Konu: İz Bırakan Satırlar  (Okunma sayısı 147369 defa)

ayselaysel

  • Üyeliği İptal Edildi
  • Öğrenci Velisi
  • İleti: 7.728
  • Teşekkür 14150
    • Çevrimdışı
  • # 12 Oca 2021 21:45:39
Renk tercihleri üzerinde oyalanmayı seven modern psikoloji, “mor acılı ve hüzünlü bir kalbin rengidir" diyedursun , acılı ve hüzünlü bir kalbin rengidir mor.

Kalemime mor mürekkebi doldurduğumda işte bunu en iyi biliyordum.

Mor Mürekkep-Nazan Bekiroğlu

TEACHER-man

  • Üyeliği İptal Edildi
  • İleti: 1.265
  • Teşekkür 7357
    • Çevrimdışı
  • # 12 Oca 2021 23:00:01
Adın ne değeri var?
Şu gülün adı değişse bile kokmaz mı aynı güzellikte?

Romeo ve Juliet, William Shakespeare

ayselaysel

  • Üyeliği İptal Edildi
  • Öğrenci Velisi
  • İleti: 7.728
  • Teşekkür 14150
    • Çevrimdışı
  • # 13 Oca 2021 00:39:56
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.] öğretmenim bu satır size.
Okurken siz geldiniz aklıma. 😊


Papatya kendiliğinden. Özene,  bakıma ihtiyacı yok.Bu kendiliğindenlik, her bahar yinelik-yenidenlik muştusu.Doğum yeniden.Dirim yeniden.Papatyada doğum da doğum, ölüm de doğum.Çünkü aynı toprakta bıraktığı hikayeye bir yıl sonra bıraktığı yerden devam ediyor.Sadık papatya ve cömert.
Cömertliği kadar gücünün de simgesi olan bu diriliş sadakati kainattaki varoluş deviniminin de bir özeti.

Mor Mürekkep-Nazan Bekiroğlu

aladokya

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 441
  • Teşekkür 1606
    • Çevrimdışı
  • # 13 Oca 2021 13:32:09
"Benim gibi okusaydınız kirli sokakları, yosunlu duvarları, çıplak taşlı binaları severdiniz. Tanışmadan severdiniz insanları. Onları, birbirine benzemedikleri halde, bir yanlarıyla derinde, bir yerde aynı olduklarını görürdünüz." Tutunamayanlar, Oğuz Atay

harslan05

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 3.027
  • Teşekkür 60969
    • Çevrimdışı
  • # 13 Oca 2021 19:01:02
Oysa zaman yaşamın kendisiydi. Ve yaşamın yeri yürekti. Insanlar zamandan tasarruf ettikçe, zaman azalıyordu.

Momo - Michael Ende

ayselaysel

  • Üyeliği İptal Edildi
  • Öğrenci Velisi
  • İleti: 7.728
  • Teşekkür 14150
    • Çevrimdışı
  • # 14 Oca 2021 21:05:59
Ayna kalp gibi,ne kadar ışık alırsa o kadarını veriyor.Ne görürse onu gösteriyor.Ama kirlenir ve paslanırsa görüntüyü bulandırıyor.Ve tıpkı kalp gibi, kırılırsa parçalanıyor, dağılıyor, üstelik içine düşürdüğü görüntüyü de parçalayıp dağıtıyor.

   Mor Mürekkep-Nazan Bekiroğlu

Bir Yıldız

  • Üyeliği İptal Edildi
  • İleti: 1.237
  • Teşekkür 2585
    • Çevrimdışı
  • # 20 Oca 2021 18:07:09
İnsan neyi anlatabilir?
İnsan insana, insanlara hangi derdini anlatabilir?
Yıldızlar birbiriyle konuşabilir, insan insanla konuşamaz.

