Bunları Biliyor Musunuz?

Çevrimdışı ilhami_60

  • Bilge Üye
  • *****
  • 4.644
  • 29.338
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • 4.644
  • 29.338
  • 4. Sınıf Öğretmeni
# 29 Tem 2022 20:27:36
OLDUM” SANMAK ve “OLMAK”

🔹Kamış, ses verince; NEY oldum sanır
🔹Abdal, ata binince; BEY oldum sanır,
🔹Kupa, sarhoş elinde; MEY oldum sanır
🔹Cebir, zorba emrinde; REY oldum sanır.
🔹İp, elde gerilince; YAY oldum sanır,
🔹Sıpa, kısrak yanında; TAY oldum sanır,
🔹Gasp, haydut üleşince; PAY oldum sanır,
🔹Yolak, içinde su akınca; ÇAY oldum sanır.
🔹Topuk, Kırata kalkınca; BAŞ oldum sanır,
🔹Gazel, dalda kalınca; YAŞ oldum sanır,
🔹Kum, harca girince; TAŞ oldum sanır.
🔹Kütük, çaya düşünce; SAL oldum sanır,
🔹Kök, yerden çıkınca; DAL oldum sanır,
🔹Yal, kaba konunca; BAL oldum sanır.
🔹Tümsek, ovada yığılsa, DAĞ oldum sanır,
🔹Şalgam, aşa girince; YAĞ oldum sanır,
🔹Vaha, çölün içinde; BAĞ oldum sanır.
🔹Kırağı, şafağa erince; KAR oldum sanır,
🔹Kemik, itin ağzında; ZAR oldum sanır.
🔹Yonga, yosun içinde; KAV oldum sanır,
🔹Kumsal, dalga altında; TAV oldum sanır
🔹Kıvılcım, yanan tende; LAV oldum sanır,
🔹Ses, çalgı telinde; SAV oldum sanır.
🔹Tavuk, komşu gözünde; KAZ oldum sanır,
🔹Kıymık, suyun içinde; SAZ oldum sanır,
🔹Çile, derviş gönlünde; HAZ oldum sanır,
🔹İnat, keçi huyunda; NAZ oldum sanır.
🔹Mıcır, kopsa kayadan; TOZ oldum sanır,
🔹Değnek, âmânın elinde; GÖZ oldum sanır,
🔹Yalan, çıkınca dilden; SÖZ oldum sanır,
🔹Kül, sönen ocakta; KÖZ oldum sanır.
🔹Kuytu, muhtaç anında; HAN oldum sanır,
🔹Leş, sırtlan karnında; CAN oldum sanır,
🔹Ayıp, rezil dilinde; ŞAN oldum sanır.
🔹Diken, bülbül konunca; GÜL oldum sanır,
🔹Gayret, namert işinde; ZÜL oldum sanır,
🔹Parmak, tetik çekince; KOL oldum sanır,
🔹Sağ, ayna önünde; SOL oldum sanır,
🔹Dar, cılız belinde; BOL oldum sanır,
🔹Kıl, sırat üstünde; YOL oldum sanır.
🔹Yama, fakir yeninde; KAT oldum sanır,
🔹Yavan, tatsız ağzında; TAT oldum sanır.


 “Oldum” sanmak ayrı,
 “Olmak” ayrı.
 Bizim Yunus şöyle diyor:
 “İlim elinde çıra,
 Yak da, Mevlâ'yı ara!
  Bilmek,olmak değildir;
  Olmaya bak, olmaya!"

                                       Halis ÖZDEMİR
 

Çevrimdışı hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 25.967
  • 198.316
  • 25.967
  • 198.316
# 01 Ağu 2022 21:55:54
Tevekkülün en kısa ve kesin ifadesi olan “hasbünallahu ve ni’mel vekîl” sözünü Hz. İbrahim (a.s.) ve Hz. Muhammed (s.a.v.) en zor ve sıkıntılı anlarda söyledi.

Yine Abdullah İbni Abbas radıyallahu anhümâ şöyle dedi:

“Allah bize yeter, o ne güzel vekildir” sözünü, ateşe atıldığında İbrahim aleyhisselâm söylemiştir. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem de bu sözü “Müşrikler size karşı toplandılar, başınızın çaresine bakınız!” dediklerinde söylemiştir. Nitekim bu haber müslümanların imanını arttırmıştı ve onlar hep birlikte “Allah bize yeter, o ne güzel vekildir” demişlerdi.

