Konu: Bunları Biliyor Musunuz?  (Okunma sayısı 601128 defa)

ilhami_60

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 4.239
  • Teşekkür 24841
    • Çevrimiçi
  • # 08 Mar 2021 14:22:52
Her ürünün bir memleketi var.

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 3.194
  • Teşekkür 40786
    • Çevrimdışı
  • # 08 Mar 2021 20:58:18
....

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 3.194
  • Teşekkür 40786
    • Çevrimdışı
  • # 12 Mar 2021 20:44:47
“Yılanın biri ateş böceğinin peşine düşmüştü.
Onu tam yemek üzereyken ateş böceği,
-“Sana bir şey sorabilir miyim?” dedi.
Yılan;
-“Aslında kurbanlarımın sorularını cevaplamam, ama bir istisna yapıp sana
izin vereceğim” dedi.
Ateş böceği sordu:
-“Sana bir şey mi yaptım?”,
-“Hayır” dedi yılan.
-“Senin besin zincirine mi dahilim?” diye sordu ateş böceği.
-“Hayır” dedi yine yılan.
-“O halde niçin beni yemek istiyorsun” diye sordu.
-“Işığını görmeye dayanamıyorum da ondan.” dedi yılan. “

"İnsanları geçimsiz yapan Nefrettir. Birbirine düşman eden Sevgisizliktır . Güzellikten yana ne varsa yok eden Hırs ve  Bencillik tir ....

ilhami_60

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 4.239
  • Teşekkür 24841
    • Çevrimiçi
  • # 13 Mar 2021 11:47:26
DAĞINIK GÖKKUŞAĞI

Burada gördüğünüz, bir gökkuşağı parçalandığında olan bir durum olarak tanımlanan nadir bir olaydır.
Aslında, arkasındaki bulutlardan yansıyan dağılmış yağmur damlalarının yaydığı bir gökkuşağıdır.
Bulutlar gitmiş olsaydı, sıradan bir gökkuşağı görünümü olurdu.
Bulutlar gökkuşağı görüntüsünü prizma gibi kırılmış olarak görmemize neden olur....

smyi

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 3.057
  • Teşekkür 16812
    • Çevrimdışı
  • # 13 Mar 2021 12:08:39
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Her ürünün bir memleketi var.
Çileğin iki tane memleketi var. :)

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 3.194
  • Teşekkür 40786
    • Çevrimdışı
  • # 17 Mar 2021 19:52:21
DOKTOR TARIK NUSRET'İ TANIR MISINIZ?


Duydunuz mu hiç adını?
O bir doktordu
O bir babaydı..
Çok acılı bir hikayesi vardır.
Bilmemiz gereken..
Anlatmamız gereken..
Herkesin okuması gereken...
Çanakkale Savaşında siperlerin gerisinde yaralı askerlerin en çok ihtiyaç duyduğu şey “Morfin“di.
Doktorlar yaralı askerlere ağrı kesici bulmakta zorlanıyorlardı. Bu yüzden bir nöbet tutuluyordu.
Hastaların ameliyatı için hazırlanan çadırın önüne bir masa kurulmuştu..
Sedye ile gelen her yaralı, burada masaya koyuluyordu. Doktorun elinde enjektör, enjektörün içinde ağrı kesici..
Doktor ilk muayeneyi yapıyordu ve yaşama olasılığı olan, ameliyat edilmesi halinde yaşayacağına inandıkları askerlere ağrı kesiciyi yapıyordu..
Oysa gelen her yaralının ağrı kesiciye ihtiyacı vardı. Fakat herkese yetecek kadar ağrı kesici yoktu..
Doktor duygusal karar vermemek için yaralıların yüzüne bakmamakta, iyileşme şansı yüksek olan yaralılara ağrı kesici yapmaktaydı..
Yine doktorun önüne bir asker getirilir
Yaralının ağır yaralarına bakan doktor, askerin iyileşemeyeceğini öngörür ve ona ağrı kesiciyi yapmaz..
O sırada askerden iniltili bir ses duyulur..
“Baba!”
Herkesin gözü doktora çevrilir, yaralar içinde kıvranan asker doktorun öz oğludur..
Doktor buna rağmen yine ağrı kesiciyi oğluna yapmaz ve bir kaç saat sonra da oğlu şehit olur..
Doktor, şehit olan oğlunun cansız bedenine sarılır ve şöyle der:
“Affet oğlum, o senin hakkın değildi”
İşte bu topraklar hakkı olmadığı için tek bir ağrı kesiciyi bile oğlundan esirgeyen o güzel insanlar tarafından vatan yapılmıştır.
Ve bizim..
Çanakkale savaşını kazandığımız o tarihi anlardan biri de hiç şüphesiz Doktor Tarık Nusret’in hakkı olmadığı için öz oğluna ağrı kesici yapmadığı o an’dır..
Tarihin tozlu sayfalarına adını kazımış tüm kahramanlara sonsuz saygıyla, minnetle.
( alıntıdır)

