Konu: Sevdiğimiz Şiirler  (Okunma sayısı 2982214 defa)

BAHÇEYAKA

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 173
  • Teşekkür 48
    • Çevrimdışı
  • 18 Ağu 2008 22:42:29
"
yaşamak değil beni bu telaş öldürecek" dediği gibi şairino telaşla bırakın paris yolunda ılık rüzgara taratmayı saçlarınızı,sevdiğimizle doyasıya bir sohbet bile edemedik biz,gözümüz saatte söyleştik hep,konuşur gibi seviştik yarışır gibi çalıştık,hep yetişilecek bir yerler vardı,aranacak adamlar,yapılacak işler... Bir sonraki günün telaşı,bir öncekinin terine karıştı.Başkalarının hayatı bizimkinbi aştı.Kör karanlıkta çalar saati yerine, kuşluk vakti kızarmış ekmek kokusu veya sevgili busesiyle uyanma düşlerini ha babam erteledik.20 li yaşlardayken 30 lara kurduk saatin alarmını 30 lardan sonra 40 lara
,belki sonra 50 lere. Lakin lakin öyle yanlış kurgulanmış ki hayat,kuşlukta uyanma fırsatı sunduğunda size artık uyku girmez oluyor gözlerinize!doyasıya söyleşmek,telaşsız sevişmek için  bol zamana kavuştuğunuz da ,söyleşecek,sevişecek kimseler kalmıyor yanınızda.özenle yarına sakladığınız bir sarı lira gibi ömrünüz.Günü gelip sandıktan çıkardığınızda bir de bakıyorsunuz ki tedavülden kalkmış...

BAHÇEYAKA

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 173
  • Teşekkür 48
    • Çevrimdışı
  • # 18 Ağu 2008 22:43:54
arkadaşlar aslında bu şiir ama ben düz yazı gibi yazdım kusura bakmayın.benim çok hoşuma giden bir şiir.

BİRGÜL

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 470
  • Teşekkür 169
    • Çevrimdışı
  • # 21 Ağu 2008 12:36:15
terk etmedi sevdan beni   

Terketmedi sevdan beni
Aç kaldım, susuz kaldım
Hayın karanlıktı gece.
Can garip, can suskun
can paramparça.
Ve ellerim; kelepçede.
Tütünsüz, uykusuz kaldım
Terketmedi sevdan beni.

ertugrul43

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.313
  • Teşekkür 2501
    • Çevrimdışı
  • # 21 Haz 2009 11:39:02
Üçüncü şahsın şiiri
Gözlerin gözlerime değince
Felaketim olurdu, ağlardım
Beni sevmiyordun, bilirdim
Bir sevdiğin vardı, duyardım
Çöp gibi bir oğlan, ipince
Hayırsızın biriydi fikrimce
Ne vakit karşımda görsem
Öldüreceğimden korkardım
Felaketim olurdu, ağlardım
Ne vakit Maçka'dan geçsem
Limanda hep gemiler olurdu
Ağaçlar kuş gibi gülerdi
Sessizce bir cigara yakardın
Parmaklarımın ucunu yakardın
Kirpiklerini eğerdin, bakardın
Üşürdüm, içim ürperirdi
Felaketim olurdu, ağlardım
Akşamlar bir roman gibi biterdi
Jezabel kan içinde yatardı
Limandan bir gemi giderdi
Sen kalkıp ona giderdin
Benzin mum gibi giderdin
Sabaha kadar kalırdın
Hayırsızın biriydi fikrimce
Güldü mü cenazeye benzerdi
Hele sana bir baktı mı?
Felaketim olurdu, ağlardım
                                      A. İLHAN

ertugrul43

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.313
  • Teşekkür 2501
    • Çevrimdışı
  • # 21 Haz 2009 11:57:00
 GÖZLERİN

--------------------------------


miadim dolmaya firsat beklerken
tükenen ömrüme candi gözlerin
yarina umudum kalmadi derken
hayata döndüğüm andi gözlerin

gözlerin olmadan boş bir izahtim
bir anda değişti kör olan bahtim
sarsildi makamim sarsildi tahtim
şöhretimi yikan şandi gözlerin

ne vahşeti vardi nede çilesi
emsalsizdi bu savaşin hilesi
içten kuşatildi gönül kalesi
sanki fatih sultan handi gözlerin

nazarin mih gibi çakildiği an
adeta can buldu canan da bu can
bir yanim kesilse sendin damlayan
damarima giren kandi gözlerin

ne kadeh kaldirdim ne şarap içtim
sarhoş olmak için ben seni seçtim
içtikçe aşkini kendimden geçtim
halimi ayik mi sandi gözlerin

insaf eder alev alev yakmazdin
hedef alip can evimi yakmazdin
bir işik görmesen böyle bakmazdin
demek ki gözüme kandi gözlerin...
uğur işilak

deva35

  • Bilge Üye
  • *****
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 6.905
  • Teşekkür 10952
    • Çevrimdışı
  • # 21 Haz 2009 12:04:12
ÖYLE YIKMA
öyle yıkma kendini
öyle mahsun, öyle garip...
nerede olursan ol
içerde, dışarda, derste, sırada,
yürü üstüne üstüne
tükür yüzüne celladın
fırsatçının, fesatçının, hayının...
dayan kitap ile
dayan iş ile
tırnak ile, diş ile
umut ile, sevda ile, düş ile
dayan rüsva etme beni!
                    Ahmet Arif

sevde5

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.960
  • Teşekkür 5056
    • Çevrimdışı
  • # 21 Haz 2009 12:10:39
HADİ GİT..

Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit,
Günahıma girmeden, katilim olmadan git!

Git de şen şakrak geçen günlerine gün ekle,
Beni kahkahaların sustuğu yerde bekle.

Git ki siyah gözlerin arkada kalmasınlar,
Git ki gamlı yüzümün hüznüyle dolmasınlar.

Mademki benli hayat sana kafes kadar dar,
Uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar.

Hadi git, benden sana dilediğince izin,
Öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin.

Kahrımın nedenini söylesem irkilirler;
Çünkü herkes beni Kays, seni Leyla bilirler.

Sanırlar ki sen beni biricik yar saymıştın;
Oysaki hep yedekte, hep elde var saymıştın.

Hadi git, ne bir adres, ne bir hatıra bırak,
Zannetme ki, pişmanlık, mutluluk kadar ırak!

Sanma ki fasl-ı bahar geldiğim gibi gitmez,
Sanma ki hüsranını görmeye ömrüm yetmez.

Her darbene tahammül edecektir bedenim,
Gururum mani olur perişanıma benim.

Yari Ferhat olanın ellerle ülfeti ne?
Şirin ol katlanayım dağ gibi külfetine.

Henüz layık değilken tomurcuk kadar aşka,
Sana gül bahçesini kim açar benden başka!

Hercai arılara meyhanedir çiçekler,
Kim bilir şerefinden kaç kadeh içecekler!

Mademki aşk tablosunun takdirinden acizsin,
Git de çağdaş ressamlar modern resimler çizsin.

Ne vedaya gerek var, ne de mektuba hacet,
Git de Allah aşkına bir selama muhtaç et!

Güllere de aşk olsun gene sen kokacaksan!
Fallara da aşk olsun gene sen çıkacaksan!

Kopsun nerden inceyse artık bu bağ, bu düğüm!
Her gece daha berbat, daha vahim gördüğüm.

Korkulu düşlerimi yorumdan kaçırıyorum;
Sırf sana üzülüyor, sırf sana acıyorum!

Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit,
Günahıma girmeden, katilim olmadan git! ...

Cemal SAFİ

aslanx7

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 2.216
  • Teşekkür 6365
    • Çevrimdışı
  • # 21 Haz 2009 13:15:23
Desem ki / Cahit Sıtkı Tarancı

Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır,
Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini.
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını.
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
Sende tattım yemişlerin cümlesini.
Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgarlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi farkedemezsen
Rüzgarların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol;
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini.
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür,
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.

Cahit Sıtkı Tarancı

aslanx7

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 2.216
  • Teşekkür 6365
    • Çevrimdışı
  • # 21 Haz 2009 13:16:56
MERDİVEN

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden

Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak

Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak…

Sular sarardı… Yüzün perde perde solmakta

Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta…

 

Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller

Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller

Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?

Bu bir lisân-ı hafîdir ki rûha dolmakta

Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta…

                               AHMET HÂŞİM

sevde5

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.960
  • Teşekkür 5056
    • Çevrimdışı
  • # 21 Haz 2009 13:35:00
 
 
Alışamadım

Sen geçtin yine ben sınıfta kaldım;
Bir türlü yanına ulşamadım.
Sevda sınavından teşekkür aldım;
İhanet dersine çalışamadım...

Gözlerim kapansa uykusuzluktan,
Korkarım hocama saygısızlıktan,
Bir örnek istedi duygusuzluktan;
Seni diyecektim konuşamadım...

Vefasız olmayı bilmedim diye,
Adını kalbimden silmedim diye,
Okuldan atıldım gülmedim diye;
Tebessüm etmeye alışamadım...
 
Cemal SAFİ

hazer

  • Bilge Üye
  • *****
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 3.140
  • Teşekkür 9326
    • Çevrimdışı
  • # 21 Haz 2009 13:58:10
Gün Eksilmesin Penceremden

Ne doğan güne hükmüm geçer,
Ne halden anlayan bulunur;
Ah aklımdan ölümüm geçer;
Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.

Ve gönül tanrısına der ki:
- Pervam yok verdiğin elemden;
Her mihnet kabulüm, yeter ki
Gün eksilmesin penceremden!

Yaş Otuz Beş

Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.