Buhârî’nin Abdullah İbni Abbas radıyallahu anhümâ’dan naklettiği bir başka rivayette Abdullah şöyle demiştir:

“Ateşe atıldığı zaman İbrahim aleyhisselâm’ın son sözü:

“Allah bana yeter, o ne güzel vekildir” demek olmuştur. (Buhârî, Tefsîrû sûre (3), 13)

HASBÜNALLAHU VE Nİ’MEL VEKÎL

Büyük sahâbî Abdullah İbni Abbas’ın bu beyanlarından, tevekkülün en kısa ve kesin ifadesi olan “hasbünallahu ve ni’mel vekîl” sözünü Hz. İbrahim ve Hz. Peygamber’in en kritik anlarda söylemiş olduklarını öğrenmekteyiz.

Hadiste söz konusu olan olayların ilki Hz. İbrahim’in, Nemrut tarafından mancınıkla ateşe atılmasıdır. İkincisi de İslâm tarihinde “Bedr-i suğra” (Küçük Bedir Savaşı) diye bilinen hadisedir. Her iki olaya da Kur’an-ı Kerim’de işaret buyurulmaktadır.

Çevrimdışı omerf

  • Bilge Üye
  • *****
  • 2.430
  • 8.369
  • 2.430
  • 8.369
# 02 Ağu 2022 06:13:25
Amerika tek başına Dünya'daki elektriğin %33'ünü ve petrolün %30'unu kullanır.

Çevrimdışı dark city

  • Bilge Üye
  • *****
  • 6.268
  • 38.927
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • 6.268
  • 38.927
  • 4. Sınıf Öğretmeni
# 02 Ağu 2022 08:12:00
Eskiden yola beraber çıkan insanlar yol arkadaşının güvenilir bir insan olup olmadığını anlamak için çok basit bir sınava tabi tutarmış karşısındakini.

Yemek molası verildiğinde, BÜTÜN bir ekmeği uzatırmış ve: "Böl de yiyelim." dermiş.

Ekmeği pay eden ekmeği eşit bölerse sıkıntı yokmuş.
Ekmeği eşit bölmez büyük parçayı arkadaşına verirse yine sorun yokmuş. Ama ekmeği eşit bölmeyip büyük parçayı kendine alırsa orada bir sıkıntı olduğunu anlayan arkadaşı yolculuk bitene kadar temkinli olurmuş.

Çevrimdışı omerf

  • Bilge Üye
  • *****
  • 2.430
  • 8.369
  • 2.430
  • 8.369
# 04 Ağu 2022 04:23:31
İnsan taşıyan ilk tren 1825 yılında İngiltere'de ilk seferini yapmıştır.

Çevrimdışı ilhami_60

  • Bilge Üye
  • *****
  • 4.644
  • 29.338
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • 4.644
  • 29.338
  • 4. Sınıf Öğretmeni
# 05 Ağu 2022 18:36:15
     BİRAZ GÜLELİM

Şirket o yıl personel gezisini Tayland'' daki bir timsah çiftliğine yapmıştı. Kahvaltıdan sonra uçuk, kaçık patron ilginç bir teklifle karşılarına çıktı; Her kim ki timsahların yetiştirildiği gölete atlayıp, sahile sağ, salim çıkarsa 5.000.000 $' ın sahibi olacak, yok eğer timsahlara yem olursa, geziye kiminle katılmışsa o kişi 2.000.000 $ teselli mükafatı alacaktı.

Uzun süre kimse cesaret edip atlayamadı, ta ki bir adam atlayana kadar. En önde o, arkasında timsahlar delice bir yarış başladı. Adam hayatına oynamıştı. Nihayet adam kılpayı sıyrılarak sudan çıkmayı başardı. Bir süre tıkanan nefesinin düzelmesini bekledikten sonra, gırtlağını yırtarcasına bağırdı;

- Ulan hanginuz beni suya itti ... !!!

Ve kim çıktı dersiniz? Karısı !!!

