Sevdiğimiz Şiirler

Çevrimdışı Tolstoyevski

  • B Grubu
  • 24.726
  • 258.606
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • 24.726
  • 258.606
  • 3. Sınıf Öğretmeni
09 Haz 2011 17:38:30
Desem Ki

Desem ki vakitlerden bir Nisan aksamidir,
Ruzgarlarin en ferahlaticisi senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanlarin en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardim ciceklerin en solmazini,
Topraklarin en bereketlisini sende surdum,
Senden tattim yemislerin cumlesini.

Desem ki sen benim icin,
Hava kadar lazim,
Ekmek kadar mubarek,
Su gibi aziz bir seysin;
Nimettensin, nimettensin!

Desem ki...
Inan bana sevgilim inan,
Evimde senliksin, bahcemde bahar;
Ve soframda en eski serap.
Ben sende yasiyorum,
Sen bende hukum surmektesin.
Birak ben soyleyeyim guzelligini,
Ruzgarlarla, nehirlerle, kuslarla beraber.
Gunlerden sonra bir gun,
Sayet sesimi farkedemezsen,
Ruzgarlarin, nehirlerin, kuslarin sesinden,
Bil ki olmusum.
Fakat yine uzulme, musterih ol;
Kabirde boceklere ezberletirim guzelligini,
Ve neden sonra
Tekrar duydugun gun sesimi gokkubbede,
Hatirla ki mahser gunudur
Ortaliga dusmusum seni ariyorum.

Cahit Sıtkı Tarancı

Çevrimdışı yiğidoğ

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • 43
  • 363
  • 43
  • 363
09 Haz 2011 18:11:07
Bıraksaydında Sensiz Kalsaydım

Keşke hep masum kalsaydın benim için,
Uzaktan ve duvarlara dayanarak izleseydim seni.
Keşke tanışmamıza hiç fırsat olmasaydı.
Ve seni hayatıma şeker misali karıştırmasaydım.
Hayat kavramım senden ibaret olmasaydı keşke.
…Seni hayatımın öznesi yaptım da ne oldu ?
Her gece bir acı, her anımda yaralı bir kalp…
Öznesi olmayan bir hayata mahkûm bir nesne kaldım sayende.
Oysa ne kadar masumdun önceleri,
Bir gülerdin dünya gülerdi sanki.
Kazara göz göze gelsek yıkılırdı içim.
Öpülesi bir el uzanırdı tenime,
Dokunurdu içime işlercesine.
Ne güzeldi eskiden, uzaktan seyreder,
En yakınlarıma anlatırdım seni.
Ne masumdun sen bana.
Aniden çıkınca karşıma,
Yağmuruna kavuşmuş toprak misali sevindi yüreğim

Can Yücel

Çevrimdışı yiğidoğ

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • 43
  • 363
  • 43
  • 363
09 Haz 2011 18:17:39
Hoşçakal Kandığım Son Yalanım..

Bugün seni ayrılığa veriyorum,
bir bir içimden söküyorum sana adadığım o pembe düşlerimi...
Bugün seni gözyaşımla gömüyorum,
sensiz yazdığım şiirlerin en ücra köşelerine...

Bugün gecelere katıyorum seni ve anılarımızı...
felaket bir fırtınayla uğurluyorum yağmurlara...
Zamanı durdurup, çıkarıyorum saatimi kolumdan,

bir köşeye oturup,
hıçkırıklarıma boğuyorum seni, sana dair sözlerimi...
Hiçbir hüzün bugün kadar hüznünü akıtmamıştı yüreğime...
Diz kapaklarım bedenimi taşımıyor ayrılığın son gecesinde.
artık çalmıyor telefonlarım,

Bugün ayrılığın son gecesi,
sensizlikmiş bugünün hediyesi...
uykusuz ve yorgun göz kapaklarım bu gece...

suskunum...! !

sesim çıkmaz,
yüregim yanıyor.
kimse anlamaz.

bu gece ölüm kokuyor duvarlarım...
bitti artık umutlarım.

elveda ayrılığa adadığım adamım...

elveda öldürdüğüm senli anılarım,

hoşçakal kandığım son yalanım...

