Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk: Ne Bağış Ne Özel Sınıf

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk yeni eğitim öğretim yılı öncesinde önemli açıklamalarda bulundu. Yeni eğitim öğretim yılı için öğrenciler heyecanlı bekleyişini sürdürüyor. Tüm birinci sınıflar için eğitim ve öğretim dönemi 2 Eylül’de başlayacak. Diğer sınıflar ise 9 Eylül tarihinde derse başlayacaklar. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, öğretmenler odasında yeni düzenlemeye gittiklerini belirtti. Okul kayıtları sırasında velilerden bağış adı altında istenen yüksek meblağdaki paralarla ilgili ise “Bu durum bütün mevzuata, eğitim bilimine, psikolojiye aykırı. Bizim böyle bir şeye müsaade etmemiz mümkün değil. Velilerimiz bağışa zorlanamaz, bu konuda esnekliğimiz yok” dedi.

Yeni eğitim öğretim yılına kısa süre kala Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk açıklamalarda bulundu. 2019-2020 eğitim öğretim yılı geri sayımı sürüyor. Bakan Ziya Selçuk, yeni eğitim öğretim yılı öncesi bağış karşılığı özel sınıf uygulamasına gidenlere sert çıktı. İşte Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un Hürriyet'e yeni eğitim yılı öncesi yaptığı açıklamalar…

ÖĞRETMENLER ODASINA YENİ DÜZENLEME

"Öğretmenlerimizin çalışma alanı olan öğretmenler odasıyla ilgili yeni düzenlemeler getirdik, çalışmaları yazın bitirdik. Öncelikle öğretmen ve yöneticilere bu konuyu sorduk. En rahat ettikleri ve ihtiyaçları olan ortamları hazırladık. İstanbul ve Ankara'da prototip öğretmen odaları oluşturduk. Pazartesi günü öğretmenlerimizin mesleki çalışma programının açılış konuşmasını bunlardan birinde yapacağım. Öğretmenlerimizin huzurlu, fonksiyonel bir ortamda olması gerekiyor. Bu modeli imkânlar çerçevesinde tüm Türkiye'ye yaygınlaştıracağız. Bir masa, koltuk dışında bilgisayarıyla çalışacağı, tek kişilik masa oluşturacağı, imkânı çerçevesinde bir köşede çiçek, bir köşede kuş ya da evcil hayvanın yaşayabileceği köşeler olsun istiyoruz. Mikrodalga fırında yemeği ısıtacak, rahat edecekleri bir ortam hazırlayacağız.

ŞİKÂYETLERİ İNCELİYORUZ

55 bin okulumuz var. Bize gelen şikâyetlerle ilgili hızla gerekli işlemleri başlatıyoruz. 'Özel sınıf' açmayla ilgili 40 okulda sıkıntı yaşandığı tespit edildi. Gelen tüm şikâyetleri taramaya devam ediyoruz. Ancak bütün okullarda 'özel sınıf' açılıyor gibi bir izlenim oluşturuluyor. Bu diğer okulları töhmet altında bırakıyor. Hangi okulda ne sorun varsa bunu çözelim, yokmuş gibi davranmayalım. Bu durum bütün yasal mevzuata, eğitim bilimine, psikolojiye aykırı. Bizim böyle bir şeye müsaade etmemiz asla mümkün değil. Bir iyileştirme yapacaksak tüm öğrencilere yapmalıyız. Bu konuyla ilgili görevden alma, soruşturma, çeşitli ceza verme süreçleri devam ediyor. Hiçbir esnekliğimiz yok, konu çok net.

OKULLARIN BAĞIŞINI MERKEZDEN GÖRÜYORUZ

Bağış konusunda da bir okulun eğitimsel imkânlarını, fiziksel ortamlarını iyileştirme çabasına dayalı olarak okul aile birliği bir çalışma yapıyorsa mevzuata uygun ve doğal. Ama zorlama varsa buna müsaade etmeyiz, kabul edeceğimiz bir şey değil. Bu veliyi zorlayarak yapılan bir iş değil. Bazı velilerimiz kendileri makbuz karşılığında bu bağışı yapabilir. Biz hangi okulun aile birliğine kaç kuruş yattıysa bunu merkezden görüyoruz. Elimizde bu konuda yazılım var. Türkiye'nin her okulunda kesilen makbuzları, okulların yıllık gelirini biliyoruz. Hangi okula yüksek, hangisine düşük bağış yapılmış görüyoruz. Bütün bunların önüne geçmek amacıyla okullara öğrenci başına ödenek vermek için bir matris oluşturduk. Okulların imkân endeksini çıkardık. Hangi okula öğrenci başına ne kadar verileceğini belirledik. İmkânı düşük olan okulun öğrenci başına alacağı ödenek daha yüksek olacak. Önümüzdeki yıllarda imkânlar dahilinde bunu uygularsak okullar da veliler de rahatlayacak."

