Konu: Fen Kavramları Günlüğü  (Okunma sayısı 32456 defa)

dr. who

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • Fen ve Tekn. Öğrt.
  • İleti: 151
  • Teşekkür 254
    • Çevrimdışı
  • # 29 Eki 2014 06:18:23
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Hocam cok  tesekkurler.Hormonlar igne ile falan yapilmiyor mu??Sizin gonderdiginiz tanimda da protein ve yag yapili maddelere denir diyor.Kortizon igneleri var.Besinlere hormon katmaya basladilar diyoruz ya...Beslenmeyle hormon alabiliyor muyuz?

Öncelikle evet besinlerle birlikte hormon alına bilinir. Bu yüzden dikkat etmek gerekiyor aslında.

Hormonlar iğne ile alınır. Örneğin şeker hastalarının yapmış olduğu iğne aslında insülin hormonu (normal şartlarda pankreas bezi tarafından salgılanır ve kan şekerini kas ve karaciğere depo edilmek sureti ile kan şekeri miktarını azaltmakla görevli hormondur)

Protein yapılı hormon mide asidi içerisinde parçalanacağı için etkisi de yok olur. İnsülün hormonunu besinle almanın faydası pek fazla olmayacaktır Fakat Steroid hormonlar besinle alınır. örneğin doğum kontrol ilaçları yani besinlerde eğer Steroid hormonlar ise  besinlerle birlikte alınır.

Kortizon vücudumuzda böbrek üstü bezinden salgılanan, kan şekeri sentezini ve proteinlerin yapı taşlarına parçalanmasını artıran bir hormondur. Besinlerle de alına biliniyor.


Hormonal sistem şeklinde olmazsa da bitkilerde de bulunmaktadır.
örneğin:
Absisik asit:uyku halinin devamlılığını sağlayarak tohumların çimlenmesini engeller.
Oksin:Oksinler, bitkinin boyca uzamasında görevli
Etilen:Meyvelerin olgunlaşmasını, yaprakların sararıp dökülmesini sağlar

gibi birkaç hormon vardır. bitki bünyesinde üretildikleri gibi, sentetik olarak da elde edilebilirler.



Normalde Hormon:
 "endokrin sistem" içerinin de söz etmek gerekiyor.
Hormonlar vücuttaki hücre toplulukları veya salgı bezleri tarafından salgılanan kimyasal maddelerdir. doğal olarak vücut kendisi ihtiyacı olanı sentezler ve kullanır.

Sorun ise sentetik olarak üretilen ve ihtiyacı olmayan hormonları almaktan gelmektedir. Maalesef günümüzde bu tip konular hakkında daha fazla dikkat etmek gerekiyor.

dr. who

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • Fen ve Tekn. Öğrt.
  • İleti: 151
  • Teşekkür 254
    • Çevrimdışı
  • # 08 Kas 2014 19:28:27
Kan Grupları
Ülkemizde ve dünyada yaygın olarak kullanılmakta olan kan grubu sistemleri, A B O ve Rh sistemleridir. A B O grup sistemine göre kan grupları, A, B, AB ve O grubu diye dörde ayrılırken, Rh sistemine göre ise, Rh+ Pozitif ve Rh- Negatif diye ikiye ayrılır.
o halde
A Rh-
A Rh+
B Rh-
B Rh+
AB Rh-
AB Rh+
0 Rh-
0 Rh+
şeklinde kan gruplarını sınıflandırabiliriz

Kan grubu
AB Rh+: Tüm kan gruplarından kan alırlar.
AB Rh+ kan grubu hiçbir kan grubuna kan verememektedir.

AB Rh-: 0 Rh-, A Rh-, B Rh-, AB Rh- kan gruplarından kan alırlar.

A Rh+: 0 Rh-, 0 Rh+, A Rh-, A Rh+ kan gruplarından kan alırlar.
A Rh-: 0 Rh-, A Rh- kan gruplarından kan alırlar.

B Rh+: 0 Rh-, 0 Rh+, B Rh-, B Rh+ kan gruplarından kan alırlar.
B Rh-: 0 Rh-, B Rh- kan gruplarından kan alırlar.
 
0 Rh+: 0 Rh-, 0 Rh+ kan gruplarından kan alırlar.
0 Rh-: 0 Rh- kan grubundan kan alırlar. Yani 0 Rh- kan grubuna sahip olanlar bir tek 0 Rh- kan grubundan kan alırlar. Fakat tüm kan gruplarına kan verebilirler.


