Anlamlı Yazılar

Çevrimdışı hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 24.223
  • 174.584
  • 24.223
  • 174.584
# 04 Tem 2021 16:55:06
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Bazen dinleyeni olmadığından değil anlayani olmadığından susar insan [linkler sadece üyelerimize görünmektedir.] öğretmenim.

Aynen öyle malesef öğretmenim...

Çevrimiçi harslan05

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 3.056
  • 61.932
  • 3.056
  • 61.932
# 04 Tem 2021 18:13:06
İnsan yarasından okunur sevgili dostum.
Ve yarası olan insan,
insana yarasından dokunur…

Çetin Alpagut

Çevrimdışı burcum7

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3.558
  • 23.349
  • 3.558
  • 23.349
# 05 Tem 2021 00:32:50
Bize umutlu şiirler lâzım bu ara
Çiçeklerden
Çocuklardan,
Kuşlardan bahseden.
Hani diyorum şu şairler
Hüzün yurduna hiç uğramasa
Zaten gönül yorgun,
Gönül hasret
Gelmek bilmeyen bahara...
İnan Durak Taş

Çevrimdışı RAMSES1

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 959
  • 4.955
  • Lise Branş Öğrt.
  • 959
  • 4.955
  • Lise Branş Öğrt.
# 05 Tem 2021 00:44:11
Bir mal size bedava veriliyorsa ya o mal ortada yoktur, yada siz malsınız (gerçek anlamında)

11 yaşındaki meraklı bir öğrenci

Çevrimdışı kont142

  • Uzman Üye
  • *****
  • 802
  • 1.782
  • 802
  • 1.782
# 05 Tem 2021 04:05:15
Paraya ihtiyacınız olmadığını ispatladığınızda size borç veren kişiye Banka denir.

"..???..."

Çevrimdışı Cigdemsucuoglu

  • Üyeliği İptal Edildi
  • 2.205
  • 5.936
  • 2.205
  • 5.936
# 05 Tem 2021 09:14:03
Bazen sessizce vazgeçmek ve gitmek gerekir, kimse anlamadan.
Kendine dahi söylemeden,
öylece bırakıp gitmek.
İçinle vedalaşmak.
Gitmek kolay,
İnsan gibi gitmek mi zor ..
Mecburiyetlere bırakılarak gidilmez ki...
Bazen kopmak gerekir dost bildiklerinden. Anlamak gerekir yalnızlığı,tanımak.
Bir ömür seninle olacak yalnızlığı sevmek gerekir, kabullenmek gerekir.
 Senden gitmeyecek tek şeydir çünkü yalnızlık. Sana sarılamasa da seni anlayamasa da hep seninle olacaktır, yanıbaşında...

Çevrimdışı toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • 3.358
  • 42.686
  • 3.358
  • 42.686
# 05 Tem 2021 19:11:28
Eski bir bakandan bir konferansta konuşma yapması istenmişti...

Elinde kağıt kahve bardağı ile kürsüye çıktı ve konuşmasına başladı. Ama kafasının başka yerde olduğu sanki anlaşılıyordu.
Daha bir iki cümle söylemiş iken durdu, kahve bardağından bir yudum aldı ve sonra bir süre bardağı kaldırıp baktı...

Derin bir nefes aldı ve ;
“Biliyor musunuz ne düşünüyorum? " diye sordu,
"Bu konferansta geçen yıl da, hem de aynı kürsüde konuşmuştum.
Tek bir fark vardı ; o zaman hala bakanlık görevim sürüyordu. Buraya gelirken bana business class bileti alınmıştı, hava alanında beni bir limuzin ve eskort araba bekliyordu.
Beni önce bir otele götürmüşlerdi. Otel müdürü beni otelin kapısında karşılamış ve kral dairesine çıkarmıştı.
Ertesi sabah lobide benim odadan inişimi bekleyen bir heyet vardı. Beni yine aynı limuzinle bu salona getirmişlerdi.
Özel bir kapıdan içeri almışlardı. Çok şık bir bekleme odasında konferansı beklerken porselen bir kapta kahve ikram etmişlerdi.
Sonra da beni salona aldılar ve en ön sırada ayrılan yerime geçmiştim."

