kullandığımız sistem 9. yılında ancak kullanılan kitaplar kendini çok da yenilemiş değil. Tbi bu sadce 1. sınıf okuma-yazma için değil diğer sınıflarda daaynı dert var örneğin güneydoğuda köylerde yaşayan öğrenciler için hayatbilgisinde apartman yaşamından bahsediyor veya pastörize süt içmekten bahsediyor bölgeye göre ve öğretmenlerin ihtiyaçlarına ve isteklerine göre hazırlanmalı ankaradaki bursadaki pilot okuldaki öğrencilere göre hazırlanıp bunu tüm yurda mal etmek de yanlış.Ayrıca her sistemin kendince olumlu ve olumsuz yanları elbet olacaktır.Niçin beğenmiyorsun demek de saşma.Ben şu an kullandığımız sistemin tekrar harmanlanmasını diliyorum öncelikle yazı karakteri el yazısı olmaktan çıkmalı. uyum dönemi daha kısa olmalı ses ve cümle ile harmanlanmış yeni bir uygulama gelmeli. okuma hızını arttıracak kitaplar basılmalı.K,tap basım işini devlet yayın evlerine ihale etmemeli öğretmenler kuru oluşturulmalı.
doğuda hiç türkçe bilmeyen çocuklar ile ders yapıyorsun çocuk hayatında adı ela lale diye birini tanımamış ala ne demek bilmez biz ona al ala la demesini isyeyeceğiz işte sonrasında okuma yazmayı bir şekilde öğrenmiş ama ağzından çıkanı beynin ne anlama getiremediği bir okuma kültürü oluşuyor.
Hocam doğudaki çocuklar hiç Türkçe bilmiyorsa zaten yabancı dil gibi öğretilir onlara.Biz de İngilizce dersine Mr.Brown and Mrs.Brown ile başlamadık mı?
Hangimizin mahallesinde Mr.Brown vardı?
Ayrıca güneydoğudaki çocuklara elbette apartman hayatı anlatılmalı.O çocuğu siz ömür boyu oraya hapsetmeyi düşünmüyorsunuz herhalde?