police21

  • Uzman Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 1.665
  • Teşekkür 4871
    • Çevrimdışı
  • # 17 Mar 2021 23:46:00
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
DOKTOR TARIK NUSRET'İ TANIR MISINIZ?

Teşekkürler. Çok özel bir paylaşım. Rabbim hepsine, tüm şehitlerimize rahmetiyle muamele etsin inşallah.


Duydunuz mu hiç adını?
O bir doktordu
O bir babaydı..
Çok acılı bir hikayesi vardır.
Bilmemiz gereken..
Anlatmamız gereken..
Herkesin okuması gereken...
Çanakkale Savaşında siperlerin gerisinde yaralı askerlerin en çok ihtiyaç duyduğu şey “Morfin“di.
Doktorlar yaralı askerlere ağrı kesici bulmakta zorlanıyorlardı. Bu yüzden bir nöbet tutuluyordu.
Hastaların ameliyatı için hazırlanan çadırın önüne bir masa kurulmuştu..
Sedye ile gelen her yaralı, burada masaya koyuluyordu. Doktorun elinde enjektör, enjektörün içinde ağrı kesici..
Doktor ilk muayeneyi yapıyordu ve yaşama olasılığı olan, ameliyat edilmesi halinde yaşayacağına inandıkları askerlere ağrı kesiciyi yapıyordu..
Oysa gelen her yaralının ağrı kesiciye ihtiyacı vardı. Fakat herkese yetecek kadar ağrı kesici yoktu..
Doktor duygusal karar vermemek için yaralıların yüzüne bakmamakta, iyileşme şansı yüksek olan yaralılara ağrı kesici yapmaktaydı..
Yine doktorun önüne bir asker getirilir
Yaralının ağır yaralarına bakan doktor, askerin iyileşemeyeceğini öngörür ve ona ağrı kesiciyi yapmaz..
O sırada askerden iniltili bir ses duyulur..
“Baba!”
Herkesin gözü doktora çevrilir, yaralar içinde kıvranan asker doktorun öz oğludur..
Doktor buna rağmen yine ağrı kesiciyi oğluna yapmaz ve bir kaç saat sonra da oğlu şehit olur..
Doktor, şehit olan oğlunun cansız bedenine sarılır ve şöyle der:
“Affet oğlum, o senin hakkın değildi”
İşte bu topraklar hakkı olmadığı için tek bir ağrı kesiciyi bile oğlundan esirgeyen o güzel insanlar tarafından vatan yapılmıştır.
Ve bizim..
Çanakkale savaşını kazandığımız o tarihi anlardan biri de hiç şüphesiz Doktor Tarık Nusret’in hakkı olmadığı için öz oğluna ağrı kesici yapmadığı o an’dır..
Tarihin tozlu sayfalarına adını kazımış tüm kahramanlara sonsuz saygıyla, minnetle.
( alıntıdır)

police21

  • Uzman Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 1.665
  • Teşekkür 4871
    • Çevrimdışı
  • # 17 Mar 2021 23:47:06
Teşekkürler. Çok özel bir paylaşım. Rabbim hepsine, tüm şehitlerimize rahmetiyle muamele etsin inşallah.

