Konu: Sevdiğimiz Şiirler  (Okunma sayısı 3187167 defa)

ecem13

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 71
  • Teşekkür 1458
    • Çevrimdışı
  • # 04 Tem 2019 00:00:02
Kırılgan bir çocuğum ben
Yüreğim cam kırığı
Bütün duygulardan önce
Öğrendim ayrılığı
Saldırgan diyorlar bana
Oysa kırılganım ben
Gözyaşlarım mücevher
Saklıyorum herkesten
Ürküyorlar gözümdeki ateşten
Ürküyorlar dilimdeki zehirden
Ürküyorlar o dur durak bilmeyen gözükara
cesaretimden
Diyorlar:Bir yanı sarp bir uçurum,
Bir yanı çılgın dağ doruğu.
Oysa böyle yapmasam ben
Nasıl korurum
İçimdeki çocuğu?
Bir yanım çılgın nar ağacı
Bir yanım buz sarayı

Murathan Mungan

munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.646
  • Teşekkür 22267
    • Çevrimdışı
  • # 04 Tem 2019 00:12:11
ABBAS

Haydi Abbas, vakit tamam;
Akşam diyordun işte oldu akşam.
Kur bakalım çilingir soframızı;
Dinsin artık bu kalb ağrısı.
Şu ağacın gölgesinde olsun;
Tam kenarında havuzun.
Aya haber sal çıksın bu gece;
Görünsün şöyle gönlümce.
Bas kırbacı sihirli seccadeye,
Göster hükmettiğini mesafeye
Ve zamana.
Katıp tozu dumana,
Var git,
Böyle ferman etti Cahit,
Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan;
Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.

CAHİT SITKI TARANCI

munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.646
  • Teşekkür 22267
    • Çevrimdışı
  • # 04 Tem 2019 00:13:38
Aşkım İsyandır Benim
 
yanarım; öyle bakma yüzüme yağmur gibi
dağıt kalbini saran hasret bulutlarını
parlasın gözlerinde sonsuzluk usaresi
dalgınlık evlerinin en güzel melikesi
sevemem, tozlu raflar arasına girmeden
çöllerim kandır benim
sevemem, karanlığı bir daha devirmeden
aşkım isyandır benim

N.GENÇ

munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.646
  • Teşekkür 22267
    • Çevrimdışı
  • # 04 Tem 2019 00:31:41
Hıçkırıklar

Saatler bitmiyor yapayalnızım
Gülmek istiyorum,gülemiyorum
Sensiz olmak mıdır hep alınyazım
Bilmek istiyorum,bilemiyorum.

Esirgedin nazlı,hilal kaşını
Harap ettin çiçek kokan başını
Yüreğime akan gözüm yaşını
Silmek istiyorum,silemiyorum.

Sanki her şey efsaneydi,masaldı
Ayrılık ruhumu elimden aldı
Gözlerim yollara takılıp kaldı
Gelmek istiyorum,gelemiyorum.

Göğüs germek için acılarıma
Titreyişlerime,sancılarıma
Seni bir kez olsun avuçlarıma
Almak istiyorum,alamıyorum.

Saçılan bir köpük olmak dilinde
Boğulmak saçının ince telinde
Sır gibi sonsuza değin kalbinde
Kalmak istiyorum,kalamıyorum.

Unutuyor beni sırlı gözlerin
İçimde bir yara işliyor derin
Kulakların,dudakların,ellerin
Olmak istiyorum,olamıyorum.

Bölerek uykunu rüyalarına
O kucak dolusu hülyalarına
Gece gündüz uçup aynalarına
Konmak istiyorum,konamıyorum.

Deli gibi aşık olsa da güle
Kim acır çöllerde öten bülbüle
Bir gün alev alev yanıp da küle
Dönmek istiyorum,dönemiyorum.

Hıçkıra hıçkıra ağlamaktansa
Başına karalar bağlamaktansa
Bu yüreği her gün dağlamaktansa
Ölmek istiyorum ölemiyorum.

