Konu: Yorumlu Haberler  (Okunma sayısı 605984 defa)

baba_can

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.493
  • Teşekkür 4688
    • Çevrimdışı
  • # 04 Ağu 2009 20:05:39
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Aksaray İdare Mahkemesi, aynı okulda görev yapan iki öğretmenden norm fazlası olanın değil de diğer öğretmenin yer değiştirmesi işlemini hukuka uygun buldu.

Aksaray'ın Gülağaç ilçesinin bir köyünde bulunan Düğüz İlköğretim Okulu'nda norm kadro sayısının azalması sonucu norm kadro yönetmeliği uyarınca norm fazlası öğretmenin yer değiştirmesi istendi. Konuyla ilgili Aksaray İdare Mahkemesi'ne açılan davada Mahkeme, norm fazlalık durumunda olan öğretmenin yer değiştirmesi gerekirken, fazla olan öğretmenin yer değiştireceği yerin kasaba statüsünde olması nedeniyle norm kadro fazlası olan öğretmenin değil, diğer öğretmenin yer değiştirmesi işlemini hukuka uygun buldu.

Mahkeme yer değiştirilecek yerin köy statüsünden daha üstün olan kasaba statüsünde olduğu için bu durumda norm kadro yönetmeliğinin değil, genel atama ilkelerinin uygulanması gerektiği düşüncesinden hareketle norm kadro içerisinde yer alan ve puanı fazla olan öğretmenin yer değiştirmesi gerektiğine karar verdi.

Gerekçeli kararda, köy statüsündeki aynı okulda görev yapan davacı öğretmen ve diğer öğretmenin, norm kadro sayısının azalması nedeniyle, kasaba statüsündeki şartları daha iyi olan okula atanmak için aynı anda talepte bulunmaları üzerine, "norm kadro" fazlası bırakılma usulünün yerine genel atama ilkelerinin benimsenmesinin "hakkaniyet gereği" olduğu ifade edildi.

Kararda, "Bu doğrultuda; genel atama ilkelerinin düzenleme altına alındığı Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin, "İl İçinde ve İller Arası Yer Değiştirmeler' başlıklı yer alan 12. maddesinde, atamaların okul veya kurumu tercih edenlerden hizmet puanı en fazla olandan başlanması suretiyle gerçekleştirileceği kuralı getirildiğinden, davacıdan hizmet puanı fazla olan Mehmet Kaymaz adlı öğretmenin Gülpınar İlköğretim Okulu'na atanmasına dair dava konusu işlem hukuka ve hakkaniyete uygun bulunmuştur" denildi.

Yani Kötü bir yerde (köyde) aynı branşta görev yapan 2 öğretmenden biri norm fazlası ise norm fazlası öğretmen değil , puanı yüksek olan öğretmen daha iyi bir okula yer değiştirme isteğinde bulunabilir kararı çıkmış..
 

buna ne dersiniz ? 

İlginç derim..

şafakgergin

  • B Grubu
  • İleti: 924
  • Teşekkür 654
    • Çevrimdışı
  • # 05 Ağu 2009 14:38:29
Ertosun'un sahte imza skandalı
04.08.2009 11:22
Ertosun'un Duyar'ı konuşturmadığı iddiasına karşı gösterdiği belgedeki imza kafa karıştırdı.
Sabancı suikastinin kilit ismi Mustafa Duyar'la ilgili Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyesi ve dönemin Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Ali Suat Ertosun'un kendini savunmak için dağıttığı dilekçedeki imzayla, Duyar'ın geçmişte attığı imzaların birbirinden tamamen farklı olduğu ortaya çıktı.

Star Gazetesi'nin haberine göre, HSYK üyesi Ali Suat Ertosun'un etrafında başlayan tartışmalar çercevesinde Mustafa Duyar cinayeti tekrar gündeme geldi. Ertosun geçen hafta yaptığı basın toplantısında, gazeteci Can Dündar'ın, "Mustafa Duyar'la görüşmeme Adalet Bakanı izin verdi Ali Suat Ertosun izin vermedi" iddiasına cevap verdi.

15 SAYFADA İMZA AYNI 16'NCISI FARKLI!

Ertosun, Duyar'la Dündar'ın görüşmelerine izin vermediğini doğrularken, gerekçe olarak Duyar'ın röportaj için para talep ettiğini belirten bir belge gösterdi. Bu belgede imza ile Duyar'ın daha önceki resmi belgelerde kullandığı imzaları arasında büyük bir fark olduğu ortaya çıktı.