Eski bakan derin bir nefes aldı, seyircilere gülerek bir süre baktı ve devam etti
"Fakat bu yıl karşınızda bir bakan olarak bulunmuyorum." bir an durdu ve sonra
" Dün buraya kendi ödediğim uçak bileti ile uçtum.
Beni hava alanında kimse karşılamadı. Otele taksi ile geldim. Kendi odama kendim çıktım.
Bu sabah buraya otelden yine taksi ile geldim.
Kapıdan girerken güvenlikten geçtim, hüviyetimi alıp listede olduğuma emin olmadan salona almadılar bile.
Sonra da bulabildiğim yerde oturdum.
Canım kahve istedi ve görevliye sordum ; bana dışarıda kahve makinesi olduğunu söyledi.
Ben de çıktım ve şu gördüğünüz kağıt bardağa kahveyi kendim doldurdum." Seyirci gülmeye başlamıştı.
"Sanıyorum geçen yıl porselen bardak bana sunulmamıştı. Makamıma sunulmuştu.
Benim asıl bardağım işte bu."

Konuşmanın bu noktasında gülüp alkışlayan seyircilere kahve bardağını kaldırıp gösterdi. Alkışlar bitince de şunları söyledi ;
"Size verebileceğim en iyi ders bu işte. Bütün o övgüler, hizmetler, avantajlar rütbeniz, rolünüz, makamınız içindir. Size ait değildir.
Ve bir gün makamınızı görevinizi bitirdiğinizde porselen bardağınızı halefinize verirler...
Çünkü aslında hep layık olduğunuz kağıt bardaktır. "

Alıntı....

Çevrimdışı Eyüp_34

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 763
  • 3.172
  • 763
  • 3.172
# 05 Tem 2021 19:42:04
“Ben haklıyım kabul et! Hatalı olan sensin.”

Her türlü ilişkide en çok yaşanılan sorunlardan birisi de taraflardan birisinin ya da her ikisinin ısrarcı biçimde haklı çıkma çabası içine girmesidir. Bu tutumun ortaya çıkmasının en önemli nedeni diğer insanların gözünde küçük düşeceği ya da kendi gözünde kendi değerini yitireceği (ya da yitirdiği) kaygılarıdır. Diğer yandan her insanın yaşanan her türlü sorunda kendini haklı görme eğiliminde olması ve karşıdakinin haksız olduğunu düşünmenin insanın kendisini tümüyle haklıymış gibi görmesine yol açması da bu tutumun oluşumunu desteklemektedir.

Fakat ısrarlı bir biçimde haklı olduğunu kanıtlamaya çalışma, karşı tarafın daha savunucu bir tutum sergilemesine yol açarak tartışmanın daha da büyümesine ve çözümsüz bir hal almasına yol açmaktadır. Ortaya çıkan kısır çekişme herkesin sorunun yalnız kendisinin haklı olduğunu düşündüğü ya da kendisini mazur gösterebilecek yönlerini görmesine ve karşı tarafın bakış açısını görememesine yol açmaktadır. Sonuçta zıtlaşma, kırgınlıklar ve onarılması güç sorunlar ortaya çıkmaktadır. Özellikle eşler arasında böyle bir durum ortaya çıktığında konu yıllarca sürebilmektedir. Sağlıklı bir iletişim kurulabilse çözülebilecek incir çekirdeğini doldurmayacak birçok konu çözülemeden eşlerin her ikisi için de mutsuzluk kaynağı olarak ömür boyu sürebilmektedir.

Kimlerin daha fazla haklı çıkma gereksinimi içinde olduğu incelendiğinde, özgüveni ve özsaygısı yetersiz olan kişilerin daha fazla böyle bir gereksinim içinde oldukları görülmektedir. Kişilik yapısı olarak ele alındığında ise narsistikler büyüklüklerini kanıtlamak ve karşıdakini aşağılamak için, paranoidler kuşkularına kanıtlar bulmak için, obsesifler ise her şeyi denetim altında tutabilmek için haklı çıkma çabası içine girerler.

