Konu: Sevdiğimiz Şiirler  (Okunma sayısı 3159859 defa)

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.639
  • Teşekkür 35056
    • Çevrimdışı
  • # 14 Nis 2019 17:47:20
Kül’dem
önce, yastığıma dokunan ellerim ağladı yokluğuna
sessizligim öyle bir çatırdaki yatağımda
duymalıydın
en hazin çaresizliğin yankısını odamın duvarlarında
neydi;
dört koldan sarıp, dibe çeken
derleyip toparlayamadığım  satırlar gibi eksik kılan beni...
göğsümü dağıtan bu noksanlık hissi
oradasın da bu dolmayan boşluk neyin nesi...
yarım kalmıș ne varsa içimizde ukte!
tamamlanma arzusuyla sarılmak birbirimizin acıyan yanına...
ah o yarama tuz basan gülüşün!
ben sana büyümemiş çocuğum
sen bana...
gel
ve
sarıl, havaya, suya, toprağa cemre düşsün!


sude nur haylazca



munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.645
  • Teşekkür 22231
    • Çevrimdışı
  • # 14 Nis 2019 18:01:17
DİYEMİYORUM

Bir bakışa bin mânâ gizlemiş siyah gözlerin
Hangi mânâda yerim var bilemiyorum
Dil alışkanlığın mıdır ‘canım’ diyen sözlerin
…‘Efendim’ demeye çekiniyorum
Aşk adına örneklerin hep Leyla’dan Şirin’den
Aşkımı görmedin mi sana şiirlerimden
Görüşürüz dediğin veda sahnelerinden
Bıktım, n’olur gitme diyemiyorum
Tek başına baharın müjdecisi, gülüsün
Karda hazana inat güneş gibi gülüşün
Sesin Allah’tan emir bülbüllere: “Ötüşün!”
Şu ömrümün gülü ol diyemiyorum
Aşkına yar kılsın beni Allah! “Aşkına”
Gözlerim sürülsün sürme diye gözlerine
Saçlarında gezinen ellerin ben olayım
El gibi görme beni diyemiyorum
Sevgimin imasısın söze dökemediğim
Kalbimde iman gibi tek sermayem bildiğim
Uzatmadan konuyu söylemek istediğim
Hayatıma sebep ol diyemiyorum../Mehmet Ercan

munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.645
  • Teşekkür 22231
    • Çevrimdışı
  • # 14 Nis 2019 18:02:34
Sormuyorum Artık

Sesim soğuk bir sis
Gittikçe grileşen dalgınlıklar oluyor
Sormuyorum bir yolculuğa kimle çıkılır
Ve kim yırtıp atabilir elindeki son dönüş biletini de
Tüm yalnızlıkları mümkün kılan birileri olmalı
Ya da kalbini kederle onaran bir göçebe
Özlemek o zaman bir çığlık olabilir belki, bir çığlık
Sormuyorum artık biliciye de, bilgine de
Aşkın darası nedir
Ve mutsuzluk mümkün müdür ki o,
Bir kırlangıç ikindisiydi belki de, gümüşte ve hüzne gizlenen

Ödünç sevişlerden bize kalan sonsuz grilikler oluyor yalnız
Ve bir çocuğun hüznüne kazınıyor, gülüşlerimizin paramparçalığı
Sesimin sislenmesi bundandır

Karşılığı yok hiçbir acının
Herşey gölgesi kadar ağır
Sormuyorum artık sormuyorum
Hergün yeniden kodlanan umutlarla kirletiliyor dünya

Ahmet Telli

munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.645
  • Teşekkür 22231
    • Çevrimdışı
  • # 14 Nis 2019 18:15:15
GÖZLERİN İSTANBUL OLUYOR BİRDEN

Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,
Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.
Martılar konuyor omuzlarıma,
Gözlerin İstanbul oluyor birden.
Akşamlardan, gecelerden, senden uzağım
Şiirlerim rüzgardır uzak dağlardan esen
Durgun sular gibi azalacağım
Bir gün, birdenbire çıkıp gelmesen.
Şarkılarla geleceksin, duygulu, ince
Yalnız gözlerime bak diyeceksin.
Ellerim usulca ellerine değince
Kaybolup gideceksin
Bir elim seni çizecek bütün pencerelere
Bir elim seni silecek.
Kalbim: Ebemkuşağı; günde bin kere
Senin için yeni baştan can kesilecek.
Ne güzel seni bulmak bütün yüzlerde
Sonra seni kaybetmek hemen her yerde
Ne güzel bineceğim vapurları kaçırmak
Yapayalnız kalmak iskelelerde.
Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,
Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.
Martılar konuyor omuzlarıma,
Gözlerin İstanbul oluyor birden.