İşte "Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır " sözü buradan gelmektedir..😂😂

Çevrimdışı hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 25.967
  • 198.316
  • 25.967
  • 198.316
# 12 Ağu 2022 13:39:19
Giordano Bruno‘nun “iki şey“ hakkındaki sözleri

İki şey ‘Kalitesiz İnsan’ın özelliğidir:
1- Şikayetçilik
2- Dedikodu

İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer:
1- Bakış açısını değiştirmek
2- Karşındakinin yerine kendini koyabilmek

İki şey yanlış yapmanı engeller:
1- Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgeçinden geçirmek
2- Hak yememek

İki şey kişiyi gözden düşürür :
1- Demagoji (Laf kalabalığı)
2- Kendini ağıra satmak (övmek, vazgeçilmez göstermek)

İki şey insanı ‘Nitelikli İnsan’ yapar:
1- İradeye hakim Olmak
2- Uyumlu Olmak

İki şey ‘Ekstra Değer’ katar:
1- Hitabet ve diksiyon eğitimi almak
2- Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek
İki şey geri bırakır:
1- Kararsızlık
2- Cesaretsizlik

İki şey kâşif yapar:
1- Nitelikli çevre
2- Biraz delilik

İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar:
1- Baskın yeteneği bulmak
2- Sevdiğin işi yapmak

İki şey başarının sırrıdır:
1- Ustalardan ustalığı öğrenmek
2- Kendini güncellemek

İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır:
1- Niyetin saf olması
2- Ruhsal farkındalık

İki şey milyonlarca insandan ayırır:
1- Sorunun değil, çözümün parçası olmak
2- Hayata ve her şeye yeni (özgün, orijinal, farklı) bakış açısıyla yaklaşabilmek

İki şey gelişmeyi engeller:
1- Aşırılık (mübalağa, abartı, ifrat)
2- Felakete odaklanmış olmak

İki şey çözüm getirir:
1- Tebessüm (gülümseme)
2- Sükut (susmak)

İki şeyin değeri kaybedilince anlaşılır:
1- Anne
2- Baba

İki şey geri alınmaz:
1- Geçen zaman
2- Söylenen söz

İki şey ulaşmaya değerdir:
1- Sevgi
2- Bilgi

İki şey “hayatta önemli olan her şey” içindir:
1- Nefes alabilmek
2- Nefes verebilmek

Çevrimdışı dark city

  • Bilge Üye
  • *****
  • 6.268
  • 38.927
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • 6.268
  • 38.927
  • 4. Sınıf Öğretmeni
# 12 Ağu 2022 19:44:15
Evrende, dünyadaki bütün sahiller ve çöllerdeki toplam kum tanesinden daha fazla yıldız olduğunu

Çevrimdışı dark city

  • Bilge Üye
  • *****
  • 6.268
  • 38.927
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • 6.268
  • 38.927
  • 4. Sınıf Öğretmeni
# 12 Ağu 2022 19:55:49
Hayatın her anında daima geçmişi görürüz.