İlişkileri bozan haklı çıkma gereksinimi aslında tam bir kısır döngüdür. Bu kısır döngü bir noktada kırılmazsa küçük sorunların giderek büyüdüğü çok sık görülmektedir. Bu nedenle kendinizi sık sık ısrarcı biçimde haklılığınızı kanıtlamaya çalışırken buluyorsanız aşağıdaki önerileri dikkate alınız:

* Belli bir zamanda ya da ortamda sonuç getirmeyen haklı olduğunu kanıtlama çabası içine girdiğinizi fark ettiğiniz anda, içinde bulunduğunuz ruhsal durumdan çıkmak için çaba harcayın. İçinizden gelen “mutlaka haklılığınızı kanıtlamak ve kabul ettirmek zorunda olduğunuz” şeklindeki psikolojik baskıya boyun eğmeyin. Konunun ille de o an sonuçlandırılmak zorunda olmadığını unutmayın.

* Karşı tarafın tutum ve davranışları sizin davranışlarınızı daha da körüklüyor olabilir. Hangi tutum ve davranışların sizin içinizdeki baskıyı arttırdığını ve bunun sizin için anlamını belirlemeye çalışın. Örneğin karşıdakinin tutum ve davranışları sizde aşağılandığınız, küçümsendiğiniz ve altta kalmamanız gerektiği düşünceleri yaratabilir. Sizi haklı görmeyen, hatta sizi suçlayan yaklaşımların arttırdığı öfkenize kapılmayın.

* Anlamsız bir didişme ve zıtlaşma başladığında karşıdakinin savunucu tutumunu arttırmayacak bir tarz ile konuyu daha sonra yeniden konuşmayı önerin. Onun sizi kışkırtan üslubunu dikkate almayın. Böyle bir ortamda hiç kimsenin kendisinin haksız olduğunu kabul etmeye yanaşmayacağını unutmayın. Haklılığınız eninde sonunda ortaya çıkacaktır. Karşı taraf hiçbir şekilde haklı olduğunuzu kabul etmese bile bunun sizin için dünyanın sonu anlamına gelmemektedir.

* Başkasının hatalarını görmeye çalıştığınız kadar, kendi hatalarınızı da görün. Birçok kişi (özellikle bir tartışma anında) kendi hatasını görmenin ya da kabul etmenin kendisinin tümüyle haksız olduğu anlamına geldiği yanılgısına kapılır. Oysa kişilerarası ilişkilerde yaşanan çatışmaların çok azında tümüyle tek tarafın sorumluluğu olur. Bahaneler üretmeden insanın kendi hatalarını kabullenmesi yaşadığı olumsuz duyguları yumuşatan bir etki göstermektedir.

*Haklı olduğunu kanıtlamaya çalışırken neyin nasıl söylendiği de çok önemlidir. Köşeye sıkıştırmaya çalışan üslup, karşı tarafı daha da savunucu olmaya itmektedir. Bu nedenle üslubunuza dikkat edin.

*Sizi öyle davranmaya iten esas konunun o an haklı çıkmaya çalıştığınız konu olmadığını asıl sorunun “haklı çıkma gereksinimi” içinde olmanız olduğunu sık sık kendinize hatırlatın. Haklılığınızın o an ya da daha sonra kabul edilmemesi sizin değerinizi etkileyecek bir durum değildir. Ayrıca herkesin gözünde her zaman tümüyle doğru, hiçbir yanlış yapmayan insan olmanın mümkün olmadığını unutmayın.

* Hatasız kul olmaz” sözünü kendinize sık sık hatırlatın. Bu söz hem sizin için hem karşınızdaki için geçerlidir.

*Aynı konunun farklı bakış açıları ile bambaşka görülebilmektedir. Haklıyı – haksızı ayırt edeceğim derdine düşmeden konuyu mümkün olduğunca farklı bakış açıları ile görmeye çalışın. Onun bakış açısının kendine göre doğru olabileceğini dikkate alın ve onu değiştirmeye çalışmayın.

