Konu: Bunları Biliyor Musunuz?  (Okunma sayısı 408110 defa)

PINARCIK

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.147
  • Teşekkür 26155
    • Çevrimiçi
  • # 20 Şub 2018 16:51:48
:d

canproo and naz

  • Üye
  • *
  • İleti: 6
  • Teşekkür 24
    • Çevrimdışı
  • # 21 Şub 2018 21:21:06
balıkların su içtiğini

yunus balıklarının 2 göz kapağı olduğunu
                 ve
normal küçük balıkların göz kapakları olmadığını biliyor muydunuz?

canproo and naz

  • Üye
  • *
  • İleti: 6
  • Teşekkür 24
    • Çevrimdışı
  • # 21 Şub 2018 21:27:38
canımız yandığında göz yaşımız ilk önce sol gözden
mutluluktan ağlarken de göz yaşımız ilk sağ gözden akarmış :D

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 17.732
  • Teşekkür 124258
    • Çevrimiçi
  • # 21 Şub 2018 21:36:56
**İnsanların pek çoğu dünyadaki varlık sebebinin "giydirmek" olduğunu düşünür hale geldi. Hayır, konfeksiyon faaliyetlerinden, modacılıktan, giyim kuşam piyasasından sözetmiyorum. Belki bu alana ilişkin kapılmalar da benzeri bir iddiaya konu edilebilir ama benim maksadım o değil. "Giydirmek" derken, iki laf etmek suretiyle karşısındakini fikriyle, zikriyle, iddiasıyla, cakasıyla abondone etmekten sözediyorum ben. "Şuna şöyle en havalısından iki laf sokayım da, iki seksen uzatayım!" gibi bir çene raconu kesme ahvali türedi ya son zamanlarda, tam olarak söylediğim bu işte!
"Ben doğuştan her şeyin en doğrusunu bilirim" gibi gayrı insani bir zemini var bütün bu laf cüretkarlıklarının. Gerçekten iyi kötü bir şeyler bilenlerin hiç tevessül etmeyecekleri bu nevi çene alışkanlıklarının; insanlığın uzun tarih yolculuğu içinde cehalet çıtasının en fazla seviye kaybettiği bir dönemi işaret ediyor olması çok büyük ihtimaldir. Çünkü malum, cahillerdir ancak kör cüreti ve ahmakça cesareti bu kadar pervasızca kuşananlar.
Durmadan birilerine "giydirme" ihtiyacı içinde ortalıkta dolaşıp çene mesaisi yapan karakterlerin temel sorunu çaresiz enaniyetleri değilse eğer, şuur altlarındaki beşpara etmezlik travmasıdır. Bilgi, tecrübe ya da hikmet bakımından bir değer ifade eden her insanoğlu öyle ya da böyle akıl ve idrak sahiplerince farkedilir zaten. Kim ki tek bir kişi kalmaksızın yeryüzündeki bütün yaşayanları bağıra çağıra varlığının paha biçilmezliğine inanmaya çağırmaktadır, bilin ki acınası bir değersizlik cehenneminde çırpınmaktadır kendi içinde. Bu derin değersizlik hissidir ki; başkalarını daha da değersiz kılmakla yükseleceğine inandırır safça insanı.
Durumun her insan teki için ne ölçüde bir vehamet taşıdığını tespit edebilecek durumda değilim elbet... Ancak biliyorum ki her birimize "minicik"le "devasa" arasında değişen ölçülerde bulaştı, bulaşıyor bu zamane hastalığı. Hepimizin insanlığının bir köşesine az ya da çok bir "giydirme" refleksi gelip çöreklendi sinsice. Çünkü biz akvaryum balıkları değiliz; içinde yüzüyoruz tatlısıyla tuzlusuyla yaşadığımız zamanın kirli ırmağının. Soluduğumuz havayla, içtiğimiz suyla, yediğimiz lokmayla bu kültürün ürettiği besinler semirtiyor ağır gövdelerimizi. Hangi berrak kalplerimizle, hangi kir tutmaz insanlıklarımızla karşı duracağız, direneceğiz yeryüzünün anlam örtüsünü toza dumana katan bütün bu gaflet erozyonuyla.
Öyleyse sıkı tutmak icap etmez mi bu durumda bütün uçlarından kendimizi, kendiliğimizi. Başkalarını alçaltarak yükselmeyi bir kazanç sayan, kırıp dökerek kendi enaniyetini ayakta tutan bir insanlığı nasıl sindiririz ki biz içimize! Meğer ki küçücük bir meselede olsun, meğer ki kocaman bir muammayı çözmeye hamle ederken olsun!
Diyeceğim o ki, herkes kendi insanlığını kendine giydirsin önce! Kendini kıskıvrak yakalasın herkesten ziyade, sinsice örtbas edilmiş ego şişirme seanslarında.
Etrafından en çok yanlışa suçüstü yapanlar, kendi kabahatlerine karşı en çok körleşenlerdir diye bitireceğim yazıyı ama... "Senin bu yazın da esasen 'etraftaki kabahatları teşhir' kıvamında değil midir?" diye soranlar olacak.
Elhak doğrudur, bizim ikametimiz de aynı diyarda!
Bu zamanın en acımasız kötülüklerinin insana pek sinsice yaklaştığını söylemiş miydim bu arada?