Nurullah Genç

ALAMET-i FARİKA

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.051
  • Teşekkür 11158
    • Çevrimdışı
  • # 04 Tem 2019 15:34:13


         h.n.a.


KÖMEN

Analım Tunga Er efsanesini;
Duyalım geçmişin erkek sesini.
Bürüyüp Tanrıdağ’ın çevresini
Yine Gök Türk olalım, El kuralım.

Ötüken-Yış durak olsun da bize
Yürüsün ordular ordan denize.
Çinli baş vermese, gelmezse dize
Kağanın buyruğu vardır: Vuralım.

Anlatılmaz, yüce bir erdem olan
Bu akınlarda bulunmaz yorulan.
Günü geldikçe de bizden sorulan
Kan ve can vergisi olsun…Verelim!

Ülkü uğrunda gönüller delidir.
Kişiler ülkü için ölmelidir.
Tanrı’nın insana değmiş elidir
Şu ölüm adlı güzel şey… Saralım.

Hiç düşündün mü niçindir yaşamak?
Bir görev yapmak içindir yaşamak.

Er kişiysen görevin neyse, başar.
Zevke, eğlenceye hayvan da koşar.

Görüyorsun nice hayvan yığını
Ki yapar sadece hayvanlığını.

Fakat onlar bile kendince yine
Tükürürler Kardeş’in itlerine.

O nasıl olmalı bir ruhu ölü,
Ya da bir canlı, fakat kahpe dölü

Ki sanar durduğu yer it inidir,
Oysa bir şanlı şehitler sinidir.

O fuhuş uzmanı çikletli dişi,
Dişinin en kötü, en köhnemişi,

Kaplamış ruhunu çirkef yosunu,
Hiç umursar mı şehit ordusunu?

Var mıdır onca tivistin ötesi?
Adı üstünde: Köpek sosyetesi!

Yok sayıp sen de bu ruhsuz sürüyü
Kılavuz yap ebedi Gök Börü’yü.

Çıkarıp Ergenekon’dan ulusu
Türk’ü kılsın yine dünya ulusu.

İzleyip Gök Börü’nün gölgesini
Gezelim gel o Kömen ülkesini.

Gönlümün özlemi yerdir orası,
Gürler ufkunda yiğitlik borası.

Orda erdem gözükür, başkası çıkmaz alana.
Kapanıktır kapılar her kovu, her bir yalana.

Orda erler: Kimi arslan, kimi pars’ın eşidir.
Orda kızlar: Güneşin kendi, ayın onbeşidir.

Uğramaz ufkuna asla o yerin yüz karası;
Orda yoktur ne siyaset, ne fikir maskarası.

Yaşamaz öyle bir ortamda küçüklük, kötülük;
Bir alaydan daha üstün savaşır orda bölük!

Sungurun uçtuğu yerlerde barınmaz yarasa;
Ve bütün dirliğin üstünde yürür sade yasa…

Bir düşün başların üstünde kağanlık tuğunu,
Ruh duyar orda ölürken bile Türk olduğunu;

Ölümün zevkini bir süs gibi gönlünde taşır.
Dirilerden daha çok orda şehitler dolaşır.

Bu şehit ordusu varken kuramaz kimse pusu,
Yurt için kan dökülür orda denizler dolusu.

Günümüzden, düşünüp birçok asırlar geriyi
Analım bin kere ölmüş o ölümsüz çeriyi:

Ebedi yiğit!
Adı yok şehit!

Kefenin: Vatan…
Tabutun: Cihan…

Yaşıyor ünün.
Düşünüp övün,

Damarında kan
Bir alev midir?

Yaşaman: Roman;
Ölümün:Şiir.

Sana yok ne taş,
Ne de bir mezar.

Bu hayat: Savaş!
Ebedi uzar.

Eşit olduğun
Şu güneş: Tuğun.

Tabutun: Vatan,
Mezarın: Cihan.