Terörle Mücadele Şubesi'nde şahitler önünde 07.01.1997 tarihinde verdiği 15 sayfalık ifadesinde Mustafa Duyar, her sayfaya tek tek imza attı. Duyar'ın 15 sayfada bulunan 15 imzası da birbirinin aynı. Bu imzalar Mustafa Duyar isminin el yazısıyla yazılmış biçimi şeklinde.

Ancak, Ertosun'un gazetelere dağıttığı ve Can Dündar röportajına izin vermeme gerekçesini açıklamak için kullandığı dilekçede ise tamamen farklı bir imza var. Bu imza önceki 15 imzasından farklı olarak, "M" harfinden sonra nokta konularak "Duyar" yazıyor ve üstü çizilerek tamamlanıyor.

DUYAR 'PARA İSTEDİ' SAVUNMASI

Ertosun'un geçtiğimiz günlerde yaptığı basın toplantısı ile açığa çıkan dilekçe, 8 Ocak 1999 tarihini taşıyor. Dilekçede şu ifadeler yer alıyor: "TV programı yapımcısı Can Dündar'ın benimle yapmak istediği röportaj talebini kabul ediyorum. Benim için herhangi bir sakıncası mevcut değildir. Ancak bilgi sahibi olmaları açısından bu röportaj karşılığında uygun bir miktar ücret talep edeceğimin kendilerine bildirilmesini saygılarımla arz eder, bilgilerinize sunarım."
Yorum:Türkiye de  adalet  yerini  bulur ama  biraz  geç  bulur..
Mustafa  Duyar'a  Allah'tan  rahmet  diliyorum..

mavimavi31

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 715
  • Teşekkür 1481
    • Çevrimdışı
  • # 05 Ağu 2009 15:28:58
Öğretmen adayları açlık grevinde...
5 Ağustos 2009 15:05
KPSS puanlarının yetersizliği nedeniyle atanamayan bir grup öğretmen adayı, Sıhhiye Abdi İpekçi Parkı'nda çadır kurarak, 7 Ağustosa kadar sürecek açlık grevine başladı.

Çeşitli illerden gelen öğretmen adayları Abdi İpekçi Parkı'nda toplandı. Burada çadır kuran adaylar, çadırın arka bölümüne ''Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu'' pankartı astı. Ellerinde ''Nimet Abla, piyango bize ne zaman vuracak?'', ''Hakkımızı aramaya Iğdır'a mı gidelim?'', ''Milli Eleme Bakanlığı'', ''Çöp toplayıcısı, inşaat işçisi, diplomalı işsiz değil öğretmen olmak istiyoruz'' yazılı dövizler taşıyan öğretmen adayları basın açıklaması yaptı.

Açıklamada, atama bekleyen ''KPSS mağduru binlerce öğretmen adayı'' bulunduğu belirtilerek, öğretmenlerin sorunlarının çığ gibi büyüdüğü ifade edildi. Bu durumun yakın bir zamanda ''sosyal patlama halini alacağının, bıçağın artık kemiğe dayandığının'' savunulduğu açıklamada, şunlar kaydedildi:

''Şimdiye kadar öğretmenlere yapılan ve adeta bir zulüm halini alan öğretmen atamaları burada bulunan öğretmenleri artık bir iç hukukun ve klasik eylem tarzının dışında bir eylem yapmaya zorlamıştır. Devletin bu uygulamaları, ilgisiz, sorumsuz tavırları bizleri zaten bozulan sağlığımızdan tamamen vazgeçirterek 3 günlük açlık grevine itmiştir. Bu ülkede öğretmenler de açlık grevi yapmaya başladı. İçinde bulunduğumuz bu durum öğretmenleri yıllardır adeta köle gibi gören bir zihniyetin ürünüdür. Bu zihniyet ki öğretmenlik hevesimizi, idealistliğimizi bitirmek için elinden gelen çabayı göstermiştir.''

Öğretmen açığına da değinilen açıklamada, ''Sendikaların açıklamalarına göre öğretmen açığı 400 bin civarındadır. Bir süre önce Milli Eğitim Bakanlığı Personel Dairesi Başkanı'nın ağzından kaçırdığı öğretmen açığı 140 bindir'' denildi.

