Konu: İz Bırakan Satırlar  (Okunma sayısı 101419 defa)

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 21.304
  • Teşekkür 152366
    • Çevrimdışı
  • # 14 Haz 2020 22:27:47
Gerçek gerçektir.Sen birinin canını acıtırsan, kendi canını acıtırsın.Birine yardım edersen,kendine yardım edersin.Kan ve kemik bütün insanlarda bulunur.Farklı olan yürek ve niyettir...


Bir Çift Yürek--Marlo Morgan

harslan05

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 2.896
  • Teşekkür 57966
    • Çevrimdışı
  • # 14 Haz 2020 23:30:45
Denizden başka anlayanı yoktu ve deniz,uzun mavi bir ayrılık olarak onu akıyordu. Bütün zamanları kuşatan bir tarih acısıydı.

Bütün Şiirleri 3 - Şükrü Erbaş

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.983
  • Teşekkür 37720
    • Çevrimdışı
  • # 14 Haz 2020 23:37:24
'''Sende yüreğim var..
Canım var aklım fikrim var..
Sende her şeyim var...'''

 Pirayeye mektuplar -Nazım Hikmet

gulsum26

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 145
  • Teşekkür 1016
    • Çevrimdışı
  • # 14 Haz 2020 23:44:46
"Ey Ebu Bekir! Allah, sana merhamet etsin! Geride kalanlara erişilmesi ne kadar da zor bir hayat bıraktın!"
Hz. Ömer (r.a)

Sadakatte Zirve Hz Ebu Bekir - Salih Suruç

Birgarip

  • Aktif Üye
  • **
  • İleti: 80
  • Teşekkür 179
    • Çevrimdışı
  • # 15 Haz 2020 02:33:45
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Mevlana şöyle yazmış: "Doğru ile yanlışın ötesinde bir yer var. Orada buluşalım."

Şiddetsiz İletişim, Marshall B. Rosenberg
Güzel söz ama orayı bulabilmek imkansız gibi

gulsum26

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 145
  • Teşekkür 1016
    • Çevrimdışı
  • # 15 Haz 2020 23:50:34
Bir cenazenin ardından şöyle mırıldanmıştı:
"Git! Biz de geliyoruz. Ne müthiş bir öğüt bu ve biz ne derin bir gafletteyiz.
Biri giderken kalıyor diğerleri..."

Peygamberin Aynaları - A. Ali Ural

ayselaysel

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 835
  • Teşekkür 1405
    • Çevrimdışı
  • # 16 Haz 2020 14:13:42
Ve ne zaman bulutlar yorgun düşse,gelip babamın omuzlarında uyurlar.

Babam Bir Dev-Carl Norac/Ingrid Godon

bergüzar

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 1.072
  • Teşekkür 9832
    • Çevrimdışı
  • # 16 Haz 2020 14:39:56
bazı şeyleri oldukları gibi değil, olduğumuz gibi görürüz.

 Ama bu çiftlikte civcivlere ne yapıyorlar biliyor musun? Yumurtadan çıkar çıkmaz onları dişi ve erkek diye ikiye ayırıyorlar. Dişileri toplayıp çiftlikte köle olarak çalışacakları alanlara götürürken erkeklerin hepsini sonunda öğütücü olan bir banda yerleştiriyorlardı. Doğumdan vahşi bir ölüme giden en kısa yoldu bu hareket eden bant. Ne olduğunu bile anlamadan öğütüyorlardı erkek civcivleri. Dişilerin kaderi de çok parlak sayılmazdı. Ya hemen ölecektin ya da bir sürü ilaç takviyesiyle erkenden olgunlaşıp sürekli yumurtlayacaktın. Yani milyonlarca insanın buzdolabının bir köşesinden alıp tavasına kırdığı bu yumurtanın arkasında çok büyük bir hüzün vardı ama biz bu zalimliği görmediğimiz için sorun yoktu...
(Görmediğimiz için sorun olmaması , büyük bir sorun)
Aşk denen şey garip bir virüstü ve hedef organı ne yazık ki doğrudan beyindi.

Kelimeler, onlara yaptırmak istediğiniz işleri her zaman beceremezler. O yüzden müzik vardır. Kelimelerin boşa çıktığı zamanlar için."

Bilge Adamın Korkusu - Patrick Rothfuss

 Mesela az önce oturduğumuz şu bank. Her tarafı kırık ve kirli. Kimisi üzerini çizmiş, kimisi bir kısmına tekme atıp kırmış. Niye biliyor musun? Çünkü bu bank sahipsizdi ve insanoğlunun sahipsiz olana karşı tavrı netti. Ya sahip olacaktı ya da sahip olamayacaksa illaki zarar verecekti.

Aşk acısı fiziksel bir acıydı ve aşksız kalan kişiler tıpkı madde bağımlılığında olduğu gibi yoksunluğa girmekteydi.
Çünkü Beyinde benzer bölgelerin etkilenmesi söz konusuydu.

