Okumanın hayatı nasıl dönüştürebileceğine dair, küçük bir kasabanın tozlu sokaklarından kalbin derinliklerine uzanan bir hikaye...
Gökkuşağını Görmeyen Adam
Eski bir kasabanın kıyısında, geçimini hurdacılık yaparak sağlayan Hamdi adında bir adam yaşadı. Hamdi’nin dünyası gridir; paslı demirler, eski gazeteler ve çamurlu sokaklardan ibarettir. Hiç okula gitmemiş, harflerin dünyasına hiç adım atmamıştı. Onun için bir kitap, sadece sobayı tutuşturmak için kullanılan kağıt yığınından başka bir şey değildi.
Bir gün, zengin bir malikanenin kütüphanesini boşaltma işi ona verildi. Kitapları çuvallara doldururken, kapağı kadife kaplı, kenarları yaldızlı küçük bir kitap dikkatini çekti. İçindeki resimler o kadar canlıydı ki, Hamdi hayatında ilk kez bir "eşyayı" satmak yerine cebine koyup eve götürmek istedi.
İlk Kıvılcım
O akşam, gaz lambasının cılız ışığında o kitaba baktı. Resimde bir okyanus ve üzerinde devasa bir gemi vardı. Ama resmin altındaki o garip siyah çizgilerin (harflerin) ne anlattığını bilmiyordu. İçinde daha önce hiç hissetmediği bir eksiklik duygusu belirdi. O gece uyuyamadı.
Ertesi gün, mahallenin küçük kütüphanesine, hayatında ilk kez utana sıkıla girdi. Kütüphaneci hanıma cebindeki kitabı gösterdi. "Burada ne yazıyor?" diye sordu. Kütüphaneci okumaya başladı:
"Zihin, bir paraşüt gibidir; sadece açık olduğunda işe yarar. Dünyayı sadece gözlerinle görürsen yanılırsın; onu kelimelerle hissetmelisin."
Dönüşüm
Hamdi o günden sonra her akşam kütüphaneye uğradı. Kütüphaneci ona sabırla alfabeyi öğretti. İlk kelimesini söktüğünde, sanki gözlerindeki bir perde kalkmıştı. Okudukça, sadece paslı demirleri değil, o demirlerin nasıl dövüldüğünü, başka ülkelerdeki insanların nasıl yaşadığını, yıldızların aslında ne olduğunu keşfetmeye başladı.
Bir yıl geçti. Hamdi yine hurdacılık yapıyordu ama artık o eski Hamdi değildi. Elindeki her kağıt parçasını inceliyor, bulduğu her dergiyi soluksuz okuyordu. Artık sokaklarda yürürken sadece çöp görmüyordu; ağaçların ismini biliyor, kuşların göç yollarını hayal ediyor, insanların yüzündeki kederi bir roman kahramanıymışçasına analiz edebiliyordu.
Sonuç
Bir gün mahalledeki çocuklar ona, "Hamdi Amca, eskiden çok mutsuz görünürdün, şimdi neden hep gülümsüyorsun?" diye sordular.
Hamdi cebinden yıpranmış bir kitap çıkardı ve şöyle dedi: "Çocuklar, eskiden sadece bu dar sokaklarda yaşıyordum. Şimdi ise her akşam okyanusları aşıyor, kutuplara gidiyor, bin yıl önce yaşamış krallarla dertleşiyorum. Okumak, tek bir hayata binlerce hayat sığdırmaktır. Ben artık hiç yalnız değilim."
Unutma: Bir kitap kapağını açmak, aslında kendi zihninin kapısını dünyaya açmaktır.