YAVUZ BÜLENT BAKİLER 

ALAMET-i FARİKA

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.048
  • Teşekkür 11032
    • Çevrimdışı
  • # 14 Nis 2019 18:35:52


         h.n.a.


DÜN GECE

Dün gece ne kadar güzeldi alem,
Göklerin şanlı mehtabı vardı.
Sevdanın topraktan taştığı bu dem,
Günah-ı aşkın da sevabı vardı.

Dağlar birbirine yaslanıyordu,
Kuşlar çiçeklere sesleniyordu,
Tabiat gizlice süsleniyordu,
Eşyada vuslatın serabı vardı.

Gönlümü göklere açmak istedim,
Dağları bağrımda koçmak istedim,
Mehtabı doyası içmek istedim,
Nurunda sevginin şarabı vardı.

“O”nu duydum öten kuşun sesinde,
“O”nu gördüm göğün mor çehresinde,
Ecza-yi hilkatin her zerresinde,
Mecnun’un Leyla’ya hitabı vardı.

Kainat aşk ile gelmişti dile,
Bülbül şii’r okuyordu bir gonca güle,
Rüzgarın hıçkıran sesinde bile,
Sevdanın nağme-i rebabı vardı.

Bitmeyen yolların oldum yoldaşı,
Dinledim uzaktan munis bir kuşu,
Benimle konuştu ayın on beşi,
Sandım ki bana bir itabı vardı.

Gözlerim esrar-ı hüsn ile şaşkın,
Dolaştım pür-sükun, bi-huzur, coşkun;
Gönlümde ezeli, layemut aşkın,
Husüf kabul etmez mehtabı vardı.

Gönlümde güneşler ve aylar battı,
Yıldızlar derdime yeni dert kattı.
Rüzgarlar otlara beni anlattı,
Her şeyin neşve-i şebabı vardı.

Dün gece tabiat nasıl vakurdu?
Allah'ın da nabzı aşk ile vurdu…
Yollarda bir garip dolaştı, durdu,
Elinde sevdanın kitabı vardı.

munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.645
  • Teşekkür 22231
    • Çevrimdışı
  • # 14 Nis 2019 18:38:25
Liseli Kız

Benim de bir zamanlar sevdiğim vardı
Beyaz dantel yakalı liseli bir kız.
Bağlarda, bahçelerde, yaylalarda yeşeren
Al karanfiller gibiydi aşkımız...

Gülünce içimde rengârenk güzel,
Güller açılırdı iri.
Hani bilirsiniz ya yıldızsız siyah
Geceler gibiydi gözleri.

Bir mermer çeşmeden akan su gibi,
Geçip gidiyordu günlerimiz.
Biz bize yaşıyorduk kendi kaderimizi
Bütün yaratıklardan habersiz.
Ve yuvada bekleşen sabırsız, küçük
Serçeler gibiydik ikimiz.

Gözleri konuşurdu susunca, mahzun:
'Seni seviyorum' derdi.
Sevdadan, gurbetten, hasretten yana
Sıcak türküler söylerdi...

Üstelik bir ceylan gibi sebepsiz
Ürkek halleri vardı.
Ayrılık deyince oturup sessiz
Çocuklar gibi ağlardı.

Bilmiyorum simdi kaç yıl, kaç mevsim
İçli mektuplar yazdık.
Bazen yan yana yürür, beraber otururduk
Ama konuşamazdık.

Ben görmedim şimdi öyle diyorlar
Büyümüş artık liseli kız, gelin olmuş...
Unuttum her şeyi diyormuş
Ve her gece rüyâsını nur topu kadar güzel
sarışın çocukları süslüyormuş.

Görsem çocularını şimdi diyorum
Bakamam yüzlerine çaresiz
Bana bakar çocuklar sessiz.
Çocukları gözlerinden tanırım
Biliyorum, hiç birşey bilmezler ama
Bakamam, utanırım...

                       Yavuz Bülent Bakiler
 

ecem13

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 71
  • Teşekkür 1449
    • Çevrimdışı
  • # 15 Nis 2019 00:52:02

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
“O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden…
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları…
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
“O benim.” diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan bir şeylerin…
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, ya da pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak…
CAN YÜCEL

harslan05

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 2.789
  • Teşekkür 55997
    • Çevrimdışı
  • # 15 Nis 2019 09:29:32
NİSAN YAĞMURU

Nasıl tutuldum sana bilemezsin
İşte sırılsıklamım, sarhoşum saçlarının kokusunda
Deli divaneyim, açan çiçekler gibi
Denizim şimdi, kuşum, uyuyan çocukların rüyasında
Bir masalım belki hiç söylenmemiş
Bir ağacım suyuna hasret
Bir kasımpatıyım belki en güzeli çiçeklerin
Gelmiş geçmiş
Nasıl tutuldum sana bilemezsin
Sırılsıklamım
İliklerime kadar seninle doluyum şimdi
Nisan yağmurum benim, sultanım, yavru ceylanım
Gel otur yanıma ellerimi tut
Gel otur yanıma dudaklarıma yağ serin serin
Adını unuttum şimdi
Sensiz geçen bütün gecelerin

Turhan Oğuzbaş

munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.645
  • Teşekkür 22231
    • Çevrimdışı
  • # 15 Nis 2019 14:09:10
Bir Kahraman Bekliyoruz

Kal'a gibi dik başın bulutlarla yarışsın,
Dalga dalga saçların rüzgarlarla karışsın!