İnsan optik bir illüzyon aslında. Zira senden uzaklaştıkça gözünde büyürken, sana yaklaştıkça gözünde küçülür.

Nomofobi Online olamama korkusu. Sürekli online olma hissi o kadar kuvvetliydi ki bu konuda doğabilecek herhangi bir sıkıntı insanlarda anksiyete oluşmasına neden oluyordu.

Herkes için geçerli olabilecek kadar geniş ve belirsiz ifadeleri farkına varmadan kendimiz için özel görme yatkınlığına FORER ETKISI denir. Bu etki yüzünden genelde burç yorumlarının bize uygun olduğunu düşünürüz.


Aslında bakılırsa nörobiyolojik olarak aşk 2 kısımdan oluşuyordu. İlk dönem, yani ilk görüşte aşkı ve tutku dönemini içeren, beyinde fırtınaların estiği dönem. İkinci dönem ise fırtına sonrası daha sakin bir beyinde insanları birbirlerine bağlayan dönem. Aşkın ilk fazı mükemmel bir fazdı. Beynin ödül merkezi üzerinde çok önemli etkileri bulunan dopamin, norepinefrin, vasopressin gibi çeşitli hormonlar bir araya gelerek muhteşem bir etkileşim oluştururlardı.
(İlk faz bitmesin diye bitip bitip tekrar başlayanlar🙂)


Eğer dopamin fazla olursa iç saatin hızlanmakta, az olursa yavaşlamakta. Bu durum, yaşlandıkça zamanın neden daha hızlı geçtiğini açıklıyor. Çünkü yaşlandıkça dopamin salgısında azalma meydana gelir ve bu azalma iç saatimizi yavaşlatarak zamanın daha hızlıymiş gibi algılanmasına neden olur.
  (Yani geçen zaman değil,bizmişiz)

Tıpkı yeni alınmış bir ayakkabı gibisin. Zamanla sana alışacağımdan şüphe yok ama şu an canımı oldukça yakıyorsun.

Ne zaman bir şeyi düşünmek istemeseniz nöronlarınız size gıcıklık yaparcasına hep bir ağızdan onun adını söylerlerdi. Sinirbilimin en temel kuralıydı bu.

Pia Mater     
Serkan Karaismailoglu

ayselaysel

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 835
  • Teşekkür 1405
    • Çevrimdışı
  • # 16 Haz 2020 14:45:53
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
bazı şeyleri oldukları gibi değil, olduğumuz gibi görürüz.

 Ama bu çiftlikte civcivlere ne yapıyorlar biliyor musun? Yumurtadan çıkar çıkmaz onları dişi ve erkek diye ikiye ayırıyorlar. Dişileri toplayıp çiftlikte köle olarak çalışacakları alanlara götürürken erkeklerin hepsini sonunda öğütücü olan bir banda yerleştiriyorlardı. Doğumdan vahşi bir ölüme giden en kısa yoldu bu hareket eden bant. Ne olduğunu bile anlamadan öğütüyorlardı erkek civcivleri. Dişilerin kaderi de çok parlak sayılmazdı. Ya hemen ölecektin ya da bir sürü ilaç takviyesiyle erkenden olgunlaşıp sürekli yumurtlayacaktın. Yani milyonlarca insanın buzdolabının bir köşesinden alıp tavasına kırdığı bu yumurtanın arkasında çok büyük bir hüzün vardı ama biz bu zalimliği görmediğimiz için sorun yoktu...
(Görmediğimiz için sorun olmaması , büyük bir sorun)
Aşk denen şey garip bir virüstü ve hedef organı ne yazık ki doğrudan beyindi.

Kelimeler, onlara yaptırmak istediğiniz işleri her zaman beceremezler. O yüzden müzik vardır. Kelimelerin boşa çıktığı zamanlar için."

Bilge Adamın Korkusu - Patrick Rothfuss

 Mesela az önce oturduğumuz şu bank. Her tarafı kırık ve kirli. Kimisi üzerini çizmiş, kimisi bir kısmına tekme atıp kırmış. Niye biliyor musun? Çünkü bu bank sahipsizdi ve insanoğlunun sahipsiz olana karşı tavrı netti. Ya sahip olacaktı ya da sahip olamayacaksa illaki zarar verecekti.

Aşk acısı fiziksel bir acıydı ve aşksız kalan kişiler tıpkı madde bağımlılığında olduğu gibi yoksunluğa girmekteydi.
Çünkü Beyinde benzer bölgelerin etkilenmesi söz konusuydu.

İnsan optik bir illüzyon aslında. Zira senden uzaklaştıkça gözünde büyürken, sana yaklaştıkça gözünde küçülür.

Nomofobi Online olamama korkusu. Sürekli online olma hissi o kadar kuvvetliydi ki bu konuda doğabilecek herhangi bir sıkıntı insanlarda anksiyete oluşmasına neden oluyordu.

Herkes için geçerli olabilecek kadar geniş ve belirsiz ifadeleri farkına varmadan kendimiz için özel görme yatkınlığına FORER ETKISI denir. Bu etki yüzünden genelde burç yorumlarının bize uygun olduğunu düşünürüz.


