Bunları Biliyor Musunuz?

Çevrimdışı Migren

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1.112
  • 4.491
  • 1.112
  • 4.491
# 22 Tem 2021 12:48:39
"Camii şeriflerin özel bir mimari yapıları vardır. Bunlardan biri de kapılardır.
Minarelerde Şerefe’ye açılan kapılar (üst kapılar) GÜNEY'i yani Kıbleyi gösterir Camilerde Mihrab’ın karşısındaki giriş kapısı Kuzey’i gösterir." / Alıntı

Çevrimiçi ilhami_60

  • Bilge Üye
  • *****
  • 4.344
  • 26.103
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • 4.344
  • 26.103
  • 3. Sınıf Öğretmeni
# 22 Tem 2021 12:53:31
"Koltuk Sevdası Yerine Eşeğiyle Yollara Düşen Kütüphaneci Mustafa Güzelgöz'ün Mücadele Dolu Hikayesi"

    1943 yılında genç Kütüphaneci Mustafa Güzelgöz Ürgüp Tahsin Ağa Kütüphanesine atanır. İlk günden itibaren okurlarını bekler ancak günler geçse de tek bir kişi gelmez. Amirlerine durumu bildirir ve beklemediği bir cevap alır...
   Henüz 23 yaşında bir şeyler yapmak için yanıp tutuşan genç memur bir fikir bulur ve hemen eşiyle paylaşır.
 Bürokratları zorlukla ikna eder ve bir eşşek alır. Eşeğin ardından 2 tane sandık yaptırır. Üzerlerinde " Kitap İare Sandığı" yazan bu sandıklar içlerine özenle dizilen 180-200 kitapla köy köy dolaşacaktır.
  Sıcak koltuğunda tüm gün oturmak yerine eşeğine yüklediği sandıklarla tüm gün köy köy dolaşır kütüphaneye de "sadece pazartesi ve cuma günleri açıyoruz" yazar.
  Kitaplarla yüklü eşeği gören köy çocukları ise çok şaşırır.
" Çocuklar bunları okuyun, aranızda da değişin. Onbeş gün sonra gelip alacam. Aman yıpratmayın, diğer köylerdeki arkadaşlarınız da okuyacak" der.
   Ünü yayılan bu gezgin kütüphane sayesinde kütüphaneye gelen sayısı da artar. Ancak kadınların hiç  gelmediğini görür ve buna çözüm bulur.
   Zenith ve Singer'e mektup yazar ve onlardan dikiş makineleri göndermeleri karşılığında adlarını kütüphane girişine yazmayı teklif eder. Zenith dokuz tane, Singer bir tane gönderir.( ilk sponsorluk faaliyeti)
  Artık salı günü kadınlar günüdür. Kumaşını alan kütüphaneye gelen kadınlar yoğunluk nedeniyle sıra beklemek zorunda kalır bu arada ellerine beklerken kitap tutuşturur.
 Kadınların bir çoğunun okuma yazması olmadığını fark eder ve halkevlerinde okuma - yazma kursları vermeye başlar. Ayrıca halıcılık kursları başlatarak ülkede halıcılığı canlandırır.
  Köylüler arasında bir efsane olur. Köylere okuma alışkanlığı kazandırmıştır, yaptığı yenilikler ise unutulmayacaktı. Köylüler Ürgüp'e heykelini diktiler.

Çevrimdışı gökcebogaz55

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 105
  • 125
  • 105
  • 125
# 22 Tem 2021 13:08:01
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
"Koltuk Sevdası Yerine Eşeğiyle Yollara Düşen Kütüphaneci Mustafa Güzelgöz'ün Mücadele Dolu Hikayesi" Evet hocam Fakir Baykurt un bu olayı anlatan EŞEKLİ KÜTÜPHANECİ adlı kitabı var.

