Konu: Çocuklarımız Neden Kitap Okumayı Sevmiyor?  (Okunma sayısı 20227 defa)

konuk35

  • Bilge Üye
  • *****
  • İleti: 1.216
  • Teşekkür 2741
    • Çevrimdışı
  • # 24 May 2019 01:11:04
Üzülüyoruz elbet fakat üzülmek her şeyi çözer mi? bu olaylara ciddi tedbirler almak gibi bir sorumluluk var ortada. Kimse üstlenmeyecek mi? Eğitimin temel bileşeni ve birleştireni olan Öğretmeni koruyamazsanız, hak ettiği saygıyı tesis edemezseniz VİZYON MİZYON hikaye olur. O vizyonu kim gerçekleştirecek, içini kim dolduracak, ruhunu kim besleyecek?

Gerçek bir eğitim gönül işi, moral ve motivasyon işi. Her biri ayrı bir dünya olan çocuğu; pırıl pırıl ruhunu karartmadan, sabırla, emekle, idealist bir ruh ve heyecanla geleceğe hazırlama işi... kim yapacak? çocuklarımız zaten medyanın esiri... Yüzmesini bilmeyen için orası derin ve karanlık bir kuyu... Onu oradan çekip çıkaracak son ışık kırıntılarını da söndürmeyelim bari.

Öğretmenin en büyük gücü mesleğine olan şevki, heyecanı, çocuklara olan sevgisidir. Onu da koruyamazsak, hak ettiği saygıyı veremezsek hangi eğitimden bahsedebileceğiz o zaman... Öğretmene kalkan eller usulunca indirilmezse, hangi vizyon ve misyon neye yarayacak ki? Bir kere öğretmenin en temel misyonu insan yetiştirmektir. Onun, bunun isteğine göre yamulup, bükülmek değildir.

Üzülerek söylüyorum ki; son zamanlarda idealist öğretmenlerin her biri tek tek pes ediyor veya ettiriliyor. Neme lazımcılık bir hastalık gibi yayılıyor. Hakaret yemişsin "boş ver gitsin...", "darp edilmişsin boş ver gitsin...", "iftiraya uğramışsın boş ver gitsin..." Çünkü öğretmen de bir insan nihayetinde ve o da öğreniyor şu parlak nesneler çağının iki yüzlü hastalığını ve son kertede o da susmayı seçiyor.

Kanımca eğitim sistemimizin en karanlık noktalarından birisi de burası. Öğretmen ne kadar mutluysa, öğretmen ne kadar huzurluysa ve öğretmen, heyecanı, azmi ve kararlılığıyla ne kadar ışık saça biliyorsa çocuklarımız da o oranda yetişecek, ötesini konuşmaya gerek yok sanırım...

Öğretmene kalkan eller için, kim olursa olsun, iddiası ne olursa olsun; Öncelikle ona darp ile, kalp kırma ile verdiği hasarın farkında bile olmayanlara; "Kardeş... ha annene, babana el kaldırmışsın, ha öğretmene... ne fark eder ki, sence fark eder mi?"

konuk35

  • Bilge Üye
  • *****
  • İleti: 1.216
  • Teşekkür 2741
    • Çevrimdışı
  • # 05 Haz 2019 11:51:50
Edilgen olmakla "düşünebilmek" arasında bir bağ var mı?

konuk35

  • Bilge Üye
  • *****
  • İleti: 1.216
  • Teşekkür 2741
    • Çevrimdışı
  • # 12 Haz 2019 19:35:14
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Edilgen olmakla "düşünebilmek" arasında bir bağ var mı?
Düşünme eylemi olmaksızın bilmek mümkün mü?

konuk35

  • Bilge Üye
  • *****
  • İleti: 1.216
  • Teşekkür 2741
    • Çevrimdışı
  • # 18 Haz 2019 17:39:07
'Hibrit' konumuz öylece kaldı... Hibritleşemedi henüz.

'Bazen bir kitap hayatımızı değiştirir. Onu arasak da bulamayız. Nerede olursak olalım, hazır olduğumuzda o gelip bizi bulur...'

Ana temamız kitap..

konuk35

  • Bilge Üye
  • *****
  • İleti: 1.216
  • Teşekkür 2741
    • Çevrimdışı
  • # 20 Haz 2019 15:00:24
Edilgen olmakla "düşünebilmek" arasında bir bağ var mı?

Düşünme eylemi olmaksızın bilmek mümkün mü?

Bilmek (olanın farkında olmak) olmadan bilgi üretmek mümkün mü?

konuk35

  • Bilge Üye
  • *****
  • İleti: 1.216
  • Teşekkür 2741
    • Çevrimdışı
  • # 29 Haz 2019 14:41:11
Hayatın hızlandırılmış temposuna ayak uydurma kaygımızı bir kenara atıp yavaşlamamız gerekiyor.

