Konu: Sevdiğimiz Şiirler  (Okunma sayısı 3100491 defa)

ALAMET-i FARİKA

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.044
  • Teşekkür 10896
    • Çevrimdışı
  • # 07 Nis 2019 18:53:08

         h.n.a.


DAVETİYE

Ey benito musolini! Ey gayet yüce,
İtalyanlar başvekili muhterem Duce!
Duydum ki, yelkenleri edip de fora,
Gelecekmiş orduların yeşil Bosfora.
Buyursunlar… Bizim için savaş düğündür;
Din arabın, hukuk sizin, harp Türklüğündür.
Açlar nasıl bir istekle koşarsa aşa,
Türk eri de öyle gider kanlı savaşa.
Hem karadan, hem denizden ordular indir!
Çarpışalım, en doğru söz süngülerindir!
Kalem, fırça, mermer nedir? Birer oyuncak!
Şaheserler süngülerle yazılır ancak!
Çağrı Beğ’le Tuğrul Beğ’in kurduğu devlet,
İtalyalı melezlerden üstündür elbet;
Bizim eski uşakları alda yanına,
Balkanlardan doğru yürü er meydanına;
Çelik zırhlı kartalları göklere saldır…
Fakat zafer sizin için söz ve masaldır…
Dirilerek başınıza geçse de Sezar,
Yine olur Anadolu size bir mezar.
Belki fazla bel bağladın şimal komşuna,
Biz güleriz Cermenliğin kuduruşuna,
Tanıyoruz Atilla’dan beri cermeni,
Farklı mıdır prusyalı yahut ermeni?
Senin dostun cermanyaya biz Nemşe deriz,
Bir gün yine bec önünde düğün ederiz.
Söyle, kara gömlekliler etmesin keder;
Ölüm-dirim savaş bir gün mukadder!
Gerçi bugün eskisinden daha çok diksin;
Fakat yine biz Osmanlı, sen Venediksin!
Tarihteki eski Roma hoş bir hayaldir,
Hayal bütün insanlarda olan bir haldir.
Bu hayaller zamanları hızla aşmalı,
Gök Türklerle Romalılar karşılaşmalı!
Görmüyorsan gönlümüzün içini, körsün!
Kılıçlarımız kınlarından çıkmayagörsün!
Top sesleri, bomba sesi bize saz gelir;
17’ye karşı 44 milyon az gelir.
Arnavudu yendim diye kendini avut,
Yiğit Türkle bir olur mu soysuz Arnavut?
Kayalara çarpmalıdır korkunç türküler!
Dalmalıdır gövdelere çelik süngüler!
Sert dipçikler ezmelidir nice başları!
Ecel kuşu ayırmalı arkadaşları!
En yiğitler serilmeli en önce yere!
Kızıl kanlar yerde taşıp olmalı dere!
Ülkü denen nazlı gelin erde şan ister!
Büyük devlet kurmak için büyük kan ister.
Damarında var mı senin böyle bol kanın?
Türk’ün kanı bir eşidir lavlı volkanın!
Tarihteki eski Roma hoş bir hayaldir,
Kurulacak yeni Roma boş bir hayaldir,
Karşısında olmasaydı şanlı “Türk Budun”
Belki gerçek olacaktı bir gün umudun,
İnsan oğlu ümitlerle dolup taşmalı,
Aryalarla Turanlılar karşılaşmalı.
Tabiatın yürüyüşü belki yavaştır;
Hız verecek biricik şey ona savaştır!
Keskin olur likörlerden ayranla kımız,
Karnerayı yere serer Tekirdağlımız.
Yurdumuzun çok tarafı olsa da kuru,
Makarnadan kuvvetlidir yine bulguru…
Biz güleriz façyoların felsefesine,
Dayanır mı kırkı bir tek Türk efesine?
Bizim yanık Fuzuli’miz engin bir deniz!
Karşısında bir göl kalır sizin danteniz!
Bizler ulu bir çınarız, sizler sarmaşık!
“General”ler “Paşa” larla atamaz aşık!..
Ey İtalyan başvekili! Ey musolini!
İki ırkın kabarmalı asırlık kini…
Hesabını göreceğiz elbette yarın,
Yedi yüzlü, yedi dilli İtalyanların!
Irkınızı hiçe saydı Hazreti Fatih.
Biraz daha yaşasaydı Hazreti Fatih,
Ne Venedik kalacaktı, ne Floransa…
Hoş geldiniz diyecekti bize Fransa!
Haydi, hamle kâfirindir… İlkönce sen gel,
Ecel ile zaman bize olmadan engel!
Burada tanklar yürümezse etme çok tasa;
Süngülerle çarpışmadır savaşta yasa.
Olma böyle sinsi çakal, yahut engerek!
Bozkurt gibi, kartal gibi döğüşmek gerek!
Kılıç Arslan öldü sanma, yaşıyor bizde!
Atilla’nın ateşi var içimizde!
Kanije’nin gazileri daha dipdiri!
Sınırdadır Plevne’nin kırkbir askeri!
Edirne’de Şükrü Paşa bekliyor nöbet!
Dumlupınar denen şeyi bilirsin elbet!
Şehitlerden elli milyon bekçisi olan,
Aşılmaz bir kayadır bu ebedi vatan!

