Öğretmenler Hazır Kıta ya da Joker Kamu Çalışanı Değildir!

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, 12 Mayıs 2020 tarihinde Bengütürk TV'de yayınlanan "Söz Hakkı" programına katılarak, gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.

Yeni normal dönemde rehavete kapılırsak, tedbirlerde gevşeme olursa, ikinci dalgayı yaşayabiliriz.

Pandemi süreci ile ilgili alınan tedbirlere dikkat çeken Geylan, devletimizin aldığı tedbirler neticesinde salgının şu an için kontrol atına alındığını, ancak tehlikenin geçmediğini söyledi. Aşı bulunana kadar 11 Mart tarihinden öncesine dönmemizin mümkün olmadığına dikkat çeken Geylan, bundan sonra 'yeni normal' olarak adlandırdığımız hayatımızın başlayacağını bildirdi. Geylan sözlerini şöyle dürdürdü: "11 Mart'tan önce olduğu gibi sosyal hayatımıza dönmemiz mümkün değildir. Tedbirlerle hayatımızı sürdüreceğiz. Bazı uzak doğu ülkeleri salgını kontrol altına aldıklarını  söyleyerek, rehavete kapıldılar ve ikinci dalgayı yaşadılar. Dolayısıyla yeni normal dönemde rehavete kapılırsak, tedbirlerde gevşeme olursa, ikinci dalgayı yaşayabiliriz. Devletimizin üç aydır ortaya koyduğu tedbirler ve vatandaşlarımızın kendi sosyal hayatlarından kısıtlamaya giderek bu tedbirlere uyması neticesinde elde ettiğimiz başarının heba edilmemesine  dikkat etmemiz lazım. Ticari hayatın kontrollü şekilde başlaması, sosyal hayatın yeniden rayına sokulması anlamında alınan tedbirleri yüksek dikkatle sürdürmeliyiz."

Rehavete kapılmayalım, tedbiri elden bırakmayalım.

Sokaklardaki artan kalabalığa da değerlendiren Geylan, "Kalabalık sokaklar rehavetin yansımasıdır. 'Bana bir şey olmaz' anlayışı çok ilkel bir düşüncedir. Bütün vatandaşlarımız dikkatli olmalıdır. Koronavirüs ne yaşa, ne sağlık durumuna bakıyor. Gencecik insanlar bile yoğun bakımda yatıyor. Dolayısıyla devlet yetkilileri, bilim insanları bir telkinde bulunuyorsa bunu sorgulamayalım, ikazlara  riayet edelim. Emin olun bütün ikazlar önce toplum sağlığı içindir. Şunu da ifade etmek istiyorum: Biliyorsunuz AVM'ler açıldı. Artık AVM'ler önceden olduğu gibi bir sosyal yaşam alanı olarak görülmemelidir. İnsanlar ihtiyaçlarını çok hızlı bir şekilde giderip AVM'lerden ayrılmalıdır. Sosyal yaşam alanlarımız açık alanlar olmalıdır. Korornavirüs tedbirleri kapsamında haftasonları sokağa çıkma yasağı uygulanmaktadır. 16-19 Mayıs tarihleri arasında da 4 günlük sokağa çıkma yasağı uygulanacak. Nitekim bayramda da  benzer bir kısıtlama yapılabilir. Tüm bunların faydasını görüyoruz. Dolayısıyla ihtiyaç oldukça bu kısıtlamaların devam etmesi faydalıdır. Bir kez daha tekrarlıyorum: Rehavete kapılmayalım, tedbiri elden bırakmayalım" diye konuştu.

Sağlık dışında her şeyin telafisi vardır.