-ALINTI-

php_korsan

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 4.588
  • Teşekkür 4049
    • Çevrimdışı
  • # 21 Şub 2018 21:44:51
Eski okulumda alesi kazanamazsın, kazansan okuyamazsın, diploma notun yetmez, bitirsen ne olacak, 42 yaşından sonra okunur mu dediler tüm öğretmenler.2 senelik yl programını 1 senede yüksek onur derecesiyle bitirip şu anda doktora okuyorum.Bu adamları öğretmen olmuş, bunlar ancak öğrencilerin hayallerini yıkarlar.

esme66

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.394
  • Teşekkür 3296
    • Çevrimdışı
  • # 21 Şub 2018 22:03:18
Ne kadar gurur verici hocam, bizlere gore daha da degerli .

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 17.732
  • Teşekkür 124258
    • Çevrimiçi
  • # 21 Şub 2018 22:22:49
Duamız Kabul Olmuyor |
Bir Kıssa Bin Hisse

Bir gün İbrahim bin Edhem Hazretleri’ne:
*Yaptığımız duâlar niçin kabul olmuyor? diye sorulur. Hazret şu cevâbı verir:
**Şundan dolayı kabul olmaz.
- Cenâb-ı Hakk'ı bilirsiniz, buyruğunu tutmazsınız.
-Peygamber'i bilirsiniz, sünnetlerini yerine getirmezsiniz.
*Kur'ân okursunuz, amel etmezsiniz.
*Hak Teâlâ'nın nîmetlerini yersiniz, şükretmezsiniz.
*Cennet'i bilirsiniz, onu istemesini bilmezsiniz.
*Cehennem vardır dersiniz, ondan lâyıkıyla sakınmazsınız.
*Ölüm vardır dersiniz, hazırlanmazsınız.
*Ölülerinizi kendi elinizle kabre koyarsınız, ibret almazsınız. Bu kadar fenâlıkla duânız nasıl müstecâb olsun?!

Ayperisi88

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 3.077
  • Teşekkür 16894
    • Çevrimdışı
  • # 21 Şub 2018 22:25:54
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Duamız Kabul Olmuyor |
Bir Kıssa Bin Hisse

Bir gün İbrahim bin Edhem Hazretleri’ne:
*Yaptığımız duâlar niçin kabul olmuyor? diye sorulur. Hazret şu cevâbı verir:
**Şundan dolayı kabul olmaz.
- Cenâb-ı Hakk'ı bilirsiniz, buyruğunu tutmazsınız.
-Peygamber'i bilirsiniz, sünnetlerini yerine getirmezsiniz.
*Kur'ân okursunuz, amel etmezsiniz.
*Hak Teâlâ'nın nîmetlerini yersiniz, şükretmezsiniz.
*Cennet'i bilirsiniz, onu istemesini bilmezsiniz.
*Cehennem vardır dersiniz, ondan lâyıkıyla sakınmazsınız.
*Ölüm vardır dersiniz, hazırlanmazsınız.
*Ölülerinizi kendi elinizle kabre koyarsınız, ibret almazsınız. Bu kadar fenâlıkla duânız nasıl müstecâb olsun?!
yada her nasip vaktine esirdir..

gnrselanik

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 325
  • Teşekkür 5977
    • Çevrimdışı
  • # 21 Şub 2018 22:37:47
Dünyanın ilk Müslüman kadın mucidi ve gökbilimcisi Meryem El-İcliyye, Halep’te dünyaya gözlerini açtığında, sadece ömrü ile sınırlı kalmayacak çalışmalarıyla yüzyıllar sonrasını etkileyeceğini kuşkusuz ki bilmiyordu. Ancak o, mevcut olana yaptığı eklemelerle geliştirdiği usturlab sayesinde yüzyıllarca gökyüzünün rehberi oldu.

Meryem El-İcliyye, onuncu yüzyılda yaşayan birçok kadının aksine o, kendisine bir meslek edinmiş ve bugüne kadar hep alet yapım becerisiyle anılır olmuştu. El-İcliyye, Bağdat'ta ünlü bir usturlap yapımcısının çırağı olan babasının öğrencisiydi.