Şakaklarıma kar mı yağdı ne?
Benim mi allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünüyorsunuz;
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim:
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim
Yalandır kaygısız olduğum yalan.

Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.

N'eylesin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak.
Taht misali o musalla taşında.


Ben Ölecek Adam Değilim

Kapımı çalıp durma ölüm,
Açmam;
Ben ölecek adam değilim.

Alıştım bir kere gökyüzüne
Bunca yıllık yoldaşımdır bulutlar.
Sıkılırım.

Kuşlar cıvıldamasa dallarında,
Yemişlerine doymadığım ağaçların,
Yağmur mu yağıyor,
Güneş mi var,
Farketmeliyim,
Baktığım penceremden.

Deniz görünmeli çıksam balkona.
Tamamlamalı manzarayı,
Karlı dağlara sürülmüş tarlalar.
Ekmekten olamam doğrusu,
Nimet bildiğim;
Sudan geçemem,
Tuzludur teneffüs ettiğim hava.

Ya nasıl dururum olduğum yerde,
Öyle upuzun yatmış,
İki elim yanıma getirilmiş,
Hareketsiz,
Sükûta râmolmuş;

Sanki devrilmiş bir heykel?
Eller mi ne der sonra bana?
Soğumuş kalbime ne cevap veririm?
Utanmaz mıyım ayaklarımdan?

Kalkmalıyım,
Dolaşmalıyım,
Sokaklarda, parklarda.
El sallamalıyım
Giden trenlere,
Kalkan vapurlara.

Bilmeliyim,
Gölgelerin goyundan,
Saatin kaç olduğunu.
Islık çalmalıyım.
Türkü söylemeliyim
Yol boyunca,
Keyfimden ya hüznümden.

Geçmiş günlerimi hatırlamalıyım,
Dalıp dalıp akarsuya,
Hayaller kurmalıyım,
Güzel geleceğe dair.

Yanımdan geçenler olmalı,
Selâm almalıyım;
Robenson'u düşünmeliyim,
Garipliğini;

Şükretmeliyim,
İnsanlar arasında olduğuma.
Nedir ki eninde sonunda ölüm?
Ayrı düşmek değil mi aşinalardan?

Kapımı çalıp durma ölüm,
Açmam,
Ben ölecek adam değilim.

aysglblgn

  • Aktif Üye
  • **
  • İleti: 51
  • Teşekkür 43
    • Çevrimdışı
  • # 21 Haz 2009 14:00:03
Aysel Git Başımdan  
      
      aysel git başımdan ben sana göre değilim  
olümüm birden olacak seziyorum  
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim  
aysel git başımdan istemiyorum  
benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün  
dağıtır gecelerim sarışınlığını  
uykularımı uyusan nasıl korkarsın  
hiçbir dakikamı yaşayamazsın  
aysel git başımdan ben sana göre değilim  
benim için kirletme aydınlığını  
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim  

Islığımı denesen hemen düşürürsün  
gözlerim hızlandırır tenhalığını  
yanlış şehirlere götürür trenlerim  
ya ölmek ustalığını kazanırsın  
ya korku biriktirmek yetisini  
acılarım iyice bol gelir sana  
sevincim bir türlü tutmaz sevincini  
aysel git başımdan ben sana göre değilim  
ümitsizliğimi olsun anlasana  
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim  

sevindiğim anda sen üzülürsün  
sonbahar uğultusu duymamışsın ki  
içinden bir gemi kalkıp gitmemiş  
uzak yalnızlık limanlarına  
aykırı bir yolcuyum dünya geniş  
büyük bir kulak çınlıyor içimdeki  
çetrefil yolculuğum kesinleşmiş  
sakın başka bir şey getirme aklına  
aysel git başımdan ben sana göre değilim  
ölümüm birden olacak seziyorum  
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim  
aysel git başımdan seni seviyorum
 
atillla ilhan

aysglblgn

  • Aktif Üye
  • **
  • İleti: 51
  • Teşekkür 43
    • Çevrimdışı
  • # 21 Haz 2009 14:01:53
TAHİRLE ZÜHRE MESELESİ
 
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte
yani yürekte.

Meselâ bir barikatta dövüşerek
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
meselâ denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
 
nazım hikmet 1947

aysglblgn

  • Aktif Üye
  • **
  • İleti: 51
  • Teşekkür 43
    • Çevrimdışı
  • # 21 Haz 2009 14:03:36
bu da mehtabın sevdiği:)

NELİ

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 251
  • Teşekkür 345
    • Çevrimdışı
  • # 21 Haz 2009 14:06:15
Dağa çizilmiş bir resim gibidir,
Bir çocuğun babası olmak.
Yakından bakınca anlaşılmaz,
Uzaktan belli eder kendini.
                       Salih Polat
Kendini yakından, uzaktan belli eden tüm babalara babalar günü armağanımdır.

 

Egitimhane.Com ©2006-2023