Konu: Bunları Biliyor Musunuz?  (Okunma sayısı 601114 defa)

ilhami_60

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 4.239
  • Teşekkür 24839
    • Çevrimiçi
  • # 03 Oca 2021 22:03:49
KÖYLÜ KUNDURASI "CİZLAVET"

Cızlavêt, 1893'de İsveç'in Gislaved kentinde bir lastik firması kuran Wilhelm ve Carl Gislow kardeşler tarafından üretilmiş ayakkabılar olup, Türkiye'de Gislaved/Kara lastik adıyla bilinmektedir. Diğer adları Ankara - Trabzon kundurası idi.                             
                                                                                       
Cızlavet veya Cislavet diye okunan Gislaved 1930 yılından itibaren Türkiye'de özellikle İç ve Doğu Anadolu Bölgesi'nde giyilen, hurda lastiklerden yapılıp, ayakkabı şekli verilmiş ve kundura gibi türlerinin eskitemediği bir ayakkabıdır... Sovyetler Birliği kırsal kesiminde de kadınların yıllarca giydiği .Biraz daha pahalı halk tabiriyle "lüks" olanlarının içinde astar bulunurken kadınlar için renkli olanları da üretilmiştir. Bugün ise daha estetik ve bir çok renk seçeneğiyle elit sınıfın tercih ettiği pahalı modelleri kullanılmaktadır...

Alıntı

Görsel : Sovyet Rusya afişlerinden

Meryem Başkut

  • Üye
  • *
  • İleti: 12
  • Teşekkür 16
    • Çevrimdışı
  • # 04 Oca 2021 10:23:07
Bu ayakkabıların hikayesi gerçekten ilginçmiş  :o :D

ilhami_60

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 4.239
  • Teşekkür 24839
    • Çevrimiçi
  • # 06 Oca 2021 14:07:14
YASAK ELMA

Dünyada sadece İtalya, Rusya, Sırbistan ve Türkiye'de üretilen "modi" çeşidi elmanın izinsiz üretilip pazarlanması yasak.

Dünyada sadece İtalya, Rusya, Sırbistan ve Türkiye'de üretilen; tadı, aroması ve dayanıklılığı ile diğer elmalara göre farklı özelliğe sahip olan "modi" çeşidi elmanın izinsiz üretilmesinin ve pazarlanmasının yasak olduğu bildirildi.

Haber 2013 yılına ait ancak bu patentli bir ürün ise muhtemelen hala üretimi yasaktır.

Artık öyle görünüyor ki patent sertifika isim hakkı derken bahçelerimize ücret ödemeden ne tohum ne ağaç hiçbirşey ekip dikemeyeceğiz.

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 23.301
  • Teşekkür 166561
    • Çevrimiçi
  • # 17 Oca 2021 23:18:35
Salât-ı Münciye Duâsı

Salat-ı Münciye Duası (Salaten Tüncina) Arapça Yazılışı

اَللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلاَةً تُنْجِينَا بِهَا مِنْ جَمِيعِ الأهوال وَاْلآفَاتِ وَتَقْضِى لَنَا بِهَا جَمِيعَ الْحَاجَاتِ وَتُطَهِّرُنَا بِهَا مِنْ جَمِيعِ السَّيِّئَاتِ وَتَرْفَعُنَا بِهَا عِنْدَكَ اَعْلَى الدَّرَجَاتِ وَتُبَلِّغُنَا بِهَا اَقْصَى الْغَايَاتِ مِنْ جَمِيعِ الْخَيْرَاتِ فِى الْحَيَاتِ وَبَعْدَ الْمَمَاتِ اِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

Salat-ı Münciye Duası (Salaten Tüncina) Türkçe Okunuşu

Allâhumme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammedin salâten tüncînâ bihâ min-cemî’il-ehvâli vel âfat. Ve takdî lenâ bihâ cemîal hâcât ve tutahhirunâ bihâ min-cemîi’s-seyyiât ve terfe’unâ bihâ inneke a’lâ’d-deracât ve tubelliğunâ bihâ aksâ’l-ğayât min cemiîl-hayrâti fî’l-hayâti ve ba’del-memât birahmetike yâ Erhame’r-Rahimîn. Hasbunellahu ve ni’mel vekîl, ni’mel mevlâ ve ni’me’n-nasîr. Ğufraneke rabbenâ ve ileyke’l-masîr.