Adını nakşedelim,eski-kadim surlara
Sesini haykıralım asırdan asırlara...

Savletinle titresin yeniden doğu-batı,
Ve kurulsun Allah'ın ebedi saltanatı...

Ufukları kaplasın bayraklarımız al,al,
Göklere zaferimizi çizsin vahşi bir kartal! ..

Kahramanlar büyüsün masalda dev misali,
Eğilsin öpsün gökler,canım nazlı hilali...

Ordularım yeniden Tuna'ya akın etsin!
Bir Yıldırım çaksın da uzağı yakın etsin!

Selam dursun karşısında bütün şerefler,şanlar!
Namını tebcil etsin,yıldızlar kehkeşanlar...

İçimde hiç sönmeyen bir fetih sevdası var.
Yavuz gibi diyorum:Bu dünya insana dar!

Bir sada duymak için sahralara düşeyim.
Helal olsun bu yolda,varım yoğum herşeyim! ..

Volkan gibi lav atmış,ne susmuş ne sönmüşüm.
Ben bu iman uğruna çılgınlara dönmüşüm.

Bir deha bekliyoruz,gençliğe mihrap olsun,
Ruhları tutuşturan bir ateş mihrak olsun.

Sinesinde birleşsin sağa sola sapanlar,
Kahrolsun Hak dururken zorbalara tapanlar!

Çık,nerdesin,zuhur et! Biz seni bekliyoruz.
Yıllardır yollarında yorgun emekliyoruz..

Musa ol! Hakka yüksel! tecelli et de Tura.
Zulmet yıkılsın gitsin! Cihan garkolsun nura!

İstiyorum yeniden bir hilkat istiyorum,
Ne hayal,ne kuruntu hakikat istiyorum.

Hakikat,hakikat,hakikat istiyorum! ..


Osman Yüksel Serdengeçti

munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.645
  • Teşekkür 22231
    • Çevrimdışı
  • # 15 Nis 2019 14:11:25
 VUSLAT

Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar,
Ömrün bütün ikbalini vuslatta duyanlar,
Bir hazzı tükenmez gece sanmakla zamanı,
Görmezler ufuklarda şafak söktüğü anı.
Gördükleri rü'ya,ezeli bahçedir aşka;
Her mevsimi bir yaz ve esen rüzgarı başka,
Bülbülden o eğlencede feryad işitilmez,
Gül solmayı,mehtab azalıp bitmeği bilmez;
Gök kubbesi her lahza bütün gözlere mavi,
Zenginler o cennette fakirlerle müsavi;
Sevdaları hulyalı havuzlarda serinler,
Sonsuz gibi bir fıskiye ahengini dinler.

Bir ruh o derin bahçede bir def'a yaşarsa,
Boynunda onun kolları,koynunda o varsa,
Dalmışsa,onun saçlarının rayihasiyle.
Sevmekteki efsunu duyar her nefesiyle;
Yıldızları boydan boya doğmuş gibi, varlık,
Bir mu'cize halinde,o gözlerdedir artık;
Kanmaz en uzun buseye,öptükçe susuzdur.
Zira susatan zevk o dudaklardaki tuzdur;
İnsan ne yaratmışsa yaratmıştır o tuzdan,
Bir sır gibidir az çok ilah olduğumuzdan.

Onlar ki bu güller tutuşan bahçededirler.
Bir gün, nereden,hangi tesadüfle gelirler?
Aşk onları sevk ettiği günlerde,kaderden,
Rüzgar gibi bir şevk alır oldukları yerden;
Geldikleri yol... Ömrün ışıktan yoludur o:
Alemde bir akşam ne semavi koşudur o!
Dört atlı o gerdune gelirken dolu dizgin,
Sevmiş iki ruh,ufku görürler daha engin.
Simaları gittikçe parıldar bu zaferle,
Gök her tarafından donanır meş'alelerle.

Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar,
Varlıkta bütün zevki o cennette duyanlar,
Dünyayı unutmuş bulunurken o sularda,
-Zalim saat ihmal edilen vakti çalar da-
Bir an uyanırlarsa leziz uykularından,
Baştan başa,her yer kesilir kapkara zindan.
Bir faciadır böyle bir alemde uyanmak,
Günden güne hicranla bunalmış gibi yanmak.
Ey talih! Ölümden de beterdir bu karanlık;
Ey aşk! O gönüller sana mal oldular artık;
Ey vuslat! O aşıkları efsununa ram et!
Ey tatlı ve ulvi gece! Yıllarca devam et!
                       