ÖZEL OKULLARLA İLGİLİ TEDBİRLER ALIYORUZ

Özel okulların finansal olarak yaşadığı sıkıntı Milli Eğitim Bakanlığı'nın denetim alanı dışında bir konu. Bizler okulun eğitim-öğretimini denetlemekle sorumluyuz. Finans, nakit akışını denetlemekle ilgili düzenlemeleri de ilgili kurumlarla çalışıyoruz. Zaten şu anda yaşanan sıkıntı da finansal, eğitimsel değil. Bazı okulların bankaya ve kamu kurumlarına borcu olabiliyor. Biz sıkıntıda olanlarla ilgili bazı adımlar attık, görüşmeler yaptık. Ancak erken kayıtta para toplayıp bu parayı başka yerlere aktaranlar var. Bir düzenleme üzerinde çalışıyoruz. Elimizde hazır taslak var. Kamuoyunun da gündeminde olan okulları mercek altına aldık. Eğitim ve öğretim sürecinin aksamaması için gerekli işlemleri yapacağız. Hastane açılırken bölgedeki yatak sayısına bakılıyor ama okul açılırken de bunlara dikkat etmemiz gerek. Hormonlu büyümeye fırsat vermeyeceğiz özel okullarda. Bu anlamda düzenlemeyi kısa süre içinde yapacağız.

ÖĞRETMEN VE MÜDÜR ALIM SINAVINI ÖSYM YAPSIN

Bir akademisyen, özel sektör ve bürokrasi deneyimi olan biri olarak, Milli Eğitim Bakanlığı'nın iş ve işleyişi konusunda en önemli sıkıntım uluslararası standartlara uygun veri temelli bir altyapının yeterince güçlü olmaması ve inovatif alanlarda yeterli sayıda insan kaynağı bulamamak. Kamuda 657 sayılı kanun çerçevesinde sınırlı bir hareket alanı var. Buna rağmen ekip arkadaşlarımız canla başla işlerini yürütüyor. Bu nedenle süreci olumlu değerlendiriyorum. Hep birlikte 'ülke ödevi' yapıyoruz. Ülke ve memleket ödevi yaparken toplumun mutabakatı çok önemli, bu olmazsa milli benlik, milli şuur oluşmaz. Özellikle ekonomide dışsal müdahaleler de yaşıyoruz. Bu durumda mutabakat daha çok önem taşıyor. Darbe döneminde devletimiz bir varlık-yokluk sorunu yaşadı ve olağanüstü uygulamaları mecburen yaptık. Şimdi normalleşme, ehliyete, liyakate müracaat zamanı. O yüzden yaptığımız tüm iş ve işlemleri objektif yapmaya gayret ediyoruz. O nedenle öğretmen ve müdür alım sınavını ÖSYM yapsın istiyoruz. Elbette hatalarımız var. Ancak istikamet ve niyet olarak ehliyetin peşindeyiz. Objektif olup güven oluşturmaya çaba gösteriyoruz."

HİZMET İÇİ EĞİTİM DAHA AKTİF OLACAK

Öğretmenlerimizin mesleki çalışma programlarında yeni bir yaklaşım sergilemeye çalışıyoruz. Yüz binlerce öğretmenimiz kendi istedikleri konularda okul dışında takım çalışmasıyla diledikleri eğitimi alacak. Matematikte yeni eğilimler, STEM, oryantiring, masal anlatıcılığı, drama, sanat ve estetik üzerine çalışmalar da yapacaklar. Öğretmenlerin farklı alanlarda, istedikleri ve beğendikleri tarzdaki eğitimlerin arttırılması için çalışıyoruz. Seminer dönemlerinde okullar kapandıktan sonra bir an önce tatile çıkma, yorgunluğun alameti olarak bazı uygulama sıkıntıları yaşanabiliyordu. Biz de öğretmenleri dinlendire dinlendire bu programları gerçekleştirmekten yanayız. Stanford ve Hacettepe üniversiteleriyle işbirliği içinde tasarım odaklı düşünme eğitimi veriyoruz. Bazı öğretmenlerimizi İngilizce için İngiltere'ye, Arapça için Katar'a, Fransızca için Fransa'ya, Almanca için Almanya'ya gönderiyoruz. Eğitim fakülteleriyle de çalışıyoruz.