Okulların açılması konusunda kaygılarını da dile getiren Geylan, okulların 1 Haziran'da açılması durumunda 18 milyon öğrencimiz ve 1 milyonu aşkın eğitim çalışanının risk altında olacağını ifade etti. Geylan şunları kaydetti:  "Keşke bir an önce  pandeminin etkilerinden kurtulsak, hayatımız normale dönse, okullarımız açılsa, sosyal ve ticari hayatımız eskisi gibi olmaya devam etse... Ancak bugünden baktığımızda şu an için mümkün görünmüyor. Bilim insanları,  toplum içerisinde  36 bin hayali taşıyıcı olduğu ifade ediyor.   Sınıfların çok kalabalık olduğu, sosyal mesafenin korunmasının mümkün olmadığı, öğretmen ve öğrencilerin yanı sıra okul bahçesinde velilerin de olacağı göz önüne alındığında okulların açılması durumunda alınan tedbirlerin heba edileceğini düşünüyorum. Mutlaka Bilim Kurulu her ihtimali titizlikle değerlendiriyor ve gerekli uyarıları yapıyordur. Kamu yönetiminin bu uyarılara dikkat edeceğine inanıyorum. Ancak bu noktada şu hususa da dikkat çekmek istiyorum: Kurumlarımız asla bir “normalleşme yarışı”na girmesinler. Emin olun ki hiç kimse, mesela, Milli Eğitim Bakanlığı'na 'Ey Milli Eğitim Bakanlığı, ne kadar beceriksizsin, normalleşmeyi sağlayamadın, okulları açamadın' diye bir eleştiride bulunmaz. Öncelik, toplumuzun ve  çocuklarımızın sağlığıdır. Sağlık dışında her şeyin telafisi vardır."

Öğretmenler hazır kıta değildir.

Mülkü amirlerin öğretmenlere yüklediği angarya görevlere tepki gösteren Geylan, öğretmenlerin bir takım kamu yöneticilerinin yönetme arzusunu tatmin edeceği hazır kıtalar ya da her türlü angarya işleri yükleyebilecekleri  joker kamu çalışanı olmadığını söyledi.

Geylan şöyle konuştu: "Bilindiği gibi ilk vakanın ortaya çıkmasının ardından 20 Mart'ta okullara zorunlu ara verildi ve MEB uzaktan eğitimi hayata geçirdi. Öğretmenlerimiz şu anda öğrencilerimizin  öğrenme motivasyonunu korumak ve devam ettirmek anlamında gerçekten yoğun bir gayret gösteriyor. Şu anda her bir öğretmenimiz, yüz yüze eğitim sürecinden çok daha fazla mesai harcıyor. Bu süreç devam ederken, öğretmenlerimiz aynı zamanda kaymakamlıklarımızın oluşturduğu Vefa destek gruplarında da gönüllü olarak kendi sağlıklarını da riske ederek görev alıyorlar ve devletimizin şefkat elinin vatandaşımıza dokunmasını sağlıyorlar. Ama buna rağmen bazı mülki amirler ve kamu yöneticileri, yıllardır şahit olduğumuz garip davranışları sergilemeye devam ediyorlar. ‘Okullar tatil edildi, öğretmenler evlerinde yan gelip yatıyor, hiçbir iş yapmıyor’ gibi bir algıya kapıldılar ve adeta ne kadar angarya iş varsa öğretmenlere yüklüyorlar. Öyle bir noktaya geldik ki, muhtarların ya da belediyelerin yapacağı bir takım faaliyetleri dahi öğretmenlerimize yüklüyorlar. Öğretmenler bir takım kamu yöneticilerinin yönetme arzusunu tatmin edeceği hazır kıtalar değildir ya da bir takım angarya işleri yükleyebilecekleri joker kamu çalışanı değildir. Yıllardır şahit olduğumuz bu arazlı anlayıştan bıktık artık." 

