Bir Coşkudur Çocukluk...

Çevrimdışı mabay

  • Uzman Üye
  • *****
  • 2.300
  • 4.231
  • Müdür Yardımcısı
  • 2.300
  • 4.231
  • Müdür Yardımcısı
# 08 Tem 2012 15:25:50
"içimdeki çocuğu kimse için büyütemem. Zaten herkes onu öldürmenin derdindeyken"
                                           mabay

Çevrimdışı TAYLANSALİH

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1.336
  • 3.247
  • Beden Eğitimi Öğrt.
  • 1.336
  • 3.247
  • Beden Eğitimi Öğrt.
# 09 Tem 2012 11:38:07
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
"içimdeki çocuğu kimse için büyütemem. Zaten herkes onu öldürmenin derdindeyken"
                                           mabay
TEŞEKKÜR EDEMİYORUM.6 SAAT ENGELİ.AMA SÖZ GERÇEKTEN HARİKA,YÜREĞİNİZE SAĞLIK.

Çevrimdışı TAYLANSALİH

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1.336
  • 3.247
  • Beden Eğitimi Öğrt.
  • 1.336
  • 3.247
  • Beden Eğitimi Öğrt.
# 09 Tem 2012 11:45:36
Çocuk olmak güzeldir.
Anne, baba,abla ,ağbeyi hep çocuk olmak isterler.
Çocuk olmak şımarmak yaramazlık yapmak değildir.
Çocuk olmak tertipli,titiz demektir.
Eğer çocuklar titiz ve tertipli düzenli olmazsa,
Annne ve babalarının sözlerini dinlemezse,
O zaman büyüyüp zor sorular çözdüğü zaman zorlanacaktır.
Ama anne ve babalarının sözünüğ dinleyince onların anlaktıklarını dinliyip öğrenince o zor sorular ona basit gelebilir.

Çevrimdışı TAYLANSALİH

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1.336
  • 3.247
  • Beden Eğitimi Öğrt.
  • 1.336
  • 3.247
  • Beden Eğitimi Öğrt.
# 13 Tem 2012 23:35:34
........................

Çevrimdışı TAYLANSALİH

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1.336
  • 3.247
  • Beden Eğitimi Öğrt.
  • 1.336
  • 3.247
  • Beden Eğitimi Öğrt.
# 15 Tem 2012 17:55:11
.......

Çevrimdışı TAYLANSALİH

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1.336
  • 3.247
  • Beden Eğitimi Öğrt.
  • 1.336
  • 3.247
  • Beden Eğitimi Öğrt.
# 01 Ağu 2012 08:56:32
Ben mesela çocukluğumun yakasını hiç bırakmam, diğer tarafımdır.
Daha geniş görmek istedikçe yaslanırım ona, uyurken başımın altına yastık yaparım. 'Dünyaya bir çocuğun gözleriyle bakabilmeyi' kaybetmekten aklım çıkar. Derim ki bir dostun dediği gibi, 'biz hep insanların neden bu kadar gaddar olduklarını anlayamayacak kadar küçük kalalım.' Hep öyle temiz, saf ve aydınlık bakalım. Hep güzeli görsün gözlerimiz.♥♥

Çevrimdışı mesirmacun

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1.406
  • 4.083
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • 1.406
  • 4.083
  • 2. Sınıf Öğretmeni
# 24 Ağu 2012 15:30:42
Bayram ziyareti için gittiğimiz yerde üç tane çocuk vardı.Her birinin elinde birer top oynayarak gidiyorlardı.Yüzlerinde gerçek gülüşler...
İşte dedim eşime, dünyanın en mutlu insanları bu çocuklar.Muhtemelen bayram harçlıkları ile almışlardı belki günlerce hayalini kurdukları topları.Topların peşinde koşarken, onlardan mutlusu yoktu artık.

Çevrimdışı NİL35

  • Yönetim Ekibi
  • *****
  • 10.853
  • 94.527
  • 10.853
  • 94.527
# 08 Nis 2013 21:06:18
Bir çocuğun, kuş olduğunu düşünmeye hakkı vardır...
Çünkü;
çocukluk, insanın şiir halidir....

Çevrimdışı gülümseyinnn

  • Uzman Üye
  • *****
  • 5.382
  • 12.029
  • 5.382
  • 12.029
# 10 Nis 2013 18:22:50
Bir zamanlar biz de çocuktuk. Ne oldu da bazen ve hatta kimileri için her zaman hiç çocuk olmamış gibi yaşanıyor hayat...