seheryeli_

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.897
  • Teşekkür 19117
    • Çevrimdışı
  • # 07 Nis 2019 19:04:57

"Gitmek Eylemse, Unutmak Devrimdir" demiş Nazım...
O yüzdendir ki bugünlerde herkes bir devrim yaşıyor yüreğinde "Unutarak unutturarak"
Topla tüfekle değil, cebren ve hile ile kalplerin en vicdansız evresinde en kolayına kaçarak "zamanın" arkasına sığınıp "en zorba ihtilalini" yaşıyor ve yaşatıyorlar...
Savaşmak yerine vazgeçilir, sevmek yerine unutulur, yaşatmak yerine öldürülür en masum duygular.
"nasıl olsa; görmezse, duymazsa, bilmezse unutur ve unuturum" diye kalbin en aciz haline dönüşmesidir bu "devrim" oysa bilmezler ki "gönül görmeden de sever"
Unutması bu kadar kolayken en güzel anıları, hatıraları; bu kadar zor değil o halde "başka anıların yolcusu olmak"
Tek gecelik anıları rezerve etmiştir çoktan günü birlik aşklar. Arkasını dönüp gidende bir, sevdasını çekip gidemeyende bir unutmaya hazır ve nazır kalplerde...
O yüzden herkes içinde "tek kişilik devrim yaşıyor" belkide...

munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.631
  • Teşekkür 22125
    • Çevrimdışı
  • # 07 Nis 2019 19:10:33
IHLAMURLAR ÇİÇEK AÇTIĞI ZAMAN

Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü
Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü
Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü
Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana
Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden
Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden
Bebekler hayta hayta yürümeden
Geleceğim diyorum, geleceğim sana
Ne olur kesin bir takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Beklesen de olur, beklemesen de
Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende
Gecesi uzun süren karlar-buzlar ülkesinde
Hangi ses yürekten çağırır beni sana
Geleceğim diyorum, takvim sorma bana
-Ihlamur çiçek açtığı zaman.

 Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi
Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine deydi
Sevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi?
Başka bir gezegende de olsan dönüşüm hep sana
Kesin bir gün belirtemem, n`olur takvim sorma bana
 -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
 
Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden
Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben
Yeter ki bir çağır beni çiçeklendiğin yerden
Gemileri yaksalar da geleceğim sana
On iki ayın birisinde, kesin takvim sorma bana
-Ihlamur çiçek açtığı zaman.
 
Bak işte, notalar karıştı, ezgiler muhalif
Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız
Ey benim alfabemdeki kadîm Elif
 Ne güzellik, ne de tat var baharsız
Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana
Geleceğim diyorum, biraz mühlet tanı bana
 -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan
Kimseye uğramam ben sana uğramadan
Kavlime sâdıkım, sâdıkım sana
Takvim sorup hudut çizdirme bana
Ben sana çiçeklerle geleceğim
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.


