Bugün konuştuklarımıza uygun bir yazı:
ÇOCUK YETİŞTİRMEKTEN
VAZGEÇİN
Bence siz; - Çocuk yetiştirmeyin.
- Birbirlerinizin gelinlerini,
- Birbirinizin damatlarını yetiştirin.
Kimilerinin kocasını,
- Kimilerinin de, hanımını yetiştirin.
Torunlarınızın babalarını, annelerini,
- Onların; kaynanalarını, kayınpederlerini yetiştirin.
Böylece:
- Ne gelininizden,
- Ne de damadınızdan şikayet etme hakkınızın olmadığını göreceksiniz
Hem belki o zaman, bu amaç uğruna; - Çocuklarınıza merhamet edersiniz.
- Onlara baskı ve şiddet uygulamazsınız,
- Onlara kötü davranmazsınız,
- Üç kuruşluk not uğruna onları ezmezsiniz.
Çocuklar da, farkında olmadan adam gibi yetişirler belki.
- Ne dersiniz...
Çocukluk döneminin ruhsal ihtiyaçları,
- Zamanında ve yeteri kadar karşılanırsa:
O çocuğun,
- Yetişkinlik ve yaşlılık yılları, huzur içinde geçer.
- Eşi ile, çocukları ile, komşuları ile, kendisi ile,
- Okulu ile, öğretmeni ile, arkadaşları ile,
hep barışık bir hayat sürer.
Söz konusu psikolojik ihtiyaçları; - Ertelenen, engellenen, yerine getirilmeyen çocukların,
geride kalan hayatları sorunlar içinde geçer.
Peki nedir, çocuğun bu ihtiyaçları:
- Merakları,
- Hisleri, duyguları,
- Sevinçleri, üzüntüleri- ağlamaları, gülmeleri,
- Gezmeleri-tozmaları,
- Anneye bağlanabilmesi ve sağlıklı şekilde ondan ayrılabilmesi,
- Yatağının, odasının, emmesinin
ruhsal ihtiyaçlarına göre ayrılması,
- Evin dışındaki hayatı; esnafları, komşuları, akrabaları
baba kanalıyla tanıması,
- Okulunu, öğretmenini, okul arkadaşlarını, babası nın rehberliğinde tanıması,
"Aşk" ve Gönül yaralarını, anne merhemi ile sarması,
- Zorlukları, baba dirayeti ile aşmayı öğrenmesi,
- Ağladığında, üzüldüğünde, gönlü kırıldığında
başını anne göğsüne yaslaması,
- Korktuğunda, aciz kaldığında, başaramadığında,
yanında hep, babasını bulması, ruhsal ihtiyaçlarıdır...
* Sorun şurada:
Ruhsal ihtiyaçları, yerinde ve yeterince karşılanmayan
kız çocuğu evlendiğinde:
- Eşi ne yaparsa yapsın,
- Eşinin, kendisine olan ilgisizliğinden yakınır.
- Onu bir çok konuda yetersiz bulur,
ilgisiz kabul eder
Öyle olduğunu düşünür.
- Eşinin; kendisi dışında zaman geçirdiği her alandan şikayetçi olur.
- Örn; maçlarından, arkadaşlarından, bilgisayarından, televizyonundan
Hiç birini hoş karşılamayı beceremez
Eşi, kötü biri olmasa dahi; - Yaş gününü, evlilik yıldönümünü
hatırlayamamasından,
- Kendisine hiç çiçek getirmemesinden, hediye almamasından,
sürekli yakınır
- Hatta; kendisini, eşinin yanında bir eşya gibi algılamaya başlar.
Eşinden sık sık; - Kendisini sevdiğini söylemesini bekler,
- Zaman zaman kendisine sürprizler yapmasını umut eder,
- Arada bir hediye almasını düşünür,
- Ve
bunlara benzer istekleriyle,
eşini adeta bunaltır.
İşten eve yorgun ve bitkin dönmüş olsa bile eşinden,
neşeli görünmesini, el ele-diz dize sohbet etmesini bekler.
Şunu düşünmeyi, bir türlü beceremez:
( Bu sefer, mürekkep bitti.)
Yaşar KURU