Adı yok yiğit!
Ebedi şehit!..

Onu anmakla görür Türk soyu gökçek Kömeni:
Doludizgin yarışan Tanrıkut’un dört tümeni…

Bin asır geçse de rastlanmaz onun bir eşine,
Buyruk aldım diye ok fırlatıyor evdeşine…

Bidev atlarla kılıp her yolu bir günde yarı
Yıldırımlar gibi dağlardan aşan orduları…

Saygı olsun bu çelik atlıların gök tuğuna,
Tuğu kaldırmış olan orduların başbuğuna.

O nasıl bir yürüyüştür, ne yiğitler katarı!
Kun’u, Gök Türk’ü, Oğuz-Uygur’u, Kırgız’ı, Tatar’ı…

O batırlar ki basıp bağra kucaklar ölümü.
Özgelerden sakınıp kendine saklar ölümü.

Her zaman öyle ağırdır ki yiğitlik kefesi,
Kahramanlar gibi ölmek o günün felsefesi…

Onların sanki başak canları… Durmaz, biçilir…
Toprağın içkisidir kanları, al al içilir.

Tarihin bir olağanüstü ve şahane işi
Kür Şad’ın, Kül Tegin’in, Çağrı Beğ’in ok çekişi…

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 19.767
  • Teşekkür 141094
    • Çevrimiçi
  • # 04 Tem 2019 20:10:21
VİSAL


Beni zaman kuşatmış, mekân kelepçelemiş;
Ne sanattır ki, her şey, her şeyi peçelemiş...
Perde perde verâar, ışık başka, nur başka;
Bir ânlık visal başka, kesiksiz huzur başka.
Renk, koku, ses ve şekil, ötelerden haberci;
Hayat mı bu sürdüğün, kabuğundan, ezberci?
Yoksa göz, görüyorum sanmanın öksesi mi?
Fezada dipsiz sükût, duyulmazın sesi mi?
Rabbim, Rabbim, Yüce Rab, âlemlerin Rabbi, sen!
Sana yönelsin diye icad eden kalbi, sen!
Senden uzaklık ateş, sana yakınlık ateş!
Azap var mı âlemde fikir çilesine eş?
Yaşamak zor, ölmek zor, erişmekse zor mu zor?
Çilesiz suratlara tüküresim geliyor!
Evet, ben, bir kapalı hududu aşıyorum;
Ölen ölüyor, bense ölümü yaşıyorum!
Sonsuzu nasıl bulsun, pösteki sayan deli?
Kendini kaybetmek mi, visalin son bedeli?
Mahrem çizgilerine baktıkça örtünen sır;
Belki de benliğinden kaçabilene hazır.
Hâtıra küpü, devril, sen de ey hayal, gömül!
Sonu gelmez visalin gayrından vazgeç, gönül!
O visal, can sendeyken canını etmek feda;
Elveda toprak, güneş, anne ve yâr elveda!

1982
Necip Fazıl KISAKÜREK


munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.646
  • Teşekkür 22267
    • Çevrimdışı
  • # 05 Tem 2019 00:14:02
OLSAN DA BİR OLMASAN DA

 Artık görünmüyor mevsimde hüzün
 Bulutlar bir garip rüyaya dalmış
 Ufukta güneşi ağlatan yüzün
 Bir mülteci gibi tenhada kalmış
 Toprak yandı gülüm; çeşmeler zehir
 Şimdi bilsen de bir, bilmesen de bir

 Kaç kere çağırdım seni öteden
 Turnalar uçurdum gittiğin yere
 Bin parça eyledin kalbimi neden
 Ruhum bir başına düştü göklere
 Bana tebessümle bakıyor kabir
 Şimdi gülsen de bir, gülmesen de bir

 Derdimin yangını sardı gölgeni
 Bir mahkûm kanıyla aktı izlerin
 Deniz ölesiye severken seni
 Neden gemileri yaktı gözlerin
 Yıkıldı yolunu bekleyen şehir
 Şimdi gelsen de bir, gelmesen de bir