    1943 yılında genç Kütüphaneci Mustafa Güzelgöz Ürgüp Tahsin Ağa Kütüphanesine atanır. İlk günden itibaren okurlarını bekler ancak günler geçse de tek bir kişi gelmez. Amirlerine durumu bildirir ve beklemediği bir cevap alır...
   Henüz 23 yaşında bir şeyler yapmak için yanıp tutuşan genç memur bir fikir bulur ve hemen eşiyle paylaşır.
 Bürokratları zorlukla ikna eder ve bir eşşek alır. Eşeğin ardından 2 tane sandık yaptırır. Üzerlerinde " Kitap İare Sandığı" yazan bu sandıklar içlerine özenle dizilen 180-200 kitapla köy köy dolaşacaktır.
  Sıcak koltuğunda tüm gün oturmak yerine eşeğine yüklediği sandıklarla tüm gün köy köy dolaşır kütüphaneye de "sadece pazartesi ve cuma günleri açıyoruz" yazar.
  Kitaplarla yüklü eşeği gören köy çocukları ise çok şaşırır.
" Çocuklar bunları okuyun, aranızda da değişin. Onbeş gün sonra gelip alacam. Aman yıpratmayın, diğer köylerdeki arkadaşlarınız da okuyacak" der.
   Ünü yayılan bu gezgin kütüphane sayesinde kütüphaneye gelen sayısı da artar. Ancak kadınların hiç  gelmediğini görür ve buna çözüm bulur.
   Zenith ve Singer'e mektup yazar ve onlardan dikiş makineleri göndermeleri karşılığında adlarını kütüphane girişine yazmayı teklif eder. Zenith dokuz tane, Singer bir tane gönderir.( ilk sponsorluk faaliyeti)
  Artık salı günü kadınlar günüdür. Kumaşını alan kütüphaneye gelen kadınlar yoğunluk nedeniyle sıra beklemek zorunda kalır bu arada ellerine beklerken kitap tutuşturur.
 Kadınların bir çoğunun okuma yazması olmadığını fark eder ve halkevlerinde okuma - yazma kursları vermeye başlar. Ayrıca halıcılık kursları başlatarak ülkede halıcılığı canlandırır.
  Köylüler arasında bir efsane olur. Köylere okuma alışkanlığı kazandırmıştır, yaptığı yenilikler ise unutulmayacaktı. Köylüler Ürgüp'e heykelini diktiler.
Evet hocam Fakir BAYKURT un bu olayı anlatan EŞEKLİ KÜTÜPHANECİ adlı hikaye kitabı var

Çevrimdışı BAYRAM ALİ

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1.327
  • 4.052
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • 1.327
  • 4.052
  • 3. Sınıf Öğretmeni
# 22 Tem 2021 13:11:22
Bunları biliyor musunuz?

Çevrimdışı omerf

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1.211
  • 2.666
  • 1.211
  • 2.666
# 23 Tem 2021 11:44:30
Cam , geri dönüşümle üretildiğinde, sıfırdan ham maddesiyle üretilirken ortaya çıkan hava kirliliği yüzde 20 ve su kirliliği yüzde 50 azaltıyor.

Çevrimdışı toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • 3.314
  • 42.104
  • 3.314
  • 42.104
# 23 Tem 2021 13:04:21
Cilveli kahve...

Manisa ‘ da bilinen bu kahve ile ilgili pek çok rivayet var. Yeniçeriler arasında yaygın olduğu, taht sırası bekleyen şehzadelerin içeceği olduğu ya da damat adayına gelin kızın olumlu baktığı mesajı gibi.

Kahvenin tarifi basit Türk kahvesi yapılır üzerine çifte kavrulmuş ve havanda dövülerek un haline gelen badem eklenir.

 Önce kaşıkla bademli kısım az kahveden de alınarak yenir. Sakın içmeye  kalkmayın burnunuza kaçar . 16. Yüzyıldan itibaren bu kahve türü biliniyor ancak 1987 yılında bir Kahveci tescillendirmiş. Evlerde de sık yapılan ikram, badem yerine bazen fındık, ceviz veya yer fıstığı ile de                       yapılıyor...

Alıntı

Çevrimdışı namıdiğergölge

  • Aktif Üye
  • **
  • 360
  • 905
  • 360
  • 905
# 23 Tem 2021 17:49:32
UNUTULMAYA YÜZ TUTMUŞ ÇİĞ DAMLASINDAN YOĞURT MAYALAMA TEKNİĞİ
Türk kültürüne has bir yoğurt mayalama tekniğidir.
Sabahın erken saatlerinde doğada var olan çiğ damlaları alınarak bu damlalardan yoğurt elde edilir.
Bilimsel olarak ise çiğ damlaları içerisinde sütün mayalanmasını sağlayacak bakterilerin var olmasından dolayı, çiğ damlalarından yoğurt elde etmek mümkündür.
Nasıl Yapılır?
Sabahın erken saatlerinde, henüz gün ağarmadan otların üzerinde biriken çiğ taneleri bir tabağa toplanır. 1 kilo süte 3 yemek kaşığı çiğ suyu eklenerek çiğ yoğurdu elde edilir. Yörük inanışına göre ilk yoğurt, ağaç dallarında oluşan çiğ damlalarının bu mevsimde süte akmasıyla oluşmuştur.
Bu yoğurt geleneksel olarak Hıdırellez kutlamalarında yapılır.
Kimyasal madde içermemesi ve şifa kaynağı olarak düşünülüp uygulanması nedeniyle önem kazanmıştır. Günümüzde hala Yörük kültürünün önemli bir parçasıdır.