Rize Ardeşen'de yaşanan olayı hatırlatan Geylan, "Rize'nin Ardeşen ilçesinde polis memuru olduğunu iddia eden birisi öğretmeni telefonla arayarak, kendisine otogarda nöbet görevi verildiğini söylüyor. Arayan kişinin polis memuru olduğunu nereden bileceksiniz. Ayrıca kamu çalışanlarına resmi bir görevin nasıl tebliğ edileceğinin usulü vardır. Dolayıyla öğretmenimiz tedirgin oluyor ve şube  başkanını arayarak yaşananları aktarıyor.  Şube başkanı da ilçe milli eğitim müdürünü arıyor. İlçe milli eğitim müdürü  böyle bir görevden haberi olmadığını ifade ediyor. Tabi  bu olayın üzerine öğretmenimiz o göreve gitmiyor. Ardından da Kaymakamlık tarafından öğretmenimize kınama cezası verildiği bildiriliyor.  Bu nasıl bir anlayıştır?" dedi.

Milli Eğitim Bakanlığı'ndan bu yaşananlara kayıtsız kalmamasını, öğretmenlerin her önüne gelenin elinde oyuncak olmasına ve öğretmeni ara eleman gibi gören kamu yöneticilerine müsade etmemesini isteyen Geylan, en kıymetli varlığımız olan çocuklarımızı ellerine teslim ettiğimiz öğretmenlere hakettiği değerin verilmesini istedi. Geylan şunları kaydetti: "Öğretmen sahipsiz değildir. Öğretmene değer vereceksiniz. Türk Eğitim-Sen olarak her zaman şunu söylüyoruz: Öğretmene verdiğiniz, değer aslında çocuklarınıza verdiğiniz değerdir. Çünkü çocuklarımızla velilerimizden daha çok öğretmenler ilgileniyor. Çocuklarımızın kişiliğini, kariyerini öğretmenlerimiz şekillendiriyor. En kıymetli varlığımız olan çocuklarımızı ellerine teslim ettiğimiz öğretmenlere lütfen değer verin. Milli Eğitim Bakanlığı'na da çağrıda bulunuyorum: Yaşananlara müdahale edilmeli ve öğretmenlerimizin her önüne gelenin elinde oyuncak olmasına müsade edilmemelidir.

Şunu herkes bilsin ki; çocuklarımızın öğrenme süreci ile ilgili kaygı düzeyi en yüksek olan kesim öğretmenlerdir.  O halde bırakın öğretmenler işini yapsın. Pek tabi ki öğretmenlerimiz, devletimizin ve milletimizin ihtiyacı olduğunda her türlü görevin altına değil elini, gövdesini koymaya hazırdır. Öğretmenler zaten her zaman gereğini yapıyor. İşte görüyorsunuz; Vefa gruplarında görev alanların yüzde 80'i öğretmenlerdir. Karşı çıktığımız husus, kamu görevlileri içerisinde öğretmenlerin hazır kıta olarak görülmesidir. Bu, sadece bugünün değil her zaman muhatap olduğumuz bir tutumdur. Biliyorsunuz, pandemi sürecinde duruşmalara ara verildi. Soruyorum size; hangi mülki amir şimdi çıkıp hangi savcıya, hakime, avukata paketi dağıttırır ya da otogarda kimlik kontrolü yapmasını ister? Aklına bile gelmez. Ama yıllardır bu tür bir faaliyet olduğunda, bir karşılama töreni olduğunda ya da yeni icat “proje” hayata geçirildiğinde ilk akla gelen öğretmenlerdir. Dolayısıyla öğretmenlere karşı varolan bu arazlı yaklaşımı, kamu görevlileri içinde öğretmenleri hazır kıta olarak gören bu anlayışı kınıyorum." 