 Yağmurun inceden yağdığı yerde
 Açan gül acıyı damıtır solar
 Ağustos böceği düşünce derde
 İçine kuşların sevdası dolar
 Ölü bir mahzene gömüldü kibir
 Artık sevsen de bir, sevmesen de bir

 Çatladı en kavi yerinden tohum
 Kıvılcım düşürdü sulara gonca
 Her akşam ölümü koklayan ruhum
 Seni de kuşanır hakan olunca
 Bu yerde bilinir destan-ı kebir
 Şimdi kalsan da bir, kalmasan da bir

 Zaman ki, ardımda pervane şimdi
 Mekân defineler döktü yoluma
 Fırtınadan umut bekleyen kimdi
 Söyle, deniz neden gömüldü kuma
 Zindan çöktü gülüm; kırıldı zincir
 Benim olsan da bir, olmasan da bir

NURULLAH GENÇ

ferdem

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 4.336
  • Teşekkür 26529
    • Çevrimdışı
  • # 05 Tem 2019 01:04:59
"Kendime Şiir"

Başını hep dik tut!
Yıldızlar altından geçmemiz gerek...
Hangi yolu seçersen seç;
Sonunda ölüm var!
Ve her şey bitecek.
Ve sen de öleceksin.
Bu dünya da ölecek
Bu yüzden başını hep dik tut!
Aliya İZETBEGOVİÇ

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 19.767
  • Teşekkür 141094
    • Çevrimiçi
  • # 06 Tem 2019 18:17:09
Ne İnsanlar Gördüm

Âah ah... Ne insanlar tanidim hey! 
Hep hikaye roman çikti. 
Kimi dedim agir bir sey, 
Tarttim baktim gram çikti. 

Kimi beni veli yapti, 
Kimi beni deli yapti. 
Kimi yigit rolü yapti, 
Emdigi süt haram çikti. 

Kimi ates duman tütmez, 
Gövde saglam, güç müç yetmez. 
Gel gelelim iflah etmez. 
Mayasinda verem çikti. 

Kimi kirli, pasli idi, 
Kimi süslü, püslü idi, 
Kimi sahte asli idi, 
Kimi sahte kerem çikti. 

Hele hele en çok yandiklarim 
Kabuguna kandiklarim 
Ak alinli sandiklarim 
Yüzü gözü krem çikti. 

Eksik oldu biraz tarif, 
Kimi kaba, kimi zarif, 
Hepsi böyle degil ARIF; 
Kimi çôk muhterem çikti. 
  
                     Ozan Arif

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 19.767
  • Teşekkür 141094
    • Çevrimiçi
  • # 08 Tem 2019 09:03:59
Yıllar Sonra Öğrendim ki ;
 
Öğrendim ki.. Kimseyi sizi sevmeyi zorlayamazsınız.Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz, gerisini karşı tarafa bırakırsınız.

Öğrendim ki.. Güveni geliştirmek yıllar alıyor,yıkmak bir dakika.

Öğrendim ki.. Hayatında nelere sahip olduğun değil kiminle olduğun önemli.

Öğrendim ki.. Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek.

Öğrendim ki.. İnsanların başına ne geldiği değil o durumda ne yaptıkları önemli.

Öğrendim ki.. Ne kadar küçük dilimlersen,dilimle her işin iki yüzü var.

Öğrendim ki.. Olmak istediğim insan olabilmem çok vakit alıyor.

Öğrendim ki.. Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek,hangisi son görüşmek olacak bilemiyorsun.

Öğrendim ki.. Bittim dediğin andan itibaren pilinin bitmesi daha çok var.

Öğrendim ki.. Kahraman dediğimiz insanlar bir şey yapılması gerektiğinde,yapılması gerekeni şartlar ne olursa olsun yaparlar..

Öğrendim ki.. Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor.

