Zamanın bir önemi yoktu.
Harcar giderdi...
zaten zamanı durdura bilen bir şeyde yoktu...
harcanır giderdi...
yaşamaya gelmişti dünyaya ...
sorsan yaşlanmakta güzel derdi...
cebinde metelik yoktu amma...
elinden geleni esirgemezdi...
insanlar mı ondan kaçıyordu o mu insanlardan belli değildi...
gerekmedikçe konuşmaz, konuşsa'da kimse bir şey anlamazdı...
yalnızdı demek yetmez ona, o bir başınaydı...
derme çatma bir kulübede , derli toplu yaşardı...
bazen cebinden bir şey çıkartır saatlerce bakardı...
bazen baktığı kadarda ağlardı...
adını bilen yoktu, zaten söylemiyordu...
herkes kendince bir şeyler zırvalıyor, o gülüp geçiyordu...
geçiyordu derme çatma köşesine...
bir şeyleri mırıldanıyordu..
tütün sarar, çay kokardı sürekli...
tenekelere şiirler yazardı kömür karasından...
gariptir kalemleri kırıp atardı...
geleni boş çevirmezdi çevirmesine ya...
muhabbeti hanesi kadar sıcak kanlı olmazdı...
bir sabah vakit tamam yazmıştı kulübenin en tepesine
vakit tamam,
ne demekse işte...
üstünde durmadı kimse, sormadı, soramadı...
gitmişti, kendi ötesine...
ne bir arayan oldu, nede bir haberini veren...
kendi sahnesine çekilmişti...
sonra aylar geçti aradan , yıkım için girildi içeri...
vakit tamam ibaresi o vakit belirdi duvarda...
vakit tamam diyordu...
vakit tamam dünya güzeli...
sen gelmedin, ben bekledim...
bu filmin kötü kahramanı sen oldun, önemsemedim..
kendimi yitirdim, aklımı hibe ettim sana helali hoş olsun...
vakit tamam...
beni çağırıyorlar, gitmeliyim...
Bekliyorum, artık yerimi biliyorsun...