 

Türk Eğitim-Sen

13 Mayıs 2020 15:56 Okunma: 17012
Yorumlar:
mahmutocak42
20 Mayıs 2020 04:41
0     0
Bu ülkede bilhassa öğretmenlik alanında sendika diye bir olay yok.Kimse kimseye "vay biz bir yetkili olsak ne kuşlar kondururduk" hikaye anlatmasın.Türkiye de bazı kurumların( milli eğitim, diyanet veya futbol federasyonu gibi) tamamen özerk olması lazım.Dün de olsa bugün de olsa günlük politika malzemesi yapıldığınız zaman sizden verim alınması imkansız.Bunu bugün için söylemiyorum sadece bu yüz yıllık bir sorun belki de.Komik olan sendika adı altında yaptığımız saçma tartışmalar.
sINIFÇI SELİ
18 Mayıs 2020 15:04
4     0
üzgünüm ama bu söylem , yetkili sendikanın ağzından çıkarsa anlam kazanacak bir söylem. ve aşağıda arkadaşların belirttiği gibi haberde bahsi geçen sendika, yetkili sendika olsaydı böyle bir açıklama yapmayacaktı. ulkemizdeki sendikacılığın özeti bu şekilde...
php_korsan
18 Mayıs 2020 02:12
2     0
Diğer mesleklerin kanunu var.Öğretmenlik meslek kanunu çıksın önce.
0192837465
17 Mayıs 2020 23:11
1     0
Eylem olmadan sendikacılık olmaz
mstykt
16 Mayıs 2020 21:33
2     3
Bu pandemi sürecinde öğretmenlerin yanında en çok duran ve hakkini savunan Turk Egitim Sen olmuştur.O göstermelik cuzdan atan arkadaşı gören duyan olmadi sahalarda pek göremedik kendilerini !
cybermavi
16 Mayıs 2020 18:02
2     1
Meslele yetkili sendika meselesi ise kendim o sendikadanım. Doğru söz kimden çıkarsa doğrudur. Ali yalçın beydende aynı açıklamayı şahsen beklerim. Çünkü olayda keyfiyet var
cybermavi
16 Mayıs 2020 17:59
0     0
Çarpıcılar varmış. Çarpıcılar açıklarsa neye çarpı attıklarını bizde anlayalım. Yani adliyedekilere görev verilmiyor mu emin değilim ama şahsi fikrim görev verilmiyor. Ha mülki amir ilçe milli eğitime gönderir ve görev tebliğ edilirseki bize öğretilen budur. Amir yanlış yada doğru yazı ile size sunmalı. O zaman mülki amirin hakkı varsa hak dediğim ceza vermek yönetmeliklere uygunsa cezasını verir. Ayrıca absürt değil. Hastane covidle alakalı olmayan bölümden doktor hocalardan ücretiyle özel muayene talep ettim. Verilen cevap hocalarımız bu sıralar hasta kabul etmiyor. Neyse burada terminalde napacaktı bilmiyorum hele yaralanma yada ölüm gibi Bi sonuç çıksa görev şehidim olacaktı. Yoksa öğretmen işgüzarlık yapmış deyip örtbasmı edilecekti. Yine kimlik kontrol falan gibi bişey denmiş. Facedr bir yorumda okudum maskeleri öğretmenler dağıtsın. Bide kurye olacaktık
hagrid34
16 Mayıs 2020 17:42
0     0
Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Bilim Kurulu da uygun görürse ve bu iyileşme sürerse okulları 1 Haziran’dan itibaren açacakları mesajını vermişti. Önümüzde iki hafta var. Ben de biraz araştırma yaptım. Öğrendiğime göre haziranın ilk haftası, lise ve üniversite sınavına girecek olan 8 ve 12’nci sınıflar ile bağımsız anaokulu ve kreşler açılışa hazırlanıyor. Haziranın ikinci yarısında da tüm kademelere ‘telafi eğitimi’ için okullar açılacak. (KAYNAK: Nuran ÇAKMAKÇI-HÜRRİYET)