* Israrlı biçimde haklı olduğunuzu kanıtlamaya çalışmanız karşı tarafın savunmalarını arttırmaktan başka sonuç yaratmaz. O an için duymamış gibi görünse bile söylediklerinizi sonradan düşüneceğini unutmayın. Hemen şimdi hatasını kabul etmesini beklemeyin. Düşündüklerinizi ısrarcılığa kaçmadan söyleyin, gerekirse onun kendisini haklı gibi görmesine izin verin.

*Aslolan insanın kendisini haklı görmesidir. Kendinizi haklı görmenin size neden yetmediğini değerlendirin. Başkasının gözünde nasıl göründüğünüzü, başkalarının sizinle ilgili neler düşündüğünü bu kadar önemsemenizin nedenlerini araştırın.

Prof. Dr. Erol Özmen

Çevrimdışı HT4444

  • Üyeliği İptal Edildi
  • 563
  • 2.410
  • 563
  • 2.410
# 06 Tem 2021 11:35:48
"Hak etmediğin o sevgimle baskalarini mutlu edeceğim...."........

Çevrimdışı hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 24.223
  • 174.584
  • 24.223
  • 174.584
# 06 Tem 2021 20:07:42
"Şüphe bir diken gibi ruha batar ,
 içini acıtır kanatır..."

Çevrimdışı hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 24.223
  • 174.584
  • 24.223
  • 174.584
# 08 Tem 2021 09:46:38
Zordur nefisle imtihan;
Canına batan kıymığı çıkarmak gibi,
Karanlıkta yolunu kaybetmiş gibi,
Susuzluktan için yanmış gibi
Sonunda o suya dalmış gibi..

Çevrimdışı HT4444

  • Üyeliği İptal Edildi
  • 563
  • 2.410
  • 563
  • 2.410
# 09 Tem 2021 07:18:34
Birini mutlu etmek için, onun zor bir dönemden geçmesini beklemeyin. Ya şu an da zor bir dönemdeyse ama size belli etmiyorsa? Birine ne kadar değerli olduğunu söylemek için, size bir faydasının dokunmasını beklemeyin. Değerli olduğunu düşünüyorsanız, şimdi söyleyin ona. "İçimden geldi söylemek" diye ekleyerek.. Birine bir hediye almak için doğum gününün gelmesini beklemeyin. Yarın bir şey alın, mutlu edin onu. Ne kaybedersiniz? Birine, "Çok güzelsin" demek için çok güzel giyinmiş olmasını, çok güzel gülmesini beklemeyin. İçi zaten güzelse, güzel olduğunu söylemek için bir sebep her zaman vardır, dışından size ne?
Hadi yapın! Beklemeyin hayatı.. Beklettiklerinizi, bir gün sizi beklerken bile bulamayabilirsiniz.

Çevrimdışı dark city

  • Uzman Üye
  • *****
  • 4.416
  • 19.805
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • 4.416
  • 19.805
  • 3. Sınıf Öğretmeni
# 09 Tem 2021 07:25:25
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Birini mutlu etmek için, onun zor bir dönemden geçmesini beklemeyin. Ya şu an da zor bir dönemdeyse ama size belli etmiyorsa? Birine ne kadar değerli olduğunu söylemek için, size bir faydasının dokunmasını beklemeyin. Değerli olduğunu düşünüyorsanız, şimdi söyleyin ona. "İçimden geldi söylemek" diye ekleyerek.. Birine bir hediye almak için doğum gününün gelmesini beklemeyin. Yarın bir şey alın, mutlu edin onu. Ne kaybedersiniz? Birine, "Çok güzelsin" demek için çok güzel giyinmiş olmasını, çok güzel gülmesini beklemeyin. İçi zaten güzelse, güzel olduğunu söylemek için bir sebep her zaman vardır, dışından size ne?
Hadi yapın! Beklemeyin hayatı.. Beklettiklerinizi, bir gün sizi beklerken bile bulamayabilirsiniz.
Sayın hocam, çok güzel anlatmışsınız zamanı ve hayatın özünü. Epey zaman oldu bir paylaşım yapmıştım.

Özü şu idi:
Birinin bir derdine deva olacaksak ertesi gün.
Bunu o kişiye akşamdan söylemeliyiz.
Çünkü o kişi "Ben yarın o derdimi nasıl çözeceğim?" düşüncesiyle degil, derdine deva bulmanın verdiği huzurla uyumalı.