Çevrimdışı 107325

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1.858
  • 4.356
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • 1.858
  • 4.356
  • 1. Sınıf Öğretmeni
# 10 Nis 2013 19:09:12
BÜTÜN ANNE BABALARIN VE ÖĞRETMENLERİN OKUMASI GEREKEN BİR HİKAYE

Bir gün seminere başlamadan önce kısa boylu güler yüzlü birisi geldi, Hocam elinizi öpmek isti...yorum, dedi. Ben el öptürmekten pek hoşlanmadığım için, yanaktan öpüşelim, dedim, öpüştük. Aramızda şöyle bir konuşma yer aldı:
- Hayrola, neden elimi öpmek istedin?
- Hocam, üç yıl önce sizin bir seminerinize katıldım. Hayatım değişti.

O seminerden sonra daha mutlu bir ailem var ve size teşekkür etmek istiyorum; onun için elinizi öpmek istedim.
- Ne oldu, nasıl oldu?
- Üç yıl önce şirketimizin organize ettiği iki günlük bir seminerde bizimle beraberdiniz. O seminerin bitişine doğru dediniz ki, "Bir insanın ana vatanı çocukluğudur. Çocukluğunu doya doya yaşayamamış bir insanın mutlu olması çok zordur. Bir annenin, bir babanın en önemli görevi, çocuklarının çocukluğunu doya doya yaşamasına
olanaklar yaratmaktır."Bir süre sustu, bir şey hatırlamak ister gibi düşündü, sonra konuşmaya devam etti:
- Hatta daha da ilerisi için söylediniz; dediniz ki, "Bir ulusun en önemli görevi çocuklarının çocukluğunu doya doya yaşamasına
olanaklar yaratmaktır." Ben bir baba olarak sizi duyduğum zaman kendi kendime düşündüm: Ben bir baba olarak çocuğumun çocukluğunu doya doya yaşamasına fırsatlar yaratıyor muyum? Böyle bir sorunun o zamana kadar hiç aklıma gelmediğini fark ettim. Ben ne yapıyorum, diye düşündüm.
Benim yaptığım sanırım birçok babanın yaptığının aynısıydı. Dokuz yaşındaki oğlum ben işten eve gelince beni görmemeye, benden kaçmaya çalışıyordu. Neden kaçmaya çalışıyordu, biliyor musunuz, Hocam?
- Hayır, neden?
- Çünkü onu görünce hemen şu soruyu soruyordum. "Oğlum bugün ödevini yaptın mı?" Tuhaf tuhaf bakıyor, gözünü kaçırıyor, daha da
*sıkıştırınca, hayır anlamına gelen, "cık" sesini çıkarıyordu.* Kızıyordum, söyleniyordum, "Niye yapmıyorsun ödevini!" diyordum.
Aramızda sürekli tartışmalar, sürtüşmeler oluşuyordu. Tabii bunun sonucunda bütün aile huzursuz oluyordu.
Burada biraz sustu, soluklandı. Sanki hatırlamak istemediği anılar vardı; onların üstesinden gelmeye çalışıyordu. Sonra konuşmaya devam etti:
- Ben sizin seminerinizden çıktıktan sonra düşünmeye başladım. "Ben ne biçim babayım," diye kendime sordum. Seminer için geldiğim*
İstanbul'dan çalışma yerim olan Kayseri'ye gidinceye kadar düşündüm; otobüste bütün gece düşündüm ve sonra kendi kendime dedim ki, eşimle konuşayım, biz birlikte bir karar alalım. Diyelim ki bu çocuk isterse beş yıl sınıfta kalsın, ama doya doya çocukluğunu yaşasın.
- Radikal bir karar!*
- Evet, uçta bir karar, ama bu karar içime çok iyi geldi, Hocam.
Gerginliğim, üzüntüm gitti, içim rahat etti. Ben eve gelince eşime dedim ki, hadi gel otur, konuşalım. Yemekten sonra oturduk konuştuk, çocuklar yattı biz konuşmaya devam ettik. Seminerde anlatılanları aktardım, böyle böyle böyle diye izah ettim ona ve en nihayet dedim ki, ya benim gönlümden ne geçiyor sana söyleyeyim. Bizim oğlumuz var ya bizim oğlumuz, o isterse beş yıl sınıfta kalsın, ama çocukluğunu yaşasın! Şimdiye kadar onun çocukluğunu yaşamasıyla ile ilgili pek bir çaba göstermedik, bir bilinç göstermedik, oluruna bıraktık. Gel şimdi değiştirelim bunu.
- Eşiniz ne dedi?
- Hocam biliyor musun ne oldu?
- Ne oldu?*
- Karım hayretle bana baktı ve dedi ki, "Bu ne biçim seminer be! Kim bu adam? Öyle şey mi olur; yok bizim ki çocukluğunu yaşayacakmış!
Bizim çocuk çocukluğunu yaşarken öbürküler sınıflarını geçecek ilerleyecek! Öyle şey olmaz."

