Mevlânâ'nın hayatındaki en etkileyici olaylardan biri, Şems-i Tebrizî ile karşılaşmasıdır. Bu karşılaşma, onun hayatını ve düşünce dünyasını tamamen değiştirmiştir. Mevlânâ, Şems ile tanışmadan önce Konya'da saygın bir âlim, müderris ve din bilginidir. İnsanlara dersler verir, fetvalar verir ve çevresinde büyük bir itibara sahiptir. Bir gün Şems-i Tebrizi Konya'ya gelir. Rivayetlere göre Mevlânâ ile karşılaştığında ona sıradan bir soru sormak yerine, çok derin bir soru yöneltir. Şems, Mevlânâ'ya şöyle sorar:
“Hz. Muhammed mi daha büyüktür, yoksa Bayezid-i Bistâmî mi?”
Mevlânâ şaşırır ve Hz. Muhammed'in daha büyük olduğunu söyler. Şems bunun üzerine: “Peki neden Bayezid, ‘Kendimi tesbih ederim, şanım ne yücedir’ derken; Hz. Muhammed ‘Seni gerektiği gibi bilemedik’ buyurmuştur?” diye sorar. Bu soru Mevlânâ'yı derinden düşündürür. Çünkü mesele büyüklük değil, manevî makamın insanı nasıl değiştirdiğidir.