Yukarıdaki tabloda genellikle kullanılmaz hatta kesinlikle kullanılmıyor. Örneğin A Rh+ kan grubu 0 Rh-, 0 Rh+, A Rh-, A Rh+ kan gruplarından kan alırlar dense de A Rh+ kan grubu sahip kişiye sadece A Rh+ kan aranır.
Eğer A Rh+ kan gurubu olan bireye AB kan grubu kan verildiğinde sonuçları en az organ yetmezliği damar içinde kanın pıhtılaşması gibi sorunla karşılaşılır

Uzun lafın kısası şu En bilindik yanlış söz AB kan grubu genel alıcı 0 kan grubu ise genel verici sözüdür. Bir kişiye kan verilecekse sadece kendi grubu kan aranır. Yoksa diğer kan gruplarından AB kan grubu olan bireye ancak çok acil durumlarda diğer kan gruplarından verilebilir.



--------------------------

Adaptasyon ve modifikasyon farklı kavramları açıklayayım

modifikasyon:çevre şartların etkisiyle canlılarda görülen kalıtsal olmayan değişikliklerdir.

örnekler:
1- Spor yapan insanların, demircinin kaslarının gelişmesi. (Modifikasyon kalıtsal olsaydı bunların çocukları da güçlü kaslara sahip olurdu).
 2- Trafik kazalarında insanların sakatlanması. (Modifikasyon kalıtsal olsaydı bunların çocukları da sakat doğardı).
 3- Aynı özellikteki yeni doğmuş iki kedi yavrusundan iyi besleneni iyi gelişir, beslenmeyen kedi cılız kalır, gelişemez.
 4- Aynı özellikteki (genotipteki) iki bitkiden ışıklı ortamda bulunan iyi gelişir, karanlık ortamda bulunan az gelişir veya ölür.
 5- Güneş etkisiyle tenin bronzlaşması (kışın bronzlaşmanın ortadan kalkması). (Modifikasyon kalıtsal olsaydı çocukları da bronz tenli olurdu).
 6- Bitkilerin ışıklı ortamda klorofil oluşturması, karanlık ortamda oluşturamaması.
 7- Bir kovandaki arı larvalarından (dişi arılardan) hepsi aynı özelliktedir. Bu arı larvalarından arı sütü ve bal ile beslenenler kraliçe arı, polenle beslenenler işçi arı olur.
 8- Aynı genotipe sahip tek yumurta ikizleri farklı ortamlarda büyütülürse kültür, iklim, beslenme şartları nedeniyle bu ikizlerin vücut özellikleri, zekâ ve kültür düzeyleri ile davranış ve kişilikleri farklı olur.
 9- Çuha bitkisi 25–35 0C lik sıcaklıkta beyaz çiçek, 15–25 0C lik sıcaklıkta kırmızı çiçek açar, çiçekleri kırmızı olur. (Beyaz ve kırmızı çiçeklerden elde edilen tohumların yarısı sıcak, yarısı soğuk serada yetiştirilirse, sıcak serada yetiştirilenler beyaz, soğuk serada yetiştirilenler kırmızı çiçek açar).
 10- Sirke sineğinin kanadı 16 0C lik sıcaklıkta düz, 25 0C lik sıcaklıkta kıvrık olur. (Kıvrık kanatlı sinek 16 0C de tutulursa kanadı düzleşir).
 11- Çekirgeler 16 0C lik sıcaklıkta benekli, 25 0C lik sıcaklıkta beneksiz olur.
 12- Nemli bölgelerde (yağmur ormanlarında) yetişen eğrelti otunun 2m uzunluğunda, kurak bölgelerde yaşayan eğrelti otunun 25–40 cm uzunluğunda olması.
 13- Karahindiba bitkisinin dağda yetişeninin kısa boylu ovada yetişeninin uzun boylu olması.
 14- Ortanca ve kartopu bitkisinin asitli toprakta yetişeninin kırmızı çiçek, bazik toprakta yetişeninin mavi çiçek açması.
 15- Himalaya tavşanlarının ayak, burun, kulak ve kuyrukları siyah, gövdesi beyaz renklidir. Tavşanlarda tüylerin beyaz renkli olmasını sağlayan enzimler vardır ve enzimler sıcak ortamda daha hızlı ve iyi çalışırlar. Tavşanların vücudunda soğuk olan kısımlarda bulunan enzimler beyaz tüy oluşturamazlar.
 Himalaya tavşanının sırtındaki beyaz tüyler tıraşlanıp buraya buz torbası bağlanırsa bu bölgede siyah tüyün çıktığı, kulak veya kuyruğundaki siyah tüyler tıraşlanıp buralar yünlü kumaşa sarılarak sıcak tutulursa bu bölgede beyaz tüyün çıktığı görülür.