Çevrimdışı omerf

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1.211
  • 2.666
  • 1.211
  • 2.666
# 23 Tem 2021 17:56:18
Çin’de İngilizce konuşan kişi sayısı, Amerika’da İngilizce konuşan kişi sayısından daha fazladır.

Çevrimiçi ilhami_60

  • Bilge Üye
  • *****
  • 4.344
  • 26.103
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • 4.344
  • 26.103
  • 3. Sınıf Öğretmeni
# 23 Tem 2021 23:10:19
Zeytin ağacı ile incir ağaçları aynı dönemde meyve verir.
Bu dönem zeytin sineğinin üremeye başladığı zamanlardır Zeytin sineğinin, zeytin ağaçları ve zeytin meyvesine zarar vereceği dönemlerde, iyice olgunlaşan incir ağaçlarının meyveleri bal dökmeye başlar. İncirin balı, zeytin sineğine cazip gelir ve zeytin yerine incir meyvesini tercih eder.
Zeytinliklerdeki incir ağaçları tıpkı bir paratoner gibi zeytin sineklerini üzerine çeker. İncir balını yiyen zeytin sinekleri bir süre sonra zehirlenerek ölür.
Mübadele öncesinde Anadolu’nun Ege kıyılarında yaşayan Yunanlıların her zeytin Bahçesine  3-4 adet incir ağacı dikmiş olmasının sebebi de budur.
Bunu bilmeyen yeni nesil zeytin üreticilerimizin bir çoğu bu gerçeği bilmedikleri için, zeytin bahçelerindeki yüzlerce incir ağacını sinek topluyor diye kesmişler ve odun yapmışlardır................. ....

Çevrimdışı omerf

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1.211
  • 2.666
  • 1.211
  • 2.666
# 24 Tem 2021 11:11:10
Çöl ülkesi Libya. Ülkenin yüzde 99’u çölle kaplı olan Libya dünyanın en kurak yerlerinden biridir öyle ki ülkenin bazı bölgelerine on yıllardır tek damla yağmur düşmemiştir.

Çevrimiçi ilhami_60

  • Bilge Üye
  • *****
  • 4.344
  • 26.103
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • 4.344
  • 26.103
  • 3. Sınıf Öğretmeni
# 25 Tem 2021 09:03:03
YOLUN SONU GÖRÜNÜYOR

Musa EROĞLU'nun "Yolun sonu görünüyor " türküsünü dinliyordum.Bu türkünün sözleri öyle anlı şanlı şairlere ait değil.Ordu'nun Fatsa İlçesi'nden Dursun Ali AKINET adlı bir şoföre ait.Bu şoför aynı zamanda "Halil İbrahim" adlı türkünün de söz yazarı.
Dursun Ali'nin 85 yaşındaki annesi hastalanır bir gün.Alır annesini Ankara'daki Hacettepe Hastanesi'ne götürür. Hastaneye yatırılır annesi.Tahliller istenir.Bir süre sonra Dursun Ali tahlil sonuçlarını almak için odadan çıkacakken annesi seslenir:"Nereye Dursun Ali?"Tahlil sonuçlarını almaya gidiyorum der Dursun Ali.Annesi oğlunu yanına çağırır,elini tutar ve der ki:"Gerek yok oğlum,yolun sonu görünüyor."Dursun Ali çok kötü olur.Olur mu anneciğim?Çok iyisin maşallah der ve odadan çıkar.Sonuçları alır ve odaya döner. Ne yazık ki annesi son nefesini vermiştir.
Dursun Ali annesinin cenazesini alır ve koyulur yola.Fatsa yolunda ,cenaze arabasında bu sözleri yazar:
Bana ne yazdan,bahardan
Bana ne borandan,kardan
Aşağıdan,yukarıdan
Yolun sonu görünüyor.
Işte  herşey kocaman bir HİÇ...
Ne yaparsak yapalım,hepimiz için yolun sonu görünüyor.
Birgün hepimiz:
Geçtim dünya üzerinden
Ömür,bir nefes derinden
Bak feleğin çemberinden
Yolun sonu görünüyor.
DİYECEĞİZ...
Gencim,güzelim,makam sahibiyim,zenginim....demeye fırsat kalmadan :
Azrail'in gelir kendi
Ne ağa der ne efendi
Sayılı günler tükendi
Yolun sonu görünüyor.
GÖRECEĞİZ...
Dünyadaki herşey bize ölümü hatırlatırken biz dünyaya kazık çakmaya çalışıyoruz ya şunu hiç aklımıza getirmiyoruz:
Bu dünyanın direği yok
Merhameti,yüreği yok
Kılavuzun gereği yok
Yolun sonu görünüyor.