mahmutocak42
15 Mayıs 2020 01:59
2     0
seyfi ünaldı hocam ben de aynı şeyi diyorum biliyor musunuz yani sendikanın adıyla duruşuyla görüşüyle bilmem neyle hiçbir alakası yok. Mevcut yasalar önümüzdeki engel.Bakın bir eğitimci olarak okuldan bir öğretmeni çekip koysanız yetkili sendikaya başkan yapsanız yine de bir şey değişmez.Şİmdi orada demeç veren sayın hocamızın ettiği lafları ben de ederim siz de edersiniz. Dahi olmaya gerek yok ama işte ne yazikki şuanki hukuki yapıyla bu mümkün değil.BU şartlarda sendikacılık oynanır sadece ama sendikacılık yapılamaz.
seyfi ünaldı
15 Mayıs 2020 00:33
8     0
Hafızamızı biraz zorlayalım, kıdem yılım yetmediği için giremediğim "Kariyer Basamaklarında Yükselme Sınavı" döneminde ve devamındaki beş yıldaki yetkili ve etkili sendikaya bir bakın.
Bir arkadaşımız yorumunda yazmış "dişe dokunur bir icraat" diye. Sendika ayırt etmeden yazıyorum tüm yorumlar içinde en çarpıcı bulduğum cümle oldu.
Üç yetkili sendika gördüm ama bazı gerçekler hiç değişmedi. 400 puanlı öğretmenin gelemediği okula tepeden inme öğretmen ataması 15 yıl önce de vardı şimdi de var.
ogretmen1089
14 Mayıs 2020 18:35
10     0
Sayın başkan bu durumu medyada dile getiren biri. Lakin sonuç alınması için sendika olarak bu kararı alan valiliklere idare mahkemesinde dava açmalı. Kocaeli Türk eğitimsen başlayabilir medyada en çok kocaeli gündeme geliyor. Sadece sitemkar açıklamalar yetmiyor.
reeemat
14 Mayıs 2020 15:14
14     0
Sendikalar hiç bir zaman öğretmenlerin gerçek sorunlarını dile getirmedi. Sendikalar sorunları sürüncemede tutmaya yarayan, gereksiz oluşumlardır. Sarı sendikacılıktan öteye gitmezler, gidemezler.
mahmutocak42
14 Mayıs 2020 14:30
6     1
carpediem03 kardeşim aynı şeyleri söylüyoruz.Yasalar gerektiği olmadan bu işler olmaz.Buraya şimdi çok şey yazarım da muhabbet uzar. Netice olarak sendikacılık bana göre bu ortamda boş iş.
carpediem03
14 Mayıs 2020 14:02
3     7
Türk eğitim senliyim. Sayın başkanın sözlerine yürekten katılmakla birlikte, aşağıda yorum yapan, değerli hemşerim mahmutocak42 öğretmenimin sözlerine de yürekten katılıyorum. Sözlerinde çok haklı lakin, yasa değiştirecek gücüm yok, o sebepten en azından sendikalıyım. Yalnız sayın hocam bir yere katılmıyorum, o dönemki yetkili sendikalılık ile şimdiki yetkili sendikalılık arasında dağlar kadar fark var. O dönemde bunlar yetkiliydi, ne yaptıklar bakış açısı çok doğru değil. O zaman meslekte değildim ama hatırladığım kadarıyla, koalisyon ortağı olduğu dönemlerde eylem yapmış bir sendika türk eğitim sen. Şimdi yetkili sendika yapsın da görelim.
Onun dışındaki sözlerinize katılıyorum. Mevcut şartlarda Türkiye'de sendikacılık işi sıkıntılı.
nrysayar
14 Mayıs 2020 11:13
7     4
Forumlarda öğretmen canlı ders yapmadı diye ek dersi kesilmiş.. resmi yazı bile yok ortada bu nasıl iş peki..
Memmed
14 Mayıs 2020 10:34
15     0