En müessir dualardan biri olan “Salât-ı Münciye” duâsı namazlardan sonra okunabileceği gibi korku ve afet durumlarında da sık sık okunması tavsiye edilen duâlardandır. Adı üstünde kurtarıcı duâdır.

Salât-ı Münciye Duâsı’nın Manâsı:

“Allah’ım! Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafâ’ya salât eyle. Öyle bir salât ki; o salât vesîlesiyle bizi bütün korku ve âfetlerden kurtar, bütün ihtiyaçlarımızı gider, bizi bütün günahlardan temizle, bizi derecelerin en yücesine yükselt ve onun vesîlesiyle bizi, hayâtta ve ölümden sonra bütün hayırların en son noktasına ulaştır.”

Bu duâlarda, “Beni ve efrâd-ı ailemi ve bilcümle mü’minleri yer ve gök afatlarından ve cemî’ belâlardan muhafaza buyur ya Rabbi!” diye duâ edilecektir.

Kaynak: Mahmud Sami Ramazanoğlu,
Dualar ve Zikirler



hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 23.301
  • Teşekkür 166561
    • Çevrimiçi
  • # 22 Oca 2021 09:15:40
Cuma günü kıymetli elbise giymekle ilgili hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:
(Ya Ali, Cuma günü güzel koku sür ve yeni elbise giy!) [Deylemi]
(Günlük giyilen elbiseden başka, Cuma günleri giyilecek ayrı bir elbisenin olması ne iyidir.) [İbni Mace]
(Resulullah, aldığı yeni elbiseyi Cuma günü giyer, Allah’a hamd eder, iki rekât namaz kılar ve eskisini de birine verirdi.) [Hatîb]
(Resulullah, Yemen kumaşından olan elbisesini, Cuma ve bayramlarda giyerdi.) [Beyheki]
Şu halde Cuma günleri, en iyi elbisemizi giymeliyiz.


hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 23.301
  • Teşekkür 166561
    • Çevrimiçi
  • # 22 Oca 2021 19:34:55
ÂHİRZAMAN

Kazançlara ve gıdâya haramın karışması, âhireti berbat ettiği gibi dünyayı da perişan etmektedir. Fertler, aile ve toplum; haram ve şüpheli lokmaların getirdiği gafletle insâniyet husûsiyetlerini kaybetmekte, nefsâniyetin karanlıklarına dûçâr olmaktadır. Toplumda nesil nesil artan gaflet, şaşkınlık, kabalık ve alıklık; evlâtlara yedirilen lokmalara dikkat edilmemesinin neticesidir. Cinayetler, şiddet, iffetsizlik, nâdanlık, acımasızlık, cimrilik, katılık vb. bütün bunlar mânevî hastalıklardır ve sebepleri de mikroplar gibi, virüsler gibi vücutlara girip kalpleri iğfâl eden haram ve şüpheli gıdâlardır.

Hâlbuki herkesi hayran bırakan, şanlı mâzîmizde; lokmaların helâliyeti yanında, ona en ufak bir göz hakkı ilişmemesi için dahî tedbirler alındığını görürüz.

Daha elli sene evvelinde bile; evlerde fırın olmadığı için, çarşı fırınına gönderilen börek, çörek gibi bir gıdâ maddesi mutlaka bezlerle sarmalanır; «Kokusunu aldı, hak geçti.» diye mutlaka fırıncıya da ondan bir parça ikrâm edilirdi.

Lokantalarda yemekler teşhir edilmez; bir perde ile örtülerek, dışarıdan geçen, mahrum, imkânı el vermeyen insanların o yemeklerin nefâsetini hissetmemeleri için tedbir alınırdı.

Daha evvelinde; esnafın mânevî istinadgâhı olan ahîler, her mesleğin erbâbını dervişler misâli, yetiştirir, takip eder, her işe besmele ve salevat rûhâniyeti katılırdı. Böylece çarşı-pazardaki tezgâhlar bile birer dergâh olurdu. Gaflete düşebilecek bir kişi, usûlünce îkaz veya terbiye edilir; kötülük kendine meydan bulamazdı.