Sözleşmeli öğretmen alımının da eleştirildiği açıklamada, 2009-2010 eğitim-öğretim yılının ilk yarısında 200 bin öğretmen atanması, KPSS'nin kaldırılarak yeni ve güvenilir bir sistem getirilmesi ve sözleşmeli öğretmenliğin kaldırılması istendi.

-EĞİTİM SEN VE EĞİTİM-İŞ'TEN DESTEK-

Öğretmen adaylarının eylemini desteklemek üzere gelen Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç da öğretmen adayları açlık grevi yapma noktasına geldiyse bunun üzerinde üç-beş değil on defa düşünmek gerektiğini söyledi. Öğretmen adaylarının birçok barajı, sınavı aşarak mezun olduklarını anlatan Kılıç, ancak yıllarca atama beklemenin hiçbir açıklaması bulunamayacağını kaydetti. Bugün eğitimin en temel sorunlarından birinin öğretmen açığı olduğunu ifade eden Kılıç, öğretmen adaylarını kadrolu atanmasını istediklerini dile getirdi.

Eğitim-İş Genel Eğitim Sekreteri Barış Düdü de ''Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'ya sesleniyorum, gelin Hüseyin Çelik'in bıraktığı yaraları siz de açmayın. Bu arkadaşlarımızın atamasını yapın'' dedi.

Öğretmen adaylarının açlık grevi 7 Ağustosa kadar sürecek.

kaynak:memurlar.net

okuls

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 3.285
  • Teşekkür 1312
    • Çevrimdışı
  • # 05 Ağu 2009 18:43:20
MEB, öğretmenleri yine çıldırttı…
5 Ağustos 2009 10:30

2009 Yılı Öğretmenlerin İl İçi İsteğe Bağlı Yer Değiştirme Kılavuzu’nda Yer Alan Takvime göre 04/08/2009 Salı günü (dün) açıklanması gereken sıraya bağlı il içi yer değiştirme sonuçlarını bazı iller açıkladıkları halde bazı iller açıklamamışlardır.

Kılavuzu yayımlayıp takvimi belirleyen bakanlık makamı uygulamada yaşanan sorunlar noktasında geçmişte olduğu gibi bugün de adeta uyumaktadır.

Öğretmenler Nisan ayında alınan başvuruların sonuçlandırılmasında 4 Ağustos’un seçilmesindeki kasıtlı yaklaşıma isyan ederken, bu isyana bir de tatil döneminde bilgisayar başında beklemek eklenmiştir.

04 Ağustos 2009 da, daha doğrusu 31 Temmuz’dan sonra yapılan açıklamalarda öğretmenlerin yeniden yer değiştirebilmeleri için doldurmaları gereken aynı kurumda 2 yıl çalışmış olma şartını ancak 3 yılda doldurabileceklerinden şikayet etmektedirler. Çünkü başvurularda görev süresi hesabında baz alınan tarih 31 Temmuz’dur.

Bunun yanı sıra kılavuza göre daha üst bir norm olan yönetmeliğe göre başvurular Mart ayında alınmalı, Nisan’da sıralar açıklanmalı Haziran’da ilk grup atamalar yapılmalı iken bu hususa geçmişte olduğu gibi bu yıl da uymayan MEB bir de kendi belirlediği takvime uymamaktadır.

Kaldı ki Yönetmeliği 03/04/2006 tarihinde yürürlüğe koyan yine aynı yönetimdir.

Aksak anlaşılabilir, olabilir, insanlık hali ya da teknik sorunlarıdır derken bir şekilde takvime uyamamışsınızdır. (Kaldı ki önceden tedbir almak sizin görevinizdir.) Bunu bir şekilde insanlara açıklayıp bilgilendirme nezaketinde bulunursunuz. Tabii ki bunu da eleştiren çok olacaktır fakat en azından üzerinize düşen vazifeyi yerine getirmiş olursunuz. Fakat bir kurumun çalışanlarına karşı saygısızlığı anlaşılamaz. Çünkü binlerce öğretmeni bilgisayar başında bekletip ha şimdi açıklanacak ha şimdi açıklanacak diye strese sokmak, açılan telefonlara nezaketen bile olsa net bir cevap vermemek saygısızlıktır.