Öğrendim ki.. Bazı insanlar sizi çok seviyor ama bunu nasıl göstereceğini bilmiyor.

Öğrendim ki.. Düştüğün zaman seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları kaldırmak için elini uzatır.

Öğrendim ki.. İki insan aynı şeye bakıp tamamen farklı şeyler görebilir.

Öğrendim ki.. Aşık olmanın ve aşkı yaşamanın çok çeşidi vardır

Öğrendim ki.. Hiç tanımadığın insanlar,ki saat içinde senin hayatını değiştirir.

Öğrendim ki.. Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatır.

Öğrendim ki.. Duvarda asılı diplomalar insanı insan yapmaya yetmez.

Öğrendim ki.. Tecrübenin kaç yaş günü partisi yaşadığınızla ilgisi yok,ne tür deneyimler yaşamanızla var.

Öğrendim ki.. Ne kadar yakın olursa olsunlar en iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir, onları affetmek gerekir.

Öğrendim ki.. Bazen başkalarını affetmek yetmiyor.Bazen insanlar kendisini affedebilmesi gerekiyor.

Öğrendim ki.. Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.

Öğrendim ki.. Şartlar ve olaylar kim olduğumuzu etkilemiş olabilir.Ama ne olduğunuzdan kendimize sorumluyuz.

Öğrendim ki.. İki kişi münakaşa ediyorsa,bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez.

Öğrendim ki.. Her problem kendi içinde bir fırsat saklar.Ve problem fırsatın yanında cüce kalır.

Öğrendim ki.. Sevgiyi çabuk kaybediyorsun,pişmanlığın yıllar sürüyor..
 

Gül Rengi

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.697
  • Teşekkür 43480
    • Çevrimdışı
  • # 08 Tem 2019 10:23:53
ölümden sonra kalktığımızda gülceğizim
bakmışız herşey eskisi gibi
herşey nasıl bıraktıysak öyle;
renkler kokular biçimler
yerli yerinde hepsi;
ne desenlerde bir kayma
ne konturlarda bir geçişme
dogal büyüklüğünde şeyler
dağlar dereler gökler..
suyun akışı aynı
havanın hafifliği toprağın terkibi..
yüzler maskeler kalpler
hepsi hatırda kaldığı gibi..

ve önce sen uyanmışsın yine gülceğizim
her sabah olduğu gibi
hafiften sarsarak omzumu
yine sen uyandırmışsın
bu ölüm uykusundan da beni
bakmışız yine kör kütük sevdalıyız
yine aklımız fikrimiz birbirimizde..
hem öyle yitip gitmişizki
birimiz ötekinde
bakmışız herşey, evet hatırladığımız gibi
herşey yerli yerinde fakat
bir tek bizim yüzlerimiz
resimlerimiz
bir tek bizim kemiklerimiz
karışmış birbirine
senin çene kemiklerin
benim yüzümde gülüm
benim elmacık kemiklerim
senin yüzünde!..

cahit koytak'

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 19.767
  • Teşekkür 141094
    • Çevrimiçi
  • # 10 Tem 2019 16:25:39
VERDİM CANIMI GİTTİ 

Nerde bir topluluk görürsen, tellal, 
hiç durma, bağır: 
Kaçan bir kul gördünüz mü ey insanlar, de, 
tertemiz kokan bir kul gördünüz mü, 
ay parçası bir yüzü var, 
baştanbaşa fitne. 

Savaş vakti tez gider, de , tellal, 
barış vakti uysal olur, de. 

Nerde bir topluluk görürsen, tellal, 
hiç durma, bağır: 
İnce boylu, güler yüzlü, tatlı sözlü, 
tez canlı, çevik bir kul gördünüz mü? 
Sırtında bir al kaftan taşıyor. 

Kucağında bir rebap, elinde bir yay var, de , tellal, 
Çaldığı hep güzel, hep sıcak havalar, de. 

Nerede bir topluluk görürsen, tellal, 
hiç durma, bağır: 
Onun bağından bir meyva devşiren var mı ey insanlar, de, 
onun gül bahçesinden bir demet gül deren var mı? 