Çevrimdışı toplum-bilim

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3.698
  • 47.970
  • 3.698
  • 47.970
# 13 Ağu 2022 21:31:01
İlk Özel Tasarrufla Hastane Yaptıran Ve Bir Semte Adını Veren Kamil Paşa Ve Zeynep Hanım Kimdir?
Yoksul bir ailenin çocuğu olan Yusuf Kamil, Malatya'nın Arapgir ilçesinde doğdu. Küçük yaşta yetim kalan Yusuf Kamil'i amcası Osman Paşa yanına alarak okuttu. Zeki, becerikli, dürüst ve çalışkan olan Yusuf Kamil, 21 yaşında Divan-ı Hümayun Kalemi'nde kâtip oldu. Yaklaşık 5 yıl İstanbul'da çalıştıktan sonra Mısır'a Vali Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın sarayına atandı.
Züheyla Zeynep Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın 3 kızından biriydi, Hidiv Sarayı'nın prensesiydi. Kahire'nin yoksullarına yardım eder, elinden geldiğince herkesin dertleriyle ilgilenirdi. Züheyla Zeynep ile evlenmek isteyenler çoktu ancak babası üzerine titriyor, kızına layık birini arıyordu. Kâtip Kamil, Hidiv Sarayı'nda işe başladıktan sonra Vali Mehmet Ali Paşa ile tanıştı. Kısa sürede gözüne girerek güvenini kazandı. Konuşması ve yazılarıyla Vali Paşa'yı öylesine etkiledi ki bir süre sonra Mısır Hazinesi'nin kâtibi oldu. Yeni görevi nedeniyle sık sık valinin yanına çıkıyor, kızı Züleyha Zeynep'i görüyordu. İkisi de birbirinden etkilenmişti. Bir süre sonra Yusuf Kamil, Vali Mehmet Ali Paşa'nın evladı gibi oldu. Hızla rütbe atlayan Yusuf Kamil, 30'lu yaşlarına geldiğinde Albay olmuştu. Bir gün Vali Mehmet Ali Paşa, Yusuf Kamil'i yanına çağırarak, "Zeynep ile birbirinize yakışıyorsunuz, kızımı sana nikâhlıyorum" dedi. Dillere destan bir düğün sonrası Prenses Zeynep, Kamil ile nikâhlandı. Ancak sarayda bu evliliğe karşı çıkanlar çoktu. Kim oluyor da bu Kamil denen sıradan bir halk çocuğu Kavalalı ailesinden kız alıyordu. Evlilik o kadar tepki aldı ki Saray'ın huzuru kaçtı. Mehmet Ali Paşa, ortalık yatışsın diye Kamil'i İstanbul'a gönderdi.
1845 yılıydı, Sultan Abdülmecid kızı Adile Sultan'ı evlendiriyordu. Kamil, Mehmet Ali Paşa'nın tebriklerini ve hediyelerini sunacaktı.  Abdülmecid, Kamil'i Mirimiranlık rütbesine yükseltti. Kamil Mısır'a geri döndüğünde bütün kayınbiraderleri ile Mısır'ın ileri gelen eşraf ve devletlilerini kendisine cephe almıştı. Bir süre sonra Kamil ile Zeynep’in hayatı kâbusa dönüştü. Önce Mehmet Ali Paşa, ardından yerine geçen oğlu İbrahim Paşa öldü. Yeni Vali Abbas Paşa, Kamil’e diş bileyenlerin başında geliyordu. Koltuğa oturur oturmaz Kamil’e boşanacaksın dedi. Direnince Asvan’a sürgüne gönderildi. Hastalandı, doktor istedi verilmedi. “Ya boşanacaksın, ya zindanı boylayacaksın” dediler.. Tam zindanı boylayacakken, prenses Zeynep’in gönderdiği terliği aldı Kamil. Ve terliğin astarındaki mektubunu okudu. Mektupta, “Hastasın, zindana girme.. Seni ömrümün sonuna kadar bekleyeceğim” yazıyordu. Kamil bu satırları okuduktan sonra gönül rahatlığıyla ve hiç tereddüt etmeden kendisine zorla uzatılan boşanma belgesini imzaladı.
Kamil’in sürgündeki üç ayı dolmuştu. Sultan Abdülmecid’i durumundan haberdar etti. Çok sinirlenen Sultan Abdülmecid, Mısır Valisi Abbas Paşa’ya sert bir ferman gönderdi. Fermanda “Bizzat kendin Asvan’a gidip, Yusuf Kamil’i sağ salim buraya göndereceksin” yazıyordu. Sürgün bitmiş, Kamil İstanbul’a dönmüştü... Sıra Zeynep’i getirmeye gelmişti. Yine bir yolunu buldu ve derdini Sultan Abdülmecid'e açtı. Abdülmecid, Abbas Paşa’ya yine bir ferman yolladı, “Tez elden Züheyla Zeynep Hanımı İstanbul’a gönder” dedi. Abbas Paşa tez elden gönderdi Prenses Zeynep’i. Yıllar sonra Kamil ile Zeynep nihayet birbirine kavuşmuştu.
Zeynep ve Kamil'e ikinci kez nikâh kıyıldı. Çocukları olmadı. Onlar da birçok yetime ana baba oldu. Sonra Üsküdar Nuhkuyusu'nda bir arsa aldılar ve göz kamaştıran bahçesi, külliyesi, camii, türbesi ile 100 yataklı bir hastane kurdular. Hastane cephesinde orijinal plana göre girişin üzerinde bulunan kitabede fihişifaun li'n nas yani "Onda insanlar için sağlık vardır" (an-Nahl suresi 69. ayet) sözleri okunmaktadır. Hastalar burada ücretsiz bir şekilde şifalarını buldu. 155 yıl sonra bugün, Zeynep Kamil Hastanesi'nin bahçesindeki türbede Prenses Zeynep ile yoksul delikanlı Kamil yan yana yatmaktadır...