Anlaşılan odur ki yöneticilerimiz halen kraldan daha çok kralcı mantığından uzaklaşamamışlardır.



UMUDUM KPSS

  • Uzman Üye
  • *****
  • Sosyal Bilgiler
  • İleti: 280
  • Teşekkür 222
    • Çevrimdışı
  • # 05 Ağu 2009 19:38:30
öğretmen arkadaşlarım peki bu orta okulda ve lisede nişanlanma serbest oluyor buna ne dersiniz.meb'in uygulaması.

okuls

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 3.285
  • Teşekkür 1312
    • Çevrimdışı
  • # 06 Ağu 2009 09:17:59
Hüseyin Çelik, Başbakan'a başdanışman oldu


AKP'nin iki yeni grup başkanvekili Suat Kılıç ve İstanbul Milletvekili Ayşenur Bahçekapılı oldu. Yeni kabinede yer almayan eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik de Başbakan Tayyip Erdoğan'ın başdanışmanlığına getirildi.

AKP, TBMM başkanvekillikleri ve grup başkanvekilliklerine getireceği isimleri belirledi. Buna göre Nevzat Pakdil'in TBMM Başkanvelilliği devam edecek. Eyüp Cenap Gülpınar'ın yerine TBMM Başkanvekiliğine Sadık Yakut getirildi.

AKP'nin boş olan iki grup başkanvekilliği için Erdoğan'ın 'genç, hukukçu ve kadın olma' kriterleri dikkate alındı. Meclis'in genç milletvekillerinden Suat Kılıç AKP Grup Başkanvekili seçildi. Hukukçu kimliğiyle tanınan ve sol kökenden gelen Bahçekapılı da diğer grup başkanvekili olarak atandı.

Kabine revizyonunda Milli Eğitim Bakanlığı'ndan alınan Çelik, Erdoğan'ın başdanışmanlığına getirildi ve bu yolla gönlü alınmaya çalışıldı. Çelik, böylece Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın partideki yerini almış oldu. Hüseyin Çelik'e parti genel merkezinde özel makam odası tahsis edildi.

AKŞAM


sayın başbakanımız böylelikle çok çalışıp da milli eğitim bakanlığından aldığı hüseyin çelikin gönlünü almış oldu..  koltuk merakı bu kadar da olmaz ki....hey allahım ne günlere kaldık...

beyay77

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.069
  • Teşekkür 666
    • Çevrimdışı
  • # 06 Ağu 2009 09:41:11
ülkemizde makam koltukları herhalde nikotin gibi çok güçlü bağımlılık yapan bir gaz salınımı yapıyor herhalde. oturan bırakamıyor.
aslında bu koltuklardan bsio larada göndermeliler. oturan hemen kaçmasın die.

funtan

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 264
  • Teşekkür 103
    • Çevrimdışı
  • # 10 Ağu 2009 14:03:49
Öğretmen adaylarının feryatları Vatan Gazetesi Yazarı Mustafa MUTLU'yu çok kızdırdı! Mustafa mutlu bakın öğretmen adaylarına neler söyledi?
İşsiz öğretmenlerin sayısı resmi verilere göre 200 bin...

Sonunda dayanamadılar ve Ankara"da üç gün süren bir açlık grevi yaptılar.

Amaçları; siyasetçilerin, bürokratların, medyanın ve kamuoyunun dikkatini çekmek, sorunlarına çözüm bulunmasını sağlamaktı.

Peki; kaç öğretmen adayı katıldı bu eyleme?

Sadece 60...

Güvenliği sağlamak için görevlendirilen polislerin sayısı bile 300"dü oysa!

***

Ne zaman bilgisayarımı açıp e-postalarıma baksam; işsiz öğretmenlerin çığlıklarını içeren en az 10-15 mektupla karşılaşırım.

Öyle içten anlatırlar ki dertlerini, okuyanın gözlerinin yaşarması işten değildir:

“Senelerce okuduk, sonuçta öğretmen açığı da var. Ama devlet bizi görevlendirmiyor. Siz de bizimle ilgilenmiyorsunuz, sahip çıkmıyorsunuz.”

***

Ben elimden geldiğince sahip çıktım onlara; sesleri olmaya çalıştım!