Saatleri Ayarlama Enstitüsü / Ahmet Hamdi Tanpınar

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 23.802
  • Teşekkür 170735
    • Çevrimdışı
  • # 23 Oca 2021 10:56:17
Ömrünüzdeki sayılı günlerden bir tekini yaşanmamış sayalım... Kaderinizin akışı kim bilir ne kadar farklı olurdu? Bu satırları okurken bir an durun, yaşamanızı saran o uzun zinciri düşünün... İster demirden olsun, ister altından, ister dikenden olsun... O sayılı günlerden birini yaşamayıp da ilk halkası meydana gelmeseydi, bu zincir belki de hiç örülmezdi... 

Büyük Umutlar - Charles Dickens

bergüzar

  • Uzman Üye
  • *****
  • Okul Müdürü
  • İleti: 1.151
  • Teşekkür 10612
    • Çevrimdışı
  • # 24 Oca 2021 00:50:52
Bir şey yazması gerek. Onu yaralayacak bir şey – şu anda en çok yapmak istediği buydu. Uzun uzun düşündü, sonunda kâğıdın tam ortasına şunları yazdı:
Kalbimi kırdın.
Aspidistra, George Orwell

bergüzar

  • Uzman Üye
  • *****
  • Okul Müdürü
  • İleti: 1.151
  • Teşekkür 10612
    • Çevrimdışı
  • # 24 Oca 2021 00:53:49
Nixon CIA ile Şili’yi bıktırma ve bitirme operasyonlarına başlar. İçerdeki işbirlikçilerle her türlü bombalama, grevler, yürüyüşler, yalan haber yayma, satılmış basın-yayının kışkırtıcı haberleriyle halk birbirine düşürülür, karmaşa ortamı yaratılarak Pinochet için bir darbe ortamı hazırlanır.
  .....   
Türkiye'de bizi birbirimize bağlayan ama "Kültür mühendisliği" ile son 50 yıldır zayıflatılmak istenen dil, din, kültür, tarih bilinci bağlarını yeniden yeşertip sağlamlaşrırmak şarttır

........
Dünyaya demokrasi, insan hakları, hoşgörü diyen Batı’nın kendisi bu kelimelerin baş harfini bile bilmez. Batı’nın tarihi katliamlarla doludur. Amerika iki önemli şey üretir: Filimler ve silâh. İkisi de dünyayı fethetmek için kullanılır.
.......
İbni Haldun'a göre devleti asıl yıkan dış etkenlerden daha önemlisi iç etkenlerdir. İçerden zaten bitmiş ya da bitirilmiş olan devlet sistemi dışarıdan gelecek en ufak bir darbe ile kolayca yıkılır. Çünkü halkdan en tepelere kadar hak, adalet, güvensizlik, cehalet artmış, insanlar birbirleriyle uğraşır, iki günlük çıkarlarını düşünür hale gelmişlerdir.
İngiltere Doğu Hindistan şirketi aracılığıyla Hindistan’da zorla binlerce dönüm afyon ekimi yaptırır. Afyonlar Çin’e pazarlanır. Çin halkı afyon ile perişan edilir. Hindistan’da afyon yüzünden yerli halkın kendi yiyeceğini yetiştireceği arazi kalmaz. Bunun sonucunda 1770 yılında Bengal’de çok büyük bir kıtlık yaşanır. Kıtlık halk ayaklanmasına sebep olur. Ayaklanma çok kanlı olarak bastırılır
 Göçmen Hamamı/Oktay SİNANOĞLU

Bir Yıldız

  • Üyeliği İptal Edildi
  • İleti: 1.237
  • Teşekkür 2585
    • Çevrimdışı
  • # 24 Oca 2021 13:22:16
Bir, ayaklarına değil yukarı, yıldızlara doğru bak.

İki, asla çalışmayı bırakma. Çalışmak hayatına anlam ve amaç katar, bunlardan yoksun bir hayat boştur.

Üç, aşkı bulacak kadar şanslıysan aşkın varlığının bilincinde ol ve onu asla bir kenara atma.