Alıntı

Çevrimdışı dark city

  • Uzman Üye
  • *****
  • 4.098
  • 18.111
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • 4.098
  • 18.111
  • 2. Sınıf Öğretmeni
# 25 Tem 2021 09:16:32
Ana ve ara yönlerin her birinde birer tane olmak üzere 8 komşusu olan tek ilimizin SİVAS olduğunu ve öğrencilere haritada yönleri kavratmada çok kolaylık sağladığını

Çevrimdışı omerf

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1.211
  • 2.666
  • 1.211
  • 2.666
# 25 Tem 2021 13:28:29
Dağcılık sporunda, yüksek teknolojiye sahip ekipmanların kullanılmasına rağmen, dünyanın en yüksek zirvesi olan Everest, sporcu misafirlerini ölümle yüzleştirmeye devam ediyor.

Çevrimdışı omerf

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1.211
  • 2.666
  • 1.211
  • 2.666
# 26 Tem 2021 10:47:48
En çok yağış alan yerin Hawaii adasındaki bir dağ olduğunu,buraya yılda 350 gün yağmur yağdığını, biliyor musunuz?

Çevrimdışı toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • 3.314
  • 42.104
  • 3.314
  • 42.104
# 26 Tem 2021 19:24:49
Ata, yanındaki valinin kulağına eğilip sorar;

Kimdir bu ?

Vali yanıt verir; Efendim kendisi Şıh'tır. Yörede çok hatırlısı vardır.

Atatürk Şıh'ı yanına çağırır ve;

"Bak baba, imanın ölçüsü sakalın boyunda değildir. Şunu rica etsem de en azından Peygamber efendimizinki gibi kısaltsan" der ve eliyle de boyun

altı hizasını gösterir.

Şıh; "Emrin olur Paşam" diyerek yerine çekilir.

Aradan zaman geçer, bir akşam Atatürk Amasya'daki Şıh'ı hatırlar ve Valiyi telefonla arayıp durumu sorar. Vali nasıl söyleyeceğini bilememekle birlikte, Şıh'ın sakal boyunda en küçük bir kısalma bile olmadığını aksine kimselere el sürdürmediğini anlatır.

Atatürk telefonu kapatır, kağıdı kalemi eline alır ve az sonra nazırını çağırıp, yazdığı yazıyı Amasya Valiliği'ne tebliğ etmesini ister. Ertesi gün Amasya'dan bir haber gelir ki Şıh Efendi Ata'yı görmek üzere Ankara'ya yola çıkmış...

Şıh gelir Ata'nın karşısına çıkar. Sakal tamamen kesilmiş, sinekkaydı bir tıraş olunmuş, saçlar kısaltılmış, kılık kıyafet baştan sona değiştirilmiş, bambaşka görünüme bürünülmüştür.

Atatürk'ün mesai arkadaşları bu değişimi anlayamaz ve Ata'ya sorarlar;

"Aman Paşam, o Şıh ki sakalına el dahi sürdürmezdi, siz ne ettiniz de kökünden kesmesini sağladınız? " Ata gülümser, sonra da yanındakilere dönüp;

"Dün akşam Amasya Valiliği'ne bir yazı gönderdim ve Şıh'ı Afyon'a vali atadığımı bildirdim" der.

Ardından da yeni bir yazı hazırlayıp nazırına bu yazıyı da Şıh'a vermesini söyler.

Yazıda söyle yazmaktadır;

"İnancın ölçüsünün sakalda olmadığını anladığına sevindim. Valilik meselene gelince, bugün koltuk uğruna kırk yıllık sakalından vazgeçebilen yarın başka şeyler için milletinden bile vazgeçebilir. Seni böyle bir ikileme mahkum bırakmayalım. Kal sağlıcakla.."

 


Egitimhane.Com ©2006-2023 KVKK