16-03-2010




Mustafa Hebip
 

Çevrimdışı akkaya33

  • Bilge Üye
  • *****
  • 2.105
  • 12.726
  • 2.105
  • 12.726
09 Haz 2011 18:59:53
 Gitmelerin Mevsimi

Bugünlerde herkes gitmek istiyor.
Küçük bir sahil kasabasına,
Bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara…

Hayatından memnun olan yok.
Kiminle konuşsam aynı şey…
Herşeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.

Öyle “yanına almak istediği üç şey” falan yok.
Bir kendisi.
Bu yeter zaten.
Herşeyi, herkesi götürdün demektir.
Keşke kendini bırakıp gidebilse insan.
Ama olmuyor.

Hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor.
Yani herşeyi yüzüstü bırakmak göze alınmıyor.

Böyle gidiyoruz işte.
Bir yanımız “kalk gidelim”,
öbür yanımız “otur” diyor.

“Otur” diyen kazanıyor.
O yan kalabalık zira…
İş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,
Güvende olma duygusu…
En kötüsü alışkanlık.
Alışkanlığın verdiği rahatlık,
Monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.
Kalıyoruz…
Kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz.

Evlenmeler…
Bir çocuk daha doğurmalar…
Borçlara girmeler…
İşi büyütmeler…
Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.

Misal ben…
Kapıdaki Rex’i bırakıp gidemiyorum.
Değil bu şehirden gitmek,
İki sokak öteye taşınamıyorum.
Alıp götürsem gelmez ki…
Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında,
Herkes onu, o herkesi seviyor.
Hangi birimizle gitsin?

“Sırtında yumurta küfesi olmak” diye bir deyim vardır;
Evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin,
Kendi imalatımız küfeler.

Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.
Ölüm var zira.
Ölüme inat tutunmak lazım,
İnadına kök salmak lazım.

Bari ufak kaçışlar yapabilsek.
Var tabii yapanlar, ama az.
Sadece kaymak tabakası.
Hepimiz kaçabilsek…
Bütçe, zaman, keyif… Denk olsa.
Gün içinde mesela…
Küçücük gitmeler yapabilsek.

Ne mümkün.
Sabah 9, akşam 18
Sonra başka mecburiyetler
Sıkışıp kaldık.
Sırf yeme, içme, barınmanın bedeli
Bu kadar ağır olmamalı.

Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
Bir ömür karşılığı, bir ömür yani.
Ne saçma…
Bahar mıdır bizi bu hale getiren?
Galiba.

Ben her bahar aşık olmam ama
Her bahar gitmek isterim.
Gittiğim olmadı hiç,
Ama olsun…
İstemek de güzel
                                     Can Yücel

Çevrimdışı munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • 4.644
  • 22.408
  • Birleştirilmiş Sınıf
  • 4.644
  • 22.408
  • Birleştirilmiş Sınıf
09 Haz 2011 19:02:54
Düşlerimi öreceğim bu şehrin kaldırımlarına,ve bir kenti zarfa muhürleyip kırgın... bir bakışta saklayaçağım,şimdi ise gönlümün bedenine baş kaldırdığı yerdeyim bu akşam...Yıllanmış şarap tadındaki dudakların bir şey mi söylüyor,yoksa yine yetmedimi seni tarif etmelerim ey uzak uzak baktığım,gamzelerinden taşıveren mutluluklarına, Bir şarkıda vurulan umutlarımı karıştırabilirim,tekbaşınalığın farkındalıklarından karanlığı yırtarcasına Yalnızlığından seni kaçırabilirmiyim..? Ben, şimdi nasıl özlüyorum bilemezsin seni koklayışımı..! ve çiçek kokuları gibi soluğunda yaşamayı...Sancılarla örülmüş bir ömürden geliyorum ey hayat, acılarla örülmüş bir ömürden,Kırgınlıklar kolay iyleşmeyen yaralardır biliyorum... Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de kanınıza karışan ilkel acı,sessizce boşalan gözyaşların,birikmişliğin oldum..Son ses dinlediğin bir şarkının nakaratı oldum, dilinin ucuna gelip de söyleyemediğin kelimeler,sesin hep uzakları çağırıyordu, ben üstüme alındım, sana geldim..hasretinle baştan ayağı sen olmuş hallerimde!hani olmaz ya, olsun istiyorum!!! çık gel, istiyorum!!! onca aciyi, onca siziyi, bu ani görmek için yaşadin demeni istiyorum!!!… ansızın öyle bir gel ki, hasretinle deli olmadan, seni gördüğüm an delireyim istiyorum!…bedenimi teslim alan hüzün , ruhumu çepcevre saran kırık düşler ve icimde senden bana kalan cam kırıkları var… hic kimse dindiremez ayrılıgın sessiz ama yürekten gelen isyanlarını. bir gece yarısı odanın perdelerini arala ve kösebasında avare cesine bekleyen bir adamı göreceksin.o kisi benim.seni unutmak o kadar zor ki , sen gitsen de kendi kalbine cekilsen de ruhunun karanlık köselerine benim kalbimde senin bana yasattıgın mutlulukların ayak izleri var …