FİZİK, MATEMATİK, KİMYA DERSLERİNE AKADEMİSYEN

Türkiye'de sembol olan bazı öğretim üyeleri ve kişiler var. Bu değerli bilim insanlarının ve örnek şahsiyetlerin özellikle fen ve sosyal bilimler liselerinde haftada 2-3 saat derse girmelerini, rol modeli olarak okullarda olmasını istiyoruz. Akademisyenlerin öğretmenler odasında öğretmenlerle sohbet etmesi, her hafta söyleşilerle öğrencilerimizin gelecek hedeflerine yön vermesi önemli. Okullarımızda sosyalleşme atmosferi oluşturmak istiyoruz. Şimdi büyükşehirlerde başlayacak, sonra bütün illere yaygınlaştıracağız. Bu kişiler yıl boyu haftada en az bir gün okullarda olacak."

BİRAZ DAHA SABIR

Bütün toplumun mutabakatını alarak yürümeye çalışıyoruz. Bazen yeterli içerik oluşturamadığımız için yanlış anlaşılıyoruz. Örneğin ortaöğretim tasarımımızda, 'tarih zorunlu ders olmaktan çıkarıldı, matematik seçmeli ders oldu' gibi yanlış bir algı oluştu. Bunlar bizim iletişimde yaşadığımız sorunlardan kaynaklandı, düzeltmemiz gerekiyor. Tarih zorunlu ders. Matematik seçmeli değil. Seçmeli derslerle ilgili toplum endişelenmesin. Toplumumuzun değerlerini dikkate alan bir yaklaşım ortaya koyuyoruz. Bu konuyla ilgili 100'ün üzerinde kurumdan, STK'dan, üniversiteden aldığımız geri bildirim var. Bugün ilkokul 1'e başlayan çocuk, 2040'ta iş hayatına atılacak. Bizim onu neye hazırladığımız tablosunu önüne koymamız lazım.

ANTRENMANLAR DERS OLARAK GÖRÜLECEK

2020-2021'den itibaren ilkokul, ortaokul ve lisede yeni paradigmaya bağlı yaklaşım olacak, mevcut orta ve ilkokul programında ders çizelgesi değiştiğinde öğleden sonraları, atölye saatleri biçiminde düzenlenecek. Bu saatlerde, sanatsal, sportif etkinlikler de yapılacak. Saat 15.00'ten sonra milli sporcu olan öğrencimiz aktivitesini ders olarak saydırabilecek, atölye kapsamında olacak. Türkiye'de sınavdan birkaç sene önce hazırlıklar başladığı için sporcu, sanatçı yetişmiyor. Yeni yaklaşımın başlayacağı dönemde kurs antrenmanına giden sporcu bunu dersten saydırabilecek, başarı ortalamalarında dikkate alınacak. Sanat ve müzikle uğraşanlar için de aynısı uygulanacak. Öğrencilerin okul dışı faaliyetleri de başarı ortalamalarında etkili olacak.

ASIL AYRILIK KAYGISI VELİLERDE VAR

Biz okula uyumu bu sene iki güne indirdik. Geçen yıl öğretmenlerden gelen geri bildirimler beş günün fazla olduğunu gösteriyor. Çocuğun iki günde tamamen uyum sağlamasını beklememiz mümkün değil. O süreç biraz daha devam edecek. Burada önemli olan velilerin tepkisi ve duruşu. Bir çocukla anne-babanın iki türlü ilişkisi var: Bağlılık veya bağımlılık. Çocuk size bağlı ise güzel bir bağ kurmuşsunuz demek, bağımlı ise psikolojik müdahale söz konusu olabilir. Annelerin özellikle onların, çocuğun bağımsızlığı üzerinden bir taktik geliştirmesine ihtiyaç var. O yüzden de muhakkak süratte ayrılmayı hızlandırmaları, öğretmenleri otorite olarak çocukla buluşturmaları, daha sonraki gün ve haftalarda sürekli çocuğun yanına gelip uzaktan yakından bakıp onun bağımsızlaşmasını sürekli engelleyen tutumlardan kaçınmaları gerekiyor. İlkokul 4'e kadar okula gelip, öğle teneffüslerinde çocuğuna kaşıkla yemek yedirenler oluyor. Bu bir annenin çocuğuna vereceği en büyük zararlardan biri. Ailenin öğretmenlere güvenmesi lazım.