Kitaplar bunun için birer fren aracına dönüşüyor. Görmek için durup bakmak ve düşünmek gerek.

Yavaşlamak; hiç bir şey yapmamak, durmak demek değildir. Olup biteni algılamak, anlamak, dahası anlamlandırmak için bir tercih değil, ihtiyaçtır.

konuk35

  • Bilge Üye
  • *****
  • İleti: 1.216
  • Teşekkür 2741
    • Çevrimdışı
  • # 01 Tem 2019 08:04:43
'Bazen bir kitap hayatımızı değiştirir. Onu arasak da bulamayız. Nerede olursak olalım, hazır olduğumuzda o gelip bizi bulur...'

Ana temamız kitap..

konuk35

  • Bilge Üye
  • *****
  • İleti: 1.216
  • Teşekkür 2741
    • Çevrimdışı
  • # 03 Tem 2019 12:42:28
Bu forumun ana teması "okuma" üzerine birkaç şey paylaşmak istiyorum;

Kitapları sevdirmede daha iyi sonuçlar alınacağına inandığım, üstelik masum da sayılabilecek bir yol daha var.

Ailemiz, eşimiz, çocuğumuzla çarşıya, pazara çıkabiliriz. Günlük rutinlerimiz dışında bir nefes olsun diye, ruhlarımızı dinlendirmek, yaşadığımızı hissetmek için bir iki saat gezip, dolaşabiliriz. Yorulur, bir bankta, bir parkta, bir tutam yeşilliği seyre dalabiliriz. Bir çay bahçesi, bir park veya bir AVM de olabilir bu. Maksat soluklanmak, stresten uzaklaşmak...

Plan programlı olması da gerekmiyor. Aniden bir kitapçıya da dalabiliriz. Yarım saat, bir saat burada bedava dolaşmak, raflardaki kitapları karıştırmak, birkaç satır okumak, kağıt, kitap kokusu duymanın kimseye bir zararı olmadığı gibi faydaları da sayılmakla bitmez. (Sosyalleşme bunlardan biridir).

Beğendiğimiz bir kitabı almak, hayatımıza bir kaç yeni şey (yaşadığımızı hatırlatan renkler) katmak, küçük de olsa ezberlerimiz dışında birkaç yeni şey denemek, hem kendimiz hem de beraberimizde, yanımızda olanları sevindirmek, küçücük farklılıklarla mutluluklar oluşturmak hepimizin elinde olan şeyler.

İşte bu v.b ortamlarda bizim ilgi ve tercihlerimizle birlikte çocuklarımız da kendilerine yakışır seçimler yapmayı öğrenebilmektedir. Böyle ortamlarda çocuklarımız hem severek okuyabilecekleri kitaplar, hem de yapmaktan keyif duyacakları sosyal, sanatsal ve sportif uğraşlar bulmakta (tecrübe-fikir ve seçenekler geliştikçe) sıkıntı çekmeyeceklerdir. 

Burada çocuklarımız da bizler gibi; farklılığın getirdiği duyguyu, hissi fark eder. Kendilerinin farkında olmak, tanımak, duygularını, tercihlerini ifade becerisi edinmeyi öğrenmek, hayata pozitif bakabilmek ve çaba sarf etmenin mutluluk olduğunu öğrenirler. Doğal olarak kendini geliştirmeyi, seçmeyi, öğrenmeyi öğrenirler.

Çocuklarımızın; okuma tutkusu olsun, spor, sanat v.b uğraşları olsun, hayatı ile ilgili, gelecek planları ile ilgili ilk izler bu şekilde doğal olarak oluşacaktır. Yapay sosyalleşmeden uzak, doğal ve tam da hayatın içinden, hayatı görmek, yaşamak ve solumak… Güzel bir şey yapma adına bunu rahatlıkla öneririm.

Her şey doğasında güzeldir. Mekanında çeşit çeşit, rengarenk kitaplar çocuğun ilgisini çeker, merak uyandırır. Bu tür ortamlarda kitapla tanışmak, içten gelen okuma eylemine yönelmek için bir başlangıç oluşturma ihtimali yüksektir. Kişinin anlamlı bularak, severek yaptığı iş ve eylemlerinden biri olmaya adaydır.