İçtenliklerine aldanıp, sorunlarını duyurdum, taleplerini anlattım.

Şimdi bu bilgisayar edebiyatçısı (!) öğretmen adaylarına soruyorum:

Sadece bana e-posta gönderip “ilgi” isteyenlerinizin sayısını toplasam, bin kişiyi bulursunuz!

Madem size sahip çıkılmasını bu kadar çok bekliyorsunuz...

O zaman Ankara"daki eyleme neden katılmadınız?

Neden oradaki kader arkadaşlarınızı yalnız bıraktınız?

Neden sadece bilgisayar başına geçip, bize laf yetiştirmekle yetindiniz?

***


Bu soruların yanıtını ben vereyim mi çocuklar?

Çünkü; çoğunuz korkaksınız!

Polis kordonunda üç gün geçirmekten, fişlenmekten, kara listeye alınmaktan, coplanmaktan, sorguya çekilmekten, gözaltına alınmaktan kortunuz...

Bu yüzden de tırstınız!

60 fedaiyi gaza getirip Ankara"ya gönderdiniz ve bir parkta yalnız bıraktınız.

Ziyaretlerine bile gitmediniz.

Kollarına girip, açlıktan tutmayan dizlerine derman olmadınız.

Eylemi de, duyuruyu da, çözümü de hep başkalarından istediniz.

Sadece ağzınızı kocaman açarak, armudun pişmesini beklediniz!

Biliyorum; suç sizde değil; sizi bu kadar korkutanlarda!

Ama... Sorunlarınızın çözümü için kenetlenmediğiniz sürece; sakın bir daha benim posta kutuma mektup atmayın!

Kulaklarınızı öyle bir çınlatırım ki, örsünüz zedelenir.


***


Size böyle uzun uzun dert anlatmamın nedenine gelince:

Biliyorum ki çoğunuz, er ya da geç amacınıza ulaşacaksınız. Çocuklarımızı, torunlarımızı eğiteceksiniz.

Sakın onları kendiniz gibi “uyanık” yetiştirmeyin!

60 arkadaşınız gibi, taşın altına ellerini koymayı öğretin onlara... Yürekli olmayı öğretin.

Dayanışmayı sanal değil, sapına kadar yapmayı öğretin.

Eğer bunları öğrenemeyecek ve torunlarımıza, çocuklarımıza öğretemeyecekseniz...

Zaten öğretmenlikten vazgeçin

okuls

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 3.285
  • Teşekkür 1312
    • Çevrimdışı
  • # 11 Ağu 2009 09:20:33
Öğrenci Öğretmene ZİMMETlenecek

İZMİR Milli Eğitim Müdürlüğü, ilk ve ortaöğretimdeki 643 bin öğrencisini kapsayan ‘öğretmene zimmet’ dönemini başlatma kararı aldı
10 Ağustos 2009 11:34



İZMİR Milli Eğitim Müdürlüğü, ilk ve ortaöğretimdeki 643 bin öğrencisini kapsayan ‘öğretmene zimmet’ dönemini başlatma kararı aldı. ‘Öğrencileri öğretmenlere zimmetleyerek' başta başarı- başarısızlıklarını takibe almayı hedeflediklerini belirten İl Milli Eğitim Müdürü Ragıp Üye, “Öğretmenlerimiz öğrencileri çocukların annesi babası gibi sahiplenecek. Bir yerde sınıf öğretmenliği sistemini aktif hale getireceğiz” dedi.

İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne 5 ay önce atanan Üye, yaz dönemini değişik projeler üretmeyle, okulları yeni döneme hazırlamakla geçirdiklerini söyledi. Önümüzdeki öğretim yılına okulların sorunsuz, eksiksiz açılması için çaba harcadıklarını, yeni projelerle eğitimde kaliteyi, öğrencilerin başarısını artırmayı hedeflediklerini belirten Üye, “Bu hedeflere ulaşmada en büyük silahımız sevgi olacak. Hangi çocuğa sevgiyle yaklaşırsanız karşılığı mutluluktur, başarıdır” dedi. Üye, bu yıl bir dizi projeyi hayata geçireceklerini bunun en önemlisinin ise zimmet uygulaması olduğunu söyledi. Üye projeyi şöyle anlattı:

“Zimmet uygulaması aslında öğrencinin öğretmene teslim edilmesi demek. Bunu bu yıl lise son sınıflarda uyguladık. Belirli sayıdaki öğrenci bir öğretmene zimmetlendi. O öğretmenlerden çocuklara anne babaları gibi sahip çıkmasını, başarı durumunu takip etmesini istedik. Öğrenci okula geç mi kaldı, kahvaltı etmeden mi geldi, derslerinde başarısı artıyor mu, düşüyor mu? Düşüyorsa nedenleri ne? Dersane giden öğrencinin dersane başarısının takibi. Hepsi bu zimmet uygulaması kapsamında olacak. Tüm öğrencilerimize sevgiyle yaklaşacağız. Öğrenciye severek yaklaşmak, onu kucaklamak onun başarısını yükseltecek en önemli faktörlerden biridir. Bunu bu yıl yaşadık. Bu yıl ÖSS'de 50. sıradan 25'e çıktık. ÖSS'deki başarıyı bu sisteme, öğrencinin takip edilmesine bağlıyorum. Bu uygulamayı bu yıl genelleştireceğiz. 643 bin öğrencimiz var. Hepsini kapsayacak bir uygulama yapacağız. Bir yerde sınıf öğretmenliği sistemini aktif hale getireceğiz, öğretmenlerin öğrencileriyle yakından ilgilenmesini, takip edilmesini isteyeceğiz. Zimmet kelimesini sempatik bulmayanlar var. Ama önemli olan amaç, hedef. Zimmet demek ilgilenmek demek. Bunu yapacağız.”

MİLLİYET


YORUM: çok boş vakti var sanırım öğretmenlerin..o nedenle bu kararı almışlar...öğrenci zimmetlenecekse .öğrenci o zman okulda kalıp demirbaşa kaydedilmeli eskirse yenisi için düşülür. kırılırsa tamir edilir mi bilmem.eve gidemez çünkü demirbaşa kayıtlı okuldan cıkamaz.:))

allah akıl versin böyle müdürlere...zaten okulda oldukları sürece öğretmenini sorumluluğundalar...ne gerek var buna...eşya mı ki öğrenci zimmetlensin?böyle acayip insanların olduğu bi ülkede yaşamaktan bazen utanır oluyorum...yakında biz öğretmenleri de zimmetlerler ama kime bilemem?yoksa hüseyin çelik gitmeden bizi zimmetlemiş olmasın :)

SEN ISLAH ET YARABBİM BÖYLE İNSANLARI...AKIL VER DÜŞÜNME GÜCÜ VER...amin...

okuls

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 3.285
  • Teşekkür 1312
    • Çevrimdışı
  • # 12 Ağu 2009 09:27:33
Futbol dünyasını çalkalayan çılgın teklif

Futbol kamuoyu Ronaldo'nun 90 milyon avroya Real Madrid'e geçmesini tarıtışırken M.City Messi için müthiş bir teklif sundu..   

12 Ağustos 2009 00:41

Marca’nın haberine göre, Manchester City’nin, Barcelona’nın yıldız orta saha oyuncusu Lionel Messi'ye açık çek vermeye hazırlandığı ifade edildi.

Barcelona ile sözleşmesini yenilemeye hazırlanan yıldız oyuncunun, City’nin teklifine vereceği cevap merakla bekleniyor. Manchester City’nin Messi için 150 milyon avro gibi bir miktarı gözden çıkardığı söyleniyor. 22 yaşındaki oyuncuya ise, senelik 12 milyon avro teklif edileceği ifade ediliyor.   

Manchester City, daha önce de Kaka için astronomik bir teklif yapsa da transferi gerçekleştirememişti. Mavi beyazlıların Messi’den de ret cevabı alacağına inanılıyor.


insanlar yiyecek bi lokma ekmek bulamazken şu futbol takımlarını anlamak mümkün değil...yani o parayla sen kaç tane insanın hayatını değiştirir,kaç insanı doyurursun diye düşünmeyenler var...