ÇOCUKLARA ŞEFKAT VE MERHAMET GÖSTERİN

Her insan anne-babasının rızasını almak ister. Öğretmenlik de çocuğun rızasının alınması gereken bir meslek. Önemli olan iz bırakan bir öğretmen olmak veya olmamak. Öğretmenlerimiz özellikle okula yeni başlayan çocuklarımıza yegâne ihtiyaçları olan şefkat ve merhameti göstersin. Bilimsel bilgi veya teknik yöntem vs. bunlar hep ikinci planda kalıyor. Çocuk şefkati, merhameti hissettiğinde arkasına yaslanarak oturmaya başlıyor. Eğer bazı çocuklar ayrılık kaygısı yaşarsa zaten rehber öğretmenlerimiz, okuldaki ekibimiz yardımcı oluyor. Özellikle ayrılık kaygısı yaşayan çocuklarımız için hazırladığımız broşürler, metinler, kitapçıklar var.

 

Nuran ÇAKMAKÇI / 

31 Ağustos 2019 15:51 Okunma: 5358
Yorumlar:
tossty
02 Eylül 2019 20:20
1     0
Sadece veliden değil, okulda görevli ÖĞRETMENden de bağış alınamaz diye kural koyulsun isterim. Öğretmenleri okuldaki kamu görevlisi değil, okulun sahibi sanıyorlar.
NAZMANYA
02 Eylül 2019 12:26
8     0
anca laf. e-okul kura yapıp sınıfları dağıtabilir. ama bu işinize gelmez çünkü o bağışlar olmadan okulları dönmeyeceğini çok iyi biliyorsunuz. okullar bütçe verinde biz öğretmenleri ve idareci arkadaşlarımızı dilencilik yapmaktan kurtarın.
eren_87
02 Eylül 2019 06:41
9     1
Turkiye'de hersey toz pembe gibi konusmasi yok mu bakanin. Dise dokunur hicbir konuda öğretmenlik icin duzenleme yapamadi. Ama sirt cantasi soyle olmali diye aciklama yapiyor. Cok konusan ama icraat konusunda geride kalan bir bakan daha gorduk.
dürüst
02 Eylül 2019 02:48
10     0
Prototip öğretmenler odası mı? benim kemiklerim bile görmez o odayı. Yarın öğretmenler kurulu toplantısı var, oturacak sandalye yetmeyecek, bazı öğretmenler ayakta, bazıları komşu sınıflardan sıra taşıyacaklar.
Birazda eğitimin gerçek sorunları ile ilgilenilse çok iyi olacak. Bu akademisyen söylemiyle hiçbir sorunu çözemez. Özel okul aşkını da anlamıyorum. Koskoca okulda düzgün bir metre yok, ama bunu bilen de yok. veliler olmasa ilkokullar sıfır. Öğretmen sevgi ve şefkati ile öğretmenlik yapıyor zaten. Hani nerede rehber öğretmen, beden eğitimi, görsel sanatlar, müzik öğretmeni, laboratuvar, ders araç gereçleri .....Sadece tahta, sıra, masa. Asacağımız takvimi bile dışarıdan temin ediyoruz ama, reklam yasak, işi bırak, kes yapıştır yap. 15 Temmuz etkinlikleri düzenlensin isteniyor zaten yapılıyor ama: bastırın bir takvim yapraklarına basın bu önemli günlerle bayramlarımızla ilgili resim ve bilgileri eğitim adına yararlı olmaz mı? Olur fakat, Hiç bir şey yok. olan da kırık dökük. Şartlar dahilinde en verimli şekilde çalışmaya devam.
hazanın dünyası
01 Eylül 2019 13:35
11     0
Yorumum: Yeni eğitim öğretim yılımız hayırlı uğurlu olsun. Kazasız belasız bir yıl olması dileğimle...
UYARI: Yayınlanan haberler, Egitimhane.Com'un görüşlerini yansıtmaz. Yazılan yorumlar, onaylanmış olsalar bile yazanın sorumluluğundadır.
Egitimhane.Com ©2006-2023