Stephen W. Hawking / Aforizmalar

Bir Yıldız

  • Üyeliği İptal Edildi
  • İleti: 1.237
  • Teşekkür 2585
    • Çevrimdışı
  • # 26 Oca 2021 15:19:13
Yalanla kendini kandırmaktansa gerçeklerle yüzleşmek iyidir.

Khaled Hosseini / Uçurtma Avcısı

gulsum26

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 153
  • Teşekkür 1080
    • Çevrimdışı
  • # 26 Oca 2021 20:05:23
İnsanın zihninde gizli olan gizemli madenleri kazması için bir bahtsızlık yaşaması gerekiyor. Hapis, sağda solda salınan tüm yetilerimi bir noktada toplayıp birbirleriyle çarpışmalarını sağladı  ve bildiğiniz gibi bulutların çarpışmasıyla elektriklenme oluşur, elektriklenmeden şimşek, şimşekten de aydınlık doğar.

Monte Cristo Kontu - Alexandre Dumas

Likya

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.264
  • Teşekkür 2350
    • Çevrimdışı
  • # 27 Oca 2021 23:00:58
Hayatınızda hiç büyük bir hastalık, boşanma, iş kaybı, emeklilik, sevilen birinin kaybı, etkileyici bir rüya veya anlamlı bir okul toplantısı gibi bir "uyanma deneyimi" yaşadınız mı?

Irvin D. Yalom/ Güneşe Bakmak Ölümle Yüzleşmek

bergüzar

  • Uzman Üye
  • *****
  • Okul Müdürü
  • İleti: 1.151
  • Teşekkür 10612
    • Çevrimdışı
  • # 31 Oca 2021 00:50:44
Masaların çoğunda ihtiyarlar otururmuş. Sadi derdi ki bu adamlar iki bardak çayın hesabını yapar. Burada yoksulluk adama soluk aldırmaz. Ne kadar doğruymuş. Tam iki bardak çay içecek kadar oturuyorlar. Sonra hemen kalkıyorlar. Aşağıdaki meydana inip elleri arkalarında tur atıyorlar. Hapishanede gibiler. Volta atarak bitecek bir cezayı çeker gibiler. Hakikaten konuştukları üç cümleyi geçmiyor. Hep aynı şeylerden dertliler. Oğulları hayırsız, kızları edepsiz, gelinleri meymenetsiz bu adamların. Bu adamlarla konuşmaya çalışıyorum ama boğuluyor gibi oluyorum.

Bir de Sadi derdi ki bir adamın ensesi sarardı mı bil ki o adamın ölümü yakındır. Enselerine bakıyorum. Birer, ikişer sarı enseli adamlar ayrılıyor buradan. Biliyor musun hiçbiri renkli kıyafetler giymiyor. Paltoları, ceketleri, ne varsa giydikleri, hepsi siyah ya da lacivert. Bu adamlar gitmek için gelmişler sanki."
..
Haydar her akşam aynı yeri anlatıyordu: "Cumhuriyet Meydanı'nda tur atan adamlara bakıyorum. Burası ölmeden evvelki son durak Sibel. Burada sırası gelen Büyük Cami'ye gidiyor. Orada musalla taşında yerini alıyor. Burası sanki otobana sapmadan önceki son çıkış gibi. Buraya düşersen artık çıkışın sadece mezarlığa oluyor. Biliyor musun, kendi aralarında 'hurdalık,' diyorlar buraya. Yani emekli erkeklerin hurdalığı. Memur, işçi emeklisi olmaları şart değil, hayattan emekli olmuş gibiler.
.......
O çocuklar bu laflara akıp giderlermiş. Neden dersen, bozkırın çocuğuna anası "gobel" der. Babası "lan" der. Öğretmeni "eşek herif" der. O kadar kötü lafın arasında kendisine "gül" denilen, "erkeğin hası" denilen, "adamım" denilen yeri sevmez mi çocuklar? Sevmişler ki, hem nasıl sevmek...

Bozkırda Altmışaltı, Mustafa Çiftci

 

Egitimhane.Com ©2006-2023 KVKK