İş ki çıksın bir habercik getirsin biri ondan bana, tellal 
çıksın biri ondan bana bir şeyler desin iş ki, 
söyle, verdim canımı ona gitti, telal, 
verdim ona gitti.

 Mevlana Celaleddin Rumi


bergüzar

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 1.023
  • Teşekkür 9299
    • Çevrimdışı
  • # 15 Tem 2019 16:08:41
Yitik Seviler

 Nice dostu yarım ilişkilerde
 Bırakır da gideriz. 
Yaşamak bir uzun yolculuk ki
 Bitirmeden biteriz.   
Bir zamanlar bir yerlerde 
Nasıl da içtendi... 
Bir yarım yüz şimdi sislerde silik 
Dalar gideriz, kimdi.   
Kalır belki tek-tük 
İzleri canlı bir yüz. 
Esen hoyrat rüzgarıdır yaşamın
 Siler onu da çok sürmez.   
Kıl-ince kurallarda nice yürek
 Ezilir örselenir 
Nerde başlar bir sevi nasıl biter, 
Kim bilir? ...   
Şükrü Erbaş

bergüzar

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 1.023
  • Teşekkür 9299
    • Çevrimdışı
  • # 15 Tem 2019 16:31:59
Kalsam,
Sığdıramam
Bu deli maviyi ihanet kokan soluğuna
Metropollerin.

Üşür gözlerimde yediveren tomurcuk,
Yedi göğün yıldızları.
Yüreğimde bir maral ağlar,
Hangi suya eğilsem.

Ellerimin
Dikiş tutmazlığı
Ellerine teyellenmişken,
Bağlıydım hayata
Ama şimdi
Çözüldüm her anlamda.
Tırnaklarım etimden ayrıldı çünkü.
Çünkü beklenenden tez düştü ak’lar çocuk sakallarıma .
Çünkü kırıldım saç uçlarıma kadar!

Ve.
Haziran gibiydi çocuklar, yakmayan sıcaklıklarıyla
Yüzlerinde yüzlerce iklim,
Alabildiğine savunmasız, ürkek ve masum .
Ve böyle temizken hayat ne büyük günah işledik büyümekle.
Hani diyorum ya ; umuda gülümse hep,
Aç gözlerini, yosun tutmuşsa da zaman, aldırma!
Sen, çoktan kapamışsın gözlerini,
Yüzünde buruk bir gülümseyişi hediye bırakarak.

Artık çıkarım bulanık köpüklü dalgalardan.

Ağlamam bu sefer inan,
Yıkıldığında kumdan şatolarım.
Hem artık güneş çizmeyi öğrendim.
Gözlerime hükmetmeyi, susmayı, tırnağımı daha derinden koparıp,
Hıçkırıklarımı tam sol yanımda yok etmeyi.
Gizlemeyi ama bi yağmurda geçmiyor söz işte,
Yüreğime.
O ağlıyor ben damlıyorum .
Bakma büyümüş gibi yapıyorum.

Şiirler, Cahit Zarifoğlu

munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.646
  • Teşekkür 22267
    • Çevrimdışı
  • # 16 Tem 2019 00:41:40
"Meğer ne doldurulmaz bir derinlikmiş yokluğun.
 Kaderde bu sensizlik de varmış.
Her insanın yüzünde sana benzeyen bir şey aramak da varmış. Sesini duymak varmış şarkılarda.
 Bütün kitaplarda seni okumak varmış.
Meğer ne dayanılmaz bir şeymiş yokluğun

 Kağıtlara seni yazmak varmış, renk renk düşünmek varmış seni Çiçek çiçek koklamak varmış.
Artık hiç yazmasan da olur hiç gelmesen de..
 Meğer ne türlü bir ölümmüş yokluğun…"
 
Ümit Yaşar Oğuzcan

 

Egitimhane.Com ©2006-2023