El-Usturlabi, olarak da bilinen El-İcliyye, ustaca yaptığı usturlaplarla yaşadığı dönemde oldukça dikkat çekti. Usturlabın ünü kolay taşınması, sezgisel ve esnek olmasından kaynaklanmaktaydı. Usturlabı geliştirdiği bu karmaşık yapılı icat Bağdat'ın idarecisi Seyfüddevle'nin dahi takdirini kazanmıştı. İcliyye bunun üzerine saraya davet edildi. Seyfüddevle'nin takdirini kazanmakla da kalmamıştı ve desteğini de almıştı. İmkânları geliştirildi ve saray hizmetinde istihdam edildi. Burada yönetimin sipariş ettiği usturlapları imal etmeye başladı.

El-Usturlabi, olarak da bilinen El-İcliyye, Suriye'nin kuzeyindeki Halep şehrinde usturlap imal etmekteydi. İşvereni 944 ve 967 yılları arasında şehrin yönetimini elinde bulunduran Seyfüddevle'ydi. El-icliyye, erken dönem İslâm medeniyetinde bilm alanında çalışan bir kadının belgelendiği ender örneklerinden biridir. Günümüzde, kadınların bilim alanında çalışması için fırsatlar önemli ölçüde artmış olsa da bilim ve mühendisliğin birçok alanında erkeklerin sayıca üstünlüğü devam etmektedir.



GÜNÜMÜZÜN AKILLI SAATİ

Meryem İcliyye, günümüzde saat, pusula, navigasyon cihazları başta olmak üzere; zaman, mesafe ölçümüne yarayan ve astronomik hesaplarda kullanılan pek çok cihazın atası olan Usturlab'ı geliştirerek çağlar aşan bir bilim insanı olduğunu gösterdi. Yaptığı usturlab ile gök cisimlerinin yüksekliğini ölçmeyi başardı. İcliyye, usturlaba eklediği yeni özellikler ile adeta çığır aştı.

USTURLAP NEDİR?

Usturlab, Güneş'in ve yıldızların konumlarıyla ve zamanla ilgili problemlerin çözümünde kullanılan astronomik bir alettir. Birçok astronomi probleminin çözümü için gerekli olan matematiksel hesaplamalarda kullanılır. İlk dönem basit usturlaplar Yunan medeniyetinde kullanılmış ancak en gelişmiş şekline İslam coğrafyasında kavuşmuştur. Adı Yunancada "yıldız" anlamına gelen "Aster" ve "almak, ölçmek, yakalamak, tutmak, anlamak ve kavramak" gibi anlamlara gelen "Lambanein" kökünden gelmektedir. Usturlap kelimesinin ortak anlamı; yıldızları anlamak için kullanılan bir alet, şeklinde kullanılabilir. Yıldız bulan, gökyüzündeki yıldızları ve diğer nesneleri bulmak ya da Güneş'in veya bir yıldızın konumundan yararlanarak zamanı belirlemek anlamlarında da kullanılabilir. Usturlap aynı zamanda gökyüzünün bir haritası ve astronomik problemleri çözen taşınabilir bir alettir. Usturlabın amacı, kullanıcısına bir yere özgü verilen zamanda ve yerde Güneş'in ve belli yıldızların konumunu göstermektir. Bu gösterme işlemi, usturlabın yüzüne gökyüzünün resminin çizilmesi ve yerlerinin kolayca bulunması için konumlarının işaretlenmesi ile yapılır.

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.380
  • Teşekkür 31689
    • Çevrimdışı
  • # 22 Şub 2018 08:33:38
78 yaşına kadar yaşarsanız 28 yıl uykuda, 9 yıl ekran karşısında, 3.5 yıl okulda, 2.5 yıl alış-verişte, 1.3 yıl da yolda geçireceksiniz.
 Zamanınızı iyi harcayın arkadaş...!!

seheryeli_

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.668
  • Teşekkür 16980
    • Çevrimdışı
  • # 22 Şub 2018 08:35:13
Son zamanlarda en sık yaptığım eylem..  :D :D :D :D

fikret6363

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.260
  • Teşekkür 7275
    • Çevrimdışı
  • # 22 Şub 2018 18:58:01
Bilin istedim 😊😊
Yılanlar duyamaz. Zürafalar yüzemez. Karıncalar uyumaz. Kirpiler suda batmaz.
Kutup ayıları solaktır. Sineklerin 5 gözü vardır. Zürafaların ses telleri yoktur. Yunuslar gözleri açık uyurlar. Fareler kusamaz. Bir sineğin hızı saatte 8 km'dir.
Zürafaların dili 35 cm kadardır. İstakozların kanı mavi renktedir. Kelebekler ayakları ile tat alırlar. Filler zıplamayan tek memelilerdir. Kangurular geriye doğru yürüyemez..
Kediler şeker tadını ayırt edemezler. Atlar bir ay kadar ayakta kalabilirler. Timsahlar dillerini dışarı çıkaramazlar.
Baykuş, mavi rengi görebilen tek kuştur. 2600 kadar değişik cins kurbağa vardır. Yetişkin bir ayı, bir at kadar hızlı koşabilir. Deniz kobrası dünyanın en zehirli yılanıdır.