Çevrimdışı ilhami_60

  • Bilge Üye
  • *****
  • 4.644
  • 29.338
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • 4.644
  • 29.338
  • 4. Sınıf Öğretmeni
# 17 Ağu 2022 17:29:08
TARİHİN EN GARİP TRAFİK KAZALARINDAN BİRİ

Tarihin en garip trafik kazalarından biri 57 sene önce 11.08.1965'de yaşandı.

Yolcu otobüsü 40 yolcusuyla birlikte saat 20.00’de Ankara’dan hareket etti.

Otobüs, sabaha karşı 03.00 sıralarında Hendek’e geldiğinde arıza nedeniyle yol kenarına park etmiş kamyona arkadan çarptı.

Kazada otobüs çok küçük hasar aldı. Kimse yaralanmadı. Eğer yaşananlar bununla sınırlı kalsaydı, sıradan hasarlı trafik kazası olarak geçecekti kayıtlara. Ama öyle olmadı. OTOBÜSÜ DUMAN KAPLADI. Otobüsün çarptığı kamyon, asit-nitrik, yani kezzap yüklüydü.

Düşündüğünüz gibi, kezzap otobüse dökülmedi. Faciaya biraz daha süre vardı. Yolun kenarındaki şarampolde küçük bir su birikintisi bulunuyordu. Kezzap dolu dev damacanalar parçalanınca, içindeki kimyasal şarampolden aşağı döküldü, suyla karıştı.

Asit-nitrik suyla karışınca ortalığı duman kapladı. Bu duman otobüsün içine de doldu.

Kaza anında uyumakta olan yolcular, otobüsün yandığını düşünüp panikle çıkmak için kapılara hücum etti. Biraz izdiham olduysa da kimse yaralanmadı.

ÇUKUR ARTIK SU DOLU DEĞİLDİ..

Kazada bir miktar kezzap da yola dökülmüştü. Otobüsten inen yolcular, bu kezzaba basınca ayakları yanmaya başladı.

Gecenin zifiri karanlığında hemen kenardaki su birikintisini gördüler. Oysa o artık su değil, bir kezzap çukuruydu. İşte korkunç olay da tam bu anda yaşandı.

Yolcular ayaklarının acısını dindirmek için kendilerini su sandıkları,kezzap dolu çukura attılar.Çukura atlayanlar saniyeler içinde eriyordu.Gecenin karanlığında kendisini kezzap çukuruna bırakan 23 kişi eriyerek hayatını kaybetti.Kamyon şoförü Mustafa Silik de kezzapla yandı.

Ağır yaralandı. 6 saatlik yaşam mücadelesinden sonra hayatını kaybetti. Yanık kokusu Hendek’in 2 kilometre uzağından bile duyulabiliyordu.

ÇUKUR KAZILDI NAMAZ KILINDI

Cesetlerden geriye çok az şey kaldı. Kemikler bile erimişti.

18 kişiden kalan parçalar kazadan 10 metre ileride kazılan bir çukura konuldu. Bir imam, çukurun başında cenaze namazını kıldı, çukur toprakla kapatıldı.

Çukurdaki kezzaba temas edip hayatta kalan yaralıların da durumu parlak değildi. Kimisi gözünü kaybetti.

Kimisinin vücudunda çok ağır yaralar vardı. Adapazarı Devlet Hastanesi’nin koğuşları yanık kokusuyla, feryatlarla kaplıydı. Acı çok büyüktü. Üzerinden 57 yıl geçen bu kaza, bugün neredeyse hiç hatırlanmıyor.

Tarihin en garip ve korkunç kazalarından biriydi oysa...

Kaynak :Ateş Yalazan

Hürriyet

Çevrimdışı Harmoni

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1.264
  • 12.001
  • 1.264
  • 12.001
# 17 Ağu 2022 18:04:27
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
TARİHİN EN GARİP TRAFİK KAZALARINDAN BİRİ

Tarihin en garip trafik kazalarından biri 57 sene önce 11.08.1965'de yaşandı.

