneş çevresindeki hareketi (Yıllık Hareket)’dir.

Dikkat edilirse mevsimler sadece dünyanın güneş etrafında dönüşüne bağlamamak gerekir.
Eğer eksen eğikliği olmasaydı, Dünya güneş etrafında dolanırken, güneş ışınlarının yere düşme açısı değişmeyecek, sıcaklık değişimleri gerçekleşmeyecek, böylece mevsimler de oluşmayacaktı.

Hatırlıyorum da öğrenciyken  dünya elips yörüngesi var bu yüzden güneşe yakın olduğunda yaz uzak olduğunda kış olur yanlış bilgisi ile karşılaşırdım.


Doğrusu:
Gece ile gündüzü ayıran sınıra “Aydınlanma Çemberi” adı verilir. Dünya’nın Güneş çevresindeki hareketi sırasında, güneş ışınlan farklı enlemlere dik gelirken, aydınlanma dairesi, kutup daireleri ve kutup noktaları arasında yer değiştirir. Aydınlanma dairesi ve güneş ışınlarının geliş açısına bağlı olarak aynı anda farklı yarımkürelerde farklı mevsimler yaşanır. Kuzey Yarımküre yazı yaşarken, Güney Yarımküre kışı yaşamaktadır. Aynı şekilde birinde sonbaharı yaşanırken diğeri de ilkbahar yaşanır.


Kuzey Yarımküre (ülkemizin bulunduğu için gözlemlediğimizle aynı)
İlkbahar 21 Mart-21 Haziran
Yaz 21 Haziran- 23 Eylül
Sonbahar 23 Eylül- 21 Aralık
Kış 21 Aralık- 21 Mart

Güney Yarımküre
Sonbahar21 Mart-21 Haziran
Kış 21 Haziran- 23 Eylül
İlkbahar 23 Eylül- 21 Aralık
Yaz 21 Aralık- 21 Mart

mehtap4173

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 498
  • Teşekkür 5745
    • Çevrimdışı
  • # 24 Eki 2014 22:19:38
Arkadaşlar, bu fenle başım belada...Aşağıdaki sorunun cevabını biliyor musunuz?
7. sınıf fen konusu:
Hormonlarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A)Kanla taşınırlar
B)Proteinden yaplmışlardır
C)Etkisi uzun sürelidir
D)Besinlerle dışarıdan alınabilirler


Bir öğrenci poşet ve ucuna geçirilmiş bir çorabın içerisine bisküvi ve su koyar. Çorabın etrafını havlu ile sarar.
Burada kağıt havlunun ıslanması hangi olayı temsil etmektedir?
A)Fiziksel sindirim
B)Besinlerin atılması
C)Kimyasal sindirim
D)Besinlerin emilmesi

Bilgisi olan cevabı paylaşırsa çok sevinirim arkadaşlar...Hepinize kolay gelsin.

dr. who

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • Fen ve Tekn. Öğrt.
  • İleti: 151
  • Teşekkür 254
    • Çevrimdışı
  • # 26 Eki 2014 19:43:51
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Arkadaşlar, bu fenle başım belada...Aşağıdaki sorunun cevabını biliyor musunuz?
7. sınıf fen konusu:
Hormonlarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A)Kanla taşınırlar
B)Proteinden yapılmışlardır
C)Etkisi uzun sürelidir
D)Besinlerle dışarıdan alınabilirler


Bir öğrenci poşet ve ucuna geçirilmiş bir çorabın içerisine bisküvi ve su koyar. Çorabın etrafını havlu ile sarar.
Burada kağıt havlunun ıslanması hangi olayı temsil etmektedir?
A)Fiziksel sindirim
B)Besinlerin atılması
C)Kimyasal sindirim
D)Besinlerin emilmesi

Bilgisi olan cevabı paylaşırsa çok sevinirim arkadaşlar...Hepinize kolay gelsin.



Hormonlar:
Organların çalışmalarını yavaş, zayıf ve uzun süreli olarak etkileyen sistemdir. Organların çalışmasını ürettiği hormonlar yardımıyla düzenler. Üzerinde özel mesaj taşıyan protein ve yağ yapılı maddelere hormon denir. Hormonlar özel salgı bezlerinde üretilirler. İhtiyaç anında belli miktarda salgılanıp kanla tüm vücuda yayılırlar. Hormonlar belirli orgaların çalışmasını bir süre etkiler. Hormonların az ya da aşırı miktarda salgılanması hastalık oluşmasına etkide bulunur. Her bir hormonun yapı ve etkisi birbirinden farklıdır. İnsanda hormon üreten organlar ve görevleri birbirinden farklıdır
ilk sorunun kaynağı:
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Hormon Nedir
Özel bezler tarafından kana salgılanan ve kan yolu ile ulaştıkları organ ve dokularda fonksiyon düzenleyici olarak çok düşük miktarları ile görev yapan organik bileşiklere "uyarma" anlamına gelen "hormon" denilir. Hormonlar, çok az miktarları ile etki etmeleri ve biyolojik katalizör gibi davranmaları nedeniyle enzimlere çok benzemekle beraber bazı yönlerden farklıdırlar.
Denetleyici ve düzenleyici sistem, sinir sistemi ve endokrin (iç salgı = hormonal) sistemden oluşur.
Canlı vücudunda sinir ve endokrin sistemleri birlikte ve birbirlerine bağlı olarak çalışırlar. Sinir sistemi çok hızlı çalışıp organları anında etkilerken endokrin sistemi yavaş çalışır ve organları uzun sürede etkiler ve denetler. (Bunun nedeni, hormonların kanla taşınmasıdır)

Kimyasal yapıları basit olan hormonlar, karışık protein yapılı hormonlar ve steroit  hormonlardır. Kimyasal yapıları basit olan hormonlar aminoasit tipindedirler. Yani hepsi protein değildir.

