Bazen bir kareye bakınca zaman durur… Bu fotoğraf da öyle işte. Her şey yerli yerinde ama bir eksiklik var, sessizce bağıran bir boşluk…
Lambanın ışığında anneannemin ördüğü dantelin gölgesi var, çayın buğusunda dedemin elleri. Şu takvimde donmuş tarih ise… ah o tarih…
Anneannemi kaybettiğim gün, elim gitmemiş koparmaya. O gün ne yaşandıysa, o anın hüznü hâlâ duvarda asılı duruyor. Sanki anneannem hâlâ mutfakta seslenebilir gibi, sanki dedem çay koymamı bekliyormuş gibi.
Her şeyden bir parça kalmış ama kimse yok artık çayın yanında oturan.
Zaman durmuş değil ama akmıyor da sanki. Her baktığımda içimden bir şey eksiliyor, ama ne olduğunu anlatmak zor.
Sadece biliniyor. Sadece hissediliyor.
Sükûnet var bu karede…
Ama öyle huzurlu bir sükûnet değil bu, daha çok bir vedanın sessizliği.
İnsan bazen bir lambanın sıcaklığında, bir takvimin köşesinde, dantelin kıvrımlarında büyür… sonra da oralarda kalır.
Ve bazen bir yudum çay, bir ömre eşlik eden en büyük hatıra olur.
“Bütün saadetler mümkün, fakat hiçbirisi devamlı değil…”
Kürk Mantolu Madonna