BAHATTİN KARAKOÇ

munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.631
  • Teşekkür 22125
    • Çevrimdışı
  • # 07 Nis 2019 19:11:44
Seni İçimden Terk Ediyorum 
 

binmediğim hiçbir otobüs
beklemediğim hiçbir durak kalmadı bu şehirde
gittikçe azalıyor hayat
neyi erken yaşadıysam
hep ona geç kalıyorum

sana göçüyorum her sonbahar
yolların çıkmıyor aşkıma
unuttuğun yağmurların adı saklımda
seni içimden terk ediyorum

susmaktan yoruldum
kuşlar ve şarkılar bu şehri terk edeli beri
efkar demliyorum gözlerimde
yaşlarımı yanağıma varmadan öldürüyorum
tam sancağımdan yaralıyorum kendimi
alnını yüreğime dayadığın güne bakıp
seni içimden terk ediyorum

ne unutacak kadar nefret ettin
ne hatırlayacak kadar sevdin
yıkık bir duvar kadar bile pişman değilsin
biliyorum
beni hep bulmamak için aradın
yanılgımdın
yandığımdın
yangındın

sensizliğe yenilmek
sana yenilmekten zor olsa da
ardımda bir sürü belkiler bırakarak
seni içimden terk ediyorum

şimdi
içimizde öldürülecek bir anı bile bulamayan
iki yarım kaldık
tamamlayamadık bizi
elimden tutmadın yalnızlığımın
saçlarımı da uzaklarına gömdün
içimin mavisi senin okyanusundandı
al geri veriyorum
kilitleri hep yanlış kapılara vurdun
devrilmiş vagonlara dönerken gözlerim
sana bensizliği terk ediyorum

yarime uzanmayan bütün dallarım kırılsın demiştin
aşk içinde doğmuşsa nereye kaçabilirdi

ne tuhaf değil mi
içimi acıtanda sendin
acımı dindirecek olanda
ya öldür beni dedim
ya da git benden
içi bulanık bir sevdanın ucunda seni kaybettim

aldırmadın aldırmalarıma
bir gecede yakıp yarini
şafaklara sattın ihanetini
külüme basanlar bile utandı yaptığından

işte soluk bir ömrün
son nefesi
benden
içimden
terk ediyorum
 
Kahraman Tazeoğlu 

munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.631
  • Teşekkür 22125
    • Çevrimdışı
  • # 07 Nis 2019 19:13:08
MONA ROSA 

Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister.
Ah senin yüzünden kana batacak.
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.

Ulur aya karşı kirli çakallar,
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa.
Mona Rosa bugün bende bir hal var.
Yağmur iri iri düşer toprağa,
Ulur aya karşı kirli çakallar.

Açma pencereni perdeleri çek,
Mona Rosa seni görmemeliyim.
Bir bakışın ölmem için yetecek.
Anla Mona Rosa ben bir deliyim.
Açma pencereni perdeleri çek.

Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi,
Bende çıkar güneş aydınlığına.
Bir nişan yüzüğü bir kapı sesi.
Seni hatırlatır her zaman bana.
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi.

Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur.
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar,
Işıksız ruhumu sallar da durur.
Zambaklar en ıssız yerlerde açar.

Ellerin, ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi.
Ellerinden belli olur bir kadın,
Denizin dibinde geziyor gibi.
Ellerin, ellerin ve parmakların.

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.
Saat onikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana,
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar.
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.

Akşamları gelir incir kuşları,
Konarlar bahçemin incirlerine.
Kiminin rengi ak kiminin sarı.
Ah beni vursalar bir kuş yerine.
Akşamları gelir incir kuşları.

Ki ben Mona Rosa bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında.
Hayatla doldurur bu boş yelkeni.
O masum bakışların su kenarında.
Ki ben Mona Rosa bulurum seni.

Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.
Henüz dinlemedin benden türküler.
Benim aşkım uymaz öyle her saza.
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler.
Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.

Artık inan bana muhacir kızı,
Dinle ve kabul et itirafımı.
Bir soğuk, bir mavi, bir garip sızı
Alev alev sardı her tarafımı.
Artık inan bana muhacir kızı.

Yağmurdan sonra büyürmüş başak,
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış.
Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış.
Yağmurdan sonra büyürmüş başak.