Not şahsen ben sorsaydım şıkları bu şekilde vermezdim.


İkinci soru bariz:
çorabı ince bağırsak olarak sembolize edersek kağıt havlunun ıslanması emilimi gösterdiğini varsaymış oluruz.

aslı_80

  • Bilge Üye
  • *****
  • Öğrenci Velisi
  • İleti: 2.073
  • Teşekkür 12039
    • Çevrimdışı
  • # 27 Eki 2014 11:33:01
dr. who öğretmenim, öncelikle bu başlıktaki paylaştığınız bilgiler için çok teşekkür ederim. Başlığın akışını bozduğum için özür dileyerek yazıyorum. Kızım 7. sınıf öğrencisi. Bu sene fen sorularında eskisi kadar başarılı olamıyor. Farklı kaynaklardan çalışmasına rağmen, karşılaştığı sorularda çoğunlukla derslerde ve kaynak kitaplarda görmediği konularla karşılaştığını söylüyor. Konuları geniş kapsamda anlatan bir yardımcı bir kitap önerebilir misiniz? Ya da fen bilgisi dersi için nasıl bir yol izlemesini önerirsiniz?
      

dr. who

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • Fen ve Tekn. Öğrt.
  • İleti: 151
  • Teşekkür 254
    • Çevrimdışı
  • # 27 Eki 2014 19:22:13
Kaynak kitap ve soru bankası için
konu anlatımı: güvender, zambak ve zirve dergisi yayınları gayet kaliteli. Herhangi birine çalıştığında çalıştığı konu ile ilgili yaprak test çözebilir.

Öncelikle çalışma ortamını düzenlemekle başlanması gerekiyor. Düzenli bir çalışma ortamı öğrenmeyi kolaylaştırır ve ayrılan zamanın en verimli şekilde kullanılmasına olanak tanır.
 Çalışma ortamı (kendi odası ya da evde düzenleyecek bir çalışma köşesi) dikkatini dağıtacak nesnelerden arındırılması gerekiyor. En azından çalışma masasının etrafındakileri. Dikkatinin gözle kulak arasında bölünmesine engel olmak için TV, teyp, tablo, poster gibi eşyaları kaldırılır. Çalışılan yerin havasının temiz, ısısının normal ve aydınlatmasının iyi olmasına özen gösterilmesi gerekiyor.  “Ben yatarak daha iyi çalışıyorum” diyen öğrenci kendini kandırır çünkü yatmak uykuyu getireceğinden öğrenme üzerinde etkisini azaltır.

 Çok çalışmak, saatlerce çalışmak demek değildir. Planlı çalışmak, her şeye zaman ayırmak daha başarılı kılar. Bu yüzden mümkünse o günkü okul derslerine paralel olacak şekilde programlı çalışmalıdır. Aynı zamanda unutmadan beynimizin iki yarım küresi farklı yönleri var olduğundan (örneğin :matematik işlemleri için de sol beyine ihtiyaç duyulur. Ünlü mimar ve mühendislerin sağ beyinlerinin çok gelişmiş olduklarını söylüyebiliriz. Müzikle uğraşan, müzik icra eden ya da estruman çalan müzisyenlerde de sağ beyin daha iyi gelişmiştir) bu yüzden ders çalışma düzeninde bir sayısal ağırlıklı ders çalışacaksa ardından sözel, sözelin ardından sayısal ağırlıklı ders seçmelidir. (Sayısal dersler matematik, Fen sözel dersler için de Türkçe, İngilizce ele alabiliriz)


(Plan önemlidir fakat unutmadan söyleyenim bir öğrenme içinde ne kadar duyu organına hitap ediyorsa baskındır. Örneğin televizyon hem göze hemde kulağa hitap ettiği için baskındır, bilgisayar oyunu için de geçerlidir. Bu yüzden ders tekrarı ardından kısıtlama getirilmemişse bu tip çağımız araçların olumsuz etkisi olabilir. Ancak kısıtlama ile güvenilir olurlar)

mehtap4173

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 498
  • Teşekkür 5745
    • Çevrimdışı
  • # 28 Eki 2014 00:01:05
Hocam cok  tesekkurler.Hormonlar igne ile falan yapilmiyor mu??Sizin gonderdiginiz tanimda da protein ve yag yapili maddelere denir diyor.Kortizon igneleri var.Besinlere hormon katmaya basladilar diyoruz ya...Beslenmeyle hormon alabiliyor muyuz?

 

Egitimhane.Com ©2006-2023