UMUDUM KPSS

  • Uzman Üye
  • *****
  • Sosyal Bilgiler
  • İleti: 280
  • Teşekkür 222
    • Çevrimdışı
  • # 12 Ağu 2009 10:18:29
Hocam bir futbol Kulüplerine bir de ünlüler şaşmışımdır.Adam tv programından aylık 200 bin alamadığı için istifa ediyor biz de ücretli veya vekil üç kuruş paraya çalışıyoruz...:( Napacaksınız konuştukalrımız hep havada kalıyor....

okuls

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 3.285
  • Teşekkür 1312
    • Çevrimdışı
  • # 12 Ağu 2009 10:28:14
izdivaç programı anladım öğretmenim...bi abla vardı sanırım adı E harfiyle başlıyodu (cevap hakkı doğmasın diye tam adını yazmadım) allah onları ıslah o paraları verenleri de akıl sahibi etsin ne diyelim...

UMUDUM KPSS

  • Uzman Üye
  • *****
  • Sosyal Bilgiler
  • İleti: 280
  • Teşekkür 222
    • Çevrimdışı
  • # 12 Ağu 2009 10:29:15
Evet hocam tam da onu ima etmiştim.Bence de Allah ıslah etsin...

okuls

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 3.285
  • Teşekkür 1312
    • Çevrimdışı
  • # 12 Ağu 2009 12:18:29

[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]

TÜM RESMİ OKUL VE KURUM MÜDÜRLÜKLERİNE

Söz konusu hastane katılım paylarının 15/10/2008 tarihinden sonra ilk defa devlet memuru olarak göreve başlayanlar "5510 sayılı SGK'ya tabi olduklarından 02/06/2009 tarihinden sonra 2TL olarak, 15/10/2008 tarihinden önce göreve başlayan devlet memurları "Tedavi yardımına İlişkin Uygulama Tibliği" hükümleri doğrultusunda işlem yapıldığından; özel hastaneler 10TL, araştırma hastaneleri ve üniversite hastaneleri 6TL, devlet hastaneleri 4TL olarak kesilmesi gerekmektedir.

Gereğini bilgilerinize rica ederim.

Fayık KUTLU

Şube Müdürü


yani bizim suçumuz devletin eski memurları mı olmak?ne alaka şimdi?hastalanmıycak mıyız?özel hastanelere gitmiycez gitsek bile katılım ücretini 10 tl olarak ödeyeceğiz..düşünsenize evlisiniz çocuğunuz var ayda 5 defa gitmiş olsanız 50 lira...benim için 50 lira büyük bi para değil ama 5liranın bile hesabını yapan insanlar var..o paralarla bi ihtiyacını bi eksikliğini tamamlayan insanlar var..onları da düşünmek gerekir...anayasada eşitlik deniliyor ancak bu uygulama bence eşitlik ilkesine aykırı...suçumuz 15/10/2008 den önce memur olmak mı yani?

okuls

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 3.285
  • Teşekkür 1312
    • Çevrimdışı
  • # 12 Ağu 2009 18:52:38
Bu öğretmenlerden nasıl verim beklersiniz?"
   12 Ağustos 2009 10:57
 
Türkiye’de öğretmen olmak zor. Hem de çok zor. Önce eğitim fakültesini bitiriyorsunuz. Sonra yıllarca KPSS’ye hazırlanıyorsunuz. Ardından da yine yıllarca atama bekliyorsunuz. Bu, bazen 5, 6 yılınızı alabiliyor. Ve bu arada, öylesine çöküyor ve her şeyden öylesine uzaklaşıyorsunuz ki, atamanız gerçekleşip göreve başladığınızda, bir enkazdan farkınız olmuyor. Ne öğretmenlik heyecanı kalıyor ne de sevgi. Hemen her şeye karşı hınç duyuyorsunuz. Devlete, sisteme, okula ve neredeyse çocuğa...

Oysa eğitim fakültesine girdiklerinde hemen hepsi öğretmen olmanın hayaliyle yanıp tutuşuyorlardı. Onları bu hale getiren devletin ta kendisi. Önce öğretmenlikten soğutuyor sonra da eğitimden.

Göreve başladıklarında artık her şey için çok geç kalınmış oluyor. Ne o boş yere kaybedilen yıllar geri geliyor ne de bozulan moraller.

Üstüne üstlük bir de kuş uçmaz, kervan geçmez en ücra köşelere tayinleri çıkınca, sorunlara yeni sorunlar ekleniyor. Hele bir de evliyseniz ve eş durumu tayini olmadığı için eşiniz ve çocuğunuz, yüzlerce hatta binlerce kilometre uzaktaysa, gelin de aklınızı derse verin, gelin de kendi sorunlarını çözemeyen ve enkaza dönüşmüş biri olarak, öğrencilerinizin sorunlarını çözün...