tarkan555

  • Bilge Üye
  • *****
  • İleti: 8.189
  • Teşekkür 7843
    • Çevrimdışı
  • # 22 Şub 2018 21:51:56
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
78 yaşına kadar yaşarsanız 28 yıl uykuda, 9 yıl ekran karşısında, 3.5 yıl okulda, 2.5 yıl alış-verişte, 1.3 yıl da yolda geçireceksiniz.
 Zamanınızı iyi harcayın arkadaş...!!

 Hocam asıl zaman geçirilen yeri   unutmuşsunuz ve saydığınız tüm maddeleri katlayarak geçen  yeri  yani cep telefonu bağımlılığını ... cep telefonu genç neslin yüz yüze  insani iletişimlerini tamamen bitirdi ... ilerleyen yıllarda görün bakın cep telefonu bağımlılığını önleme merkezleri kurulacak

Ayperisi88

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 3.077
  • Teşekkür 16894
    • Çevrimdışı
  • # 22 Şub 2018 22:53:45
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Hocam asıl zaman geçirilen yeri   unutmuşsunuz ve saydığınız tüm maddeleri katlayarak geçen  yeri  yani cep telefonu bağımlılığını ... cep telefonu genç neslin yüz yüze  insani iletişimlerini tamamen bitirdi ... ilerleyen yıllarda görün bakın cep telefonu bağımlılığını önleme merkezleri kurulacak
hocam iletişimde cep telefonu da önemlidir illaki.
Ama yine de insanın yapısında iletişim ve insani duygular varsa bunu hiçbir şey bitiremez tezini savunuyorum.sadece biraz azaltır.
Bugün yaşadığım bir olayı paylaşmak istiyorum.halk otobüsüne bindim ve bir koltuğa oturdum.yanıma üniversite öğrencisiydi galiba , bir kız oturdu.o halk otobüsüne ilk defa bindiğim için otobüsün bir mevkiden geçip geçmediğini kıza sordum.kız soruma cevap vermediği gibi kafasını çevirip bakmadı bile.önce kızın duyma problemi olduğunu düşündüm. Sonra bi baktım kızın elinde cep telefonu.sonra kendi kendime sanırım kulaklık takılı kızda diye düşündüm.baktım kulaklıkta takılı değil.kız beni duymamış olamaz diye düşündüm.ve hiçbir şey sormamış gibi önüme döndüm..iletişim ve cep telefonu deyince aklıma geldi bugün yaşadığım bu durum  ve anlatmak istedim. :)

edakasım

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 298
  • Teşekkür 281
    • Çevrimdışı
  • # 22 Şub 2018 23:02:44
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
hocam iletişimde cep telefonu da önemlidir illaki.
Ama yine de insanın yapısında iletişim ve insani duygular varsa bunu hiçbir şey bitiremez tezini savunuyorum.sadece biraz azaltır.
Bugün yaşadığım bir olayı paylaşmak istiyorum.halk otobüsüne bindim ve bir koltuğa oturdum.yanıma üniversite öğrencisiydi galiba , bir kız oturdu.o halk otobüsüne ilk defa bindiğim için otobüsün bir mevkiden geçip geçmediğini kıza sordum.kız soruma cevap vermediği gibi kafasını çevirip bakmadı bile.önce kızın duyma problemi olduğunu düşündüm. Sonra bi baktım kızın elinde cep telefonu.sonra kendi kendime sanırım kulaklık takılı kızda diye düşündüm.baktım kulaklıkta takılı değil.kız beni duymamış olamaz diye düşündüm.ve hiçbir şey sormamış gibi önüme döndüm..iletişim ve cep telefonu deyince aklıma geldi bugün yaşadığım bu durum  ve anlatmak istedim. :)
bi büfede adres sormak 1 lira yazıyordu. Çok dikkatimi çekmişti ve çok üzülmüştüm. Keşke 1 lira verseydiniz en azından bozulur döner bakardı :)

 

Egitimhane.Com ©2006-2023 rss