Yolcu otobüsü 40 yolcusuyla birlikte saat 20.00’de Ankara’dan hareket etti.

Otobüs, sabaha karşı 03.00 sıralarında Hendek’e geldiğinde arıza nedeniyle yol kenarına park etmiş kamyona arkadan çarptı.

Kazada otobüs çok küçük hasar aldı. Kimse yaralanmadı. Eğer yaşananlar bununla sınırlı kalsaydı, sıradan hasarlı trafik kazası olarak geçecekti kayıtlara. Ama öyle olmadı. OTOBÜSÜ DUMAN KAPLADI. Otobüsün çarptığı kamyon, asit-nitrik, yani kezzap yüklüydü.

Düşündüğünüz gibi, kezzap otobüse dökülmedi. Faciaya biraz daha süre vardı. Yolun kenarındaki şarampolde küçük bir su birikintisi bulunuyordu. Kezzap dolu dev damacanalar parçalanınca, içindeki kimyasal şarampolden aşağı döküldü, suyla karıştı.

Asit-nitrik suyla karışınca ortalığı duman kapladı. Bu duman otobüsün içine de doldu.

Kaza anında uyumakta olan yolcular, otobüsün yandığını düşünüp panikle çıkmak için kapılara hücum etti. Biraz izdiham olduysa da kimse yaralanmadı.

ÇUKUR ARTIK SU DOLU DEĞİLDİ..

Kazada bir miktar kezzap da yola dökülmüştü. Otobüsten inen yolcular, bu kezzaba basınca ayakları yanmaya başladı.

Gecenin zifiri karanlığında hemen kenardaki su birikintisini gördüler. Oysa o artık su değil, bir kezzap çukuruydu. İşte korkunç olay da tam bu anda yaşandı.

Yolcular ayaklarının acısını dindirmek için kendilerini su sandıkları,kezzap dolu çukura attılar.Çukura atlayanlar saniyeler içinde eriyordu.Gecenin karanlığında kendisini kezzap çukuruna bırakan 23 kişi eriyerek hayatını kaybetti.Kamyon şoförü Mustafa Silik de kezzapla yandı.

Ağır yaralandı. 6 saatlik yaşam mücadelesinden sonra hayatını kaybetti. Yanık kokusu Hendek’in 2 kilometre uzağından bile duyulabiliyordu.

ÇUKUR KAZILDI NAMAZ KILINDI

Cesetlerden geriye çok az şey kaldı. Kemikler bile erimişti.

18 kişiden kalan parçalar kazadan 10 metre ileride kazılan bir çukura konuldu. Bir imam, çukurun başında cenaze namazını kıldı, çukur toprakla kapatıldı.

Çukurdaki kezzaba temas edip hayatta kalan yaralıların da durumu parlak değildi. Kimisi gözünü kaybetti.

Kimisinin vücudunda çok ağır yaralar vardı. Adapazarı Devlet Hastanesi’nin koğuşları yanık kokusuyla, feryatlarla kaplıydı. Acı çok büyüktü. Üzerinden 57 yıl geçen bu kaza, bugün neredeyse hiç hatırlanmıyor.

Tarihin en garip ve korkunç kazalarından biriydi oysa...

Kaynak :Ateş Yalazan

Hürriyet

Çok acı, Allah rahmet eylesin.

Çevrimdışı police21

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1.694
  • 4.940
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • 1.694
  • 4.940
  • 4. Sınıf Öğretmeni
# 17 Ağu 2022 21:34:15
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
TARİHİN EN GARİP TRAFİK KAZALARINDAN BİRİ

Tarihin en garip trafik kazalarından biri 57 sene önce 11.08.1965'de yaşandı.

Yolcu otobüsü 40 yolcusuyla birlikte saat 20.00’de Ankara’dan hareket etti.

Otobüs, sabaha karşı 03.00 sıralarında Hendek’e geldiğinde arıza nedeniyle yol kenarına park etmiş kamyona arkadan çarptı.

Kazada otobüs çok küçük hasar aldı. Kimse yaralanmadı. Eğer yaşananlar bununla sınırlı kalsaydı, sıradan hasarlı trafik kazası olarak geçecekti kayıtlara. Ama öyle olmadı. OTOBÜSÜ DUMAN KAPLADI. Otobüsün çarptığı kamyon, asit-nitrik, yani kezzap yüklüydü.