Altın bilezikler o kokulu ten
Cevap versin bu kuş tüyüne.
Bir tüy ki can verir gülümsesen,
Bir tüy ki kapalı geceye güne.
Altın bilezikler o kokulu ten.

Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister,
Ah senin yüzünden kana batacak.
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller. 


                Sezai KARAKOÇ

munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.631
  • Teşekkür 22125
    • Çevrimdışı
  • # 07 Nis 2019 19:16:27
ELLERİM ORADA ASILI.

Şimdi ben,
Söz etmeliyim pişmanlıklarımdan
Zamanı değil, biliyorum
Ama, ellerim hep orada asılı
Tül gibi süzülüp çıkıyor hayatımdan
Çıkınımda güzel şeyler yok
Umut, bir boyalı kuştu
O mavinin muştusunda
Gökyüzüne uçtu..

Uzatma,
De haydi..
Şimdi yağmur zamanı mevsim kış
Baharsız toprağında çatlarken ayazın
Kıymetini bilmedin kar beyazın..
O çılğınca esen rüzğarda
Oynak bir türkü gibi savrulup
Görkemli zevklerin eteğinde
Neler yitirdin, bir düşün..
Ne farkına varabildin esen meltemin
Ne de duydun feryadını bu günlerin..
Zaman mum gibi eridi ateşinde
Gün görmemiş binlerce kelimenin
Şiire dökülen coşkusuyla
Serpildin gecelere yıldız diye..

Utanma,
De haydi..
Kimse tanımaz seni
Şimdi bir garip adem sin, ötesi yok..
Gururunda bir kara leke gibi duran
Rüzğar estikçe savrulan
Erik bahçelerinde bıraktığın sevgiler
Masum gözyaşlarında kahır gibi
Közü alev olan ateşlerin
Toz dumanı içindesin
Gönül defterinde on/ larca isim
Peki,
Peki sen nerdesin?

BANA MASAL ANLATMA!
Bütün renklerini bilirim kasımpatıların
Her dilde tanırım sevdanın kokusunu
Hem maviyi severim, hem kırmızıyı
Düşkünüm gün batarken akşamlara
Kırılıp dökülüyor sayfalarda anılar
Cazgır bir suskunluktur ruhunu kemiren
Empayiye dayanamam, kıskanırım
Senin eteklerinde savrulurken aşk
Ben bir yerlerde unutulmuş baharım..

DE HAYDİ !
Gözünün elifini sevdiğim ömür
Deli Dumrul gibi bekleme başımda
Sıyrılır çıkarsam tenimden
Bin parça zehir olup saçılır
Yüzlerce dertli çıkar bedenimden...

Ali SÖNMEZ

munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.631
  • Teşekkür 22125
    • Çevrimdışı
  • # 08 Nis 2019 01:45:49
HATRINA DÜŞECEĞİM

Kopkoyu bir sis içinde bir akşam
Hatırına düşeceğim belki
Bir an ıslayacak yağmur yüzünü
Birden o tatlı demleri hatırlayacaksın
Sonra sıcak yatağında uzun uzun
Ağlayacaksın Ağlayacak.!

Boğazında bir şeyler düğümlenecek
Ah yanımda olsaydı diyeceksin
Tüm yıldızlar gülecek haline Ay'da göz kırpacak
İliklerine işleyecek bensizlik
Kahrolacaksın...!

Bir sigara tüttüreceksin ihtimal
Ufku seyredeceksin saatlerce
Bir rüzgar kopçalayacak yüzünü
Sonra hayalim gelecek karşına
Bir Şiirimi mırıldanacaksın
Hıçkıracaksın..!

Gönlünden atamadığın gibi kafandan da
Silemeyeceksin beni düşlerine gireceğim her gece
İnce bir hüzün bürüyecek yüzünü
Ve çırılçıplak gerçekleri o zaman
Anlayacaksın..!