Adaptasyon
Adaptasyon, canlıların ortamlarında başarılı bir şekilde yaşamasını sağlayan kalıtsal değişikliktir.
örnekler
1- Bukalemunun bulunduğu ortama ve duruma göre renk değiştirmesi.
2- Kurbağanın sinek yakalayabilmek için uzun dilli olması.
3- Karanlık ortamda kalan yarasanın sese karşı duyarlı olması. (Gözlerini az kullandığı için iyi görememesi).
4- Kaplanın ve aslanın keskin dişlerinin ve pençelerinin olması.
5- Ördek ve kazların suda yüzebilmek için ayak parmaklarının arasında perde bulunması.
6- Kartal, şahin ve atmaca gibi yırtıcı kuşların gaga ve pençe yapılarının avlarını yakalayacak ve parçalayacak şekilde olması.
7- Kurbağaların nemli derilerinin olması ve ayak parmaklarının arasında perdelerinin bulunması.
8- Yunusların vücutlarında yağ depo edebilmeleri.
9- Zebraların çizgili görünümleri.
10- Arıların renkleri.
11- Örümceklerin ağ örebilmeleri.
12- Fillerin uzun hortumlarının ve kulaklarının olması.
13- Yılanların yaşadıkları ortama uygun renkte olması.
14- Deve kuşlarının hızlı koşabilmek için uzun ve güçlü bacaklarının olması.
15- Kutup ayılarının boz ayıdan farklı olarak bacaklarının kısa, karda rahat yürüyebilmek için ayaklarının geniş tabanlı ve soğuktan korunmak için kalın yağ tabakasına sahip olması.
16- Penguenlerin ayak parmaklarının arasındaki perdeleri hızlı yürümelerini, deri altında depolanan yağ ise soğuk ortamlarda vücut sıcaklığının korunmasını sağlar.
17- Çöl ikliminde yaşayan develerin (susuzluğa karşı) uzun kirpiklerinin olması (kirpikleri birbirine geçer ve kum, toz ve kirin girmesini önler), hörgüçlerinde yağ depolaması ve kulaklarının kıllı olması.

VARIMM

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İngilizce Öğretmeni
  • İleti: 34
  • Teşekkür 103
    • Çevrimdışı
  • # 03 Ara 2014 17:55:40
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Kan Grupları
Ülkemizde ve dünyada yaygın olarak kullanılmakta olan kan grubu sistemleri, A B O ve Rh sistemleridir. A B O grup sistemine göre kan grupları, A, B, AB ve O grubu diye dörde ayrılırken, Rh sistemine göre ise, Rh+ Pozitif ve Rh- Negatif diye ikiye ayrılır.
o halde
A Rh-
A Rh+
B Rh-
B Rh+
AB Rh-
AB Rh+
0 Rh-
0 Rh+
şeklinde kan gruplarını sınıflandırabiliriz

Kan grubu
AB Rh+: Tüm kan gruplarından kan alırlar.
AB Rh+ kan grubu hiçbir kan grubuna kan verememektedir.

AB Rh-: 0 Rh-, A Rh-, B Rh-, AB Rh- kan gruplarından kan alırlar.

A Rh+: 0 Rh-, 0 Rh+, A Rh-, A Rh+ kan gruplarından kan alırlar.
A Rh-: 0 Rh-, A Rh- kan gruplarından kan alırlar.

B Rh+: 0 Rh-, 0 Rh+, B Rh-, B Rh+ kan gruplarından kan alırlar.
B Rh-: 0 Rh-, B Rh- kan gruplarından kan alırlar.
 
0 Rh+: 0 Rh-, 0 Rh+ kan gruplarından kan alırlar.
0 Rh-: 0 Rh- kan grubundan kan alırlar. Yani 0 Rh- kan grubuna sahip olanlar bir tek 0 Rh- kan grubundan kan alırlar. Fakat tüm kan gruplarına kan verebilirler.