Helâl kazançla alınmış, besmeleyle tartılmış, salevatla yetiştirilmiş, abdestli-duâlı hazırlanmış malzemelerin girdiği evlerde, gıdâlar yine duâlarla, huzur hâliyle, ibâdet hissiyâtıyla pişirilir, yiyen herkese mânevî enerji, feyiz ve rûhâniyet olurdu.

Günümüzdeki manzara ise acı bir; «Heyhât!» dedirmektedir.

HEYHÂT!..

Nerede o ecdat, nerede bu evlât?

Göz hakkı hassâsiyeti unutulmuş, gıdâ satılan yerler reklâm ve teşhir ile sattıkları her şeyin üzerine mahrumların nazarlarını celbetmeyi mârifet bilmekte. Vitrinler dolusu yiyecekler; açlara, yoksullara, yetimlere, gariplere nisbet yaparcasına görgüsüzce seyrettirilmekte. O mahrum ve bîçâre nazarların takılı kaldığı gıdâlar da yiyenlerde mânevî sancılara sebep olmakta.

O etleri kesenler ehl-i îman mı? O yemekleri pişirenler ehl-i salât mı, abdestli mi, ağzı duâlı mı? Soran yok, umursayan yok!..

Huzurlu mâzîmizde azın azı olan psikolojik ve psikiyatrik rahatsızlıklar; günden güne artmakta, varlık içinde yokluk çeken, bolluk içinde sıkıntı, depresyon, bunalım hisseden insanlar; mâneviyatsızlığın sancılarıyla kıvranmakta…

Bir tarafta oburluk, bir tarafta açlık artmakta…

Bir yanda israf, bir yanda cimrilik artmakta…

Besmelesiz, sun‘î, ithal, boyalı, ne idüğü belirsiz kimyevî maddelerle dolu gıdâlar; nesillerin kalbini, dimâğını, şahsiyetini belirsiz, bulanık, alık ve ruhsuz hâle sokmakta…

Günümüzde ucuz olması sebebiyle hınzır etinin maalesef birçok sucuk, salam vesâir gıdâlara katıldığı yolunda haberler mâlûmdur. Memleketimizde de ne yazık ki her gün tonlarca hınzır kesildiği bildirilmektedir. Fakat et satılan yerlerin ekserîsinde bunlar domuz eti olduğu söylenmeden satılmakta, normal helâl et imiş gibi piyasaya sürülmektedir. Müslümanlar bu mevzuda çok dikkatli olmalı, helâl sertifikası olan firmaları bulmalı ve nereden et alacağını hakkıyla araştırmalı ve ancak dînen temiz ve güvenilir olanı almalıdır.

Lokmalar kadar, kazançlar da harama, şüphelere bulanmış. Fâiz, kartlarla cüzdanlara sızmış. Kumar, oyun sayılır olmuş. Nazarlar sorumsuz… İhtilât her yeri karmakarış etmiş… Her hâliyle câhiliyye…

Bundan kurtulmanın yolu, yine Fahr-i Kâinât Efendimiz’de…

Çare; O’nun sünnetine sarılmakta…

O’nun kanaatkârlığını, istiğnâsını, helâl hassâsiyetini, infâkını, îsârını yaşamakta…

O’nun muhteşem ahlâkını tâlim edip, hayatımızın her safhasına tatbik etmekte…

Ve O’nun gibi duâ etmekte:

اَللّٰهُمَّ اكْفِن۪ى بِحَلاَلِكَ عَنْ حَرَامِكَ، وَأَغْنِن۪ى بِفَضْلِكَ عَمَّنْ سِوَاكَ

“Allâh’ım!

Helâl kıldıklarını bana kâfî eyle, bu sûretle haram kıldıklarından beni muhafaza eyle!.. Beni fazlınla Sen’den başkalarından müstağnî kıl!” (Tirmizî, Duâ, 110)

Âmîn!..

Osman Nuri Topbaş Hocaefendi - Yüzakı Dergisi'nden alıntıdır.


ilhami_60

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 4.239
  • Teşekkür 24839
    • Çevrimiçi
  • # 23 Oca 2021 12:35:51
Biliyor muydunuz?

