Sırattan inceymiş sevda köprüsü...
Örtüsü beden , ölüsü neden taşırmış bilemedim.
Bir ömrü heba etmekte varmış kaderde.
veba bilmezdim çocukken sevmeyi,
Veda bilmezdim...
Öğrendim feda edildiğimde.
Sonra deliliğe vurdum kendimi
Yokuştu, yoruldum direndim.
Sevmek geliyordu hep içimden
inadına hep sevmek.
Kimi görsem kalbi güzel
sevmek dilendim.
Sırattan inceymiş sevda köprüsü.
Ince bir hastalıkmış bu gönül dürtüsü.
Öyküsü her içte bi başka nakış.
Her gözün Ferinde başka bir akışmış.
Közü cehennemden fışkıran dirhem.
teri gönlü kül eden yakışmış.
Bil ki ; bu köprü geçilmek zorunda.
Sap ne, nedir saman seçilmek zorunda.
Sonunda hanya burası , burası konya denir amma.
O yara ancak bugün deşilmek zorunda...