Ömür dediğimiz şey bir nefesten ibarettir.
Sizin de belirttiğiniz gibi bazı şeyleri, yani iyilikleri bekletmemek gerekir.

Çevrimdışı Cigdemsucuoglu

  • Üyeliği İptal Edildi
  • 2.205
  • 5.936
  • 2.205
  • 5.936
# 09 Tem 2021 07:36:25
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Sayın hocam, çok güzel anlatmışsınız zamanı ve hayatın özünü. Epey zaman oldu bir paylaşım yapmıştım.

Özü şu idi:
Birinin bir derdine deva olacaksak ertesi gün.
Bunu o kişiye akşamdan söylemeliyiz.
Çünkü o kişi "Ben yarın o derdimi nasıl çözeceğim?" düşüncesiyle degil, derdine deva bulmanın verdiği huzurla uyumalı.

Ömür dediğimiz şey bir nefesten ibarettir.
Sizin de belirttiğiniz gibi bazı şeyleri, yani iyilikleri bekletmemek gerekir.

Eminim bu olgunlukta olan insanlarız diye düşünürken farklı bir olgunluğa erişemediğimiz bir nokta daha var  sayın hocam...

Şu zamanda yaşadığım için geçmişle yüzleşmeyi ona istinaden yazıyorum...

Küskünlükleri,
kırgınlıkları da belki de hiç bekletmemek  gerek...
İçinde kaldıkça büyüyor büyüyor...
İşin içinden çıkılmaz oluyor ..
Belki de haberi olmuyor karşının...

Nedenlerini , sebeplerini ve hissettiklerinizi söylerseniz belkide farkında olmadan yaptığı şeyleri yapmayacaktır artık...

Büyümeden , kopmadan , kırmadan , kırılmadan ..çözülecektir ...

Karşının müneccim olmasını bekliyoruz çoğunlukla ..
Yapmayın , yapmayalım....

Trafikte bile...
Sinyal var kullan bi ...
Müneccimmmiyim nereye döneceğini bileyim ..

Çevrimdışı HT4444

  • Üyeliği İptal Edildi
  • 563
  • 2.410
  • 563
  • 2.410
# 09 Tem 2021 08:00:46
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Sayın hocam, çok güzel anlatmışsınız zamanı ve hayatın özünü. Epey zaman oldu bir paylaşım yapmıştım.

Özü şu idi:
Birinin bir derdine deva olacaksak ertesi gün.
Bunu o kişiye akşamdan söylemeliyiz.
Çünkü o kişi "Ben yarın o derdimi nasıl çözeceğim?" düşüncesiyle degil, derdine deva bulmanın verdiği huzurla uyumalı.

Ömür dediğimiz şey bir nefesten ibarettir.
Sizin de belirttiğiniz gibi bazı şeyleri, yani iyilikleri bekletmemek gerekir.
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Sayın hocam, çok güzel anlatmışsınız zamanı ve hayatın özünü. Epey zaman oldu bir paylaşım yapmıştım.

Özü şu idi:
Birinin bir derdine deva olacaksak ertesi gün.
Bunu o kişiye akşamdan söylemeliyiz.
Çünkü o kişi "Ben yarın o derdimi nasıl çözeceğim?" düşüncesiyle degil, derdine deva bulmanın verdiği huzurla uyumalı.

Ömür dediğimiz şey bir nefesten ibarettir.
Sizin de belirttiğiniz gibi bazı şeyleri, yani iyilikleri bekletmemek gerekir.
Herşeyi bize ait ve hep öyle kalacak zannediyoruz Sayın hocam.Belki tüm sorunlar buradan kaynaklanıyor.Artik bırakın birine deva olmak,derdini sormayı unutuyoruz ya da sormak istemiyoruz.
Birinin yüzünde küçük bir gülümseme yaratmak aslında o kadar kolayken ,biz yüreğine eziyet ediyoruz bunu da güçlü olmak sanıyoruz .

 


Egitimhane.Com ©2006-2023 KVKK