Bir Yıldız

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 1.234
  • Teşekkür 2554
    • Çevrimdışı
  • # 18 Mar 2021 08:10:41
 "naif" olarak bilip, her yerde bu şekilde kullanıyoruz ama "ince ruhlu" anlamındaki sözcüğün doğru yazılışı "nahif" miş. Ayni zamanda "naif" şeklinde telaffuz ettiğimiz sözcüğün asıl anlamı ise "tecrübesiz" ve "toy" muş. *

Daha yakınlarda yanlış kullanmışım. :o

göbekligeneral

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 4.316
  • Teşekkür 3343
    • Çevrimdışı
  • # 18 Mar 2021 09:09:55
hocam ilk Çanakkale'duymuştum tarık nusreti o kadar güzel anlatmıştı ki rehber ağlamamak elde değildi.daha niceleri var elbet.ruhları şad olsun.

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 3.194
  • Teşekkür 40786
    • Çevrimdışı
  • # 18 Mar 2021 20:15:13
...

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 23.302
  • Teşekkür 166561
    • Çevrimdışı
  • # 21 Mar 2021 23:09:20
Rahman ve Rahim olan Allah ın adıyla

"Sabır ve Namaz, yalnız Allah’tan korkan müminlere kolay gelir."

[Bakara suresi-45]

ugur_29_

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.217
  • Teşekkür 4522
    • Çevrimdışı
  • # 21 Mar 2021 23:26:13
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
DOKTOR TARIK NUSRET'İ TANIR MISINIZ?


Duydunuz mu hiç adını?
O bir doktordu
O bir babaydı..
Çok acılı bir hikayesi vardır.
Bilmemiz gereken..
Anlatmamız gereken..
Herkesin okuması gereken...
Çanakkale Savaşında siperlerin gerisinde yaralı askerlerin en çok ihtiyaç duyduğu şey “Morfin“di.
Doktorlar yaralı askerlere ağrı kesici bulmakta zorlanıyorlardı. Bu yüzden bir nöbet tutuluyordu.
Hastaların ameliyatı için hazırlanan çadırın önüne bir masa kurulmuştu..
Sedye ile gelen her yaralı, burada masaya koyuluyordu. Doktorun elinde enjektör, enjektörün içinde ağrı kesici..
Doktor ilk muayeneyi yapıyordu ve yaşama olasılığı olan, ameliyat edilmesi halinde yaşayacağına inandıkları askerlere ağrı kesiciyi yapıyordu..
Oysa gelen her yaralının ağrı kesiciye ihtiyacı vardı. Fakat herkese yetecek kadar ağrı kesici yoktu..
Doktor duygusal karar vermemek için yaralıların yüzüne bakmamakta, iyileşme şansı yüksek olan yaralılara ağrı kesici yapmaktaydı..
Yine doktorun önüne bir asker getirilir
Yaralının ağır yaralarına bakan doktor, askerin iyileşemeyeceğini öngörür ve ona ağrı kesiciyi yapmaz..
O sırada askerden iniltili bir ses duyulur..
“Baba!”
Herkesin gözü doktora çevrilir, yaralar içinde kıvranan asker doktorun öz oğludur..
Doktor buna rağmen yine ağrı kesiciyi oğluna yapmaz ve bir kaç saat sonra da oğlu şehit olur..
Doktor, şehit olan oğlunun cansız bedenine sarılır ve şöyle der:
“Affet oğlum, o senin hakkın değildi”
İşte bu topraklar hakkı olmadığı için tek bir ağrı kesiciyi bile oğlundan esirgeyen o güzel insanlar tarafından vatan yapılmıştır.
Ve bizim..
Çanakkale savaşını kazandığımız o tarihi anlardan biri de hiç şüphesiz Doktor Tarık Nusret’in hakkı olmadığı için öz oğluna ağrı kesici yapmadığı o an’dır..
Tarihin tozlu sayfalarına adını kazımış tüm kahramanlara sonsuz saygıyla, minnetle.
( alıntıdır)
Şehit babası olmanın, her karaktere nasip olmayacağına  bir kanıt.
Cenab ı Allah cümlesinden razı olsun.