Sendikalıyım.hiçbir sendikanın parti ile bağlantısının olmaması gerek. Böyle olursa hiç bir hak alamazsın. En kısa zamanda istifa edeceğim.
muallimakif
14 Mayıs 2020 09:34
8     3
Sendikacı ise geçiniz.
mahmutocak42
14 Mayıs 2020 02:47
20     3
Değerli meslektaşlarım biz ve bizim gibi siyasetin ülkenin her alanında etkili olduğu yada olmasının sağlandığı ülkelerde ve mevcut yasaların olduğu durumlarda sendikacılık diye bir kavram yoktur. Bu arkadaş ve sendikasını yarın yetkili sendika yapın mevcut kanunlar bu şekilde olduğu sürece elinden bir şey gelmez.Çünkü Türkiye de 28 şubat süreci olurken yada 8 yıllık eğitime geçilip türban savaşları yapılırken bu arkadaşlar yetkili sendikaydı.Şunu demek istiyorum mevcut yasalar olduğu sürece bu ülkede kimse sendikacılık yapamaz.Bakın 2001 yılında bu ülkede bir avuç polis kanunların dışına çıkarak yürüyüş yaptı.Hepsi meslekten atıldı.Amaçların meslektaşlarının içinde bulunduğu şartları protesto etmekti.Kendilerini feda ettiler ama 2002 de gelen hükümet polislerin bütün çalışma yasalarını değiştirdi.Şimdi diyelim içinizden herhangi birini sendika başkanı oldu ?Merak ediyorum ne gibi bir yetki yada eylem yaparak hak elde edeceksiniz? Mesela örnek veriyorum 1 ay derse girmeme gibi bir sendikal hakkımız var mı ?Önce yasalar değişmeli daha sonra sendikaların hep o partinin bu partinin ayakçısı modundan kurtulmalıdır. Arkadaşım yazmış ''Aslan başkanım çok güzel konuştun.'' Yahu sırtında küfe yokken hepimiz konuşuyoruz ama ülkemizde ne yazık ki öğretmeni kollayan bir yasa yok.Düşünün branş öğretmenleri için ikramiye niteliğinde bir kurs olayı çıktı.Acaba branş öğretmenleri şunu der mi ?Bu işte bir adaletsizlik var sınıf öğretmenlerine de aynı statü gelmedikçe biz kurs açmayı de ek ders almayı de reddediyoruz.Eğitim baştan aşağı pisliğin içine batmış.Biz zannediyoruz ki falanca sendika gidip filanca gelince bu iş düzelecek.Üzüldüm çok üzüldüm.Meslektaşlarımın düşünce eksenini görünce inanın çok üzüldüm.
Meda65
13 Mayıs 2020 22:45
20     6
Yetkili sendika kılını kıpırdatmadığı sürece diğer sendikaların ne yazıp çizdiklerinin çok da bir karşılığı olmuyor maalesef. Dolaysıyla ebs ye üye arkadaşların şapkalarını önüne koyup düşünmeleri gerekiyor. Yoksa ne 4+4+4 de, ne 360 olayında ne de diğer sorunlarda mesafe alınması zor görünüyor.
Aylabyk
13 Mayıs 2020 21:58
9     4
sendika yöneticileri her daim böyle olmalı ,, yetkili ve etkili oluncada bu tutumlarını sürdürebilmelilerrrr
sosyalci78
13 Mayıs 2020 19:52
9     4
Desteğinize teşekkür ederiz sayın başkan. Diğer sendikalardan da aynı şekilde destek gelmeli.
Pol_aways
13 Mayıs 2020 18:47
9     3
Helal olsun.
zamir84
13 Mayıs 2020 18:42
13     6
diğer sendikalardan niye hiç ses yok
BAYRAM ALİ
13 Mayıs 2020 18:28
16     5
Hislerimize tercüman olmuş.
naciekinci
13 Mayıs 2020 17:17
21     5
Ağzına sağlık başkanım.
UYARI: Yayınlanan haberler, Egitimhane.Com'un görüşlerini yansıtmaz. Yazılan yorumlar, onaylanmış olsalar bile yazanın sorumluluğundadır.
Egitimhane.Com ©2006-2023 KVKK