Sonra bir şeyler yazmak isteyeceksin
Kafan gibi kaleminde işlemeyecek
Unutmak isteyeceksin her şeyi
Ama unutamayacaksın hiç bir şeyi
Kıvranacaksın.!
                   Necip Fazıl KISAKÜREK

munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.631
  • Teşekkür 22125
    • Çevrimdışı
  • # 08 Nis 2019 02:36:41
             GÜLCE

Uçurumun kenarındayım Hızır
Ulu dilber kalesinin burcunda
Muhteşem belaya nazır
Topuklarım boşluğun avcunda
Derin yar adımı çağırır
Dikildim parmaklarımın ucunda
Bir gamzelik rüzgâr yetecek
Ha itti beni, ha itecek
Uçurumun kenarındayım Hızır
Civan hazır
Divan hazır
Ferman hazır
Kurban hazır

Uçurumun kenarındayım Hızır
Güzelliğin zulme çaldığı sınır
Başım döner, beynim bulanır
El etmez
Gel etmez
Gülce'm uzaktan dolanır
Uçurumun kenarındayım Hızır
Gülce bir davet
Mecaz değil
Maraz değil
Gülce bir afet
Peri değil
Huri değil
Gülce beyaz sihir
Gülce ölümcül naz
Buram buram zehir
Yar yüzünde infaz

Bir gamzelik rüzgâr yetecek
Ha itti beni, ha itecek
Güzelliğin zulme çaldığı sınır
Uçurumun kenarındayım Hızır
Ben fakir
En hakir
Bin taksir
Ateşten
Kalleşten
Mızrakla gürzden
Dabbetülarz'dan
Deccal’dan, yedi düvelden
Korku nedir bilmeyen ben
Tir tir titriyorum Gülce’den
Ödüm patlıyor Gülce’ye bakmaktan
Nutkum tutuluyor, ürperiyorum
Saniyeler gözlerimde birer can
Her saniyede bir can veriyorum

1981

Ömer Lütfi Mete

harslan05

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 2.732
  • Teşekkür 55049
    • Çevrimdışı
  • # 08 Nis 2019 10:57:16
O yalnız kaybetmesini öğrendi ömründe
Avucundan dökülen kum taneleriydi her şey
Ne bir serseriydi ne de yılgın bir savaşçı
Ama kendi kafasıyla düşünen ve hakkında
Ölüm fermanları çıkartılan biriydi belki
Sevince deli gibi severdi
Pervasız severdi sevince
Dövüşmek ancak ona yakışırdı
Ona yakışırdı aşklar ve yolculuklar
Yoktu bağlandığı herhangi bir şey
Bulutlar gibi çekilip giderdi seslerin arasından.

Ahmet Telli

Gül Rengi

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.677
  • Teşekkür 42822
    • Çevrimdışı
  • # 08 Nis 2019 16:04:04

Aşk yerleşik hayata geçeli beri
Sen cim’in kalbinde nokta
Ben gözünün yeşilinde on üç kahve tanesi.
Senden saklayamam / gidecektim bir kavim göçünü daha göze alamadım işte.

Bu bir itiraf:

Biriksem azalacaktın .

Bak / cepten yiyor çiçekler bile.
Altı çizili kitaplardan kaçtım.
Geceleyin çocuk masallarından, tebeşir kokan sınıflardan..."

Cengizhan Konuş'

munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.631
  • Teşekkür 22125
    • Çevrimdışı
  • # 09 Nis 2019 23:15:24
AKIL KARAYA VURDU

Beni dinle ey kadı
Bozuldu işin tadı
Zulümse eğer adı
Kenan yapsa da aynı
Yunan yapsa da aynı

Söylenecek söz varsa
Söyle sende yüz varsa
Hak’ka tecavüz varsa
Nokta yapsa da aynı
Yekta yapsa da aynı

İpe sermeyin unu
Herkes biliyor bunu
Hazineden soygunu
Turgut yapsa da aynı
Nemrut yapsa da aynı

Zirvedeki uç beyi
Çeker gözden sürmeyi
Rüşvet alıp vermeyi
Fazıl yapsa da aynı
Rezil yapsa da aynı

Halka tepeden bakan
Göğsüne benlik takan
Yalana yatıp kalkan
Moiz olsa da aynı
Vaiz olsa da aynı

Doğruluktan kaçan zat
Menfaatı seçen zat
Haram yiyip-içen zat
Murdar olsa da aynı
Serdar olsa da aynı