Kahire'de bulunan " Keops piramidi " nin
12 ton ağırlığında iki buçuk milyon bloktan oluştuğunu, günde on blok yerleştirilmesi halinde yapımının 664 yıl süreceğini, Piramidin üstünden geçen meridyenin karaları ve denizleri tam eşit iki parçaya böldüğünü ve piramidin dünyanın ağırlık merkezinin tam ortasında bulunduğunu, Yüksekliğinin (164 mt) bir milyarla çarpımının güneşle dünyamız arasındaki uzaklığını verdiğini, taban alanının, yüksekliğinin iki katına bölünmesinin pi sayısını verdiğini..

Piramitlerin içerisinde "ultrasound", radar,sonar gibi cihazların çalışmadığını,kirletilmiş suyun bir kaç gün piramidin içinde bırakıldığında arıtılmış olarak bulunduğunu, piramidin içerisinde sütün birkaç gün süreyle taze kaldığını ve sonunda bozulmadan yoğurt haline geldiğini, bitkilerin piramit içerisinde daha hızlı büyüdüklerini, çöp bidonu içindeki yemek artıklarının hiç koku yaymadan mumyalaştığını, Kesik, yanık, sıyrık ve yaraların piramidin içinde daha çabuk iyileştiğini,Piramidin içinin yazın soğuk, kışın sıcak olduğunu,Piramit kimin adına yapıldıysa onun bulunduğu odaya yılda 2 kez güneş girdiğini ve bu günlerin doğduğu ve tahta çıktığı günler olduğunu, biliyor muydunuz?

                    Kaynak:   National Geographic

GeCeKondu

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 543
  • Teşekkür 2352
    • Çevrimdışı
  • # 26 Oca 2021 19:01:18
Ortalama bir insan, ömrü boyunca dünyanın çevresini yaklaşık üç defa dolaşacak kadar yürür.

snf81

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 733
  • Teşekkür 809
    • Çevrimdışı
  • # 26 Oca 2021 20:01:53
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Biliyor muydunuz?

Kahire'de bulunan " Keops piramidi " nin
12 ton ağırlığında iki buçuk milyon bloktan oluştuğunu, günde on blok yerleştirilmesi halinde yapımının 664 yıl süreceğini, Piramidin üstünden geçen meridyenin karaları ve denizleri tam eşit iki parçaya böldüğünü ve piramidin dünyanın ağırlık merkezinin tam ortasında bulunduğunu, Yüksekliğinin (164 mt) bir milyarla çarpımının güneşle dünyamız arasındaki uzaklığını verdiğini, taban alanının, yüksekliğinin iki katına bölünmesinin pi sayısını verdiğini..

Piramitlerin içerisinde "ultrasound", radar,sonar gibi cihazların çalışmadığını,kirletilmiş suyun bir kaç gün piramidin içinde bırakıldığında arıtılmış olarak bulunduğunu, piramidin içerisinde sütün birkaç gün süreyle taze kaldığını ve sonunda bozulmadan yoğurt haline geldiğini, bitkilerin piramit içerisinde daha hızlı büyüdüklerini, çöp bidonu içindeki yemek artıklarının hiç koku yaymadan mumyalaştığını, Kesik, yanık, sıyrık ve yaraların piramidin içinde daha çabuk iyileştiğini,Piramidin içinin yazın soğuk, kışın sıcak olduğunu,Piramit kimin adına yapıldıysa onun bulunduğu odaya yılda 2 kez güneş girdiğini ve bu günlerin doğduğu ve tahta çıktığı günler olduğunu, biliyor muydunuz?

                    Kaynak:   National Geographic

icine giren kanser olmuyormuymus
 Sanki oyle bi yazi okumuştum

snf81

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 733
  • Teşekkür 809
    • Çevrimdışı
  • # 26 Oca 2021 20:02:51
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
YASAK ELMA

Dünyada sadece İtalya, Rusya, Sırbistan ve Türkiye'de üretilen "modi" çeşidi elmanın izinsiz üretilip pazarlanması yasak.

Dünyada sadece İtalya, Rusya, Sırbistan ve Türkiye'de üretilen; tadı, aroması ve dayanıklılığı ile diğer elmalara göre farklı özelliğe sahip olan "modi" çeşidi elmanın izinsiz üretilmesinin ve pazarlanmasının yasak olduğu bildirildi.

Haber 2013 yılına ait ancak bu patentli bir ürün ise muhtemelen hala üretimi yasaktır.

