KÜHEYLAN…
İster
On beşinde
İster
Kırk beşinde.
Boş bir sandal gibi
Hayatın peşinde.
Hepimiz:
Gördük
Yaşadık
Anladık.
Güzel olan her şeyi
Hayatın kendisi sandık.
İçimiz kıpır kıpır,
Umulmadık bir yerde
Birine gönlünü kaptır.
Ne ana var serde
Nede bir baba.
Söylemesi ayıptır:
—Âşık mı oldum acaba!
Suratın kırmızı,
Elinle gösterirsin kızı.
Tam şuracığında garip sızı:
—Oğlum sana ne oldu?
—Ne bileyim bir şeyler oldu!
Cebin doluysa
Hoşlanırsın.
Fakir fukaraysan
Islanırsın…
Aklından silinir eş dost
Azar üstünde ana baba:
—Oğlum ne olur yapma!
—Sonra ne der eş dost akraba!
Yere batsın eş dost
Yere batsın akraba:
—Sen âşık olmadın mı baba?
…
Her gün evin önüne gelir
Ciyak renkli o araba.
İçinde malum arkadaşlar:
—Maraba!
Jöleli saçlar
Bir acayip traşlar.
Kolyeler
Döğmeler.
Ana avrat sövmeler.
—Oğlum, oğlum sana ne oldu?
Kapıları pencereleri dövmeler
Sonra
Çaresiz eve dönmeler…
…
Gece
Saat iki.
O uyumamıştır belki.
—Ya bir gören olursa!
—Olursa olsun bela nedir ki!
Zaten kafan duman
Caddeler boş sokaklar boş
Bağırırsın durmadan.
—Erkeksen çık ulan!
…
Rezilliğin daniskası:
—Uyan!
—Bizi ne hale koydun utan utan!
—Sende kimsin lan?
—Ben Küheylan duydun mu Küheylan!
Ağlamalar
Bağırmalar
Deli sevdalar:
—Seviyorum lan!
Böyle miydi asıl olan.
Belki
Zaman zuhur olur.
Beklersin
Belki sular durulur.
Oturulur
Konuşulur.
Belki bir orta yol bulunur.
Çaresiz garip ve suskun kalırsın
Dersin:
Yaşananlar nasıl unutulur!
Ta ki
Bir uzak mahalleden,
İnsanın
İçini yakan bir ses duyulur!
—Evleniyormuş!
Nasıl durulur?
Akraba eş dost:
—Yapma oğlum!
Önüne
Taş duvardan kaleler kurulur
Bilinmez ki
Giden artık son yolcudur.
Hayat yorulur
Ömür yorulur.
Sevda yorulur.
Bir uzak mahalleden
İnsanın
İçini yakan bir ses duyulur:
—İnşallah bu ölümler son olur!
Hepiniz seviliyorsunuz.
Muhabbetle kalınız.
Saygılar.
1HAZİRAN2008