Sonuçta yapmaktan keyif aldığımız, huzur bulduğumuz, sevince kapıldığımız, neşe ya da coşku veren iş ve eylemleri doğal olarak benimseriz. Çünkü anlamlı buluruz. Bize nitelik ve değer katarlar. Mutluluk, neşe ve sevinç getirirler. Ruhumuzu ve zihnimizi beslerler. Bu haliyle okunan kitabın insana katabilecekleri; dayatma, zorlama, ısmarlama türü okumanın verebileceklerinden çok daha güçlü ve anlamlı şeylerdir. 

konuk35

  • Bilge Üye
  • *****
  • İleti: 1.216
  • Teşekkür 2741
    • Çevrimdışı
  • # 23 Tem 2019 17:24:40
Hibrit düşünebilmek düşüncelerimize derinlik kazandırır mı?
Evet, kazandırır. Hibrit gibi "derinlik" de işlenebilecek bir kavram.

konuk35

  • Bilge Üye
  • *****
  • İleti: 1.216
  • Teşekkür 2741
    • Çevrimdışı
  • # 23 Tem 2019 17:35:40
İnsan niçin okur? sorusunun muhtemelen binlerce cevabı vardır.

Bilme isteği,
Tanımlama alışkanlığı,
Anlamlandırma ihtiyacı,
Hayat denilen gizemi çözme çabası,
Güven arayışı (bilinmezin korkutuculuğu),
Gerçekliğini sınama çabası,
Mutluluk oyunu,
Değer arayışı,
Kapasite keşfi,
Kendini gerçekleştirme,
Hakikat arayışı... v.s muhtemelen binlerce cevap vermek mümkün.

Siz değerli arkadaşlarımızın bu soruya verilecek daha bir çok güzel cevabı olduğuna inanıyorum. O halde soruyu soralım:

Siz neden okursunuz?
veya,
Sizi okumaya iten sebepler neler?
ya da,
Size okumayı sevdiren etkenler neler?

ferdem

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 4.278
  • Teşekkür 26014
    • Çevrimdışı
  • # 23 Tem 2019 17:51:38
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
İnsan niçin okur? sorusunun muhtemelen binlerce cevabı vardır.

Bilme isteği,
Tanımlama alışkanlığı,
Anlamlandırma ihtiyacı,
Hayat denilen gizemi çözme çabası,
Güven arayışı (bilinmezin korkutuculuğu),
Gerçekliğini sınama çabası,
Mutluluk oyunu,
Değer arayışı,
Kapasite keşfi,
Kendini gerçekleştirme,
Hakikat arayışı... v.s muhtemelen binlerce cevap vermek mümkün.

Siz değerli arkadaşlarımızın bu soruya verilecek daha bir çok güzel cevabı olduğuna inanıyorum. O halde soruyu soralım:

Siz neden okursunuz?
veya,
Sizi okumaya iten sebepler neler?
ya da,
Size okumayı sevdiren etkenler neler?
Birçok nedeni vardır muhakkakak. Bir tanesi gerçeklerden uzaklaşıp zihni dinlendirmek

konuk35

  • Bilge Üye
  • *****
  • İleti: 1.216
  • Teşekkür 2741
    • Çevrimdışı
  • # 30 Tem 2019 18:47:10
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Birçok nedeni vardır muhakkakak. Bir tanesi gerçeklerden uzaklaşıp zihni dinlendirmek
Güzel bir tespit. İyi okumalar öğretmenim.

konuk35

  • Bilge Üye
  • *****
  • İleti: 1.216
  • Teşekkür 2741
    • Çevrimdışı
  • # 07 Ağu 2019 21:55:25
Ay'a Yolculuk - Jules Verne-Çocuk bilim kurgu klasiklerinden.

konuk35

  • Bilge Üye
  • *****
  • İleti: 1.216
  • Teşekkür 2741
    • Çevrimdışı
  • # 08 Eyl 2019 11:20:23
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Hibrit düşünebilmek düşüncelerimize derinlik kazandırır mı?
Evet, kazandırır. Hibrit gibi "derinlik" de işlenebilecek bir kavram.

Derinlik; şeyleri anlamlı kılan nitelik, tercih edilen seçeneklere dönüştüren, iyiyi ve kötüyü ayırt etme yetisi veren, basiretli davranışlar geliştirmemize yardım eden, nitelikli inşa, doku, bağ, zihinsel anlamlılık örüntülerinin okunmasında veya oluşturulmasında gerekli olan yeti, beceri veya boyutsal sezgi.

İletişim sorunlarımızın temelinde yatan algılama, anlama, empati noksanlığı, kavgalarımızın, çatışmalarımızın doğasındaki sığlık, derinlik yoksunluğu...

İleride zaman bulabilirsek inşallah bu 'derinlik' kavramını da burada işlemeye niyetliyiz. Ya da 'hibrit' gibi yüzeysel geçeceğiz. Suçlama, yargılama olmaksızın iyi niyetle.

 

Egitimhane.Com ©2006-2023