Eskimeyen Zaman YakupHan Ulu.
‎.

Çevrimdışı Tolstoyevski

  • B Grubu
  • 24.726
  • 258.606
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • 24.726
  • 258.606
  • 3. Sınıf Öğretmeni
09 Haz 2011 19:14:18
Bir Gün Anlarsın

Uykuların kaçar geceleri
Bir türlü sabah olmayı bilmez
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya
Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
Ne çarşaf halden anlar, ne yastık
Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın
Onun unutamadığın hayali
Sigaradan derin bir nefes çekmişcesine dolar içine
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın
Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu
Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin
Gün gelir de sesini bir kerecik duymak için
Vurursun başını soğuk taş duvarlara
Büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın
Duyarsın
Ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın
Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin
Niçin yaratıldığını
Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini
Uzun uzun seyredersin de aynalarda güzelliğini
Boşuna geçip giden yıllarına yanarsın
Dolar gözlerin için burkulur
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın
Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların
Sevilen gözlerin erişilmezliğini
O hiç beklenmeyen saat geldi mi
Düşer saçların önüne ama bembeyaz
Uzanır gökyüzüne ellerin
Ama çaresiz
Ama yorgun
Ama bitkin
Bir zaman geçmiş günlerin uykusuna dalarsın
Sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler acı
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın
Bir gün anlarsın hayal kurmayı
Beklemeyi
Ümit etmeyi
Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi
Lanet edersin yaşadığına
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın
O zaman bir çiçek büyür kabrimde kendiliğinden

Seni sevdiğimi işte o gün anlarsın

Ümit Yaşar Oğuzcan

Çevrimdışı munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • 4.644
  • 22.408
  • Birleştirilmiş Sınıf
  • 4.644
  • 22.408
  • Birleştirilmiş Sınıf
09 Haz 2011 19:29:52
İSTİYOR-UM..

Tülden bir örtü gibi üstümdeki karanlık
Ne sabah olsun şimdi, ne de girsin aydınlık
Gizli bir pınar gibi içine ılık ılık
...Göz yaşı olup da hep akmak istiyorum..

Okşadıkça tenini vücudun titremeli
Bakışın gözlerimde mum olup erimeli
Seni uzaktan değil, işte böyle sevmeli
Hasreti bir kenara fırlatmak istiyorum..

Bütün pişmanlıkları atarak bir kenara
Varsın yine kanasın içimdeki bu yara
Yıllar yılı bekledik gelmedi bize sıra
Eğer günahsa günah, ben yanmak istiyorum..

                                Ali SÖNMEZ

Çevrimdışı seço58

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3.343
  • 41.711
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • 3.343
  • 41.711
  • 4. Sınıf Öğretmeni
09 Haz 2011 19:48:18
İkimizde acemi birer aşıktık o zamanlar
Sen yollarda eski bir aşka ağlıyordun
Bense kendimi usta sanıyordum bu işlerde
Ve yağmur gibi akıp giden yıllardan
Geriye ne kaldığını bilmiyordum seni tanıyana kadar
Ama farkındaydım yinede
Ne zaman seninle olsam
Tanıdık bir kuş cıvıltısıyla uyanırdım her sabah
Şimdiyse kırılgan mektuplar yazıyorum
Hangi adrese göndereceğimi bile bilmeden
Malumun olsun ben sende ülkemi sevdim
Hüzün dolu yağmurlarla taşan boynu bükük nehirleri
Ben sende yolları sevdim
Dallarına hiçbir kuşun konmaya bile yanaşmadığı ağaçlarla
Kaplı yolları
İkimizde acemi birer aşıktık aslında
Ne yapacağımızı bilmeden serseri dolaşırdık sokaklarda

Çevrimdışı ogrtmn35

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 17.474
  • 177.662
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • 17.474
  • 177.662
  • 1. Sınıf Öğretmeni
09 Haz 2011 21:05:54
NEYDİ

Neydi bir arada tutan şey ikimizi.
Sevgi değilse ,aşk değilse neydi.
Onca yemin , onca söz.
O kısacık günlerin adı heves miydi.
Herşeyden ,herkezden vazgeçiren.
Bunca acı ,bunca gözyaşı aşk değilse.
Aşk denilen şey neydi.