Öğretmenlik hayalleri, hem de devlet tarafından sanki kasıtlı bir şekilde yok ediliyor. “Sözleşmeli Kölelik Dönemi” dedikleri süreçte zaten pek çoğunun kafası karma karışık hale geliyor. Madem ihtiyaç var devlet neden atamamızı yapmıyor, neden taşeron şirketler gibi bizi üç kuruşa çalıştırıyor, neden aynı sınıfta, aynı öğrencilere, aynı dersi veren diğer öğretmenlerden bizi ayrı tutuyor diye soruyorlar, sorguluyorlar ama işin içinden çıkamıyorlar.

Öğretmenler dertli. Hem de çok dertli. Her gün yüzlerce mail geliyor. Ve hepsi de kırgın, öfkeli ve bir arayış içerisinde.

Ve umarız, yeni dönemde, yeni bakanla, yeni umutlar da yeşerir.

İşte dün bu satırları yazdığım sırada gelen birkaç mail:

“Çevre şartlarının yanında bir de evimizden ve eşimizden ayrı yaşamak, yaşam koşullarımızı daha da zorlaştırıyor. Fiziki zorluklara dayanabiliyoruz ama ruhsal olarak çökmüş durumdayız. Kadrolu özür mağduru birçok öğretmen arkadaşımız, şubat döneminde evlerine gitmeye hazırlanırken, MEB’in il emri uygulamasını kaldırması sebebiyle aynı sıkıntıları yaşamaya devam ettik. Ve dün yine aynı başvuru ekranıyla karşılaştık. Neticede başvuru dahi yapamıyoruz ve ailelerimiz parçalanmaya devam ediyor. Bu belirsizlik birçok öğretmen arkadaşımı mağdur etmekte ve verimli çalışmamızı engellemektedir.”

“2006’da Diyarbakır’ın bir dağ köyünde sözleşmeli olarak göreve başlamış bir sınıf öğretmeniyim. Sözleşmeli olarak başladığım için annem babam dahil pek çok kişiden tepki gördüğümü söylemeliyim. Sizin de bildiğiniz gibi sözleşmeli öğretmenlerin özlük hakları ortada. 1.5 yıl, Diyarbakır’da çalıştıktan sonra aynı benim gibi sözleşmeli sınıf öğretmeni olan eşimin yanına 2007 yılı şubat ayında eş durumundan tayin isteyecektim ki devletim o yıl sözleşmeli öğretmenlere eş durumu tayini açmadı. Mağdur oldum. Eşim Kahramanmaraş’ta, ben Diyarbakır’da ayrı yerlerde çalıştık 1 yıl. Sebebi ise benim sözleşmeli oluşumdu. Sabır ile ağustos eş durumu tayinini bekledik. Ağustos ayında eş durumundan eşimin yanına geldim. Bu arada ben de hırs yapıp KPSS’ye hazırlandım. Geleceği belli olmayan sözleşmeli öğretmenlikten kurtulmak için sınava hazırlandım. O yıl da kadrolu atamaya yetecek bir puan alıp Şubat 2009’da Gaziantep’e kadrolu atandım. Ama buna çok sevinemedim, çünkü yine eşimden ayrılmıştım. Yine beklemeye başladık ağustos eş durumu atamasını. Ama sonuç yine hüsran oldu. Eşim sözleşmeli öğretmenlere verilen kontenjan azlığından ötürü 2009 ağustos eş durumu tayininde yanıma gelemedi. Sizce eşler bu kadar ayrı yaşayabilir mi? Bu kadar ayrılık doğru mu? Ben her gittiğim okulda gözü yaşlı çocukları bırakmaktan, ayrılıklardan bıktım. Artık evimin olduğunu, evli olduğumu, bir eşim olduğunu bile unuttum. Sonuç; eşim istifanın eşiğinde. 2 yıldır evliyiz ama ayrıyız...”

Özetin özeti: Sayın Çubukçu, diğer konular bir yana parçalanmış öğretmen aileleri, sizden acil çözüm bekliyor.

[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
 
 
 

 

Egitimhane.Com ©2006-2023 KVKK