Yukarıdaki tabloda genellikle kullanılmaz hatta kesinlikle kullanılmıyor. Örneğin A Rh+ kan grubu 0 Rh-, 0 Rh+, A Rh-, A Rh+ kan gruplarından kan alırlar dense de A Rh+ kan grubu sahip kişiye sadece A Rh+ kan aranır.
Eğer A Rh+ kan gurubu olan bireye AB kan grubu kan verildiğinde sonuçları en az organ yetmezliği damar içinde kanın pıhtılaşması gibi sorunla karşılaşılır

Uzun lafın kısası şu En bilindik yanlış söz AB kan grubu genel alıcı 0 kan grubu ise genel verici sözüdür. Bir kişiye kan verilecekse sadece kendi grubu kan aranır. Yoksa diğer kan gruplarından AB kan grubu olan bireye ancak çok acil durumlarda diğer kan gruplarından verilebilir.



-----------
 -----Öğretmenim karınca yiyen etçil midir otçul mudur
Adaptasyon ve modifikasyon farklı kavramları açıklayayım

modifikasyon:çevre şartların etkisiyle canlılarda görülen kalıtsal olmayan değişikliklerdir.

örnekler:
1- Spor yapan insanların, demircinin kaslarının gelişmesi. (Modifikasyon kalıtsal olsaydı bunların çocukları da güçlü kaslara sahip olurdu).
 2- Trafik kazalarında insanların sakatlanması. (Modifikasyon kalıtsal olsaydı bunların çocukları da sakat doğardı).
 3- Aynı özellikteki yeni doğmuş iki kedi yavrusundan iyi besleneni iyi gelişir, beslenmeyen kedi cılız kalır, gelişemez.
 4- Aynı özellikteki (genotipteki) iki bitkiden ışıklı ortamda bulunan iyi gelişir, karanlık ortamda bulunan az gelişir veya ölür.
 5- Güneş etkisiyle tenin bronzlaşması (kışın bronzlaşmanın ortadan kalkması). (Modifikasyon kalıtsal olsaydı çocukları da bronz tenli olurdu).
 6- Bitkilerin ışıklı ortamda klorofil oluşturması, karanlık ortamda oluşturamaması.
 7- Bir kovandaki arı larvalarından (dişi arılardan) hepsi aynı özelliktedir. Bu arı larvalarından arı sütü ve bal ile beslenenler kraliçe arı, polenle beslenenler işçi arı olur.
 8- Aynı genotipe sahip tek yumurta ikizleri farklı ortamlarda büyütülürse kültür, iklim, beslenme şartları nedeniyle bu ikizlerin vücut özellikleri, zekâ ve kültür düzeyleri ile davranış ve kişilikleri farklı olur.
 9- Çuha bitkisi 25–35 0C lik sıcaklıkta beyaz çiçek, 15–25 0C lik sıcaklıkta kırmızı çiçek açar, çiçekleri kırmızı olur. (Beyaz ve kırmızı çiçeklerden elde edilen tohumların yarısı sıcak, yarısı soğuk serada yetiştirilirse, sıcak serada yetiştirilenler beyaz, soğuk serada yetiştirilenler kırmızı çiçek açar).
 10- Sirke sineğinin kanadı 16 0C lik sıcaklıkta düz, 25 0C lik sıcaklıkta kıvrık olur. (Kıvrık kanatlı sinek 16 0C de tutulursa kanadı düzleşir).
 11- Çekirgeler 16 0C lik sıcaklıkta benekli, 25 0C lik sıcaklıkta beneksiz olur.
 12- Nemli bölgelerde (yağmur ormanlarında) yetişen eğrelti otunun 2m uzunluğunda, kurak bölgelerde yaşayan eğrelti otunun 25–40 cm uzunluğunda olması.
 13- Karahindiba bitkisinin dağda yetişeninin kısa boylu ovada yetişeninin uzun boylu olması.
 14- Ortanca ve kartopu bitkisinin asitli toprakta yetişeninin kırmızı çiçek, bazik toprakta yetişeninin mavi çiçek açması.
 15- Himalaya tavşanlarının ayak, burun, kulak ve kuyrukları siyah, gövdesi beyaz renklidir. Tavşanlarda tüylerin beyaz renkli olmasını sağlayan enzimler vardır ve enzimler sıcak ortamda daha hızlı ve iyi çalışırlar. Tavşanların vücudunda soğuk olan kısımlarda bulunan enzimler beyaz tüy oluşturamazlar.
 Himalaya tavşanının sırtındaki beyaz tüyler tıraşlanıp buraya buz torbası bağlanırsa bu bölgede siyah tüyün çıktığı, kulak veya kuyruğundaki siyah tüyler tıraşlanıp buralar yünlü kumaşa sarılarak sıcak tutulursa bu bölgede beyaz tüyün çıktığı görülür.