Düşündüğünüz gibi, kezzap otobüse dökülmedi. Faciaya biraz daha süre vardı. Yolun kenarındaki şarampolde küçük bir su birikintisi bulunuyordu. Kezzap dolu dev damacanalar parçalanınca, içindeki kimyasal şarampolden aşağı döküldü, suyla karıştı.

Asit-nitrik suyla karışınca ortalığı duman kapladı. Bu duman otobüsün içine de doldu.

Kaza anında uyumakta olan yolcular, otobüsün yandığını düşünüp panikle çıkmak için kapılara hücum etti. Biraz izdiham olduysa da kimse yaralanmadı.

ÇUKUR ARTIK SU DOLU DEĞİLDİ..

Kazada bir miktar kezzap da yola dökülmüştü. Otobüsten inen yolcular, bu kezzaba basınca ayakları yanmaya başladı.

Gecenin zifiri karanlığında hemen kenardaki su birikintisini gördüler. Oysa o artık su değil, bir kezzap çukuruydu. İşte korkunç olay da tam bu anda yaşandı.

Yolcular ayaklarının acısını dindirmek için kendilerini su sandıkları,kezzap dolu çukura attılar.Çukura atlayanlar saniyeler içinde eriyordu.Gecenin karanlığında kendisini kezzap çukuruna bırakan 23 kişi eriyerek hayatını kaybetti.Kamyon şoförü Mustafa Silik de kezzapla yandı.

Ağır yaralandı. 6 saatlik yaşam mücadelesinden sonra hayatını kaybetti. Yanık kokusu Hendek’in 2 kilometre uzağından bile duyulabiliyordu.

ÇUKUR KAZILDI NAMAZ KILINDI

Cesetlerden geriye çok az şey kaldı. Kemikler bile erimişti.

18 kişiden kalan parçalar kazadan 10 metre ileride kazılan bir çukura konuldu. Bir imam, çukurun başında cenaze namazını kıldı, çukur toprakla kapatıldı.

Çukurdaki kezzaba temas edip hayatta kalan yaralıların da durumu parlak değildi. Kimisi gözünü kaybetti.

Kimisinin vücudunda çok ağır yaralar vardı. Adapazarı Devlet Hastanesi’nin koğuşları yanık kokusuyla, feryatlarla kaplıydı. Acı çok büyüktü. Üzerinden 57 yıl geçen bu kaza, bugün neredeyse hiç hatırlanmıyor.

Tarihin en garip ve korkunç kazalarından biriydi oysa...

Kaynak :Ateş Yalazan

Hürriyet

Allah rahmet eylesin. Gerçekten çok acı. Allah hayırlı, iyi ölümler nasip etsin inşallah.

Çevrimdışı Mütefekkir

  • Aktif Üye
  • **
  • 146
  • 1.227
  • 146
  • 1.227
# 18 Ağu 2022 11:10:23
Sabahları yiyeceğiniz bir elma, içeceğiniz bir bardak kahveden daha fazla uykunuzu açar.

Çevrimdışı hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 25.967
  • 198.316
  • 25.967
  • 198.316
# 25 Ağu 2022 22:37:17
"Cuma günü yıkanmak ve güzel koku sürünmek sünnettir
* Cuma günü tırnak kesmek sağlığa sebeptir.
* Cuma gününe perşembeden hazırlanmak sünnettir.
* Cuma günü gusletmek günahların affına vesiledir.
* Cuma günü ilim meclislerine gitmek faziletlidir.
* Cuma günü sadaka vermek müstehaptır.
* Cuma günü Cuma namazına kadarki zamanı ahiret işlerine ayırmak gerekmektedir.
* Cuma günü Cuma namazından sonraya kadar yolculuk tavsiye edilmemiştir!
* Cuma günü kehf suresi okunmasının fazileti yüksektir.
* Cuma günü duhan suresi okuyana cennette köşk ihsan edilir.
* Cuma günü Yasin suresini okumak günahların affına vesiledir.
* Cuma günü tesbih namazının kılınması faziletlidir.. "

 


Egitimhane.Com ©2006-2023 KVKK