Biz şimdi neyi yitirdik de bu haldeyiz.
Sen uzak ,ben uzak.
İkimizde ayrı hüzünlerindeyiz ayrı şehirlerin.
Ayrı ayrı yorgunluklar.
Tükenen hayaller ,umutlar.
Ve çekilen onca hasret.
Neydi kaybettiğimiz şey ,neydi.

Sen miydin haklı olan son noktada.
Ben miydim her şeyi bir anda kaybeden.
Neydi o günlerde bizi biz yapan.
Baktığında gözlerini parlatan şey neydi.
Bir arada tutan sevgi değilse eğer
Bizi birleştiren şey neydi....

Çevrimdışı munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • 4.644
  • 22.408
  • Birleştirilmiş Sınıf
  • 4.644
  • 22.408
  • Birleştirilmiş Sınıf
09 Haz 2011 21:09:50
Bingöl Çobanları

Daha deniz görmemiş bir çoban çocuğuyum.
Bu dağların eskiden aşinasıdır soyum.
Bekçileri gibiyiz ebenced buraların,
Bu tenha derelerin, bu vahşi kayaların
Görmediği gün yoktur sürü peşinde bizi
Her gün aynı pınardan doldurup testimizi
Kırlara açılırız çıngıraklarımızla.
Okuma yok, yazma yok, bilmeyiz eski yeni,
Kuzular bize söyler yılların geçtiğini,
Arzu, başlarımızdan yıldızlar gibi yüksek;
Önümüzde bir sürü, yanımızda bir köpek,
Dolaştırıp dururuz aynı daüssılayı.
Anam bir yaz gecesi doğurmuş beni burda,
Bu çamlıkta söylemiş son sözlerini babam;
Şu karşıki bayırda verdim kuzuyu kurda,
"Suna"mın başka köye gelin gittiği akşam,
Gün biter, sürü yatar ve sararan bir ayla,
Çoban hicranlarını basar bağrına yayla.
Kuru bir yaprak gibi kalbini eline al,
Diye hıçkırır kaval:
Bir çoban parçasısın, olmasan bile koyun,
Daima eğeceksin başkalarına boyun;
Hülyana karışmasın ne şehir, ne de çarşı,
Yamaçlarda her akşam batan güneşe karşı
Uçan kuşları düşün, geçen kervanları an,
Madem ki kara bahtın adını koydu çoban!
Nasıl yaşadığından, ne içip yediğinden,
Çıngırak seslerinin dağlara dediğinden
Anlattı uzun uzun.
Şehrin uğultusundan usanmış ruhumuzun
Nadir duyabildiği taze bir heyecanla,
Karıştım o gün bugün bu zavallı çobanla
Bingöl yaylalarının mavi dumanlarına,
Gönlümü yayla yaptım Bingöl çobanlarına.



Kemalettin Kamu

Çevrimdışı nevin07

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1.313
  • 3.610
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • 1.313
  • 3.610
  • 2. Sınıf Öğretmeni
09 Haz 2011 21:10:47
ÜŞÜYORUM
Bir coşku var içimde bu gün kipır kıpir
Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum
Gözlerim parke parke taş duvarlarda.
Açılıyor hayal pencerelerim
Hafif bir rüzgar gibi süzülüyorum

Kekik kokulu koyaklardan aşÄrak
Güvercinler ülkesinde dolaşıyor
Bir çeşme başı arıyorum
Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp
Mis gibi nane kokuları arasında
Ruhumu,,dinlemek istiyorum

Zikre dalmış her şey
Güne  gülümserken papatyalar
Dualar gibi yükselir…ümitlerim
Güneşle kol kola kırlarda koşarak
Siz peygamber çiçekleri toplarken
Ben çeşme başında uzanmak istiyorum

Huzur dolu içimde
Ben sonsuzluğu düşünüyorum
Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
Durun kapanmayın pencerelerim
Güneşimi kapatmayın!..
Beton çok soğuk üşüyorum..