Aslında bakılırsa nörobiyolojik olarak aşk 2 kısımdan oluşuyordu. İlk dönem, yani ilk görüşte aşkı ve tutku dönemini içeren, beyinde fırtınaların estiği dönem. İkinci dönem ise fırtına sonrası daha sakin bir beyinde insanları birbirlerine bağlayan dönem. Aşkın ilk fazı mükemmel bir fazdı. Beynin ödül merkezi üzerinde çok önemli etkileri bulunan dopamin, norepinefrin, vasopressin gibi çeşitli hormonlar bir araya gelerek muhteşem bir etkileşim oluştururlardı.
(İlk faz bitmesin diye bitip bitip tekrar başlayanlar🙂)


Eğer dopamin fazla olursa iç saatin hızlanmakta, az olursa yavaşlamakta. Bu durum, yaşlandıkça zamanın neden daha hızlı geçtiğini açıklıyor. Çünkü yaşlandıkça dopamin salgısında azalma meydana gelir ve bu azalma iç saatimizi yavaşlatarak zamanın daha hızlıymiş gibi algılanmasına neden olur.
  (Yani geçen zaman değil,bizmişiz)

Tıpkı yeni alınmış bir ayakkabı gibisin. Zamanla sana alışacağımdan şüphe yok ama şu an canımı oldukça yakıyorsun.

Ne zaman bir şeyi düşünmek istemeseniz nöronlarınız size gıcıklık yaparcasına hep bir ağızdan onun adını söylerlerdi. Sinirbilimin en temel kuralıydı bu.

Pia Mater     
Serkan Karaismailoglu

👌
Doktor Serkan Karaismailoglu'nun her cümlesi her ifadesi muhteşem bence. İki kitabını okumuştum. Bu kitabı okumadım ama.

myphile51

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.034
  • Teşekkür 3962
    • Çevrimdışı
  • # 17 Haz 2020 10:04:42
Akıl bizi çok sık aldatır; onu dinlememeye fazlasıyla hakkımız var; ama vicdan asla aldatmaz.

Emile, Jean-Jacques Rousseau

gulsum26

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 145
  • Teşekkür 1016
    • Çevrimdışı
  • # 17 Haz 2020 14:33:27
HZ. HAMZA
ŞEHİTLERİN EFENDİSİ
Vahşi'nin mızrağı ıslık çalarak devam ediyor yoluna. Zaman tünelinde kara bir yılan. Akıyor ve Vahşi'yi özel isimlerden çıkarıp cins isim yapıyor durmadan. Özgürlük vaadiyle kandırılmıştı Cubeyr b. Mu'tim'in kölesi. Bir heykel gibi soluk almadan beklemişti kayanın ardında. Özgürlük heykeli , kölelerine acaba ne vadetti ki hâlâ Bağdat'ın, Beyrut'un, Şam'ın, Gazze'nin üzerinden geçiyor mızrak. Altında parçalanmış ciğerler, oyulmuş gözler, kesilmiş kulaklar ve koparılmış burunlar var. Vahşi'nin mızrağı yüzyıllardır havada. Şekli ve rengi değişse de ıslığı şeytan ıslığı. İnsanları topluyor başına ve onlara diyor ki: "Lütfen sessizlik!"

Peygamberin Aynaları - A. Ali Ural

myphile51

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.034
  • Teşekkür 3962
    • Çevrimdışı
  • # 18 Haz 2020 12:04:33
Hayat sahiden yaşanmaya değmeyecek kadar küçüklükler ve bayağılıklarla dolu..

İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali

burcum7

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 2.161
  • Teşekkür 13019
    • Çevrimdışı
  • # 19 Haz 2020 00:25:29
“Çocuklar boyama kitabı değildir, onları en sevdiğin renge boyayamazsın.”
Uçurtma Avcısı, Khaled Hossein

myphile51

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.034
  • Teşekkür 3962
    • Çevrimdışı
  • # 19 Haz 2020 10:19:56
Yaşamı güzel kılan, insanların birbirilerinin yüreklerini ısıtmak için bulabilecekleri iyilik dolu sözcüklerdir. Kimilerini ölene dek unutamazsınız, geriye dönüp baktığınızda anımsayacağınız tek şey size neler hissettirdikleri olacaktır.

Benim Üniversitelerim, Maksim GORKİ

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.983
  • Teşekkür 37720
    • Çevrimdışı
  • # 19 Haz 2020 11:18:34
Ben düşünmekten yoruldum, benim yerime de düşünür müsün?
İlgilenir misin insanlarla, yalanla, yalnızlıkla?
Geceleri birdenbire bastıran sağanak yağışlı korkuları alır mısın yamacımdan?
 Gündüz gözüyle sevemiyorum kimseyi. Yüreğimdeki bu düğümü çözebilir misin?


J. Kerouac - Yolda

 

Egitimhane.Com ©2006-2023 KVKK