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 3.194
  • Teşekkür 40786
    • Çevrimdışı
  • # 22 Mar 2021 19:24:25
Fransa’da çok meşhur bir sözlük vardır, Larousse. Burada bir kelime var, "Decapiter". Bu kelime 1931 yılındaki sözlükte boynunu vurmak diye ifade ediliyor. Kelimenin bir başka anlamı daha var. Kazığa oturtmak, yani sivri bir kazık hazırlamak ve insanları kazığın bir ucu ağzından çıkacak şekilde üzerine oturtmak. Vahşi bir uygulama.
Burada kazığa oturtmak deyiminin manasını açıklığa kavuşturmak için örnek veriliyor:
"Türkler bugün bile esirlerini kazığa oturturlar."
Atatürk bunu öğrenince Fransız büyükelçisini yemeğe davet ediyor. Elçi diğer elçilere böbürleniyor, hava atıyor Atatürk tarafından davet edildiği için. Köşke geliyor, yemekler yeniyor. Atatürk tabii bir şekilde elçiye bu kelimenin anlamını soruyor. O da bildiği anlamı söylüyor.
Atatürk :
"Kelimenin başka bir anlamı var mı?" diye sorunca büyükelçi: "Bunu söylemek için sözlüğe bakmam gerekir" diyor. Atatürk daha önce hazırlamış olduğu ve çalışanlarına öğütlediği şekilde Larousse' u getirtip büyükelçinin önüne koyduruyor.
Elçi daha işin nereye kadar gideceğinin farkında olmadan hevesle okumaya başlıyor. Ancak kelimenin karşısında kazığa oturtmak konusunda verilen örnek cümleye gelince ancak yarıya kadar okuyabiliyor ve yarısından sonra yutkunarak Atatürk' ün yüzüne bakıyor..
Atatürk diyor ki:
"Demek ki biz Türkler bugün de esirlerimizi kazığa oturtuyoruz öyle mi, öyle mi sayın sefir? Sözlüğünüze böyle yazmışsınız, bu doğru mu? Sefir hemen sözlüğü biraz karıştırıyor ve bir kaçamak noktası bularak diyor ki:
"Efendim bu sözlük Katolik Kilisesi'nin matbaasında basılmış, bildiğiniz gibi biz laik ülkeyiz kilisenin yaptıklarının bizim hükümetimizle bir ilgisi yok. Bizi ilgilendirmez ve biz kiliseye karışamayız."
Atatürk :
"Öyle mi efendim, siz laik bir ülke olduğunuz için demek ki kiliselere karışamıyorsunuz. Öyleyse ben de yarından itibaren İstanbul'daki kiliselerin kapılarına koca birer kilit astırıyorum" diyor. Bunu duyan sefir birden ayağa kalkıyor ve: "Ekselans, protesto ederiz " diyor.
Bunun üzerine Atatürk:
"Hani sizi ilgilendirmiyordu, karışmıyordunuz? " diyor ve ilgililere dönerek: "Sefire yolu gösterin" diyerek bir anlamda onu kovuyor..

Sonra ne mi oluyor?..
Tabi Fransız hükümeti laiklik söylemlerini bir tarafa bırakıyor, hemen o sözlük toplatılıyor ve yeni baskısında o cümle çıkarılıyor...

Yard. Doç. Dr. Mustafa Tarakçı .......

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 3.194
  • Teşekkür 40786
    • Çevrimdışı
  • # 22 Mar 2021 20:39:53
ÜÇ MAYMUN' UN GERÇEK HİKAYESİ

Elleriyle gözlerini, kulaklarını ve ağzını kapatan üç maymun sembolü ülkemizde ''Üç maymunu oynamak'' diye bilinir.
Gerçeklere gözünü kapatıp başını derde sokmamayı, doğruları dinlemeden ve söylemeden kurnazlıkla aradan sıyrılmayı temsil eder.
Oysa üç maymunun simgelediği değerler bundan çok farklıdır.

Üç maymunun kökenleri, eski Japon Koshin Folk geleneklerine dayanır.
Japonca isimleri Mizaru, Kikazaru, İwazaru olan bu üç maymun, bilge maymunlardır.
- İki eliyle gözünü kapatan maymun Mizaru, kötü gözle bakmamayı simgeler.
-Kulaklarını kapatan Kikazaru'nun mesajı, kötüyü dinlememektir.
-Ağzını kapatan İwazaru, kötü söz söylememeyi öğütler.

Düşünmeye değer!
Üç maymunu sorumsuzluk ve kayıtsızlığın sembolü gibi mi algılıyoruz, yoksa edepli, ahlaklı olmanın bir yolu mu ?

Doç.Dr Şafak Nakajima

 

Egitimhane.Com ©2006-2023 KVKK