Adaptasyon
Adaptasyon, canlıların ortamlarında başarılı bir şekilde yaşamasını sağlayan kalıtsal değişikliktir.
örnekler
1- Bukalemunun bulunduğu ortama ve duruma göre renk değiştirmesi.
2- Kurbağanın sinek yakalayabilmek için uzun dilli olması.
3- Karanlık ortamda kalan yarasanın sese karşı duyarlı olması. (Gözlerini az kullandığı için iyi görememesi).
4- Kaplanın ve aslanın keskin dişlerinin ve pençelerinin olması.
5- Ördek ve kazların suda yüzebilmek için ayak parmaklarının arasında perde bulunması.
6- Kartal, şahin ve atmaca gibi yırtıcı kuşların gaga ve pençe yapılarının avlarını yakalayacak ve parçalayacak şekilde olması.
7- Kurbağaların nemli derilerinin olması ve ayak parmaklarının arasında perdelerinin bulunması.
8- Yunusların vücutlarında yağ depo edebilmeleri.
9- Zebraların çizgili görünümleri.
10- Arıların renkleri.
11- Örümceklerin ağ örebilmeleri.
12- Fillerin uzun hortumlarının ve kulaklarının olması.
13- Yılanların yaşadıkları ortama uygun renkte olması.
14- Deve kuşlarının hızlı koşabilmek için uzun ve güçlü bacaklarının olması.
15- Kutup ayılarının boz ayıdan farklı olarak bacaklarının kısa, karda rahat yürüyebilmek için ayaklarının geniş tabanlı ve soğuktan korunmak için kalın yağ tabakasına sahip olması.
16- Penguenlerin ayak parmaklarının arasındaki perdeleri hızlı yürümelerini, deri altında depolanan yağ ise soğuk ortamlarda vücut sıcaklığının korunmasını sağlar.
17- Çöl ikliminde yaşayan develerin (susuzluğa karşı) uzun kirpiklerinin olması (kirpikleri birbirine geçer ve kum, toz ve kirin girmesini önler), hörgüçlerinde yağ depolaması ve kulaklarının kıllı olması.

VARIMM

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İngilizce Öğretmeni
  • İleti: 34
  • Teşekkür 103
    • Çevrimdışı
  • # 03 Ara 2014 17:56:31
Öğretmenim karınca yiyen etçil midir otçul mu

kemaldemirezer

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 54
  • Teşekkür 209
    • Çevrimdışı
  • # 03 Ara 2014 18:02:06
teşekkürler hocam güzel olmuş

lamena

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 142
  • Teşekkür 89
    • Çevrimdışı
  • # 19 Ara 2014 00:37:16
iyi geceler. uyanık bir fen bilimleri öğretmenine ihtiyacım var. acil bir soru çözmeme yardımcı olacak.

lamena

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 142
  • Teşekkür 89
    • Çevrimdışı
  • # 19 Ara 2014 00:38:16
naftalin sıvı hale geçmiyorsa erime sıcaklığı ne anlama geliyor.

lamena

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 142
  • Teşekkür 89
    • Çevrimdışı
  • # 19 Ara 2014 00:40:09
bu naftalinin hal değişim grafiği nasıl olacak. 79 derece neyi ifade ediyor. çünkü buharlaşma her sıcaklıkta oluyor.

ferdem

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 4.281
  • Teşekkür 26066
    • Çevrimdışı
  • # 20 Ara 2014 23:08:11
Isı ve sıcaklık farkını nasıl somutlastırabiliriz 4. sınıf için

dr. who

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • Fen ve Tekn. Öğrt.
  • İleti: 151
  • Teşekkür 254
    • Çevrimdışı
  • # 20 Oca 2015 17:04:13
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Öğretmenim karınca yiyen etçil midir otçul mu

Organik besin ihtiyacını dışarıdan hazır alarak karşılanmasıdır. Beslenme de kullandıkları kaynağa göre dört alt grubu bulunur.

A. Otçul beslenme: Besin ihtiyacını bitkisel besinlerden karşılarlar. Bitkilerin kök gövde yaprak meyve ve tohumlarında depolanmış olan besinleri kullanırlar. Ağız ve sindirim kanalları otların sindirimini sağlayacak şekilde farklılaşmıştır. Ağızlarında azı dişlerin sayısı fazla olup yüzeyleri de genişlemiştir. Sindirim kanalları otların selülozunu parçalayabilmek için etçillere oranla daha uzun yapıdadır.