Artık öyle görünüyor ki patent sertifika isim hakkı derken bahçelerimize ücret ödemeden ne tohum ne ağaç hiçbirşey ekip dikemeyeceğiz.


yasaklanmasının sebebi Neymis

ilhami_60

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 4.239
  • Teşekkür 24839
    • Çevrimiçi
  • # 26 Oca 2021 20:06:16
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
yasaklanmasının sebebi Neymis
Patentli bir ürün olduğu ,üretimi için patent alınması gerektiğini anladım .O elma için sertifika alınmış .O yüzden izin alınmadan üretilemez.

Bir Yıldız

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 1.234
  • Teşekkür 2554
    • Çevrimdışı
  • # 26 Oca 2021 20:36:39
Halley Kuyruklu Yıldızı

İlk defa Edmund Halley (1656 – 1742) bu kometin Güneş’in yörüngesinde dönen bir göktaşı olduğunu tespit edip her 76 yılda bir Dünya’nın yakınından geçeceğini hesap etti. Bir sonraki ziyaretinin 1758 yılında olacağını hesapladı ve gerçekten de Halley Kuyruklu Yıldızı 1758’de Dünya semalarından görüldü. Fakat Edmund Halley, 1758’e yetişemeden 16 yıl önce ölmüştü.

1758’ de Edmund Halley’in hesaplarının doğru çıkması üzerine bu kuyruklu yıldıza Halley ismi verildi. Edmund Halley aynı zamanda herkese küsmüş, Cambridge Universitesinde kendi halinde bilimsel araştırmalarda bulunan ve kimse tarafından çok da bilinmeyen Sir Isaac Newton’un eserlerinin basılıp gün yüzüne çıkmasını da sağlayan kişidir.

Eğer 80 yıl yaşarsanız ve doğru zamanda doğduysanız Halley’i bir çocukluğunuzda bir de yaşlılığınızda görürsünüz. Halley’in üçüncü gelişinde ise, siz olmayacaksınız.

Halley Kuyruklu Yıldızı Dünya’yı en son 1986 yılında ziyaret etti. Bir sonraki ziyareti 2061 yılında olacak.

Alıntı

caki1910

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.547
  • Teşekkür 5938
    • Çevrimdışı
  • # 26 Oca 2021 20:59:33
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Halley Kuyruklu Yıldızı

İlk defa Edmund Halley (1656 – 1742) bu kometin Güneş’in yörüngesinde dönen bir göktaşı olduğunu tespit edip her 76 yılda bir Dünya’nın yakınından geçeceğini hesap etti. Bir sonraki ziyaretinin 1758 yılında olacağını hesapladı ve gerçekten de Halley Kuyruklu Yıldızı 1758’de Dünya semalarından görüldü. Fakat Edmund Halley, 1758’e yetişemeden 16 yıl önce ölmüştü.

1758’ de Edmund Halley’in hesaplarının doğru çıkması üzerine bu kuyruklu yıldıza Halley ismi verildi. Edmund Halley aynı zamanda herkese küsmüş, Cambridge Universitesinde kendi halinde bilimsel araştırmalarda bulunan ve kimse tarafından çok da bilinmeyen Sir Isaac Newton’un eserlerinin basılıp gün yüzüne çıkmasını da sağlayan kişidir.

Eğer 80 yıl yaşarsanız ve doğru zamanda doğduysanız Halley’i bir çocukluğunuzda bir de yaşlılığınızda görürsünüz. Halley’in üçüncü gelişinde ise, siz olmayacaksınız.

Halley Kuyruklu Yıldızı Dünya’yı en son 1986 yılında ziyaret etti. Bir sonraki ziyareti 2061 yılında olacak.

Alıntı

osmanlı zamanında bu yıldızın dünyaya carpacagı dilden dile yayılmış ve telaş başlamış '' kuyruklu yıldız altında bir izdivaç''  romanı da bunu konu alıyor

GeCeKondu

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 543
  • Teşekkür 2352
    • Çevrimdışı
  • # 26 Oca 2021 21:35:46
Mevlâna , Şems'in hem öğretmeni, hem öğrencisi hemde kayınpederi idi.

GeCeKondu

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 543
  • Teşekkür 2352
    • Çevrimdışı
  • # 26 Oca 2021 21:51:53
Turkiyenin ilk sari-lacivert takımı ANKARAGÜCÜ'dur.
Bu da ilginç bir bilgi.)

 

Egitimhane.Com ©2006-2023 KVKK