- Anlıyorum; anne olarak çocuğunun geride kalmasını istemiyor, kaygılanıyor!
- Fakat hocam ben pes etmedim, bırakmadım, mücadeleye devam ettim.
Her gün, her akşam gece yarılarına kadar karımla konuştum. Üç gecenin sonunda bana, peki ne halin varsa gör, dedi.
- Pes etti, yani. Peki, sen ne yaptın?
- İşte onu dediği günün sabahı eşofmanımı, ayakkabımı şöyle kapının yanına bıraktım işe gittim; işten dönünce oğlumun gözüne baktım ve dedim ki, oğlum bugün doya doya oynadın mı? Bana hayretle baktı ve "Hayır!" anlamına gelen "cıkk" dedi. O zaman, hadi gel beraber aşağıya ineceğiz, oynayacağız, dedim. Eşofmanımı giydim, ayakkabımı giydim, onunla beraber sokağa çıktık. Pencereden arkadaşları bakıyorlarmış, onlar da sokağa çıktılar; birlikte sokakta oyun oynadık. Akşam saat altıdan sekiz buçuğa kadar sokaktaydık. Eve gelince toz toprak içindeyiz, beraber banyoya girdik, duş yaptık. Havluyla kuruladım, çok mutluyduk ve o günden sonra işten dönünce her gün onunla oynamaya başladım. Her gün, her gün, her gün oynadım.

Yedi gün sekiz gün sonraydı galiba, bir gün banyodan çıkarken onu kuruluyorum havluyla, kolumu tuttu, bana döndü ve dedi ki, baba ya, ben seni çok seviyorum. Hocam nefesim durdu, gözüm yaşardı, konuşamadım. Çünkü farkına vardım ki, şimdiye kadar sevdiğini hiç söylememişti. Düşündüm, şimdiye kadar hiç söylemediğinin farkında değildim; belki ömür boyu söylemeyecekti.

"Ne büyük tehlike!" diye düşündüm. Ömür boyu onun bana bu cümleyi söylemediğinin farkında olmayacaktım.
- Demek farkına vardın, seni kutlarım. Senin farkına vardığın bu durum birçok anne ve babanın farkında olmadığı gizil, örtük ama önemli bir tehlike!
- İçimde bir şükür duygusu, havluyla çocuğumu kuruladım ve giydirdim ve artık her gün oyun oynamaya devam ettik. Zaman geçti, iki hafta sonra okul, öğretmen veli buluşması için okula davet etti. Daha önceki veli buluşmalarında öğretmen, "Sizin oğlunuz akıllı bir çocuk, ama ödevleri kargacık burgacık yazıyor, dikkat etmiyor. Sınıfta arkadaşlarını rahatsız ediyor, onları itiyor kakıyor, lütfen onunla konuşun. Ödevlerine ilgi gösterin, sınıfta arkadaşlarını rahatsız etmesin. Ödevlerini doğru dürüst yapsın," demişti. O nedenle öğretmen buluşmasına gitmekten çekiniyordum. Bu davet gelince ben eşime dedim ki, hadi okuldaki buluşmaya beraber gidelim!
Yok, dedi, sen tek başına gideceksin, ben gelmeyeceğim.
- Eşiniz gelmek istemedi!*
- Hayır istemedi. Ya beraber gidelim, diye ısrar ettim hayır hayır sen yalnız gideceksin dedi. Ben yalnız gittim ve diğer veliler geldikçe sıra bende olduğu halde sıranın arkasına geçtim, sıranın arkasına geçtim ki başka kimse olmadan öğretmenle konuşayım, diye.
Mahcup olacağımı düşünüyordum. Her şeyin daha kötüye gittiğini düşünüyordum. En nihayet bütün veliler öğretmenle konuşmalarını bitirip gittiler.
Sıra bende! Öğretmenin karşısına geçtim, bana baktı gülümsedi, siz ne yaptınız bu çocuğa, dedi. Hiç cevap vermedim, önüme baktım. Lütfen söyleyin ne yaptınız bu çocuğa, dedi. "Çok mu kötü hocam?" diye sordum. Gülümsedi, hayır, kötü değil, dedi. "Artık sınıfta arkadaşlarını hiç rahatsız etmiyor, ödevleri iyileşti, tam istediğim öğrenci oldu. Ne yaptınız bu çocuğa siz?"