                         Yahya Kemal Bayatlı

munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.645
  • Teşekkür 22231
    • Çevrimdışı
  • # 15 Nis 2019 14:15:17
Kaldırımlar 2

Başını bir gayeye satmış kahraman gibi,
Etinle, kemiğinle sokakların malısın!
Kurulup üzerine bir tahtırevan gibi,
Sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın!

Bahtın kaldırımlara düştüğü günden beri,
Erimiş ruhlarınız bir derdin potasında.
Senin gölgeni içmiş onun gözbebekleri;
Onun taşı erimiş senin kafatasında.

İkinizin de ne eş, ne arkadaşınız var,
Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hürsünüz.
Dünyada taşınacak bir kuru başınız var
Onu da ne tarafa olsa götürürsünüz.

Ömrünüz taş olsa da gide gide yorulur,
Bir gün ölüme çıkar bu yolun kıvrımları.
Ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur;
Ne senin anladığın kadar kaldırımları...
 
Necip Fazıl Kısakürek

Gül Rengi

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.692
  • Teşekkür 43279
    • Çevrimdışı
  • # 16 Nis 2019 10:26:07
Ben bir iyiliğim, diyorum
Yitiklik duygusundan doğan.
Çoğalmak istedikçe azalmaktan alırım
Güzelliğimi.
Seçilmiş bir yalnızlığın içinden
Seslenirim mahcup ve özgür;
Sevdiği herkesi bir kedere
Dönüştüren kalbimle.
-Karlı bir boşluğa inen gece
Çocuk kalır odamın yanında.-
Kalabalığı kanıt gösteririm
Kalabalığın kendine:
Hiçbir yakınlık hiçbir hayale
Su taşımaz
Buğday olmaz
Un vermez…

Kendini sevmeni süsleme
Diyor, kitaba bakan dostum;
Bencil bir acısın sen.
Kimseye sezdirmeden gülümsüyorum
Kalbimdeki kalabalığa.
Öyleyse neden odama düşüyor
Çekilen her perdenin yalnızlığı.
Ağzının pasını
Topuklarından aldığım çocuk…
-Suyum, unum, buğdayım-
Herkesin başkasını konuştuğu
Bu aynalar pazarında
Seni kimselere
Söylemeden öleceğim.

Şükrü Erbaş'

ferdem

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 4.331
  • Teşekkür 26373
    • Çevrimdışı
  • # 16 Nis 2019 19:21:45
Yürü bire yalan dünya!
Sana konan göçer bir gün.
İnsan bir ekin misali,
Seni eken biçer bir gün.

Yer üstünde yeşil yaprak,
Yer altında kefen yırtmak.
Yastığımız kara toprak,
O da bizi atar bir gün.

Bindirirler cansız ata,
İndirirler tuta tuta,
Dünyadan yol var ahrete,
Yelgin gider salın bir gün.

Karac'oğlan, naaşıma,
Çok işler geldi başıma.
Mezarımın baş taşına,
Baykuş konar, öter bir gün.

Karacaoğlan

ecem13

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 71
  • Teşekkür 1449
    • Çevrimdışı
  • # 17 Nis 2019 14:05:13
“Bakma sen, kuşlar bir uçumluktur ne de olsa
Denizler bir fırtınalık görkemli
Bizse kendimizi insan olarak
Bir tohum gibi dikmişiz sonsuzluğa.”
(Edip Cansever)

sevde5

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.042
  • Teşekkür 5426
    • Çevrimdışı
  • # 17 Nis 2019 18:03:48
Ruhumda gizli bir emel mi arar
Gözlerime bakıp dalan gözlerin?
 Aklıma gelmedik bilmece sorar
Beni hülyalara salan gözlerin!
 Nigâhın gönlüme - ey perî - peyker! -
 Leyâl-i hasretin hüznünü döker;
 Karanlıklar gibi yığılır çöker
İçimde yer edip kalan gözlerin!
 Huzûrunda bâzen benliğim erir,
 Tavrın hulûsumdan şübhe gösterir.
 Bâzen de ne olmaz ümidler verir
Sabr ü karârımı alan gözlerin!
Gamzende zâhir, ey ömrümün vârı! .
 Füsûn-ı hüsnünün bütün esrârı.
Neşr eder âleme reng-i bahârı
Koyu menekşeye çalan gözlerin!
Sihirdir, şüphesiz, bütün bu şeyler;
 Bakışın zihnimi perişan eyler.
Bana aşk elinden efsane söyler,
Aşka inanmayan yalan gözlerin.

 

Egitimhane.Com ©2006-2023