İstila edilmiş göz bebeklerinden akarken tuzlu göz yaşıÜşür kentler sabır kuşlarının tünediği avuçlarımda ve Soluğumun buğusuyla ısıttığımıslak saçlı gecelerinKursağında biriktirdiğimyalnızlık cennetindenKovulurken suretinIslak bir yaprak olup düşüyorumDaha goncadayken gidişinYorgun ,ölgünsuskunBuğuludur şimdi mütemâdiyen penceremkalbini ipotek ettirmişpaslı ve sürgülü bir kapıdır annemaçılırsan yüreğinin koridorlarınaoturup yetim bir çocuk gibihıçkıra hıçkıraağlarsınyorgun bir rüzgâr taşır sesimidağlar tepeler aşamaz belkikısılır kuytuluklardayaralı bir kelebek taşır kanatlarıyladeğer kulaklarınao zamancanhıraş iniltileriniduyarsındokunma banaben yalnızlığımla savrulankurşuni külümve günlerden bir günsesimden evvelirkilirsen sâlâ sesiyledeğerse dudaklarına soğuk bir ölümanlarsın o zaman anlarsın
Hangi gül renginden dolayı dışlanır,Hangi ağaçta bülbüller kışlanır?Yaşasın umutlar,canlansın diye,Göz yaşından akanlar hediye..Ömrü uzatan içindeki duygular,Kalmaz geriye dünden çalan kaygılar.Ah edip inleme,sesin ötesinde ses var,Ağlayıp da güldüğün yine aynı yar...
Sonbahar yetmedi kış geldiSarı yapraklar hep kefen giydi Umudum vardı hazan olduBir ışık vardı zemheri olduAhireti bekleyen mezardaki ölü gibi Kara topraktaki küçük tohum gibiBekliyorum baharı yeşili güneşi Bekliyorum sabırla o kutlu neşeyi Ama olacak mı dur birazGelecek mi o simsıcak yazGörecek misin ömrün var mıKazılan mezar umuda mı karanliğima mi