- Herhalde bir baba olarak çok mutlu oldunuz?
- Hocam biliyor musunuz öğretmenin karşısında ağlamaya başladım.
İnanamıyordum kulağıma, içimden, vay evladım, biz sana ne yaptık şimdiye kadar, duygusu vardı. Eve geldim, karım yüzüme baktı, gözlerim ağlamaktan kıpkırmızı. "O kadar mı kötü?" diye sordu. Ona da cevap veremedim Hocam, ona da cevap veremedim! Ağladım. Daha sonra anlattım.
Hocam onun için sizin elinizi öpmek istedim, teşekkür ediyorum.Benim oğlumun ve onun küçüğü kızımın hayatını kurtardınız. Ailemin mutluluğu kurtuldu. Hakikaten bir insanın anavatanı çocukluğuymuş. Anavatanı mutlu olan bir çocuk çalışmasını, okulunu her şeyini bütün gücüyle yapar ve orada başarılı olurmuş.
"Gel seni yeniden kucaklayayım!" dedim. Kucaklaştık.
"Çocuklar Gülsün diye!" yaşayalım. Çünkü insanın anavatanı çocukluğudur.
Çocuklar gülerek, oynayarak büyürse, sonunda büyükler güler.
Büyükler mutlu olup gülümseyince tüm ülke, tüm insanlık güler.
Çocukların gülmesine hizmet veren herkese selam olsun!

Doğan CÜCELOĞLU

Biraz uzun ama çok anlamlı bir yazı okumanızı tavsiye edrim.

Çevrimdışı evgi-47

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 956
  • 5.482
  • 956
  • 5.482
# 10 Nis 2013 19:09:52
"Dünyada tek bir çocuk bile mutsuz olduğu sürece, büyük icatlar ve ilerlemeler yoktur."
                                                         Albert Einstein

Çevrimdışı hafız ahmet

  • Bilge Üye
  • *****
  • 4.068
  • 20.094
  • Okul Müdürü
  • 4.068
  • 20.094
  • Okul Müdürü
# 10 Nis 2013 19:15:56
Çocuk Olmak

Çocuk olmak,
Bir kuşa benzer.
Kuşlar gibi özgür,
Kanatlıdır çocuklar...

Çocuk olmak,
Bir balığa benzer.
Balıklar gibi narin,
Sevimlidir çocuklar.

Çocuk olmak,
Bir ata benzer.
Yemyeşil kırlarda,
Koşar, oynar çocuklar...

Çocukluk,çocukluk,
Ne mutludur çocukluk.
Heyecanlı ve neşeli,
Ne güzeldir,çocukluk..

28.07.2006
 
Muhammed Taha Balkıs
 

Çevrimdışı kulut

  • Üyeliği İptal Edildi
  • 3.145
  • 4.568
  • Müdür Yetkili
  • 3.145
  • 4.568
  • Müdür Yetkili
# 10 Nis 2013 19:23:47
çocuk olamadım ki hiç  :'(

Çevrimdışı duyguaydın

  • Moderatör
  • *****
  • 5.364
  • 125.961
  • 5.364
  • 125.961
# 10 Nis 2013 19:28:14
  Çocukluğum  deyince üzerime titreyen insanların çokluğu geliyor,şimdi ise benim üzerine titrediğim insanlar..Biri sorunsuzluk biri sorumluluk ikisi de ayrı güzel ama ah çocukluk....

Çevrimdışı mavi ada ılgını

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1.970
  • 8.709
  • 1.970
  • 8.709
# 10 Nis 2013 19:31:30
çocukluğumu öyle paramparça yaşadım ki.. şimdi içim  sızlayarak hatırlıyorum ve hayretle bakıyorum o küçücük omuzlarımda ne büyük yük taşımışım

 


Egitimhane.Com ©2006-2023 KVKK