M.YAZICIOĞLU

Çevrimdışı Tolstoyevski

  • B Grubu
  • 24.726
  • 258.606
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • 24.726
  • 258.606
  • 3. Sınıf Öğretmeni
09 Haz 2011 21:39:37
Gül (yine hüzün )

bitir bu işkenceyi , sende artık bana gül
dokundurma elini pıhtılaşan kana gül
bahçe boş ;çeşme kuru ; nerde bostancıbaşı
gelde feryâd ü figân etme bu hüsrâna gül
yıllarca yatağında uyudum semenderin
çakallar yuvalandı bizim olan hana gül
unuttum gökkuşağı altındaki resmini
nice bühtan ettiler eski bir sultana gül
kâinat oluk oluk boşalırken içimden
yağmur damlası bile olamadım sana gül

uzandığım her hayal tutuşturdu ömrümü
her yangınla yeni bir yangın düştü cana gül
ya öldür , yarasalar okşasın cesedimi
ya da terkedip gitme beni bu isyâna gül
dinle ki , en ölümcül şarkımı söylüyorum
darağacı kurdular döndüğüm her yana gül
nasıl sevişiyorsun kırkayakla , çıyanla
hani boyun bükmüştün ebedî fermana gül
meğer bir yanılgının zinciriymiş umudum
güvenimi yitirdim şimdi her dermana gül.

Nurullah Genç

Çevrimdışı eylulada1

  • Bilge Üye
  • *****
  • 4.164
  • 47.324
  • 4.164
  • 47.324
09 Haz 2011 22:18:52
ANLADIM
Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım.

Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,Kendi yolumu çizdiğimde anladım.
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat,okuyarak,dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..

Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım...
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım.. Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım..

Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..
Fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..
''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ''git'' dediğimde anladım..

Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum''diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım...

Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak,
Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş, Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım..

Sevgi emekmiş,Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar
sevmekmiş...


Can YÜCEL

Çevrimdışı suatin

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 12.659
  • 57.220
  • Müdür Yardımcısı
  • 12.659
  • 57.220
  • Müdür Yardımcısı
09 Haz 2011 22:33:14
Seviyor beni , Seviyor işte ..
Bak .. Görmüyormusun anne ?
Kollarını açtı bana , beni çağırıyor yanına ..
O kadar güzel ki ..
Hadi anne ..
Söyle abilerede çıkarsınlar şu gömleği ..
Çok dar , kollarımı acıtıyor iyice ..
Söyle .. Söyle de engel olmasınlar daha fazla ..
Koşayım sevdiğime .. Sarılayım ona anne ..
Deli muamelesi yapmasınlar bana ..
Onlardan daha zekiyim ben..
Senin oğlunum çünkü ..!
Deli değil .. Sadece aşığım anne ..
Ne var yani onu çok özlüyorsam ..
Her yerde hayalini görüyorsam ..
Her gün yattığı yeri ziyaret ediyorsam ..
Ben,ben yapamadım anne ..
O beni bu dünyada yalnız bıraktı ama
Ben seni bırakamadım ANNE ..
Sende beni bırakma bunlara ..
N'olur .. N'olurr .. Yardım Et ANNE ..

Çevrimdışı nurdan81

  • Uzman Üye
  • *****
  • 705
  • 2.728
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • 705
  • 2.728
  • 4. Sınıf Öğretmeni
09 Haz 2011 22:38:25
Ben Gene Sana Vurgunum

Seneler sürer her günüm,
Yalnız gitmekten yorgunum;
Zannetme sana dargınım,
Ben gene sana vurgunum.

Başkalarına gülsem de,
Senden uzakta kalsam da,
Sevmediğini bilsem de
Ben gene sana vurgunum.

Dağları aşınca başım,
Geri kaldı her yoldaşım,
Gel sevgilim, gel kardaşım,
Ben gene sana vurgunum.

Gönlüm seninkine yardı,
Aynı şeyleri duyardı;
Ayaklarımız uyardı...
Ben gene sana vurgunum.

Sabahattin Ali


 


Egitimhane.Com ©2006-2023 KVKK