At inek keçi koyun serçe çekirge kelebek ağaç kakan bu gruba girer.

B. Etçil beslenme: Besin ihtiyacını hayvansal kaynaklardan karşılarlar. Hayvansal organizmaların vücudunda depolanmış olan besinleri kullanırlar. Ağız ve sindirim kanalları etlerin parçalanmasını sağlayacak şekilde farklılaşmıştır. Ağızlarında köpek ve kesici dişleri gelişmiş yapıdadır. Sindirim kanalları otçullara göre daha kısadır.

Aslan şahin yılan köpek balığı kurbağa akrep bit kurt tilki kartal timsah bu gruba girer.

C. Hem otçul hem etçil beslenme: Besin kaynağı olarak hayvansal ya da bitkisel kökenli organizmaları kullanırlar. Ağız ve sindirim kanalları hem etçil hem otçul beslenecek şekilde farklılaşmıştır. İnsan ayı kaplumbağa evcil kedi ve köpek karga tavuk fare ve bazı balıklar bu gruba girer.


D. Çürükçül beslenme (Saprofitlik) : Besin ihtiyacını ölmüş canlıların vücutları ve sindirim atıklarını kullanarak karşılarlar. Ağız ve sindirim kanalları yoktur. Besinleri vücut dışında çürüterek sindirir ve emerler.

Karıncalar genellikle yaprak tüketirler fakat doğrudan doğruya değilde yuvalarında mantar yetiştirebilirler.

dr. who

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • Fen ve Tekn. Öğrt.
  • İleti: 151
  • Teşekkür 254
    • Çevrimdışı
  • # 20 Oca 2015 17:14:15
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
naftalin sıvı hale geçmiyorsa erime sıcaklığı ne anlama geliyor.



Bir maddeyi ısıtıldığında katı halden gaz haline geçmesi için gerekli grafik eklentide gösterilmektedir.
Süblimleşme; Katı halden gaz hale doğrudan geçiştir.
Normal basınç altında çoğu kimyasal bileşikler ve elementler değişik sıcaklıklarda üç farklı özellik gösterirler. Bu durumlarda katı halden gaz hale geçiş için ara bir hal olan sıvı hal gereklidir. Burada bahsedilen basınç maddenin kısmi basıncıdır, tüm sistemin basıncı (atmosfer basıncını vs. kapsar) değildir. Gereken buharlaşma basıncına belli bir sıcaklıkta sahip olan bütün katılar genellikle süblimleşebilir. Karbon, arsenik gibi bazı maddelerin üçlü noktalarının yuksek olması dolayısıyla süblimleşmesi, eriyip buharlaşmasından daha kolaydır.


Unutmamak gerekirse bir maddenin gaz haline geçmesi için sıcaklığını artırması yanı sıra etki eden basınca da bağlıdır.

dr. who

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • Fen ve Tekn. Öğrt.
  • İleti: 151
  • Teşekkür 254
    • Çevrimdışı
  • # 20 Oca 2015 17:23:40
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Isı ve sıcaklık farkını nasıl somutlastırabiliriz 4. sınıf için


Günlük hayattan bir kaç örnek verelim
Sıcaklık:havadurumunda öğrendiğimiz, termometre ile ölçülen oda sıcaklığı, hasta bir insanın ateşini ölçtüğümüzdeki değer.
Isı:diyetisyenlerin besinler için söylemiş olduğu kalori değeri, kömür torbasında yazan ısı değeri.

Sıcaklığın birimi santigrat C, fahrenayt F, kelvin K
Isı birimleri Joule, kalori


Etkinlik için:::::
Sıcaklık madde taneciklerin ortalama hareket enerjijine denir yada bir taneciğin enerjisine denir.
Bir sınıfta bir  öğrencinin hareketi sıcaklığı temsil eder.
Isı madde taneciklerin toplam enerjisine denir.
O halde tüm sınıfın hareketinin toplamı da ısıyı temsil eder.

huseyinyesilot

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 8.649
  • Teşekkür 102678
    • Çevrimdışı
  • # 20 Oca 2015 17:27:32
 dr. who  hocam açıklamalarınız çok teşekkür ederim.Forumda böyle bir bölümün ve sizin gibi bir hocamızın olması biz Eğitimhaneliler için bir şans diyorum.İyi çalışmalar hocam. 

  Bir de mümkünse bilgisayar ortamında hazırladığınız sunu,yazılı ve etkinlikleri siteye eklerseniz bir hizmette daha bulunmuş olursunuz.

 

Egitimhane.Com ©2006-2023