Bu gemi böyle gitmez
Giderse zulüm bitmez
Kim örnektir farketmez
Hasmım olsa da aynı
Nefsim olsa da aynı

Abdürrahim KARAKOÇ

greentea

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 104
  • Teşekkür 2612
    • Çevrimdışı
  • # 11 Nis 2019 08:31:38
Ben giderim adım kalır
Dostlar beni hatırlasın.
Düğün olur bayram gelir
Dostlar beni hatırlasın

Can kafeste durmaz uçar
Dünya bir han, konan göçer
Ay dolanır yıllar geçer
Dostlar beni hatırlasın

Can bedenden ayrılacak
Tütmez baca yanmaz ocak
Selam olsun kucak kucak
Dostlar beni hatırlasın

Ne gelsemdi, ne giderdim
Günden güne arttı derdim
Garip kalır yerim yurdum
Dostlar beni hatırlasın

Açar solar türlü çiçek
Kimler gülmüş kim gülecek
Murat yalan ölüm gerçek
Dostlar beni hatırlasın

Gün ikindi akşam olur
Gör ki başa neler gelir
Veysel gider adı kalır
Dostlar beni hatırlasın

sevde5

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.032
  • Teşekkür 5359
    • Çevrimiçi
  • # 12 Nis 2019 12:54:32
Gönül Çalamazsan Aşkın Sazını
Ne Perdeye Dokun Ne Teli İncit
Eğer Çekemezsen Gülün Nazını
Ne Dikene Dokun Ne Gülü İncit

Dinle ki Bülbülü Gelesin Coşa
Karganın Namesi Gider Mi Hoşa
Meyvesiz Ağacı Sallama Boşa
Ne Yaprağını Dök Ne Dalı İncit

Bekle Dost Kapısını Sadık Dost İsen
Gönüller Tamir Et Ehli Dil İsen
Sevda Sahrasında Mecnun Değilsen
Ne Leyla'yı Çağır Ne Çölü İncit

Rızaya Razı Ol Hakka Kailsen
Ara Bul Mürşidi Müşkülde İsen
Hakikat Şehrine Yolcu Değilsen
Ne Yolcuyu Eğle Ne Yolu İncit

Gel Haktan Ayrılma Hakkı Seversen
Nefsini Islah Et Er Oğlu Ersen
Hüdai İncinir İnciden Versen
Ne Kimseden İncin Ne Eli İncit

Aşık Hüdai

sevde5

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.032
  • Teşekkür 5359
    • Çevrimiçi
  • # 14 Nis 2019 13:58:49
Şuleriz ettin yine evvelce yanmış gönlümü Mecruhi nev eyledin güya kapanmış gönlümü Çeşminin bilmem nasıl teshir-i sihramisi var Aşka mecbur etti sevdadan usanmış gönlümü." . Yanmış gönlümü sen bir daha yaktın alevlendirdin Gönlümün yarası kapanmış biliyordum sen onu tekrar yaraladın Gözlerinin bilmem nasıl büyüleyici etkisi var Aşka mecbur etti sevdadan usanmış gönlümü...

Gül Rengi

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.677
  • Teşekkür 42822
    • Çevrimdışı
  • # 14 Nis 2019 14:20:23
Sevmek biraz ölümdür..hele yaşlandıkça
ne çok seyrederiz, mûnis
ve kimsesiz odalarda kendimizi.

Ah! Ben sizi taşrada, çok önceleri
bir romanda tanımıştım, biraz Halit Ziya
öldürmüştü sizi, biraz Reşat Nuri

Oysa ben Milas’ı hiç görmedim ama hiç
dilsiz bir yurt odasında düşledim
Beylerbeyi’nde ağladığımız evi.

Örselenmiş ve çabuk büyümüştünüz, birdenbire
hani o müzmin ‘ateş gecesi’
yahut gecikmiş bir zemheri.

Mendil işler, nasıl da kötü öksürürdü eltiniz
kirli gülüşler, esnaf ve zabit gözler
içre geçti yıllar: Mutsuz…. veremli"

Ali Emre'

 

Egitimhane.Com ©2006-2023